Siyonist işgal karşısında Selâhaddîn olabilmek

Abone Ol

Siyonistler, bir işgal rejimi olarak bu coğrafyanın doğasına aykırı olduklarının, ümmetin bağrına saplanmış bir hançer olduklarının, bu işgal ve katliamı kendi gücüyle değil, arkasındaki ABD ve diğer emperyalistlerin desteğiyle devam ettirdiklerin bu güç ve desteğin ilelebet devam edemeyeceğini de biliyorlar.

İşgal rejimi, arkasındaki devasa ekonomik ve askeri güce, içerdeki hain ve işbirlikçilere rağmen 'yok olma sendromu 'nu yaşamakta. Bu da onları ciddi manada endişelendirmektedir.

Avrupa'nın her tarafından sürüler halinde İslam coğrafyasına saldıran Haçlılar, Kudüs dahil kurdukları beş devletle iki yüz yıl boyunca işgalci olarak kaldılar. Ama buna rağmen büyük bir hezimet yaşayarak yok olmaktan kurtulamadılar. Haçlıların akıbeti, Siyonistleri korkutuyor, uykularını kaçırtıyor.

Siyonist rejim, tarihte Haçlıların durumuna düşmemek için ciddi manada bilimsel araştırmalar ve diğer hazırlıklar yapmaktadır.

O dönemin kahramanı olan Selahaddîn'in ismi dahi Siyonistleri sersemletiyor, dizlerinin bağını gevşetiyor. Yeni bir Selahaddin'in çıkması onların Haçlılarla aynı sonu yaşamaları demektir.

İşte Siyonistler Haçlılarla aynı akıbeti yaşamamak için bütün alanı Selahaddin-i Eyyûbî olan düşünce kuruluşları ve enstitüler kurdular ve kurmaya devam ediyorlar.

1981'de yeni bir Selahaddin'in çıkışını engellemek için onun şahsiyetini, ortaya çıkış sebebini, ümmeti nasıl birleştirdiğini ve Haçlılara karşı nasıl zafer kazandığını araştırmak için tarihçi, psikolog, sosyolog ve güvenlik uzmanlarından oluşan 30 kişilik bir komisyon kurdu. Sonraki dönemlerde bu çalışmaları çok daha profesyonelce ve kurduğu onlarca kurum tarafından yapmaya devam etmektedir.

Elde edilen bilimsel veriler süratle sahada pratiğe geçirilmektedir.

Bu çalışmalardan biri de Müslümanların işgal rejimini bir düşman ve işgalci olarak değil, bölgenin bir gerçeği olarak kabul etmeleridir.

Vücut, kendisini öldürmek üzere içeri girmiş virüsü normal kabul ederse artık ona karşı mücadeleyi bırakacak, bu virüsü bir uzvu olarak kabul edecek hatta onu saldırılara karşı koruyacaktır.

İşgal rejimi de bunu aşama aşama yapmaya çalışmaktadır.

  • İki devletli çözüm,
  • Yüzyılın İhanet Antlaşması,
  • Kudüs'ün işgal rejiminin başkenti olarak kabul ettirilmesi ve
  • İslam ülkeleriyle Normalleşme adı altında işgal rejimini tanınması…

İlk üç madde, direniş ve Müslümanların basiretli çalışmalarıyla büyük ölçüde akamete uğradı.

Geriye kalan 'Normalleşme' çalışmaları maalesef devam etmektedir.

Daha önce Siyonist rejimle kapalı kapılar ardında görüşen bazı İslam ülkelerinin yöneticileri bu ihaneti alenen yapmaya başladılar. Buna yanaşmayan ülkelerden bir kısmı şantaj, ekonomik, siyasi çıkar ve vaatlerle ilişkiye zorlandı.

Geçen hafta içerisinde işgal altındaki Necef Çölündeki Sde Boker'de ABD, BAE, Mısır, Bahreyn, Fas ve işgal rejiminin dışişleri bakanı iki günlük bir forum için bir araya geldiler ve ortak basın açıklaması yaptılar.

Recep Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olduğu Türkiye'de işgal rejiminin başı olan Herzog, ağırlandı. Bununla da kalınmadı, Bennett'in de Türkiye'ye gelmesi gündemde. Bu, Türkiye halkları için onur kırıcı ve Kudüs davası için çok tehlikeli adımlardır. Dünyevi ve uhrevi vebali büyüktür. Kimse ne Allah'a ne de Müslümanlara bunun hesabını veremez. Ne Kudüs ne de ümmetin herhangi bir toprak parçası satılık değildir.

Siyonistlerden önce Müslümanlar ve yöneticileri Selahaddîn'i araştırmalı, örnek almalı ve onun tecrübesinden istifade etmelidir.