Güncel

Selahaddin Demirtaş, Kur'an-ı Kerim'le alay eden şahsa mektup yazdı: Devamke

Eski HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Kur'an-ı Kerim ve dini değerlerle dalga geçen sözde komedyen Deniz Göktaş’a cezaevinden mektup yazdı.

Abone Ol

Milletin mukaddesatına, inancına ve manevi değerlerine yönelik pervasız saldırılara arka çıkma aymazlığı bir kez daha tüm çıplaklığıyla sahnelendi.

Eski HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın cezaevinden sözde komedyen Deniz Göktaş’a gönderdiği mektup, kutsal değerlere yönelik hadsizliklerin siyasi kurnazlıkla nasıl örtbas edilmeye çalışıldığını da göstermiş oldu. Gösterilerinde Kur'an-ı Kerim ve yüce Allah ile alenen dalga geçmeye yeltenerek toplumda infiale yol açan Göktaş’ın bu rezilliği, Demirtaş tarafından sanki sadece siyasi eleştiri yaptı diye hedef alınıyor algısıyla perdelenmek istendi.

Demirtaş, mektubuna avukatlarının kendisine Deniz Göktaş'tan söz ettiğini anlatarak başladı.

Göktaş'ın siyasi mizah yaptığını iddia eden Demirtaş, "Şu andaki koltuğuma mı? O hapse girerse ben bu defa kesin çıkarım, nitekim hapishaneler aynı anda iki adet böyle mahpusu kaldıramaz. Az kaldı!" dedi.

Mektubunda Göktaş'ın sözde mizahını destekleyen Demirtaş, "Böylesi genç yetenekleri teşvik ve tahrik etmek de boynumuzun borcudur. Bak güzel kardeşim; kesinlikle doğru yoldasın, aynen devamke" ifadelerini kullandı.

Mektubun en dikkat çekici ve inandırıcılıktan uzak kısmı ise Demirtaş’ın satır aralarına gizlediği "Bu genç arkadaşımız tam olarak neler söylemiş bilemiyorum" şeklindeki o savunma refleksi oldu. Bu itiraf, akıllara şu soruyu getirdi: Cezaevine her gün gazete kupürleri, TV haberleri, sosyal medya raporları ve dava dosyaları taşınırken, Demirtaş bu hadsizin Kur'an-ı Kerim’e ve yüce Allah’a yönelik skandal sözlerinden gerçekten habersiz miydi? Avukatları kendisine Selho-Denyo benzetmelerini, koltuk iddialarını, şort-tişört muhabbetlerini en ince ayrıntısına kadar aktarırken, o esas rezilliği anlatmayı "unuttu" mu? Yoksa dışarıdaki her gelişmeyi yakından takip eden Demirtaş, televizyon ekranlarına ve ana haber bültenlerine kadar yansıyan bu infiali çok iyi bildiği halde bilinçli bir örtbas taktiğine mi başvurdu?