Suriye yönetiminin Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) bölgeden çıkarmasının ardından doğu coğrafyasının geniş kesimlerinde yeniden kontrol sağlamasıyla birlikte, petrol dosyası yeniden gündemin merkezine oturdu. Petrol, herhangi bir ekonomik toparlanma sürecinin temel dayanaklarından biri olarak öne çıkıyor. Bu kaynakların yeniden devlet kontrolüne geçmesinin, Merkez Bankası’nın hükümetin resmİ mali temsilcisi olarak doğal rolünü yeniden üstlenmesini sağlayacaK.
Petrolün merkezi rolü
Petrol, Suriye’nin doğu bölgelerinde ekonomik yapının merkezinde yer alıyor. Hem savaş öncesinde hem de sonrasında ulusal ekonominin en etkili doğal kaynağı olarak öne çıkan petrol, 1960’lı yıllarda ilk sahaların keşfinden bu yana Deyrizor, Haseke ve Rakka illerini ülkenin enerji omurgası haline getirdi. Ancak savaş yıllarında bu zenginlik, resmi ekonomik döngünün dışında kalarak bir çatışma ve sömürü unsuruna dönüştü.
2011 öncesinde Suriye, günlük ortalama 380 bin varil petrol üretiyordu. Bu üretimin büyük bölümü doğudaki sahalardan sağlanıyor; El-Ömer, Tenek, Cufra ve Teym (Deyrizor), Rümeylan ve Süveydiye (Haseke) başı çekiyordu. Petrol, yerel tüketimin büyük kısmını karşılıyor, bütçeye önemli gelir sağlıyor, elektrik ve sanayi sektörlerini destekliyordu. Ayrıca ulaştırma, lojistik ve enerjiye bağlı sanayilerin gelişmesinde kilit rol oynuyordu.
Savaşın başlamasıyla bu sahaların çoğu devlet kontrolünden çıktı; altyapı büyük ölçüde zarar gördü. Uzun yıllar boyunca birçok bölgede ilkel yöntemlerle petrol çıkarılması, ciddi ekonomik kayıplara ve ağır çevresel tahribata yol açtı. Devletin bu gelirden mahrum kalması, kayıt dışı ekonominin büyümesine, akaryakıt fiyatlarının artmasına ve Suriye lirasının değer kaybına neden oldu.
Rezervler ve üretim
Suriye’nin petrol rezervleri, Petrol ve Maden Kaynakları Bakanlığı’nın önceki verilerine göre yaklaşık 2,5 milyar varil olarak tahmin ediliyor. Bu, dünya toplam rezervlerinin yaklaşık %0,2’sine denk geliyor.
Resmi verilere göre petrol üretimi, 2010’da günlük 385 bin varilden, günümüzde yaklaşık 110 bin varile düştü. Bunun yaklaşık 100 bin varili daha önce SDG kontrolündeki sahalardan, 10 bin varili ise Şam yönetiminin kontrolündeki sahalardan sağlanıyordu.
Üretim, doğu ve orta Suriye’ye yayılmış 78 petrol veya petrol-doğalgaz sahasından gerçekleştiriliyor. Deyrizor 41 saha ile başı çekerken, Rakka ve Humus’ta 11’er, Haseke’de 10, Hama’da 4 ve Halep’te 1 saha bulunuyor. Haseke’deki Rümeylan sahası, 1200’ü aşkın kuyuyla en büyük saha olup günlük yaklaşık 30 bin varil üretim yapıyor. Deyrizor’daki El-Ömer sahası ise günlük 25 bin varil üretimle ikinci sırada yer alıyor.
Ham petrol, çeşitli depolama ve pompalama istasyonlarında toplanarak boru hatlarıyla taşınıyor. En uzun hat, Tel Ades’ten Tartus’a uzanan 560 kilometrelik hat. Savaş yıllarında bu hatlar zaman zaman saldırıya uğrasa da hasarların büyük kısmı sınırlı kaldı. Petrol, Baniyas (120 bin varil/gün) ve Humus (100 bin varil/gün) rafinerilerine ulaştırılıyor.
Doğalgazda ise kanıtlanmış rezervlerin yaklaşık 240 milyar metreküp olduğu, bunun %60’ının petrolle birlikte çıkan gaz olduğu belirtiliyor. Üretim, 2010’da günlük 30 milyon metreküpten, günümüzde 9,1 milyon metreküpe geriledi.
Son dönemde devletin doğu bölgelerde kontrolü yeniden sağlamasıyla birlikte petrol dosyası, ekonomik toparlanmanın stratejik anahtarı olarak yeniden gündeme geldi. Suriye Petrol Şirketi (SPC), SDG’nin çıkarılmasının ardından Rasafe, Safiyan ve stratejik Devrim Petrol Kompleksi dahil olmak üzere birçok önemli sahayı devraldı.
Şirketin Kurumsal İletişim Direktörü Safvan Şeyh Ahmed, Devrim Petrol Kompleksi’nin tamamen kontrol altına alındığını, sahaların güvenliği ve üretimin sürekliliği için acil operasyon odası kurulduğunu söyledi.
Yetkililer, Aralık 2024’te bu sahalardan günlük yaklaşık 2.500 varil üretim sağlandığını, bu miktarın mevcut günlük üretime eklenerek toplamın 10 bin varile çıkarılmasının hedeflendiğini belirtti.
SDG kontrolündeki sahalar
Buna rağmen, Deyrizor ve Rakka’nın bazı sınırlı bölgelerinde halen SDG kontrolünde olan petrol sahaları bulunuyor. Yerel kaynaklara göre bu sahalarda ilkel yöntemlerle günlük 3–4 bin varil civarında üretim yapılıyor ve bunun bir kısmı kayıt dışı pazarlara kaçırılıyor.
Uzmanlar, bu sahaların altyapısının ciddi şekilde zarar gördüğünü, yeniden kontrol altına alınmasının zor ve maliyetli olacağını, ancak yine de ulusal petrol üretimini güçlendirmek için stratejik önem taşıdığını vurguluyor.
Uzmanlara göre, petrol üretiminin kademeli olarak artırılması; elektrik, sanayi ve lojistik sektörlerini canlandıracak, dış ticaret açığını azaltacak, döviz piyasasında istikrar sağlayacak ve enflasyon baskısını hafifletecek.





