Mısır’da, yurt dışından getirilen cep telefonlarına uygulanan verginin aşılmasını sağlayabildiği iddia edilen uygulamaların sosyal medya platformlarında geniş çapta dolaşıma girmesiyle birlikte, kullanıcılar ve satıcılar arasında bu iddiaların doğruluğu ve sahada uygulanabilirliği konusunda yoğun bir tartışma ve kafa karışıklığı yaşanıyor.
Bu durum, yetkililerin kişisel kullanım amacıyla yurt dışından getirilen telefonlara tanınan vergi muafiyetini kaldırdıklarını açıklamasının ardından ortaya çıktı. Söz konusu karar, cep telefonu pazarını yeniden şekillendirirken, söylentilerin ve yeni sisteme karşı geliştirildiği öne sürülen resmî olmayan “çözüm” iddialarının yayılmasına zemin hazırladı.
Bazı kişiler, ücret karşılığında telefonun elektronik parmak izini ya da uluslararası cihaz kimlik numarasını (IMEI) değiştirebildiğini iddia eden uygulamaları pazarlarken, Mısır İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı bu iddiaların gerçek dışı olduğunu açıkladı. Bakanlık, resmi olarak uygulanan kayıt ve vergi sistemini aşabilecek herhangi bir uygulama ya da teknolojinin bulunmadığını vurguladı.
Bakanlık Sözcüsü Muhammed İbrahim, televizyon açıklamalarında, dolaşıma giren bu iddiaların söylenti ya da dolandırıcılık girişimi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, kamuoyunu bu tartışma ortamından faydalanarak maddi kazanç elde etmeye çalışan kişi ve gruplara karşı uyardı.
Teknik açıdan bakıldığında, söz konusu uygulamaların iddiaları, telefonun dijital parmak izi olarak bilinen ve cihazın mobil şebekelerde tanımlanmasını sağlayan benzersiz IMEI numarasıyla oynanmasına dayanıyor. Bu numara, şebekelerin düzenli çalışması ve standartlara uymayan ya da kaçak cihazların engellenmesi açısından temel bir unsur olarak kabul ediliyor.
Bu “çözümleri” pazarlayanlar, modern bir telefonun IMEI numarasının, daha eski, düşük değerli ya da vergisi daha önce ödenmiş bir cihaza ait numarayla değiştirilebileceğini ve böylece yaklaşık yüzde 38’e varan verginin ödenmesinden kaçınılabileceğini öne sürüyor.
Ancak uzmanlara göre, bu iddiaların yayılması, gerçek ve uygulanabilir çözümlerden ziyade, yeni kararın ardından tüketicilerde oluşan endişe ve belirsizlik halini yansıtıyor. Üstelik herhangi bir garanti sunmadan ücret karşılığı “teknik hizmet” verdiğini iddia eden aracıların ortaya çıkması, dijital dolandırıcılık ve yasal ihlal risklerini artırıyor. Bu tür ihlaller, cihazın şebekeden tamamen engellenmesine ya da kullanıcıların hukuki sorumlulukla karşılaşmasına kadar varabiliyor.