21.yüzyıl eğitim ortamında sosyal medya, hem fırsat hem risk alanı olarak tartışılıyor.
Sosyal Medyanın Öğretici Potansiyeli
Sosyal medyanın eğitime katkı sağladığına ilişkin PEW gibi uluslararası düşünce kuruluşunun araştırmasında gençlerin büyük bir çoğunluğu sosyal medya aracılığıyla bilgiye eriştiğini bildiriyor. Kimi araştırma kuruluşları da sosyal medya kullanımı ile akademik performans arasında ters U-şekilli ilişki olduğunu saptamıştır. Yani günde yaklaşık 90 dakikaya kadar sosyal medya kullanımı akademik performansla pozitif ilişki gösterebilirken, bu sürenin aşılması durumunda etkinin tersine döndüğü görülmüştür.
Bu bulgular, sosyal medyanın amaçlı ve sınırlı kullanımda bilgi edinme ve öğrenme süreçlerini destekleyebileceğini göstermektedir.
Eğitimi Engelleyen ve Zaman Kaybına Dönüşen Kullanımı
Öte yandan sosyal medyanın çoğu öğrencide akademik süreçten uzaklaşmaya yol açtığını gösteren çok sayıda araştırma da var.
Lise öğrencileri üzerinde yapılan çalışmalar, sosyal medya kullanımının akademik başarıyı olumsuz etkilediğini saptamıştır.
Üniversite öğrencilerinin de önemli bir kısmı sosyal medyayı akademik amaç dışında kullanmakta; bu da ders çalışmaya ayrılan zamanı azaltmaktadır.
Dolaysıyla sosyal medya bağımlılığı ile akademik güdülenme ve başarı arasında negatif ilişki gerçeği de görülmektedir.
OECD ve PISA 2018 verilerini kullanan uluslararası bir analiz, sosyal medya kullanımının akademik performans üzerindeki etkisinin ülkelere göre farklılaştığını ortaya koydu. Bazı ülkelerde sosyal medya kullanımı ile akademik başarı arasında pozitif ilişki bulunurken, diğerlerinde negatif ilişki tespit edildi. Mesela ABD ve Birleşik Krallık’ta sosyal medya olumsuz etkiler daha belirginken, bazı ülkelerde örneğin Meksika ve Türkiye’de olumlu ilişki görüldü.
Sudan’da yapılan bir çalışmada öğrenci grubunun %79.6’sı sosyal medyayı eğlence amaçlı kullandığını ve %51.8’inin akademik performansının bundan olumsuz etkilendiğini bildirdiği raporlanmıştır.
Fransa’da öğrencilerin yaklaşık %58’i matematik derslerinde dijital cihazların dikkatlerini dağıttığını bildirmiştir.
Bu veriler, sosyal medyanın kontrolsüz ve uzun süreli kullanımının dikkati dağıtarak öğrenme süreçlerini sekteye uğratma potansiyeline işaret etmektedir.
Bilimsel veriler, sosyal medya kullanımının programlanmış ve ölçülü olmadığında öğrencinin zaman yönetimini zorlaştırdığını gösteriyor. Bu noktada İslam’ın zaman anlayışı önemli bir perspektif sunar:
Kur’an’da “Asr’a yemin olsun ki…” ifadesi zamanın değerine işaret eder; bu ayet, zamanın bilinçli ve verimli kullanımının önemini vurgular.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “insanın ömrünü nerede tükettiğinden sorumlu tutulacağını bildirmiştir.”
Bu çerçevede sosyal medya kullanımı, sadece bilgi edinme değil; zamanın bilinçli yönetimi ile değerlendirilmelidir. Zaman, İslam’da bir emanet olarak görülür ve bu emaneti bilinçli değerlendirmek hem dünyevi hem uhrevi sorumluluğumuzdur.
Birçok akademik çalışma, sosyal medya “tamamen olumsuz” ya da “tamamen olumlu” olarak sınıflandırmanın doğru olmadığını göstermektedir.
Bunun yerine özellikle;
Ebeynler, dijital cihazlardan uzak durarak örnek olmalıdır.
Ev ortamları dijital cihazların yoğunluğundan arındırılmalıdır.
Çocuklara farklı aktivasyon tercihleri sunulmalıdır.
Okullarda dijital cihaz ve sosyal medya kullanım bilinci verilmelidir.
Kitap okuma alışkanlığı kazandırma bilinci geliştirilmelidir.
Hükümet de sosyal medya kullanım yaşını sınırlandırmalıdır.
Yani sosyal medya, hem eğitimsel bir araç hem de dikkat dağıtıcı bir unsur olarak kullanım miktarına, niyete ve ölçülülüğe bağlıdır.
Referanslarımıza göre zamanı iyi ve faydalı işlerde kullanmak salih bir davranıştır; tersi ise israf olarak değerlendirilir.
İslami perspektiften baktığımızda zaman, sadece dolması gereken bir saat değil, hesap verilecek bir sermayedir. Sosyal medya, doğru ve bilinçli kullanıldığında öğrenmeyi destekleyebilir; ancak kontrolsüz kullanım, zamanın kaybedilmesine ve akademik hedeflerin gerilemesine yol açabilir.