2022 yılı itibarıyla elektrik faturalarımızdan o meşhur %2’lik TRT payı kalktı. Bir yükten kurtulduk gibi görünse de aslında TRT hala her birimizin cebinden, genel bütçeden ve aldığımız her teknolojik cihazın bandrol ücretinden faydalanmaya devam ediyor. Toplum ne kadar "helali hoş olsun" diyor, bilemiyoruz.
“Bu milletin parasıyla yayın yapıyorsan, bu milletin kalbine de dokunacaksın.” beklentisine “haksız” diyemiyoruz.
Finansmanını milletin sağladığı bu ekran; milletin ruhunu, inancını ve değerlerini ne kadar yansıtıyor gerçekten?
Bizden ne var bu ekranlarda? İnançlı halkın rengi ve sesi ne kadar yansıtılıyor?
Ne kadar yansıtılmak isteniyor?
Mesele, sadece geçen günlerde bir spikerin annelik değerlerini ayaklar altına alan sözlerinden daha ötedir.
Öncelikle gelirlerini mütedeyyin halkın alın terinden alan bir kurumun, ekranını da o halkın ruh dünyasına, inancına ve aile mahremiyetine göre şekillendirmesi bir tercih değil, asli bir borçtur.
Siyah gözlüklü, silahlı, mafyavari karakterlerin kol gezdiği, şiddetin sıradanlaştığı, aile bağlarının koptuğu dizilerle evlatlarımızın zihninin bulandırılmasına şahitlik ediyoruz. Tarihimizi sadece ırka dayalı, hamaset kokan ve saray entrikaları üzerinden okuyan, manevi derinlikten yoksun bir perspektifin sunumuna izleyici oluyoruz.
Oysa ekran, bizi bizden koparmamalı; aksine bizi fıtratımıza yaklaştırmalıdır. Normalde bu ekran açıklarını TRT telafi etmelidir. Ancak bu ne kadar yapılıyor, yapılmak isteniyor, tartışılır.
Bir kamu yayıncısının önceliği, özel kanallar gibi reklam geliri ya da reyting savaşları olmamalıdır. TRT'nin asıl misyonu, toplumu kâr amaçlı değil, imar amaçlı dönüştürmektir.
Bizim ekranımız ise eğer, ticari bir pazar değil, bir irfan mektebi, bir gönül imarhanesi olmalıdır. Sokaklarımızda mumla aradığımız o eski komşuluk hukukunu, sofralarımızdaki bereketi, büyüklerimize hürmeti ve küçüklere olan şefkati yeniden bu ekranlar mayalamalıdır.
En derin yaramız ise, Müslümanların izzetiyle bağdaşmayan reklam tercihleridir. Gazze’de ciğerlerimiz yanarken, mazlumların kanı üzerine imparatorluk kuran siyonist canilere destek veren markaların reklamlarını bu ekranda görmek, bu toplumun vicdanını derinden yaralamaktadır. Müslüman bir halk, evine sokmadığı, boykot ettiği bir ürünün şatafatlı tanıtımını kendi kanalında izlemek zorunda bırakılmamalıdır.
TRT, küresel sermayenin değil, mazlumun alın terinden bir payla ayakta duran bir sestir. Bu sesin, zalime dur diyen bir vakara bürünmesi gerekmez miydi?
Artık; ekranlarda nefisleri azdıran, dünyevileşmeyi kutsayan ve bizi değerlerimize yabancılaştıran içerikleri görmek istemiyoruz. Kendi sesimizi, kendi rengimizi ve kendi inancımızın sıcaklığını o ekranda bulabildiğimiz gün, bu emanet hakkıyla taşınmış olacaktır.
Yani bu işte hisse sadece PATİ payı olmamalıdır.