Güncel

Soykırımın 1000'inci gününde siyonist katliama tepki!

Bingöl Gazze Sivil İnisiyatifi, Gazze'de devam eden katliam ve soykırımın 1000'inci günü münasebetiyle kentte geniş katılımlı bir meşaleli yürüyüş ve basın açıklaması düzenledi.

Abone Ol

Yeni Mahalle Camii önünde toplanan çok sayıda vatandaş, ellerinde meşaleler, Filistin bayrakları ve siyonist işgali lanetleyen dövizlerle Bingöl Kent Meydanı’na kadar sloganlar eşliğinde yürüdü.

Kent meydanında toplanan kalabalık adına basın açıklamasını, İsmail Narin okudu.

“1000 gündür tüm dünyanın gözü önünde barbarlık devam etmektedir”

Konuşmasına Gazze'de yaşanan vahşetin boyutlarına dikkat çekerek başlayan Narin, “Kıymetli Müslümanlar Gazze'de, insanlık tarihinin gördüğü en aşağılık ve en barbar soykırımı tam 1000 gündür tüm dünyanın gözü önünde barbarca devam etmektedir. Uluslararası hukukun, satılık insan hakları örgütlerinin ve küresel adalet maskeli tiyatroların tamamen yere serildiği bu 1000 gün, sadece siyonizmin vahşetini değil; bölge devletlerinin ve iş birlikçi rejimlerin içine düştüğü zilleti ve rezilliği de ibretlik bir şekilde tarihe kazımıştır. Küresel katil ABD bu soykırıma sınırsız siyasi ve askeri destek sağlayarak soykırımın birinci derece sorumlusu olmuştur. Bununla beraber ABD diplomatik ayak oyunlarıyla sahneye sürdüğü ve terör şebekesine nefes aldırmaktan başka hiçbir amaca hizmet etmeyen 10 Ekim’deki sözde ateşkes tiyatrosu, 1000 Filistinlinin daha şehit olmasına yol açtı.” dedi.

“O masada imza atan garantör devletler çıkıp Gazzelilere sahip çıkacak mı?”

Ateşkes masasında garantör olan devletlere seslenen Narin, “Buradan o anlaşmanın altına imza atan devletlere soruyoruz: İşgalci katil sürülerinin bin canı vahşice katletmesi sözde ateşkesi bozmuyorsa, izzetli direnişçilerden birinin kendi vatanını korumak için tek bir işgalciyi hedef alması bu anlaşmayı bozacak mı? Olası bir misillemede, o masada imza atan garantör devletler çıkıp Gazzelilere sahip çıkacak mı? Her anlaşmaya ihanet eden ve ateşkesi ‘daha az saldırı’ olarak uygulayan bu gözü dönmüş siyonist çete; Gazze'yi sadece yukarıdan yağan bombalarla değil, açlığı ve susuzluğu da barbarca birer kitle imha silahı olarak kullanarak açık bir hava mezarlığına dönüştürmektedir.

Bugün Gazze’de 2 milyondan fazla Müslüman en temel hak olan temiz suya erişememektedir. Bölgeye ilaç, tıbbi malzeme ve bir lokma yiyeceğin girişi bile kısıtlanmaktadır. Klimalı konforlu evlerimizde bile tahammül etmekte zorlandığımız bu kavurucu yaz sıcaklarında, milyonlarca mazlum derme çatma naylon çadırlarda, susuz ve ekmeksiz bir ölüm kalım mücadelesi vermektedir. Gözü dönmüş siyonist caniler bununla da yetinmemekte; sığınılan o derme çatma bez parçalarını bombalarla, füzelerle yakmakta ve kundaktaki bebekleri diri diri yakarak katletmektedir. Bu ümmetin yüz akı olan kahramanlar, canlarını ve kanlarını Müslümanların şerefi için feda etmişlerdir. Muhammed Dayf’tan Yahya Sinvar’a, şehadet şerbetini içen İsmail Heniyye’den Ebu Ubeyde’ye kadar bu davanın sarsılmaz liderleri, 2 milyar Müslüman’ın haysiyetini savunmuşlardır.” ifadelerini kullandı.

“İslam dünyası 7 milyonluk bir terör şebekesini durdurmakta aciz kalmıştır”

İslam dünyasının liderlerinin ve bölge devletlerinin korkakça bahanelerin arkasına sığındığını belirten Narin, “Tarih, bu dönemi İslam coğrafyasının hatta insanlığın en büyük, en karanlık utanç sayfası olarak yazacaktır. 2 milyar nüfusa sahip İslam alemi, topu topu 7 milyonluk bir terör şebekesini durdurmakta aciz kalmıştır. Bu korkaklıktan ve sessizlikten cesaret alan siyonist katiller, işgali Lübnan’a ve Suriye’ye yaymış; Yemen’e ve İran’a yönelik pervasız saldırılarla tüm bölgeyi topyekûn bir savaşın içerisine sürüklemiştir. Bölge ülkeleri "Siyonistleri durdurmak istedik ama ABD korkusundan durduramadık" gibi ucuz ve omurgasız bahanelerin arkasına sığınamazlar.

ABD’yi durdurmanın yolu onu beslediğiniz damarı kesmektir. Soykırımın tam ortasında katliamları açıkça finanse eden, siyonizmin hamisi Trump’a verdiğiniz 3 trilyon dolarlık yatırım sözünü derhal iptal etseydiniz, o da yularını tuttuğu siyonistleri durdururdu. Katilin kasasına milyarlarca dolar akıtmaya devam edip, sonra da "çaresizlik" edebiyatı yapmak, ümmetin aklıyla alay etmektir. O sözde ateşkes anlaşmalarına Filistin tarafının güvencesi, garantörü olarak imza atan ülkeler ve Trump’ın emlak projesine dönüşen sözde barış kurullarına koşa koşa katılan devletler bugün tam anlamıyla tasfiye olmuş durumdadır. O masa da kurulan o uyduruk kurumlar da Trump’ın ve siyonizmin ticari çıkarlarını, kirli planlarını bölgede uygulamaktan başka hiçbir işe yaramamıştır.” diye belirtti.

Gazze'deki şanlı direnişin ümmetin onuru olduğunu ifade eden İsmail Narin, direnişçileri silahsızlandırmaya çalışanların ihanet içinde olduğunu söyleyerek konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Bugün Müslümanların izzetini, şerefini, namusunu ve Mescid-i Aksa'nın onurunu koruyan bir avuç şanlı direnişçiyi, ABD’nin isteğiyle silahsızlandırma peşine düşenler açıkça ihanet içerisindedir. Buradan tüm dünyaya ve yerli iş birlikçilere haykırıyoruz: Silahsızlandırılması gerekenler; öz vatanlarını, namuslarını ve mukaddesatlarını korumak için canlarını ortaya koyan Gazzeli mücahidler değildir! Silahsızlandırılması gereken; elinde gayrimeşru nükleer silahlar bulunduran, fiilen üç ülkeyi işgal altında tutan ve tüm bölgeyi kan gölüne çeviren o katil, gayrimeşru siyonist topluluktur! Gazze’deki direniş, İslam ümmetinin onur ve haysiyet savaşıdır.

Bu savaşa sırtını dönenler, koltukları ve dolarları uğruna siyonizme ve ABD’ye uşaklık edenler, tarihin, insanlığın ve Allah’ın huzurunda mutlaka lanetlenecek ve hesap vereceklerdir. Rabbimizden niyazımız odur ki; Gazze’de direnen kardeşlerimize nusretini indirsin, şehitlerimizi rahmetiyle kuşatsın, yaralılarımıza şifa, mazlumlara sabır ve ümmete yeniden vahdet, izzet ve diriliş nasip etsin.”

Program, yapılan dua ile sona erdi.