Habere göre ABD Adalet Bakanlığı, Maduro, eşi First Lady Cilia Flores ve oğulları Nicolásito Maduro’nun yanı sıra, eski Adalet Bakanı Ramón Chacín ile eski İçişleri, Adalet ve Barış Bakanı Diosdado Cabello hakkında da güncellenmiş bir iddianame hazırladı.
Bakanlık ayrıca, Venezuela merkezli Tren de Aragua (TDA) kartelinin lideri Héctor “Niño” Guerrero’yu da sanıklar listesine ekleyerek, anlatının merkezine yerleştirdi.
The Grayzone, 25 sayfalık iddianamenin Maduro ve Flores’i “binlerce ton kokaini ABD’ye kaçırmak için komplo kurmakla” suçladığını, ancak bunun büyük ölçüde zorla ifade verdikleri öne sürülen tanıkların beyanlarına dayandığını belirtti. Söz konusu sevkiyatların çoğunun ise ABD’nin yargı yetkisi dışında gerçekleştiği ifade edildi.
ABD’nin Maduro’ya karşı kurduğu anlatı
Haberde, iddianamenin Maduro’yu Tren de Aragua gibi “uyuşturucu teröristleriyle ortaklık yapmakla” suçladığı, ancak ABD istihbaratına ait güncel bir değerlendirmenin Maduro’nun bu çete üzerinde herhangi bir kontrolü olmadığı sonucuna vardığına dikkat çekildi.
Ayrıca savcıların iddianameyi, Maduro’ya “otomatik silah bulundurma” suçlaması yönelterek güçlendirmeye çalıştığı, bunun ise 1934 tarihli eski bir yasaya dayanarak ABD’de yüz binlerce silah sahibi kişiye de kolaylıkla uygulanabilecek “absürt” bir suçlama olduğu vurgulandı.
The Grayzone, Adalet Bakanlığı’nın Venezuela’dan ABD’ye yapılan kokain ihracatına dair net ve tutarlı veriler sunmaktan özellikle kaçındığını belirtti. Bir yerde “tonlarca” kokain ifadesi kullanılırken, başka bir bölümde “binlerce ton”dan söz edildiği, bu miktarın teorik olarak yüz milyarlarca dolar gelir anlamına geldiği kaydedildi.
Haberde ayrıca, 2024 yılında yaklaşık 50 bin Amerikalının ölümüne yol açan fentanil maddesinden iddianamede hiç bahsedilmediği, Trump döneminde yayımlanan ABD Uyuşturucu Tehdit Değerlendirmesi raporunda da Venezuela’nın neredeyse hiç yer almadığı aktarıldı.
Site, Adalet Bakanlığı’nın somut bir hukuki dosya sunmak yerine “yolsuz”, “terör” gibi muğlak ve politik kavramlarla genişletilmiş bir siyasi anlatı inşa ettiğini savundu. Bakanlığın Maduro’yu sık sık “ülkenin fiili ve gayrimeşru yöneticisi” olarak tanımlamasına rağmen, Venezuelalı hukuk açısından bu gayrimeşruluğu kanıtlayamadığı ve bu nedenle devlet başkanlarına tanınan uluslararası dokunulmazlık ilkelerini aşamayacağı belirtildi.
Suçlamalar neye dayanıyor?
The Grayzone’a göre iddianamenin temel dayanağı, güvenilir olmayan ve baskı altında ifade veren tanıklar. Bunlardan biri, uyuşturucu kaçakçılığı suçlamaları karşılığında cezasının hafifletilmesi için gizli bir anlaşma yapan eski Venezuela generali Hugo “El Pollo” Carvajal.
Haberde, Carvajal’ın ABD Adalet Bakanlığı’nın Maduro’nun yönettiğini iddia ettiği sözde “Güneşler Karteli” anlatısında kilit bir figür olarak sunulduğu belirtildi. Ancak Carvajal mahkemede ifade verirse, ABD kamuoyunun bu “kartelin” Maduro ya da müttefikleri tarafından değil, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) tarafından ABD şehirlerine uyuşturucu sokmak amacıyla oluşturulduğunu öğrenebileceği ileri sürüldü.
The Grayzone, iddianamenin belirsiz ve siyasallaşmış niteliğine rağmen, Trump’a “Donroe Doktrini” (Trump’ın Monroe Doktrini’ne verdiği yeni isim) olarak adlandırılan yaklaşımı agresif bir “hukuk uygulaması” gibi sunma imkanı verdiğini, bunun da ABD Başkanı’nı doğal kaynakların yağmalanmasına engel olan liderleri kaçırma ya da ortadan kaldırma tehditlerini artırmaya teşvik ettiğini yazdı.
Haberde şu ifadeye yer verildi:
“Görünen o ki, bu yaklaşan yargı gösterisinin asıl amacı tam olarak budur.”



