Sınır’sız nefret

Abone Ol

Her nedense aklıma Makyavel geldi. 1446-1527 yılları arasında yaşayan ve adına atfen felsefi bir ekol olarak tarihte yerini alan Makyavelizm’in günümüzde yaşayan en büyük temsilcisi Trump olsa gerek. Yaptıkları ve ettiklerinin sonucuna bakıldığında Makyavel’in meşhur “Amaca giden her yol meşrudur” görüşünün yürüyen halidir.

İşgalci israili ayakta tutmak için sınırsız siyasi ve silah desteği, Venezuella Devlet Başkanını kaçırmak, Meksika’yı işgal etmeyi açıkça dillendirmek, Grönland’ı almanın her yolunu denemeye çalışmak, Uluslararası hukuk beni ilgilendirmez diyerek kimseyi takmamak, hiçbir şey beni doyurmaz diye açgözlülüğünü söylemekten utanmamak, İran’ı karıştırmaya destek vermek, Nijerya ve Somali’yi bombalamak vs vs

Doğrusu Hitler’i, Mussolini’yi, Franco’yu, Mao Zedung’u ve diğer zalimleri görenler gördü; bizim gibi yaşı elvermeyenler de bıraktıkları yıkımı kitaplardan okuyor. İnsanlığa onulmaz bir yıkım mirası bırakan bu zalimlerin ardından rahmet okuyan olmadığı gibi beddualarla ananlar yığınla.

Trump gibi bir zalim de dünyaya devlet adamı ahlakını yansıtmayan bir portre olarak tanınacaktır. Makyavel ahlakına sahip olan bu adam, menfaatini ahlaktan üstün tutan biridir. Hem bireysel yaşantısında hem de devlet yönetiminde siyasi ahlaktan uzak bir portre çiziyor. Bu yönüyle ahlaki, politik ve psikolojik olguları tasvir için kullanılan Makyavelizm akımının tek yaşayan temsilcisi Trump’tır.

İtalyan düşünür olan Makyavel, siyasi iktidarın tek olması gerektiğini savunurken Monarşik yani Krallık düşüncesinde bir yönetim fikrindedir. Ona göre bunun için halkı bölmek, aralarına ayrılıklar sokmakla kontrol etmek gerekmektedir. Böylelikle toplum, karşı karşıya gelirse yöneticinin otoritesi güçlenebilir. Dikkatle değerlendirildiğinde özellikle günümüz iş dünyasında bu taktik, sıklıkla uygulanmaktadır. Trump da bir iş adamı olduğuna göre devletleri karşı karşıya getirerek, fitne ve fesadı körükleyerek otoritesini ispatlama yoluna gidiyor. Bunu dış dünyaya karşı yaparken iç siyasetteki etkileri hesap etmeyebiliyor. Bu konuda Göçmen Polisi ICE, halka karşı zorbalıkta fazlasıyla Trump’ın sonunu yaklaştırmayı başarıyor.

Trump’ın siyasi politikası, halkın sevgisini değil nefretini kazanmak üzerine kurulu. Öyle ki bu nefret sınır’sız bir dünyaya mal oluyor. Doğrusu adam nasıl yapıyorsa bunu başarıyor ama bir türlü Nobel’i alamıyor. Bir yerde bir hata var ama nerde…