Suriye’nin istikrarını istemeyen siyonist işgal rejimi ve onun tasmalı elemanı ABD, Türkiye’ye rağmen Suriye’yi yine yangın yerine çevirmek için düğmeye bastılar. Göreceli bir güvenliğin olduğu Suriye’de, insanlar normal yaşamlarına dönmeye çalışmalarına rağmen; istikrarsızlığın devam etmesi ve sürekli bir kaos ortamının, ülkeyi tekrar virane haline getirmesi için fitne üstüne fitne tohumlarını ekmeye devam etmektedirler.
Terörsüz Türkiye ortamının gerçekleşmesi için çok ciddi adımlar atıldı. Bu adımlardan bir tanesi de SDG’nin silahlarını teslim etmesi ve Suriye ordusuna dâhil olmasıydı. Ancak görüşmeler, sözleşmeler, anlaşmalar yenilenip dururken; sırtını ABD ve siyonizme dayayan bu yapı işi alttan almaya ve anlaşmayı çiğnemeye devam etmektedir. Verilen süreler çoktan doldu ve Suriye ordusu operasyona başladı. Neticesi her iki taraf için de yıkım, ölüm ve kaos olacak. Kazanan siyonizm olacaktır.
Buna eş zamanlı olarak siyonist işgal çetesi, hemen her gün ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a saldırmaya devam etmektedir. Yakın zamanda ABD’yi ziyaret eden siyonist baş katilin, kimi İslam beldelerine yeni ve daha büyük saldırılar yapabilmesi için taahhüt aldığını bütün dünya basını açıkça yazıp durmaktadır.
Küresel haydut ABD’nin, Venezuela işgali ve sadece burayla yetinmeyeceğine dair küstahça tehditleri, Gazze dışındaki bütün dünya ülkelerini dehşet bir tedirginliğin içine itmiştir. Hemen her ülke doğrudan ve dolaylı olarak bir askeri hareketliliğin içerisine girmiş bulunmaktadır. Bu durum ‘mazlum bırakılmışların’ acısının daha da büyümesine, işgal ve katliamların daha gaddarca yapılmasına ve yeni insanlık krizlerinin ortaya çıkmasına sebebiyet verecektir.
Rus-Ukrayna savaşı tüm şiddetiyle devam ederken, bu savaşın bitmesini istemeyen Avrupa ve ABD, Rusya’nın etrafını çevreleyip durmakta, ekonomik ve askeri alanda etkisiz hale gelmesi için Ukrayna üzerinden hamle üstüne hamle gerçekleştirmektedirler. Rusya ise bütün bu olanlar karşısında yeni askeri saldırılar düzenlemekte hatta nükleer silah kullanımını ima edip savaşın farklı boyutlarına başvuracağını net olarak ifade etmektedir.
Suudi ve BAE’nin Yemen ve diğer komşu ülkelerdeki askeri anlaşmazlıkları ve çatışmaya dönen kaos planları, perde arkasında işlerin hiç de iyi gitmediğini göstermektedir. Hele BAE’nin, dünyadaki ve özellikle bölgedeki İslami cemaatlerin ve grupların tasfiye edilmesine yönelik harcadığı paraların Avrupa Parlamentosu tarafından ifşa edilmesi ve Gazze’ye yönelik ambargoda siyonist katillerden daha gaddar davranması, içerisinde bulunduğu ihanetin büyüklüğünü bize göstermektedir.
Son gelen haberlerde ise Rusya’nın, siyonist işgali altındaki büyükelçilik personelini tahliye etmesi, muhtemel bir İran saldırısı ihtimalini güçlendirmektedir. İran’ın son aylarda peş peşe yaptığı askeri tatbikatlar ve medyaya servis ettiği yeni caydırıcı füze görüntüleri, kendisine yönelik olası bir saldırı öncesinde, önleyici saldırıları başlatacağını net bir şekilde ifade etmektedir.
Çin’in mevcut tehdit algıları ve olası saldırılar için “ilk kurşunu atabilirsiniz, ama ikinci kurşunu atmaya imkânınız olmayacaktır” şeklindeki net stratejisi, haydut ABD’yi dizginler mi? Sömürü pastasının paylaşımındaki yaklaşım ve çıkar çatışmasının karşılarına çıkaracağı yeni sorunlar, dünya düzenine yeni bir denge getirir mi?
Oluşturulan bu yeni kaos düzeni, inşallah beraberinde 3. Dünya Savaşı’nın fitilini ateşlemez. Ama bu fitil ateş alırsa ilk olarak katil siyonistler ve onun tasmalısı ABD yangın yerine dönecektir.