Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın önemine dikkat çekmek amacıyla her yıl Recep ayının üçüncü haftasında çeşitli etkinliklerle idrak edilen Dünya Kudüs Haftası münasebetiyle İLKHA muhabirine konuşan Filistin Alimler Birliği Başkanı Dr. Nevvaf Tekruri, Kudüs davasının ümmetin kalbinde diri tutulması gerektiğini ifade etti.
Tekruri, Dünya Kudüs Haftası’nın bir hatırlatma ve başlangıç noktası olduğunu belirterek, Kudüs’ün Miraç hadisesiyle doğrudan bağlantılı mukaddes bir belde olduğunu söyledi. Bugün Kudüs’ün gasp altında bulunduğuna dikkat çeken Tekruri, bunun Müslümanlara açık bir mesaj olduğunu vurguladı.
“Kudüs, Allah’ın Peygamberi Muhammed’i (Sallallahu Aleyhi Vesellem) semaya yükselttiği mekandır. Bugün bu mukaddes belde saldırgan ve zorba güçlerin elinde gasp edilmiştir. Bu durum, Müslümanlara onurlarının çiğnendiğini, haklarının gasp edildiğini ve mukaddeslerinin kirletildiğini göstermektedir. Bu nedenle harekete geçilmeli ve aktif bir tavır alınmalıdır.” dedi.
“Dua değerlidir ama tek başına yeterli değildir”
Kudüs Haftası’nın ümmetin vicdanına güçlü bir çağrı olduğunu dile getiren Tekruri, Kudüs esaret altındayken ve Gazze ağır bedeller öderken Müslümanların huzur içinde olamayacağını ifade etti.
Sözün fiile dönüşmesi gerektiğini vurgulayan Tekruri, herkesin imkanı ölçüsünde sorumluluk taşıdığını belirterek şunları söyledi:
“Malı olan malıyla, etkili sözü olan sözüyle, makamı olan makamıyla Kudüs’e destek vermelidir. ‘Bizim elimizden sadece dua gelir’ sözü çok sık söyleniyor. Dua elbette değerlidir ancak tek başına yeterli değildir.”
Sadece dua ile yetinmenin ancak gerçekten imkânsızlık içinde olanlar için mazeret olabileceğini belirten Tekruri, imkânı olduğu hâlde harekete geçmeyenlerin samimi olamayacağını dile getirdi.
“Kudüs Ordusu bilinci oluşmalı”
Kudüs Haftası’nın ümmet içinde bir “Kudüs Ordusu” bilinci oluşturması gerektiğini ifade eden Tekruri, ümmetin sanıldığının aksine güçlü olduğunu söyledi.
“Küçük bir grup bile hazırlık yapıp Allah’a tevekkül ederek harekete geçtiğinde, dünyanın en güçlü düşmanını uykusuz bırakmıştır. Biz Aksa’nın fırtınasıyız. Başarısızların ve ümitsizlerin şüphelerine rağmen bunu söylüyoruz.” dedi.
“Gazze’deki savaş, ümmete karşı yürütülen savaşın parçasıdır”
Gazze’de yaşananların yalnızca Filistin’le sınırlı olmadığını vurgulayan Tekruri, saldırıların Sudan’dan Somali’ye, Lübnan’dan Yemen’e kadar uzanan geniş bir coğrafyayla bağlantılı olduğunu ifade etti.
“Gazze’deki savaşın adı Gazze Tufanı değil, Aksa Tufanı’dır. Bu savaş Kudüs’te, Batı Şeria’da ve Filistin’in tamamında yürütülmektedir. Aynı zamanda Sudan’daki, Somali’deki krizlerle ve Lübnan, Suriye, Irak, İran ve Yemen’e yönelik saldırılarla bağlantılıdır. Hepsi tek bir düşmanın yürüttüğü tek bir savaştır.” diye konuştu.
Son olarak Gazze halkının tüm saldırılara rağmen direncini koruduğunu vurgulayan Tekruri, ümmete şu çağrıda bulundu:
“Düşman imkanlarımızı yok etmek, irademizi kırmak ve direncimizi zayıflatmak istiyor. Ancak Gazze halkı dimdik ayaktadır ve bu ümmetten her türlü desteği hak etmektedir.”