Teröre karşı terörize toplum

Abone Ol

Sömürge için en iyi yönetimler dikta ve krallık rejimleriydi batılı ülkeler için. Dünyaya demokrasi dersi veren Batının en önemli müttefiklerinin diktatörler olması çok şaşırtıcı olmamalı o yüzden.

Bu arada terör organizasyonunda en önemli faktörlerin başında kuşkusuz ki istihbarat amaçlı kurulmuş olan kurumları anmak gerekir. Özellikle CIA ve Mossad`ı.

Bu kurumlar bunu nasıl yapıyor peki?

Bazen yerel birimlerden, bazen satın alınmış siyasetçi ve gazetecilerden faydalanıyor CIA. Bu usullerle darbelere zemin hazırlayabiliyor, hatta bazen darbeler bile yapabiliyor. İran`da Musaddık`a karşı yapılan darbeye 'CIA darbesi' denmesinin bir sebebi var demek ki.

Türkiye`de de 12 Eylül askeri darbesine gidilen süreçte bu birimin etkisinden söz ediliyor.

Toplumları değişime hazırlarken hiçbir şeyden kaçınmıyor CIA. Kitlesel kıyımların olması, birilerinin ölmesi, sivil kayıpları gibi ifadeler CIA için sadece istatistiki olarak bir değer ifade eder.

Önemli olan toplumun değişim için hazır hale getirilmesidir.

Bilgilendirmelerle olmuyorsa sarsıcı eylemlerle bunun yapılması gerekebilir.

Tolumun teröre karşı belli bir yere gelebilmesi için terörize olması gerekebilir.

Vikipediyadan terör tanımını alalım ve konumuza devam edelim.

Terör ya da terörizm, siyasal, dinsel ve/veya ekonomik hedeflere ulaşmak amacıyla sivillere; resmî, yerel ve genel yönetimlere yönelik baskı, yıldırma ve her türlü şiddet içeren yolun kullanımıdır. Terör uygulayan organize gruplara terör örgütü; terör uygulayan şahıslara ise terörist denir.

Siyonist hareketi ve metodunu göz önüne alalım.

Hayır, devlet aşamasına geçilirken yaşanan süreçten söz etmiyorum. O dönemde terör saldırılarında bulunan örgüt liderlerinin şimdi karşımıza siyasi parti temsilcisi olarak çıkmalarını da garip karşılamıyorum.

1948`den sonraki sürece bakalım istiyorum.

Mesela yahudilerin işgal edilmiş topraklara göç edebilmeleri için zorlanan şartlar… Öldürülenler, baskıya uğrayanlar, evleri yakılanlar…

Eylemleri yapanların ille de siyonist istihbarata mensup kişiler olmasına da gerek yoktur. Bazen taşeronlarla da bu işler halledilebilir.

Terör faaliyetleri ile terörize edilen bir toplum daha kolay yönlendirilebilir. Siyonist militanlar da yaptıkları eylemlerle bu işi başardılar ve yahudilerin göç etmesini sağladılar.

Bir örnek daha.

1986`daki sinagog katliamında rol alanların kimlikleri netleşmedi. Saldırganların öldüğü iddia edildi; ama sinagogda kimler tarafından öldürüldükleri soruları cevapsız kaldı. Sonradan o dönemde sinagog yönetiminin israil yönetimiyle arasının iyi olmadığı, siyonist rejime yeterli katkıyı sağlamadığı bilgisi düştü gündeme. Nitekim o olaydan sonra sinagog yönetimi tümüyle siyonistlerin çizgisinde hareket etmeye başladı.

CIA`nın Pakistan`da toplumsal çatışmaların önünü açmak için nasıl saldırılar tertiplediğini artık bilmeyen yok. Aynı şekilde Irak`ta da çok sayıda saldırı ve katliamda CIA parmağının keşfedildiğini artık herkes biliyor.

Norveç`teki olaya da bu perspektiften bakılırsa daha sağlıklı sonuçlara ulaşılır kanaatindeyim. Saldırganın 'Evet yaptığım gaddarcaydı; ama gerekliydi' derken nasıl bir konseptten yola çıktığı açıktır. Terör faaliyetiyle terörize edilen halkın yönlendirilmesi daha kolaydır diye düşünüyor. CIA ve Mossad`ın bunca zamandır yaptıklarından bu sonucu çıkarması da mümkündür.

İşler büyük oranda yolunda gitmekteyken bu katliamla bazı planları deşifre eden Norveçli psikopatın Avrupanın mateyalist tarihinde pek de hayırla anılmayacağını söylemek zor olmasa gerek. 'İslamcı terörist' kavramına kendilerini kaptırmış ve toplumları bu algı ile yavaş yavaş hazırlayan güçlerin 'Hıristiyan terörist' kavramını kabullenebilmesi zordur.

Terör bu kez batıyı vurdu diye düşünenler de yanılıyor.

Norveçli saldırgan sıradan sivilleri değil, değişim ve özgürlükten söz eden İşçi Partilileri vurdu. Ve inanın bana bu saldırı ve katliamla birçok Batılının hislerine de tercüman olmuştur. Tepki gösterenler Hıristiyan Avrupalılar değil. Bunu bir tarafa not edin.