Uygulamayı destekleyen çevrelere göre, modern cezaevlerinde sunulan temel ihtiyaçlar (barınma, beslenme, sağlık ve güvenlik) tek başına yeterli bir yaptırım oluşturmuyor. Özellikle ekonomik zorlukların arttığı dönemlerde, “suç işleyen kişinin topluma hiçbir karşılık üretmeden bu imkanlardan yararlanması” kamu vicdanını zedeliyor.
Destekleyiciler, cezanın yalnızca kapalı alanda tutulmaktan ibaret olmaması gerektiğini savunuyor. Bu görüşe göre, suç işleyen kişi topluma verdiği zararın bedelini kamusal hizmetlerle ödemeli. Böylece ceza, toplum nezdinde görünür ve hissedilir hale geliyor.
“Vergi veren vatandaş suçlunun tüm masrafını karşılıyor, ancak karşılığında kamunun hiçbir fayda görmemesi adalet duygusunu sarsıyor” diyenler, kamusal çalışmanın bu dengeyi yeniden kurduğunu belirtiyor. Uygulamanın, caydırıcılığı artırdığı ve “suçun bedeli vardır” mesajını güçlendirdiği ifade ediliyor.
Bunu yapan ülkeler var.
Amerika Birleşik Devletleri’nde birçok eyalette mahkumlar yol kenarı temizliği, park bakımı ve afet sonrası moloz kaldırma çalışmalarında görev alıyor. Özellikle California, Texas ve Arizona gibi eyaletlerde bu model uzun süredir uygulanıyor.
Avrupa’da ise daha çok rehabilitasyon ve gönüllülük temelli bir yaklaşım öne çıkıyor.
İngiltere'de mahkumlar, yüksek görünürlüklü yeleklerle park, mezarlık ve sokak temizliği yaparak “topluma hesap verme” anlayışıyla çalıştırılıyor.
Fransa, Almanya ve İtalya’da ise yerel yönetimlerle iş birliği içinde kamusal bakım, çevre temizliği ve hatta tarihi alan restorasyonu gibi görevler veriliyor.
İspanya ve Brezilya da çevre temizliği ve belediye hizmetleri kapsamında bu modeli uygulayan ülkeler arasında yer alıyor.
Bu uygulamanın en çok ses getiren örneklerinden biri El Salvador. Ülkede mahkumlar; plaj temizliği, park ve bahçe düzenlemeleri, mezarlık ve anıt bakımı, yol ve altyapı onarımları gibi kamuya açık alanlarda çalıştırılıyor. Hükümet, bu yöntemle hem şehirlerin bakımını sağladığını hem de mahkumların topluma karşı sorumluluk duygusu kazandığını savunuyor.





