Sokak Köpeklerinin Dokunulmazlığı

Abone Ol

Sokak köpekleri sorunu her geçen gün daha da karmaşık ve çözülemez bir hale geliyor. Bu sorun, köklü bir şekilde çözümü ertelendikçe daha da büyümektedir.

Bu mesele adeta bir milli güvenlik sorunu haline gelmiştir. Artık bu sorunun büyük bir ciddiyet ile ele alınması gerekir. Hükümet yetkililerinin, bu sorunun çözülmemesi durumunda siyaseten de ciddi bir dip dalganın geldiğini bilmesi lazımdır. Son zamanlarda Van ve Ağrı illerimizde meydana gelen saldırılar bu sorunun vahametini tekrar gündeme taşıdı. Tam silahlar sustu ve terör sorunu Türkiye'nin gündeminden yavaş yavaş düşüyor derken yeni bir terör dalgası tüm Türkiye'yi esir aldı. Kedi, tavuk, koyun inek gibi evcil hayvanları hatırlamayan rant çetesi ve dış bağlantılı karanlık odaklar, köpek konusuna gelince hayatın normal akışı dışında bir reaksiyon göstermektedir. Bu reaksiyon hayvan sevgisi ile açıklanamaz. Siyonist bağlantılı yem/mama lobileri, yerli otlakçıları ile beraber, rant çarklarının dönmesi uğruna bir memleketi adeta kaosa sürüklemektedir. Hele hükümete yakın bazılarının tavırları vatandaşı çileden çıkarmaktadır.

Bu tavır, hükümet içerisinde kimi şahısların mama/yem lobisi ile ciddi çıkar ilişkileri olduğunu düşündürmektedir. Bu konunun çok ciddi bir şekilde araştırılması gerekir. Özellikle hayvan sevgisi bahanesiyle köpek baronluğuna soyunanların hesap hareketleri ve ilişkileri incelenmelidir.

Köpek işleri artık bir rant kapısı ve kolay kazanç kapısı olmuştur. Sokakta dilenci toplayan devlet, hayvan sevgisi bahanesi ile deveyi hamudu ile beraber götüren bu yeni nesil soyguncu ve dilencileri hukuk önüne çıkarmalıdır.

Çocuk ölümleri ve halk sağlığı konusunu hiçe sayan bu yeni nesil asalakların kirli ticaret ağı tamamen ortadan kaldırılmalıdır. Bu sektörün toplam hacmi bir milyar dolara kadar ulaşmaktadır.

Bir de olaya veriler ışığında halk sağlığı açısından bakıldığında zaman olayın vahameti tüm çıplaklığı ile ortaya çıkmaktadır.

Türkiye’de sokak köpeklerinin çocuklara yönelik saldırıları, son yıllarda hem kamuoyunda hem de resmi raporlarda giderek daha fazla yer bulan ciddi bir güvenlik ve halk sağlığı sorunu haline gelmiştir. Konuya ilişkin tartışmalar çoğu zaman duygusal zeminde yürütülse de mevcut veriler bu meselenin somut boyutlarını açıkça ortaya koymaktadır.

İçişleri Bakanlığı verilerine göre, Ocak 2022 ile Temmuz 2024 arasında Türkiye genelinde 4.269 köpek saldırısı kayıtlara geçmiştir. Bu saldırılarda 10 kişi hayatını kaybetmiş, 2.389 kişi yaralanmıştır. Bu rakamlar yalnızca resmi kayıtlara giren vakaları kapsamaktadır; kayıt dışı veya bildirilmeyen olaylar düşünüldüğünde gerçek sayının çok daha yüksek olabileceği değerlendirilmektedir.

Çocuklar ise bu saldırıların en savunmasız grubunu oluşturmaktadır. Güvenli Sokaklar ve Yaşam Hakkını Savunma Derneği (GÜSODER) tarafından hazırlanan rapora göre, son iki yıl içinde köpek saldırıları sonucu hayatını kaybeden 107 kişinin 50’si çocuklardan oluşmaktadır. Bu veri, ölümlerin neredeyse yarısının çocuklar arasında gerçekleştiğini göstermesi açısından çarpıcıdır. Ayrıca 2022 yılına ilişkin başka bir değerlendirmede, doğrudan köpek saldırısı sonucu hayatını kaybeden 13 kişiden 6’sının çocuk olduğu belirtilmiştir.

Sorunun büyüklüğünü anlamak için sağlık verileri de önemli bir gösterge sunmaktadır. Türkiye’de 2021 yılında 300 binden fazla kişi köpek saldırısı nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvurmuştur. Bu başvuruların önemli bir kısmını çocukların oluşturduğu bilinmektedir. Dünya genelindeki veriler de çocukların, özellikle 0-4 yaş grubunun, köpek ısırıklarına en fazla maruz kalan kesim olduğunu ortaya koymaktadır. Bu yaş grubunda saldırıların çoğu baş ve boyun bölgesine yönelik olduğundan, sonuçlar daha ağır ve hayati risk içeren nitelikte olabilmektedir.

Türkiye’de köpek ısırıkları yalnızca fiziksel yaralanmalarla sınırlı kalmamakta, aynı zamanda ciddi enfeksiyon risklerini de beraberinde getirmektedir. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 2008-2021 yılları arasında yaklaşık 3 milyon kişi kuduz riskli temas nedeniyle sağlık hizmeti almak zorunda kalmıştır. Bu temasların büyük çoğunluğunun köpek kaynaklı olduğu bilinmektedir. Kuduz gibi ölümcül hastalıkların yanı sıra tetanos ve çeşitli bakteriyel enfeksiyonlar da çocuklar açısından ek risk oluşturmaktadır.

Sahipsiz köpek popülasyonunun büyüklüğü de sorunun temel nedenlerinden biridir. Çeşitli raporlara göre Türkiye’de en az 5 milyon sahipsiz köpek bulunduğu tahmin edilmektedir. Bu kadar büyük bir popülasyonun kontrolsüz şekilde şehirlerde varlık göstermesi, özellikle okul yolları, parklar ve oyun alanları gibi çocukların yoğun bulunduğu bölgelerde saldırı riskini artırmaktadır.

Sonuç olarak;

Türkiye’de sokak köpeklerinin çocukları ısırması meselesi, münferit olaylardan ibaret değildir; aksine istatistiklerle desteklenen yaygın bir güvenlik sorunudur. Yüz binlerce sağlık başvurusu, binlerce saldırı vakası ve özellikle çocuk ölümlerinin yüksek oranı, konunun sistematik bir şekilde ele alınması gerektiğini göstermektedir.

Yetkilileri, bu meselenin vahametine binaen, ivedilikle tedbir almaya davet ediyoruz.