Şanlıurfa’da düzenlenen ve bölgenin aşiret temsilcileri ile kanaat önderlerini bir araya getiren istişare toplantısında önemli açıklamalarda bulunan Psikiyatrist Prof. Dr. Abdullah Atlı, bağımlılık konusunu masaya yatırdı. Bağımlılığın artık toplumun her katmanına sirayet eden, çok boyutlu ve ciddi bir psiko-sosyal krize dönüştüğünü belirten Atlı, özellikle madde kullanımı ve kumar alışkanlıklarına karşı ailelerin teyakkuzda olması gerektiğini ifade etti.
Söz konusu programda yaptığı konuşmada çarpıcı bir kıyaslamaya giden Prof. Dr. Atlı, bağımlılık sorununun bireyler ve toplum üzerindeki negatif etkilerinin, 6 Şubat depremi sonrası yaşanan travmalardan çok daha yıkıcı bir boyuta ulaştığını dile getirdi. Bu meselenin sadece bireysel bir sağlık problemi değil, toplumsal yapıyı derinden sarsan bir "sosyal deprem" olduğunu vurgulayan Atlı, çözüm noktasında toplumsal iş birliğinin önemine işaret etti.
Atlı, “Maalesef günümüzde baktığımızda durum psiko-sosyal açıdan hiç iyi değil. Bugünlerde 6 Şubat depreminin yıl dönümüydü ama bugün konuşacaklarımız 6 Şubat’tan daha çok hasar veren bir mesele olan bağımlılık. Bağımlılık, artık her kesimde görülüyor. Geçmişte daha çok sosyoekonomik düzeyi düşük kesimlerde görüyorduk ancak bugün zengin-fakir, okuyan-okumayan, farklı meslek ve aile yapılarından herkes risk altında.
Erkeklerde yoğun görülen bağımlılık artık kadınlarda da ciddi oranda artıyor. Bağımlılık beyindeki haz mekanizmasını devreye sokuyor, aşerme ve yoksunluk krizlerine yol açıyor. Kişi ilk etapta rahatlamak ve zevk almak için başlıyor ama madde kesildiğinde ağır krizler yaşıyor. Sigara ve alkolün yasal olması zararsız olduğu anlamına gelmez. Eroin, esrar, ekstazi ve özellikle son dönemde hızla yayılan metamfetamin büyük tehlike oluşturuyor.
Halk arasında ‘ateş buz’ ve ‘kristal’ olarak bilinen metamfetamin sentetik bir maddedir. Bu maddeyi kullananlar günlerce uyumuyor, ardından uzun süreli uykuya dalıyor ve uyku düzeni tamamen bozuluyor. Erken yaşta başlayan bağımlılığın tedavisi daha zordur. Kadınlarda beyin yapısı daha hassas olduğu için kalıcı hasar riski daha yüksektir. Son dönemde intihar vakalarında kadın hastalar dikkat çekiyor. Metamfetaminde kalıcı beyin hasarı, şiddet eğilimi, depresyon, şüphecilik ve psikotik tablolar görüyoruz. Diş kaybı, yüzde yaralar, kalp krizi riskinde artış ve beyin damarlarında tıkanma gibi ciddi sağlık sorunları ortaya çıkıyor. Suç oranlarında da artış yaşanıyor.” dedi.
“Kumar bağımlılığı da aynı tehlikeyi taşıyor”
Konuşmasının devamında kumar bağımlılığına da değinen Atlı, tehlikenin boyutlarına dikkat çekerek, “Kumar bağımlılığı da madde bağımlılığı kadar tehlikelidir. Kumar da beyinde haz mekanizmasını tetikler, aşerme ve yoksunluk belirtileri oluşturur. İddia, loto ve benzeri şans oyunları bağımlılık yapabilir. Özellikle cep telefonları üzerinden oynanan kaçak kumar hızla yayılıyor. Çocuk yaşta masum görünen oyunlarla başlayan alışkanlıklar ilerleyen dönemde kumar bağımlılığına dönüşebiliyor. Birey zamanla para kazanma ihtimaline bağımlı hale geliyor. Kumar bağımlıları maddi varlıklarını kaybettikten sonra tefecilere yöneliyor. Çocuğunuz tefecilere bulaşmışsa borcunu kapatmayın. Siz kapattıkça tekrar borçlanacaktır. Bu noktada utanma duygusunu bir kenara bırakın ve mutlaka profesyonel destek alın. Bağımlılıkla mücadelede en önemli adım erken müdahaledir. Düzenli psikiyatrik takip ve gerekli ilaç tedavisi hayati önem taşır.” açıklamasını yaptı.
Program sonunda bağımlılıkla mücadelede ailelerin bilinçli olması, erken müdahale ve uzman desteğinin hayati önem taşıdığı vurgulandı.