Yüce Rabbimiz şöyle buyurur: “...Allah sizin için kolaylık ister, zorluk dilemez...” (2/185) Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem bu kolaylığı şöyle tamamlar: “Din kolaylıktır. Dini aşmak isteyen ona yenik düşer. O halde orta yolu tutunuz, en iyiyi yapmaya çalışınız, o zaman size müjdeler olsun; günün başlangıcından, sonundan ve bir miktar da geceden faydalanınız.” (Buhari)
Ayeti kerime ve Hadisi şerif, dinimizin bizi zora koşacak uygulamalardan beri olduğunu, insanın insana eziyet etmesini men ettiği gibi, dinin de insana meşakkat verecek uygulamaları yumuşattığını göstermektedir.
Mukim (seyahat halinde olmayan) bir insan için farz olan 5 vakit namazın şartları, seferi (yaşadığı yerden uzaklara seyahat halinde) olanlar için önemli ölçüde yumuşatılmıştır.
Her şeyden önce seferi olan Müslümanlar, 4 rekât olan namazlarını 2 rekât olarak kılarlar. Buna “kasr” denir. Şafiilerde kasr etmenin yanında bir de cem etme vardır ki, “namazları cem” etmek; öğle ile ikindinin, akşam ile yatsının birleştirilerek tek seferde kılınmasıdır.
Peki sadece bir yerden bir yere gidiyor olmak seferi olmak için yeterli midir? Seferi olarak kabul edilmenin şartları nelerdir? Seferi namaz nasıl kılınır? İşte tüm detaylar.
Seferi Olmanın Şartları Nelerdir?
Bir kişinin seferi sayılabilmesi için öncelikle kat etmeye niyetlendiği mesafenin en az 90 kilometre olması gerekmektedir. Şafiilerde bu mesafe 81 kilometreye kadar düşebilmektedir. Tabi seferi kolaylıklarının başlaması için 90 kilometrenin tamamını gitmiş olmak şart değildir. Yaşadığı şehrin sınırlarından çıkan kişi, eğer yolculuğunu en az 90 km boyunca sürdürmeye niyetlenmişse artık seferi sayılır.
Seferi Olabilmek İçin Gidilen Yerde Kalınan Sürenin Sınırı Var mıdır?
Hanefiler:
Hanefilere göre gideceği yerde 15 günden fazla kalmayı düşünmemelidir. Zira bir yerde 15 günden fazla kalacak kişi, oranın yerleşik insanları gibi mukim sayılır. Sefer esnasında namazlarını kasr edebilir ancak 15 günden fazla kalmaya niyetlendiği yere ulaşır ulaşmaz seferiliği biter.
Şafiiler:
Şafiiler ise bu süreyi giriş ve çıkış günlerini saymadan 4 gün olarak belirlemişlerdir. Gideceği şehir veya beldede giriş çıkış günleri hariç en az 4 gün kalmayı planlayan kişi gideceği yere ulaşır ulaşmaz seferiliği son bulur. Eğer kişi o yerde kaç gün kalacağını bilmiyorsa 18 güne kadar seferi sayılır. 18 günden sonra artık mukim olur.
Son olarak sefere çıkacak kişi, yolculuğa çıkarken seferi olmayı kast etmelidir. Bu da niyet şartıdır ki, tüm ibadetler en temelde bu şarta bağlanmaktadır.
Seferiliğin Şartları Günümüzde de Uygulanabilir mi?
Seferi olmanın hükümleri zaman ve mekân açısından evrenseldir. Eskiden deve ile seyahat eden kişi ile, günümüzde araba ya da uçakla seyahat eden kişi arasında hükümler açısından hiçbir fark yoktur.
Yüce Rabbimizin biz kullarına bahşetmiş olduğu bu hediyeyi kabul etmek gerekir.
Mesafeler kısalmış olsa da gidilen yerde abdest almak ve namaz kılmak zor ve zahmetli olabilir ya da hiçbir zorlukla karşılaşmayabiliriz. Bunun önemi yoktur. Bu ruhsattan faydalanmanın önünde hiçbir dini engel bulunmadığı gibi bazı rivayetler bu ruhsatın kullanılmasının daha faziletli olduğu yönündedir.
Seferi Olunca Vakit Namazı Nasıl Kılınır?
Şafii mezhebinin seferilere sunduğu kolaylıklar, Hanefi mezhebine göre biraz daha fazladır. Şöyle ki:
Her iki mezhepte de seferiler, 4 rekatlı farz namazlarını 2 rekat olarak kılarlar. Mukimken kıldıkları sünnet ve vacip namazları ise kılmalarına gerek yoktur. Yani 10 rekat olan öğle namazını 2 rekat kılmak yeterli olacaktır. Ancak dileyen 2 rekat farz namazla beraber sünnetleri de eda edebilir. Bu durum 4 rekatlı diğer namazlarda da böyledir. Sadece yatsı namazından sonra kılınan vitir namazı için Hanefiler farklı görüş belirtmişler ve vitir namazının seferde de vacip olacağını söylemişlerdir.
Hanefiler namazı kasr etmenin (4 rekatlı namazı 2 rekât olarak kılmanın) vacip olduğu görüşündedirler. Yani onlara göre öğle, ikindi ve yatsı namazını 4 rekât kılmak harama yakın mekruhtur. Şafiiler bu görüşü benimsemezler. Namazı kısaltmanın bir ruhsat ve kolaylık olduğu, tam kılmanın günaha düşürmeyeceği görüşündedirler.
Kasr, sadece öğle, ikindi ve yatsı namazları için geçerlidir. Sabah ve akşam namazlarında kasr yoktur.
Şafiilerde namazı kasr etmenin yanı sıra ayrıca cem etme kavramı da vardır ki, Hanefiler bu görüşe tamamen karşı çıkarlar. Şafiilerin namazı nasıl cem ettiğine konunun ilerleyen bölümlerinde ayrıntılarıyla değineceğiz.
Hanefi Mezhebine Göre Seferi Namaz Nasıl Kılınır?
Sefere niyet etmiş Hanefi mezhebine mensup bir kimse, yaşadığı beldenin meskûn mahallerini geçtiği andan itibaren öğle, ikindi ve yatsı namazlarını zorunlu olarak 2 rekât olarak kılar. Vitir namazı dışındaki sünnetlerini ise isterse kılar istemezse kılmaz.
Eğer cemaate tabi olarak namaz kılacaksa ve imam mukimse, bu durumda o da namazını imama tabi olarak 4 rekâta tamamlar. Ancak kendisi imamlık yaparsa, 2 rekâtın sonunda selam vermesi vaciptir. Onun arkasında namaz kılanlardan mukim olanlar varsa, bu durumda onlar selam vermez ve kalkıp namazlarını 4 rekâta tamamlarlar. Bu kasr etmenin vacip olmasıyla ilgili önemli bir detaydır.
Şafii Mezhebine Göre Seferi Namaz Nasıl Kılınır?
Şafiilerde seferilere tanınan kolaylıklar daha fazladır.
Şafiiler namazları kasr ederek kılmalarının yanı sıra cem de yaparlar. Cem yapmak, öğle ile ikindiyi, akşam ile yatsıyı birleştirmektir. Cem yapmak sadece bu namaz çiftleri arasında geçerlidir. Mesela ikindi namazı ile akşam namazı birleştirilemez. Sabah namazında ise hiçbir durumda cem yoktur.
Cem ikiye ayrılır. Birincisi Cem-i Takdim, ikincisi Cem-i Tahir’dir. Cem-i Takdim; namazlardan birini diğerinin yanına çekmektir. Mesela Öğle namazı vaktinde, öğleyi kıldıktan hemen sonra ikindi namazının kılınması Cem-i Takdim’dir. Öğle namazını kılmayıp ikindiye bırakmak, ikindi vaktinde ikisini birlikte kılmak ise Cem-i Tahir’dir.
Eğer öğle namazı ikindiye bırakılacaksa, öğle namazının vakti içerisinde buna niyet etmek gerekir. Niyet: “Niyet ettim öğle namazını ikindiye tahir etmeye” şeklinde yapılır. Niyeti sözlü olarak söylemek şart değildir. Bu kararı almak niyet yerine geçecektir.
Şayet ikindi namazı öne alınıp öğle vaktinde kılınacaksa, bu durumda ikindi namazının takdim edilmesine niyet edilmelidir. Yani öğle namazının hemen ardından ikindinin kılınacağının bilincinde olmak ve buna karar vermiş olmak gerekir. Şayet sadece öğle namazını kılmaya niyet edilmişse, namazdan sonra “neyse ikindiyi de kılayım” demek olmaz. Bu durumda ikindiyi kendi vaktine bırakmak gerekir. İkindi namazını öne almanın niyetini sözlü yapmak isteyenin şunu söylemesi yeterli olacaktır: “Niyet ettim öğle namazının ardından ikindi namazını takdim etmeye”
Akşam ve yatsı namazlarında da takdim tehir hükümleri aynıdır.
Seferi İken Yatsı Namazı Kaç Rekât Kılınır?
Her ne kadar yukarıda açıklanmış olsa da, vitir namazının oluşturduğu kafa karışıklığı nedeniyle bu soru sıkça sorulmaktadır. Yatsı namazı seferi olan Hanefilerde 2 rekât olarak kılınır. Hemen ardından vitir namazı kılınır. Şafiilerde Vitir namazı diğer sünnetler gibidir. Dileyen kılar, dileyen kılmaz.
Seferiyken Vakti Geçen Namaz Nasıl Kılınır?
Seferiyken bir namaz kazaya kalırsa, kazası da yine 2 rekât olarak kılınır.
Hanefiler bu durumun seferilik bitse de geçerli olduğunu savunurlar. Şafiiler ise seferilikte vakti geçen namazın seferilik sırasında kaza edilmesi durumunda kasr edilebileceğini, ancak seferilik bittikten sonra kasr edilemeyeceğini söylemişlerdir.
Seferi Öğle Namazına ve Farz Namaza Nasıl Niyet Edilir?
Hanefilerde niyet:
“Niyet ettim öğle namazının farzını Allah rızası için kılmaya”
Şafilerde niyet:
“Niyet ettim öğle namazının farzını, Allah rızası için kasr ederek kılmaya, ikindi namazını öğle namazının üzerine takdim etmeye”
Öğle namazı örnek olarak verilmiştir. Diğer namazlar için bu niyetin ilgili bölümlerinde değişiklikler yapılarak tatbik edilir. Örneğin:
“Niyet ettim yatsıya tehir ettiğim akşam namazının farzını Allah rızası için eda etmeye”
Seferi İken İki Vakit Namaz Kılınır mı?
Hanefilerde iki vakit namazı birleştirmek sadece Arafat ve Müzdelife’de geçerlidir. Bunun dışında namaz birleştirmek yoktur. Şafiiler ise öğle ile ikindiyi, akşam ile yatsıyı birleştirerek kılabilirler. Buna cem denir. Cem hükümleri önceki paragraflarda açıklandı.
Yolculukta Öğle ve İkindi Namazı Nasıl Cem Edilir?
Öğle ve ikinde namazları birleştirilirken dikkat edilmesi gereken husus, her zaman önce öğle namazının kılınması gerektiği hususudur. Yani öğle namazı ikindi vaktine bırakılmışsa bile önce öğle namazı kılınır, ardından ikindi namazı kılınır. Sıralama değiştirilemez. Akşam ve yatsı namazlarında da durum böyledir.
Hanefiler hiçbir şekilde cem yapamazlar, ancak bazı alimler, öğle namazını ikindiye yakın bir vakte kadar erteleyip, sonra birinin ardından diğerini kılmayı münasip görmüşlerdir. Buna şekli cem denir. Uygulamada normal namazlara göre daha ciddi zorluklar getirdiği için bu fetva eleştirilmiştir.
Seferi İken Öğle Namazı Sünneti Kılınır mı?
Seferiler sünnet namazlarını dilerlerse kılabilirler. Bu fetva iki mezhepte de aynıdır. Eğer kişi kendini rahat ve müsait hissediyorsa sünnetleri kılması sevaptır. Ancak kendini rahat hissetmiyorsa sünnetleri kılmaması onu ne günahkâr yapar ne de mekruh işlemiş olur.
Sabah namazı bu durumun istisnasıdır. Sabah namazının sünnetinin her halükârda kılınması tavsiye edilmiştir. Hanefiler aynı hükmü günün son namazı olan vitir namazı için de benimsemişlerdir.