ABD dolarına yönelik baskılar, küresel ölçekte son derece hassas bir dönemde artıyor. Siyasi dönüşümlerin hızlanması ve piyasa hesaplarının değişmesiyle birlikte, doların hareketleri artık yalnızca ekonomik göstergeleri değil, aynı zamanda ABD ekonomisinin yönüne ve ülkenin uluslararası finans sistemindeki rolüne duyulan güveni de yansıtıyor.
Son gelişmeler, büyüme, enflasyon ve faiz oranları gibi temel ekonomik göstergelerle şekillenen dolar hareketlerinin giderek daha fazla siyasi ve jeopolitik faktörlerden etkilendiğini ortaya koyuyor. Bu durum, yatırımcıların risk algısını yeniden şekillendirirken, sermaye akımlarının geleneksel yönlerini de sorgulatıyor. Mevcut gerilemenin olağan bir finansal dalgalanma mı yoksa dünyanın ABD politikalarının istikrarına ve doların küresel para sistemi içindeki konumuna bakışında daha derin bir değişimin işareti mi olduğu sorusu giderek daha fazla gündeme geliyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın siyasi üslubu da piyasalardaki dolar algısını etkileyen unsurlar arasında gösteriliyor. Özellikle ticaret ve dış politika başlıklarında yapılan sert açıklamalar ve ani kararlar, yatırımcılar açısından belirsizliği artırıyor. Bu ortamda yatırımcılar ABD varlıkları için daha yüksek risk primi fiyatlarken, bu durum dönemsel olarak dolar üzerinde baskı oluşturuyor.
Koruyucu ticaret politikalarına yönelik mesajların artması veya para politikası kurumlarına yöneltilen eleştiriler, piyasaların siyasi söylemlere karşı daha hassas hale gelmesine neden oluyor. Böylece siyasi faktörler, ekonomik temeller belirleyici olmaya devam etse de, doların hareketinde ikincil bir unsur olmaktan çıkıp etkili bir değişkene dönüşüyor.
Grönland krizi ve diğer faktörler
Washington Post gazetesinin bir raporuna göre, son dönemde yaşanan Grönland krizi doların değer kaybetmesine katkı sağladı. Trump’ın yeniden göreve gelmesinden bu yana doların değerinin yüzde 10’dan fazla gerilediği ve bu düşüşün son gelişmelerle hız kazandığı belirtiliyor.
Dolar aynı anda birden fazla cepheden baskı altında bulunuyor. Uzun süre ABD finans piyasalarının güçlü performans göstermesinin ardından, birçok yabancı yatırımcı portföylerini yeniden dengeleyerek ABD’ye aşırı bağımlılığı azaltmaya ve diğer bölgelerde iyileşen fırsatlardan yararlanmaya yöneliyor.
Bunun yanı sıra, ABD’nin artan kamu borcu ve düşük işsizlik oranlarına rağmen kriz seviyelerine yaklaşan bütçe açığı da doların görünümünü olumsuz etkileyen unsurlar arasında sayılıyor. Raporda ayrıca, ticaret tarifeleri ve askeri operasyonlar gibi alanlarda görülen ani politika değişikliklerinin yatırımcı güvenini zedelediği ve uzun süren siyasi belirsizliğin yabancı yatırım yöneticilerinde yorgunluk yarattığı ifade ediliyor.
Brookings Enstitüsü’nde görev yapan ekonomist Robin Brooks ise siyasi belirsizliğe yönelik ciddi bir kaçınma eğilimi oluştuğunu belirterek doların bu yıl yüzde 10 civarında daha değer kaybedebileceğini öngörüyor.
ABD başkanının siyasi üslubu
FXPro finansal piyasalar bölümü yöneticisine göre, ABD başkanının siyasi tarzı dolar üzerinde dolaylı baskı oluşturabiliyor. Ancak bu etkinin tek bir açıklamadan değil, dış politika, ekonomik yönelimler ve para politikası mesajlarının toplamından kaynaklandığı belirtiliyor.
Mevcut dönemde dolar üzerindeki en önemli baskı unsurlarından biri siyasi belirsizlik olarak öne çıkıyor. Sert söylemler, ani kararlar ve korumacı ticaret politikaları, ABD varlıklarının risk primini yükseltiyor ve bu durum özellikle dolar üzerinde baskı yaratıyor.
Benzer şekilde, merkez bankasının bağımsızlığına yönelik eleştiriler veya faiz kararları üzerinde siyasi baskı algısı oluşması, yatırımcıların ABD para politikasının istikrarına olan güvenini zayıflatabiliyor.
Buna rağmen dolar, küresel kriz dönemlerinde hala güvenli liman özelliğini koruyor. ABD piyasalarının derinliği ve likiditesi sayesinde doların yerini alabilecek gerçek bir alternatifin henüz ortaya çıkmadığı, altın ve bazı para birimlerinin ise yalnızca sınırlı ölçekte alternatif oluşturabildiği ifade ediliyor.
Resesyon şoku ihtimali
Bank of America’nın yayımladığı bir raporda, doların sert değer kaybı durumunda yabancı merkez bankalarının müdahale edebileceği belirtiliyor. Rapora göre doların zayıflaması diğer para birimlerinin güçlenmesi anlamına gelirken, bu durum özellikle ihracatçı ülkeler için sorun yaratabilir ve ABD dışındaki ekonomiler için bir “resesyon şoku”na dönüşebilir.
Öte yandan büyük yatırım yöneticilerine göre ABD ekonomisi hala dünyanın en dinamik ekonomilerinden biri olmaya devam ediyor. Bu nedenle doların küresel sistemdeki rolünün sona erdiğini söylemek için erken olduğu vurgulanıyor.
Trump politikalarının etkisi
Piyasa uzmanlarına göre Trump’ın ekonomi ve faiz politikalarına yönelik yaklaşımı dolar üzerinde doğrudan baskı oluşturdu. Faizlerin düşürülmesine yönelik siyasi baskılar ve korumacı ticaret politikaları doların değer kaybetmesine katkı sağladı.
Bununla birlikte, ABD Merkez Bankası’nın son toplantısında faizleri sabit tutma kararı sonrası doların kısmen toparlandığı ifade ediliyor. Ancak Avrupa Birliği ile yaşanan gerilimler ve özellikle Grönland meselesi gibi siyasi başlıklar, piyasalarda dalgalanmayı artırmaya devam ediyor.
Uzmanlar, ABD yönetiminin daha temkinli ekonomik politikalar izlemesi gerektiğini, aksi halde olası enflasyon risklerinin hem ABD ekonomisini hem de doların satın alma gücünü olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor.