Sokak köpekleri üzerinden rant devşiren ve dış bağlantıları olan lobiler var. Bu lobi o kadar güçlü ki, çıkarılan kanunlara rağmen sokak köpekleri sorunu çözülemiyor. Mesele, hayvan sevgisi meselesi değildir. Bu mesele, köpekler üzerinden rant devşirme meselesidir. Sokaklarımız ve parklarımız, adeta sokak köpeklerine terk edilmiş. Bu gün ülkemizde sokak köpeklerine adeta Hintilerin Kutsal İnekleri ya da Samiri’nin Buzağı'sı muamelesi yapılmaktadır. İte tapanlar öyle bir dil geliştirdi ki, adeta köpekler çocuk yerine konmaya başlandı. Köpeklerin dokunulmazlık zırhı, neredeyse milletvekili dokunulmazlığını geçti. Kimse ayağını uzatan köpeklere neredeyse "hoşt" bile diyemiyor. Çocuklar parçalanıyor, insanlar yaralanıyor. Ama bazı kıt akıllılar veya rant severler insanları suçlayıp, insanların köpekleri tahrik ettiklerini söyleme küstahlığında bulunabiliyor. Sokak ve parklarımızda hijyen diye bir şey kalmadı. Çocuklar sokaklara çıkamaz hale geldi. Kuduz tehlikesi gittikçe ciddi boyutlara vardı. Ama yetkililer, meseleyi ciddiyet ile ele almış değiller. Her gün köpek vahşeti haberleri geliyor. Van'da daha 5 yaşındaki bir yavrumuz, köpekler tarafından parçalandı. Hatta parçalama kelimesi bile hafif kalır. Çocuğumuz resmen yenildi. Şimdi Minik Hamza'nın ölümünün hesabını kim verecek?
İnsan yavrusunun canının sözkonusu olduğu yerde, binlerce köpeğin lafı bile olmaz. Köpeklerin özgürlüğünü savunanlar, neden bu kudurmuş canavarları evlerine alıp da beslemezler?
Avrupa ülkelerinde sokaklarda başıboş köpek olmadığı halde, bizim sokaklardaki başıboş köpeklerin özgürlüğünün savunulması son derece ibret vericidir.
Kendileri tedbir alırken, besledikleri lobiler vasıtasıyla bizim tedbir almamızı engellemektedirler.
Bu konu, milli güvenlik meselesidir. Milyonlarca köpek kısırlaştırılsa bile bunların beslenmesi ekonomiye devasa yük getirmektedir. İthal hayvan yemi, cari açıkta küçümsenmeyecek bir rol oynamaktadır. Bu kadar köpek barınaklarda besleneceğine, bu para ile çiftçilere yüz binlerce koyun alınır ve ekonomiye ciddi bir katkısı olur. Böylelikle vatandaşın ucuz ete ulaşması için de hatırı sayılır bir adım atılmış olur.
Türkiye'deki milyonlarca köpek, Uzakdoğu ülkelerine satılabilir ve böylelikle de ciddi bir gelir de elde edilebilir ya da maliyeti karşılanmak koşulu ile hibe edilebilir.
Kaldı ki, bu bile yapılmamaktadır. Barınaklarda tutulanlar ciddi maliyet ve külfet oldukları gibi, sokaklardakiler ise artık şehirlerimizi yaşanmaz hale getirmiştir. Özellikle çete mantığı ile sürü halinde gezen bu köpekler daha fazla saldırganlaşmaktadır. Hayvan hakları sloganları ile rantları cukka edenlere sormak lazım:
Peki köpek hakları var da insan hakları ve çocuklarımızın yaşam hakları bu memlekette yok mu?
Ya da hayvan hakları denilince niye sadece köpek anlaşılıyor?
Köpeklerin parçaladıkları koyun, kedi, tavuk vs gibi canlılar da hayvan değil mi? Onların da hakları yok mu?
Ey ite tapanlar, ey köpektapar tarikatı müritleri, sizin derdiniz hayvan hakları değil, ranttır.
Hindistanlılar ineğe taptıkları gibi siz de itlere tapıyorsunuz. Bugüne kadar dünyada Hindistan denilince inektaparlar akla geliyordu. Ama bu azgın tarikat yüzünden Türkiye denilince de dünyanın aklına dokunulmaz sokak köpekleri gelecektir.
Bundan sonra herhangi bir köpek ısırması veya parçalanması vakasında direkt olarak o ilin en yetkili mülki amirinden başlayarak tüm sorumlular mahkeme önüne çıkarılmalıdır. İhmali olan herkes hukuk önünde hesap vermelidir. Öngörülen cezalar da tatmin edici olmalıdır. Taksirle adam öldürme gibi maddelerden dava açılmalı ki, bir sonuç alınabilsin.
Biz vatandaşlar olarak bunu bekliyoruz.
Bu vesile ile sokak köpekleri tarafından parçalanan Hamza yavrumuzun ailesine başsağlığı ve sabırlar diliyorum.
Ey görevlerini yapmayan yetkililer, Hamza ve diğer yavrularımızın mahşer gününde iki elleri yakanızda olacaktır, bu da böyle bilinsin.