IŞİD bahanesiyle ABD`nin öncülüğünde Irak ve Suriye`ye yapılan dış müdahale, hava saldırılarının yoğunlaşmasıyla devam ediyor. 'Terörle mücadele` perdesi altında sürdürülen bu yeni haçlı saldırısının amacı belli: ABD`nin bölgedeki çıkarlarını korumak ve bölgeyi bu amaç doğrultusunda yeniden şekillendirmek. Mevcut devletlerden küçük devletçikler oluşturup bölgede mezhep ve etnik temelli savaşları alevlendirerek kaos ve istikrarsızlık oluşturmak. Batı dünyasının bölgemiz için belirlediği bu hedef başka bir değişle 'parçala yönet` politikasıdır.
Pek, bu savaş ne kadar sürecek ve sonuçları ne olacak? Bilen var mı? Yok. Saldırıyı başlatan Amerika süreyi üç yıl olarak belirlerken, İngiltere Başbakanı David Cameron, savaşa beş yıl ömür biçti. Eski CIA Şefi ve Savunma Bakanı Leon Panetta, Obama`nın Suriye ve Irak politikasında son üç yılda yaptığı hatalardan dolayı IŞİD ile mücadelenin 30 yıl süreceğini söyledi. Biz de geçen haftaki ilgili makalemizde(Alavere dalavere Kürt Mehmet nöbete) şöyle demişiz: 'ABD`nin bu kadar saf Mehmed`i bulup cepheye sürmesi gerçekleşirse, bölgemiz 1628-1648 yılları arasında Avrupa`da gerçekleşmiş Otuz Yıl Savaşlarına girmiş demektir`.
Kısacası bu savaşın ne zaman biteceği belli değil. Belli olan tek şey, savaşın bütün bölgeye yayılma ve uzun bir zaman devam etme ihtimalinin çok yüksek olduğudur. Bir aya yakın süreden beri devam eden hava saldırılarına bakıldığında savaşın öyle kolay bitmeyeceği anlaşılıyor. Askeri alanlarda uzman değiliz ancak görünen köy kılavuz istemez. Şimdiye kadar IŞİD üzerine gerçekleştirilen 2 bin hava saldırısının yöneldiği hedefleri ne ölçüde isabetle vurabildiği belli değil. Anlaşılan hem Irak, hem de Suriye`deki bombardımanlarda çoğunlukla ya siviller, ya da boş hedefler vuruluyor. IŞİD`in ne havaalanları ve uçakları, ne de sabit askeri karargah ve tesisleri var. Siviller arasına dağılmış bir yapının havadan bombardıman ile yok edilmesi nasıl mümkün olabilir?
IŞİD savaşçılarının iyi bir askeri eğitim görmüş gönüllülerden oluştuğu biliniyor. ABD şüphesiz dünyanın en büyük askeri gücü. Bu güç, ne ekonomik ne de askeri açıdan IŞİD ile kıyas kabul etmeyecek kadar büyüktür. Ancak ABD`nin IŞİD gibi ölüme gönüllü olarak koşan askerleri yoktur. İşte IŞİD`i Amerika karşısında farklı kılan şey bu noktadır. Savaşlarda psikolojik üstünlük ve moral gücünün sonucu belirlemede ne kadar etkili olduğu bilinen bir husustur.
Tabii ki bütün bunlardan IŞİD`in Amerika`yı yeneceği sonucu çıkmaz. Ancak koalisyon cephesinin yoğun şeytanlaştırma propagandasının IŞİD ile ilgili bazı gerçekleri örttüğünü kabul etmek gerekir. IŞİD`in sadece kafa kesen bir yapı olmadığı, egemenlik kurduğu topraklardaki kaynakları halkıyla paylaşarak önemli oranda onların desteğini sağladığı, savaş stratejilerini başarıyla yürüten, teknoloji ve sosyal medyayı da iyi kullanan bir kadroya sahip olduğu anlaşılıyor.
Koalisyonda yer alan ülkelerin hiçbiri kara harekatına girmek istemiyor. Her ülkenin kendine mahsus bazı gerekçeleri olsa da, kara harekatına katılmama konusundaki isteksizliğin IŞİD`in savaşçılarından duyulan korku olduğu inkar edilemez.
Kara harekatı için savaşa sevk edilmek istenenlerin ise ABD denetimindeki yerlerde askeri uzmanlarca eğitilmeleri gerekiyor. ABD`ye bağlılık şartı ile beraber başlayacak bu askeri eğitim sürecinin seneler alacağı söyleniyor.
İŞİD, koalisyon ülkelerinin başlattığı hava saldırılarından bu yana zayıfladı mı yoksa daha da güçlendi mi? Anlaşılan o ki, zayıflama değil daha da güçlenmiş. Onca hava saldırısına karşı üç haftadan beri Kobané`yi kuşatmaya devam etmesi ve şehrin bazı noktalarına bayrağını dikmesini başka nasıl izah edebiliriz?
IŞİD, Suriye sahasında rejime karşı savaşan İslami Cephe ile şimdilik savaşmıyor. İslami Cephe de, IŞİD`e karşı ateşkes uygulayacaklarını ilan ettiler. Taliban ve diğer bazı İslami cemaatler ise IŞİD`e desteklerini açıkladılar. Yakın bir gelecekte bu türden destek ve ittifakların artacağını tahmin edebiliriz.
Ve maalesef, uzun yıllar alacağı, sonucu sadece kan, gözyaşı ve yıkım olacağı anlaşılan savaşın çevre ülkelere etkisi de görülmeye başlandı. Türkiye`de mübarek ramazan bayramı günü PKK ve yandaşlarının çıkardığı olaylarda kan aktı. Amerika`nın silahşoru olmak için her melaneti yapmaya hazır bu eli kanlı örgütün işlediği cinayetleri şiddetle telin ediyor, olaylarda şehid olan masum kardeşlerimize Hak`tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum.