israil işgal askerlerinin uluslararası düzeyde yargılanmasına yönelik girişimler kapsamında önemli bir adım atıldı. Hind Receb Vakfı, Peru Cumhuriyeti Başsavcılığı’nın, “Givati” Tugayı’na bağlı 424. “Şaked” Taburu’nda görev yapan bir israil askeri hakkında Gazze Şeridi’nde işlendiği belirtilen savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırım gerekçesiyle resmi ön soruşturma başlatılmasını sağladığını açıkladı.
Vakfın açıklamasına göre Peru İnsan Hakları ve Terörle Mücadele’den sorumlu Birinci Merkezi Ceza Savcılığı, 28 Nisan’da aldığı kararla söz konusu askerin Gazze’de işlediği ihlaller hakkında 15 günlük ön soruşturma açılmasına hükmetti.
Şikayet dosyası, “Arbizu & Gamarra” hukuk bürosundan Perulu avukat Julio Cesar Arbizu Gonzales tarafından hazırlandı. Başvuruda, israil askerinin Peru topraklarında bulunduğuna dair bilgilerin yer aldığı, askerin başkent Lima’da ve muhtemelen Cusco kentinde bulunduğunun değerlendirildiği aktarıldı.
Vakfa göre bu durum, Peru’nun “evrensel yargı” ilkesi kapsamındaki yükümlülüklerini devreye sokuyor. Söz konusu ilke, suçun işlendiği yer ya da failin uyruğundan bağımsız olarak en ağır uluslararası suçların soruşturulmasına imkan tanıyor.
Hind Receb Vakfı, yürüttükleri araştırmalar sonucunda askerin Kasım 2023 ile Ekim 2024 arasında Gazze savaşındaki operasyonel rolünü yeniden inşa ettiklerini belirtti. Dosyada uluslararası insancıl hukukun ihlaline ilişkin somut bulguların yer aldığı ifade edildi.
Dosyaya göre asker; özellikle Rimal Mahallesi ve Cibaliya Mülteci Kampı’nda yoğun nüfuslu bölgelerde sivil mahallelerin ve askerî olmayan yapıların sistematik biçimde yıkılmasına katılmakla suçlanıyor.
Vakıf ayrıca delil dosyasında fotoğraflar ve görüntülü kayıtların bulunduğunu, bunların önemli bölümünün askerin kendi sosyal medya hesaplarından elde edildiğini bildirdi. Söz konusu görüntülerde evlerin yakılması ve mülklerin rastgele tahrip edilmesinin görüldüğü kaydedildi.
Şikayet metninde askerin, UNRWA tesisleri ile Cibaliya’daki sağlık merkezi gibi temel sağlık kuruluşlarının çevresinde de tespit edildiği belirtildi. Bu bölgelerde yürütülen askerî operasyonların sivillere ve sağlık çalışanlarına ağır zarar verdiği vurgulandı.
Vakfa göre soruşturma, askerin geniş çaplı kara saldırıları ve yıkım operasyonlarına katılan askeri birliklerin bir parçası olduğunu ortaya koyuyor. Açıklamada 424. “Şaked” Taburu’nun, Hind Receb Vakfı’nın Gazze savaşıyla ilgili yürüttüğü soruşturmalarda adı sıkça geçen birliklerden biri olduğu ifade edildi.
Peru Savcılığı’nın, şikâyetin hukuki dayanağını resmen kabul ettiği belirtilirken, bunun Peru’nun 1949 Cenevre Sözleşmeleri ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Roma Statüsü’ne taraf olmasına dayandırıldığı kaydedildi.
Vakfa göre soruşturma kararında, uluslararası suç işlediğinden şüphe edilen bir kişinin Peru topraklarında bulunmasının tek başına evrensel yargı ilkesinin uygulanması için yeterli olduğu vurgulandı. Kararın, Peru Anayasası’nın 55. maddesi ile Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nin 146. maddesine dayandırıldığı belirtildi.
Savcılığın ayrıca askerin Peru’da bulunup bulunmadığının doğrulanması, sosyal medya hesapları ve açık kaynak verilerinin incelenmesi ile şüphelinin kimliğinin resmî olarak teyit edilmesi yönünde acil talimatlar verdiği aktarıldı.
Hind Receb Vakfı Genel Direktörü Diab Ebu Cehceh, Peru savcılığının soruşturma açma kararını memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, “Peru insan haklarını savunma konusunda uzun ve onurlu bir geçmişe sahip. Evrensel yargı ilkesini işletmesi bu mirasa sahip çıktığını gösteriyor” dedi.
Ebu Cehceh, şüphelinin Peru’da bulunduğunun doğrulanması halinde yetkililere gecikmeden tutuklama kararı çıkarma çağrısında bulunarak, “Bu vahşetin mağdurları adalet konusunda daha azını hak etmiyor” ifadelerini kullandı.
Vakfın dava sorumlusu Natasha Brack ise dosyada “inkar edilemez dijital adli deliller” bulunduğunu söyledi. Brack, coğrafi koordinatlı görüntüler, askeri birlik kayıtları ve askerin kendi paylaşımlarının onu doğrudan suçların merkezine yerleştirdiğini ifade ederek, tutuklama kararının kaçışı önlemek ve adaleti sağlamak adına bir sonraki zorunlu adım olduğunu belirtti.





