ABD Başkanı Trump, İran’daki protestocular için o kadar çok üzülüyormuş ki geceleri gözüne uyku girmiyormuş!..
Tahran’da gösteri yapan kitlenin sabahtan akşama kadar çalışmasına rağmen evine ekmek götürememesi Trump’a büyük bir ızdırapla acı çektiriyormuş!..
Kendi ülke insanının açlık nedir bilmediği! ABD yönetiminin kabul edilemez bulduğu bu insanlık sorunu için her an askeri bir harekat yapılabilirmiş!.
Venezuela Devlet Başkanı Maduro ve karısını da, ülkenin dünya kadar petrol ve madeni zenginliğinden halkını mahrum bıraktığı için kaçırmış zaten!.
Meksika, Küba, Kolombiya, İran gibi ülke yönetimlerini de aynı gerekçeyle halklarına ekonomik kriz yaşattıkları için tehdit etmiş ve bu ülkelere de özgürlük! getirecekmiş!..
Tabi, dünya kadar ülkeye el uzatırken doğal olarak kendi ülkesinin de birtakım ihtiyaçları hasıl oluyor, bunu da komşu, dost ülkelerin topraklarından gidermesin mi yani?
Neyse neyse, onu da halletmiş, adam emlak baronu ya..
Ortak sayılan AB’ye üye Danimarka toprağı “Grönland’ı istiyorum” demiş.. Topraklarında bulunan “muazzam zenginlikteki element ve madenlere” ABD’nin ihtiyacı varmış!.. Ne var bunda canım; ortaklar arasında olur böyle şeyler lafı bile olmaz, değil mi?
***
Farkında mısınız; son iki haftada yaşanan bu saçma sapan gelişmeleri konuşuyoruz..
Bu sarı kafa, herhalde; kendi rejimini üst çatı dünya devleti, askerlerini dünya polisi, yerkürede bulunan 208 ülkeyi birer eyaleti, devlet başkanlarını da müstemleke valisi telakki ediyor olmalı!.
Bunlar ne yiyor, ne içiyorlar acaba?
İki yıldır destek verdiği terör örgütü israilin çoluk çocuk soykırım yaptığı Gazze’de sözde ateşkese rağmen sürdürdüğü katliamlar umurunda olmayan Epstein sapkını Trump’ın, Venezuela’daki istikrarsızlığı ya da İran’da halkın ekonomik darboğazını umursadığına hangi aklı başında insan inanabilir ki!..
ABD’nin bu ikiyüzlü kirli algı operasyonuyla birlikte MOSSAD-CIA ajanlarınca harlanan eylemler, Tahran’daki protestocuları bile dış tehdit zilletine düşmemek adına yavaş yavaş meydanlardan çekilmeye itti..
Gerçek şu ki; evet İran’da ciddi bir ekonomik kriz var ve bu krizin yöneticilerden kaynaklı kısmı da var ancak ana sebep, Amerika’nın 47 yıldır kesintisiz uyguladığı abluka ve tüm dünya devletlerini de bu ablukayı uygulamaya zorlayan siyonist emperyal tehdididir.
Diğer bir gerçek; Gazze’de ateşkesin 2. ve 3. aşamasının devreye girmesi gerekirken Venezuela, Grönland ve İran’a müdahale senaryolarıyla ABD, Filistin meselesini unutturarak terörist israilin istediği gibi işgal ve soykırım yapmasına olanak tanıyor.
Nitekim kapıldığı devlet yanılsaması döngüsü içerisinde hareket eden terörist israil, bir yanda Gazze’yi bombalıyor, abluka uyguluyor, halkın soğuktan, açlıktan ve ilaçsızlıktan ölmelerini sağlıyor. Diğer yanda Batı Şeria’da Gazzevari büyük yıkımlar yaparak yeni Yahudi yerleşim birimleri inşa ediyor!..
İşte; Filistin’de soykırım yapan terörist israilin vahşetini “Savunma hakkı” gören, egemen devletlerin içişlerine müdahaleyi de üstüne vazife bilen ABD’nin insan haklarına bakışı, uluslararası hukuk anlayışı bu; yani, Orman kanunları! Ne bekliyordunuz ki..
Venezuela’ya yönelik haydutça girişimiyle, 1823’de ABD’nin 5. Başkanı James Monroe'nin Amerikan kıtasına yönelik başaramadığı Monroe Doktrini’ni 2026’ya Donroe(Donalt) Doktriniyle zorbalayan Trump, artık sadece Amerikan kıtası da değil, İran’a müdahale tehdidiyle birlikte tüm dünya ülkelerini ABD’nin istediği vakit el koyabileceği sömürgesi görüyor olmalı..
Oysa daha kendi ülke içi ekonomik krizini çözememiş, sağlık sistemini oturtamamış, bir milyondan fazla evsizin sokaklarda uyuduğu, uyuşturucuya bulaşmamış kişilerin mumla arandığı kaos halindeki ABD’de son trend olarak da; göçmen avına çıkarak vatandaşlarını öldüren siyonizm saplantılı sapkın yönetim çıkmış dünyaya adalet dağıtmaya çalışıyor!
Hadi oradan!..