Güncel

Trump'ın Barış Kurulu'nun Gazze planı sızdı! Dokunulmazlık ve mülklere el koyma

The Guardian'ın ulaştığı taslak belgeye göre, Donald Trump'ın başkanlığındaki BM destekli Barış Kurulu, Gazze'deki faaliyetleri nedeniyle kendisi ve bağlı personeline geniş kapsamlı yasal dokunulmazlık sağlamayı planlıyor. Taslakta ayrıca kurulun Gazze'deki kamuya ait bina ve tesisleri ücretsiz kullanabilmesine imkan tanınması öngörülüyor.

Abone Ol

The Guardian'ın elde ettiği karar taslağına göre, Donald Trump tarafından bu yılın başlarında Gazze'yi yönetmek üzere duyurulan ve Birleşmiş Milletler tarafından onaylanan Barış Kurulu, kendisine geniş kapsamlı yasal dokunulmazlık tanımayı planlıyor.

Taslak metin ayrıca, örgütün Gazze'deki kamu mülklerini "ücretsiz" şekilde edinmesine de imkan tanıyor.

"Sensitive but unclassified" yani "hassas ancak gizli olmayan" ibaresi taşıyan dört sayfalık karar taslağı, Barış Kurulu'nun her üyesine, kurulun idari uzantısı olan Yüksek Temsilcilik Ofisi'ne, Gazze'de görev yapması planlanan Filistinli teknokratlara, uluslararası askeri güçlere ve bölgede çalışacak yerleşik olmayan yüklenicilere geniş koruma sağlıyor.

Taslakta dokunulmazlık kapsamındaki hukuki süreçler, "Gazze'deki mahkemelerde ya da diğer kurumlarda herhangi bir tutuklama, gözaltı veya yasal işlem" olarak tanımlanıyor.

Belgenin, Barış Kurulu ve bağlı birimlerini Gazze'deki olası davaların yanı sıra uluslararası mahkemelerdeki kovuşturmalardan da muaf tutmayı amaçlayıp amaçlamadığı ise net değil.

Haziran 2026 tarihli karar taslağına göre, Barış Kurulu Başkanı Donald Trump, kurulun çoğunluğunun desteğiyle bir kişinin yasal dokunulmazlığını kaldırma hakkına sahip olacak.

Barış Kurulu'nu yöneten yedi üyeli "icra kurulu"nda Trump'ın damadı Jared Kushner, özel temsilci Steve Witkoff, başkanın özel kalem müdürü Susie Wiles ve ulusal güvenlik danışmanı Marco Rubio yer alıyor.

Ülkeler milyarlarca dolarlık taahhütte bulunmuş olsa da çoğu ülke henüz Gazze'deki çalışmalar için fon aktarmadı ve büyük çaplı sözleşmeler henüz imzalanmadı.

Beyaz Saray, soruları Barış Kurulu'na yönlendirdi.

Barış Kurulu ise karar taslağına ilişkin sorulara doğrudan yanıt vermedi. Ancak bir yetkili açıklamasında, "Sorularınızda tarif edilen türde yürürlükte olan bir karar ya da dokunulmazlık çerçevesi yoktur. Bu sürecin hukuksuzluk veya cezasızlık yaratmak üzere tasarlandığı yönündeki her türlü iddia yanlıştır, yanıltıcıdır ve meseleyi tamamen tersine çevirmektedir." dedi.

Yetkili ayrıca, "Başkan'ın Gazze'de dokunulmazlık tesis etme veya dokunulmazlığı kaldırma konusunda rol oynayacağı iddiası kategorik olarak yanlıştır." ifadelerini kullandı.

Açıklamada, "Kurul, tüm personelin, yüklenicilerin ve katılımcı kuruluşların yürürlükteki hukuka uymasını, açık kurallar, denetim ve hesap verebilirlik mekanizmaları altında çalışmasını sağlayacaktır." denildi. Ancak yetkili, söz konusu denetim ve hesap verebilirliğin nasıl işleyeceğini açıklamadı.

Filistinli yöneticilerle Kahire'de görüşme

Barış Kurulu'nun Gazze Yüksek Temsilcisi olarak görev yapan Bulgar diplomat Nikolay Mladenov, bu hafta Kahire'de Barış Kurulu tarafından Gazze'yi yönetmek üzere seçilen Filistinli yöneticilerle bir araya geldi.

Gündeme aşina bir kişiye göre görüşmelerde, kurulun Gazze'deki çalışmalarına ilişkin çerçevenin netleştirilmesine odaklanıldı.

"RESOLUTION NO 2026/3" başlıklı muhtemel dokunulmazlık kararı ise Filistinli heyetle paylaşılmadı.

"Dış denetim yok"

ABD sözleşme hukuku ve uluslararası silahlı çatışmalar konusunda uzman altı hukukçu, taslak kararı The Guardian için inceledi.

Hukukçulara göre taslak yürürlüğe girerse, Barış Kurulu yetkilileri, askerleri ve yüklenicilerinin Gazze sakinlerini etkileyen silahlı olaylar ya da kazalar karşısında nasıl sorumlu tutulacağı belirsizleşecek. Aynı şekilde, bölgede ticari faaliyetler veya arazi kullanımıyla ilgili rutin anlaşmazlıkların nasıl çözüleceği de net değil.

Irak ve Afganistan'daki ABD öncülüğündeki yeniden inşa çalışmaları, Blackwater ve KBR gibi Amerikan şirketleriyle bağlantılı yolsuzluk iddiaları, sivil ölümleri ve kötü muamele vakaları nedeniyle sık sık tartışma konusu olmuştu. Bu şirketlerin bazıları daha sonra ABD mahkemelerinde davalarla karşı karşıya kalmıştı. Gazze'deki olası yeniden inşa sürecinin de benzer sorunlarla karşılaşabileceği belirtiliyor.

Soykırımcı israil, ABD ve yabancı mahkemelerde uluslararası insancıl hukuk alanında dava takibi konusunda uzman Emily Schaeffer Omer-Man, "Bu, kurulun ve tüm personelinin olası hukuki ihlaller konusunda hesap verebilirlikten muaf tutulmasına yönelik bir girişim gibi görünüyor." değerlendirmesinde bulundu.

Omer-Man dahil bazı hukukçular, taslağın "Üçüncü Taraf Sorumluluğu/Talepler" başlıklı 7. bölümünün taşıdığı risklere dikkat çekti.

Bu bölüm, Gazze'deki faaliyetlerden kaynaklanan "mülk kaybı veya hasarı ile kişisel yaralanma, hastalık ya da ölüm" durumlarında yapılacak başvuruları Barış Kurulu'nun kendisinin değerlendirmesini ve karara bağlamasını öngörüyor.

Rutgers Üniversitesi'nde uluslararası hukuk profesörü olan Noura Erakat ise, "Temel olarak dış denetim olmadığını söylüyorlar. İşgal hukukuna ilişkin geçerli uluslararası hukuk da buna dahil. Kendi başına bir hukuk sistemi yaratıyor." dedi.

Yükleniciler yasal güvence istiyor

Yükleniciler de Gazze'de yapılacak olası işler için sağlanacak hukuki korumaların netleştirilmesini talep ediyor.

Trump destekli Barış Kurulu, Gazze'de enkaz kaldırma, güvenlik işleri ve geniş kapsamlı yeniden inşa çalışmaları için teklifler toplamış durumda. Trump'ın damadı Jared Kushner ise kıyı bölgesini lüks tatil tesisleri, yüksek teknoloji şehirleri ve bölgesel ticaret merkezlerine dönüştürmekten söz etmişti.

Uluslararası yükleniciler ve askeri güçlere ilişkin kurallar genellikle ülkeler arasında imzalanan "kuvvetlerin statüsü anlaşmaları" ile belirlenir. Ancak Gazze için böyle bir belge bulunmuyor.

Amerikalı yükleniciler, yurt dışında faaliyet gösterseler bile bazı suçlar bakımından ABD hukukuna tabi olabilir.

Uluslararası İstikrar Operasyonları Birliği'nin fahri başkanı Doug Brooks, "Bence her şirket çok net bir hukuki çerçeve ister. Ciddi her Amerikan şirketinin netleştirmek isteyeceği sorumluluk meseleleri vardır." dedi.

Bir Amerikalı güvenlik yüklenicisine göre israilli yetkililer Gazze'de bir kuvvetlerin statüsü anlaşması müzakere etmek istemiyor; çünkü israil, Gazze'yi devlet olarak tanımak istemiyor.

Aynı yüklenici, böyle bir anlaşmanın "siyasi ve hukuki koruma ile sigorta açısından oldukça önemli" olduğunu belirterek, "Gazze halkına da karşılaşacakları yükleniciler tarafından nasıl muamele görecekleri konusunda açıklık ve güven sağlar." dedi.

Barış Kurulu için ücretsiz tesisler

Barış Kurulu'nun karar taslağının "Barış Kurulu, Yüksek Temsilcilik Ofisi ve Uluslararası Güvenlik Gücü'nün yerleşkeleri" başlıklı son bölümünde, kurula "Gazze'deki görevlerin yerine getirilmesi için ihtiyaç duyulan kamu binaları ve tesislerinin ücretsiz olarak sağlanacağı" belirtiliyor.

Hukuk uzmanları, bu tek ifadenin bile Filistin mülklerine hukuka aykırı şekilde el konulmasının önünü açabileceğini söyledi.

Söz konusu tesisleri Barış Kurulu'na kimin sağlayacağı da belirsiz.

Sürece dahil yüklenicilere göre Barış Kurulu, Gazze'de uluslararası askeri güç için bir üs ve operasyonlarını yürütecek lojistik merkezler kurmayı planlıyor.

Uluslararası gücün, Hamas'ın silahsızlandırılmasına çalışması hedefleniyor.

DAWN adlı, ABD dış politikasının Orta Doğu'daki etkilerini inceleyen sivil toplum kuruluşunun İcra Direktörü Omar Shakir, "Barış Kurulu, rıza, tazminat veya başvuru yolu olmadan Filistin topraklarına, mülklerine ve binalarına kendi kullanımı için el koyma yetkisini tek taraflı ilan ederek israilin baskıcı yöntemlerini örnek alıyor." dedi.

Shakir ayrıca, "Bu belge soykırımın, apartheidin ve işgalin sona erdiğine işaret etmekten çok, bunların en çirkin karakteristik özelliklerinden bazılarını kalıcılaştırmayı öneriyor. Bu yalnızca suça ortaklık değil, ağır ihlallerin doğrudan faili olma riskini de taşır." ifadelerini kullandı.

Bazı hukukçular da Barış Kurulu'nun kamu tesisleri ve yerleşkeler üzerinde kontrol üstlenme konusundaki yasal yetkisine ilişkin soru işaretleri bulunduğunu belirtti.

Anayasal Haklar Merkezi Politika Direktör Yardımcısı Brad Parker, "Eğer israil ile bir kuvvetlerin statüsü anlaşmaları yoksa, kurulun yasal yetkisinin ne olacağı açık değil." dedi.

Anayasal Haklar Merkezi avukatları daha önce Irak'ta yaşanan ihlaller nedeniyle Blackwater ve diğer Amerikan güvenlik şirketlerine karşı ABD'de açılan davalarda mağdurları temsil etmişti.

Yetki 2027 sonuna kadar

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Barış Kurulu'na Gazze yönetimini 31 Aralık 2027'ye kadar denetleme yetkisi vermişti.

BM Şartı, BM'nin yurt dışı misyonları kapsamında görev yapan diplomatlara ve kuruluşlara belirli hukuki korumalar tanıyor. Barış Kurulu'nun karar taslağındaki dilin de BM diplomatlarının resmi görevleri sırasında tutuklanmasını veya gözaltına alınmasını ve BM mülklerine el konulmasını engelleyen mevcut çerçevelerden esinlendiği görülüyor.

Ancak Barış Kurulu'nun bu BM dokunulmazlıklarını kendi koruması için kullanıp kullanamayacağı belirsiz.

Taslakta, kararın Mladenov'un imzasıyla yürürlüğe gireceği belirtiliyor. Barış Kurulu, bu geniş kapsamlı kararı başka hangi tarafların imzalayıp imzalamayacağına ilişkin soruları yanıtlamadı.

Omar Shakir ise bu duruma ilişkin, "Eğer bunu imzalayan tek taraf kendileriyse, bu belgenin değeri nedir?" sorusunu yöneltti.