SEN EY ŞEHİD!

Abone Ol

Tüm insanlığın kendisine borçlu olduğu pahadır.

Evet, sadece insanlık değil, tüm canlılar hatta alem-i varlık sana muhtaç, sana aç…

Özellikle bu rezil ve zorba çağımın her bir zamanı ve her bir zemini ancak seninle şifa bulur. Mazlumlara, mağdurlara, muhtaçlara seninle doğar gün..

Sana olan ihtiyaç hiç azalmamış ne yarın ne de bugün.

Sen Ey Şehid!

Kanıyla bombalara galebe çalan mücahid…

Şu karanlık çağımın orta yerinde hakikat mumu yakan, mum olup yanan…

Sen ey kendini aşan, serden geçen, güneş misali aydınlatan…

İnsanlığın fedaisi, kendini Allah’a adayan…

Sen ey aşık! Cümle cihana ilanı aşk eden muvahhid… Aşk-ı İlahi’nin ilanını canıyla muştulayan…

Sen ey Şehid!

Zalimleri, canileri, Siyonist vahşileri, emperyal despotları, kapitalist sadistleri ve bilumum hainleri ifşa eden…

İnsanlık bedeninin bu iyileşmez uruna neşter vuran…

Maktulü katillerden, canı canilerden, gücü zalimlerden, silahı cinnet getirmişlerden alansın…

Çocukları, öz yavrularımızı, ciğer parelerimizi, onlarca yıldır şu aşağılık episteyn ifritlerinin elinden kurtaracak yegâne kurtarıcı yine sensin. Sensiz bu dünya yaşanmaz olur, kurur, kudurur…

Çağımın ve tüm çağların kurtarıcısı…

Sen ey Şehid!

Çünkü sen furkansın. Furkan fedaisisin… Gece ile gündüz, ak ile kara, zalim ile mazlum, hak ile batıl, şirk ile tevhid ancak senin o pak kanın ile ayrışır, netleşir, belirir…

İfrat ve tefrit senin sayende vasata ilişemez olur.

Dağlar, çiçekler, kuşlar senin ile bahara ulaşır.

Sen güneşsin, sen nefessin, hayatsın…

İnsanlık için olmazsa olmazsın…

Sen bir damla su iken seller olup coşan, bir kıvılcım iken ateş olup yakan, bir mum iken güneş olup aydınlatan…

Sen ki tek fert, tek yürek onlarca ordu olan, sen ey destanlar yazan…

Ölüme gülümseyen hatta ölümü öldüren…

“Madem ölüm var neden Allah için olmasın” şu bilinen tespit ile tanımına nakıslık gelmiş…

Vallahi senin o pak kalbin dahası her bir hücren öyle bir feyz ve lezzet, öyle muazzam bir aşk ve iştiyak, öyle mükemmel bir huzur ve sürur ve öyle bir feraset ve cesaret membaına dönüşmüş ki şu fani dünya baki olsaydı bile yine de sen Allah için ölmeyi seçerdin. Hatta tekrar tekrar arzulardın…

Ölüm olmasa bile Allah için ölmeye can atan can.

Şehadet anın senin için adeta birer şeb-i arus.. Yani düğün/mutluluk anı. Buluşmak, ulaşmak… Aşığın maşukuyla…

Dünya sürgününü bitirensin, hicrandan uzak vuslata eren…

İltifat-ı Rabbaniye mazhar olansın.

Sen ilay-ı kelimetullah için varlığını ortaya koyan… Yokluk âlemini vara dönüştüren… Sen verdiğin sözü yerine getiren, sözüne sadık dindaşlarına muştular ulaştıransın…

Seçkin, seçilmiş, sevilmiş, istenmişsin…

Sen ey şehid!

Her an var olasın, her anları canınla doldurasın..

Ve sen ey Şehid!

Adamsın, adanmışsın. Sen insanlığın adağısın..

Sözünün eri ve kahramansın.

Çağımın en çok muhtaç olduğu eşsiz arzusun.

Müminlerdendir o erler ki Allah'a verdikleri ahde sadakat gösterdiler. Kimi adağını ödedi (canını verdi), kimi de beklemektedir. Onlar, ahidlerini hiç değiştirmediler.”

Siz ey gıpta edilesi adanmışlar ve adanacaklar! Hep var olasınız.

Selam olsun size... Daima...