Avrupa'yı etkisi altına alan aşırı sıcak hava dalgası sonrası sosyal medyada gündeme gelen "Avrupa 40 derecede zorlanıyor, Türkiye'de ise 46-47 dereceyi görüyoruz" yorumlarına Meteoroloji Mühendisi Kutay Mıhlıardıç yanıt verdi.

Mıhlıardıç'a göre sıcaklığın etkisi yalnızca termometrede görülen değerle ölçülmüyor. Coğrafi koşullar, nem oranı, güneşlenme süresi ve altyapı gibi birçok etken hissedilen sıcaklığı önemli ölçüde artırıyor.

Uzman isme göre Orta ve Kuzey Avrupa'da yaz aylarında gündüz süresi 18 ila 22 saate kadar çıkıyor. Güneşin uzun süre etkili olması nedeniyle toprak ve binalar saatler boyunca ısınıyor, geceleri ise yeterince soğuyamıyor.

Bir diğer etken ise hava kirliliğinin düşük olması. Avrupa'da aerosol miktarının az olması nedeniyle güneş ışınları daha doğrudan yeryüzüne ulaşıyor ve hissedilen sıcaklık daha yüksek oluyor.

Mıhlıardıç, Avrupa'daki binaların kış aylarında ısıyı içeride tutacak şekilde yalıtıldığını, klima kullanımının ise birçok bölgede yaygın olmadığını belirterek, bu durumun evlerin geceleri dahi yüksek sıcaklıkta kalmasına neden olduğunu ifade etti.

Yüksek nem oranının da sıcak havanın etkisini artırdığını vurgulayan Mıhlıardıç, özellikle nehir ve kıyı kentlerinde nem nedeniyle terlemenin zorlaştığını, bunun da insan vücudunun kendini soğutmasını engelleyerek sıcak çarpması riskini artırdığını söyledi.

Ayrıca Avrupa'nın özellikle kuzey kesimlerinde yaşanan bu sıcaklıkların, bölgenin uzun yıllardır alışık olduğu iklim koşullarının çok dışında olduğunu belirten Mıhlıardıç, altyapının ve toplumun bu seviyedeki sıcaklıklara hazırlıklı olmadığını dile getirdi.

Meteoroloji mühendisine göre tüm bu etkenler bir araya geldiğinde, Avrupa'da ölçülen 35 derecelik sıcaklık bazı koşullarda Türkiye'deki 45 derecelik sıcaklıktan daha bunaltıcı ve daha riskli hissedilebiliyor.

Muhabir: Mehmet Yaman