Güncel

Savaşların yeni nedeni bu olacak

Beyaz Saray, gümüş, bakır ve nadir topraklar dahil kritik mineralleri ulusal güvenliğe tehdit ilan etti. Washington’un yeni stratejisi, Çin’e bağımlılığı kırmak için tedarik zincirlerini ve hatta küresel güç dengelerini yeniden şekillendirmeyi hedefliyor.

Abone Ol

Görünüşe bakılırsa artık kritik mineraller uğruna savaşmaya değer görülüyor. Bu hafta, Ticaret Bakanı ile yapılan istişarelerin ardından Beyaz Saray; gümüş, bakır, paladyum ve platin dahil olmak üzere kritik mineral tedarikinin ulusal güvenliğe tehdit oluşturduğunu ilan etti.

Dünya, yarım yüzyılı aşkın süredir petrolün neredeyse her devlet için bir ulusal güvenlik meselesi olduğunu sessizce biliyordu. Amerika Birleşik Devletleri açısından petrol, kimin dost kimin düşman olduğuna karar veren baskın hatta belirleyici faktör olageldi. Petrol aynı zamanda ABD askerlerinin nereye konuşlandırılacağını ve bir dönem doların değerinin ne olacağını belirleyen unsur oldu. Donald Trump, Savunma Bakanlığı’nı “Savaş Bakanlığı” olarak yeniden adlandırmaya karar verdiğinde ve ardından Venezuela’daki lideri devirdiğinde, dünyaya açık bir mesaj verdi; Kaynaklar savaş içindir.

Şimdi Beyaz Saray, kritik minerallerin de savaş için olduğunu ilan ediyor. Beyaz Saray’dakiler, Grönland’ın işgaline yönelik hukuki bir gerekçe mi hazırlıyor? Her halükârda, kritik mineraller artık uğruna savaşılmaya değer görülüyor. Hatta ulusal çıkar adına (Kral Dolar’ın ve ABD İmparatorluğu’nun sürdürülmesi için) doların değerini düşürmenin bile gerekçesi olabilirler.

Beyaz Saray, “İşlenmiş Kritik Minerallerin ve Bunların Türev Ürünlerinin ABD’ye İthalatının Düzenlenmesi” başlıklı bir bildiri yayımladı. Bu bildiri, ABD Ticaret Bakanı’nın, işlenmiş kritik minerallerin ve bunların türev ürünlerinin (PCMDP) ithalatının ABD ulusal güvenliğini tehdit edip etmediğine dair yürüttüğü 232. Madde soruşturmasına dayanıyor.

Ticaret Bakanı (SC), bu ithalatların; savunma sanayiini, kritik altyapıyı ve genel ekonomiyi ayakta tuttuğu için ulusal güvenliğe tehdit oluşturduğu sonucuna vardı.

Soruşturmanın bulguları şunları ortaya koydu; PCMDP’ler; ulusal savunma sistemleri, enerji altyapısı, telekomünikasyon ve ileri imalat (örneğin elektronik ve araçlarda kullanılan nadir toprak mıknatısları) dâhil olmak üzere neredeyse her sektör için vazgeçilmezdir.

ABD, bu materyallerde yabancı ithalata aşırı derecede bağımlı; 12 kritik mineralde %100 net ithalat bağımlılığı, diğer 29 mineralde ise %50’nin üzerinde bağımlılık bulunmaktadır.

Ham mineraller ABD’de çıkarılsa bile (örneğin nadir toprak oksitleri), işleme kapasitesi yetersizdir; bu da hammaddelerin ihraç edilip işlenmiş halinin yeniden ithal edilmesine yol açmakta.

Zayıf işleme kapasitesi ve ithalat bağımlılığı; tedarik zinciri kesintilerine, yabancı piyasa manipülasyonuna, fiyat oynaklığına ve diğer ülkelerin stratejik baskı kurmasına açık kapı bırakmakta.

Yerli üretim ve rafinasyon gerilerken, savunma, yapay zeka, nükleer enerji ve elektrikli araçlar gibi alanlardan gelen talep hızla artmakta.

Bildiri, mevcut ithalat seviyeleri ve bağımlılığın ABD’nin askeri hazırlığını ve kritik sanayi altyapısının dayanıklılığını zayıflatabileceği yönündeki değerlendirmeyi resmen kabul etmekte. İşleme aşamasındaki yabancı hakimiyet, ABD hammaddeleri yerli olarak çıkarsa bile stratejik riski büyütmekte.

Sırada ne var?

Başkan, ithalatın ulusal güvenliğe tehdit oluşturmayacak şekilde düzenlenmesi amacıyla yabancı ticaret ortaklarıyla anlaşmalar yapılması talimatını verdi. ABD Ticaret Temsilcisi ile Ticaret Bakanı, PCMDP ithalatını düzenlemek üzere birlikte müzakereler yürütecek. Bu anlaşmalar, fiyat tabanları veya tedariki istikrara kavuşturacak başka şartlar içerebilir.

Hedefler çok boyutlu. Kritik mineraller için yerli işleme ve rafinasyon kapasitesini yeniden inşa etmek.

Yabancı tedarik zincirlerine olan stratejik bağımlılığı azaltmak. ABD savunma ve sanayi altyapısının dayanıklılığını güçlendirmek. Ulusal güvenlik riski olarak görülen ithalatı yönetmek için ticaret araçlarını kullanmak

Fiyat tabanları, piyasa yapısını düzenleyen bir araç. İşlenmiş kritik mineraller bağlamında amaç, ABD’yi ithalata bağımlı kılan temel sorunu çözmek. Aşırı oynak ve yatırım yapılmasını engelleyen düşük fiyatlar. Devlet güvenceli fiyat tabanları, öngörülebilir nakit akışı sağlar; bu da projelerin finansmanını kolaylaştırır ve sermaye maliyetini düşürür.

Hangi metaller odakta?

Bildiri, nadir toprak elementlerini en büyük stratejik kırılganlık olarak açıkça işaret ediyor. Kobalt ve nikel de madencilik kapasitesi olmasına rağmen işleme aşamasındaki yetersizlik nedeniyle ABD’yi ithalata bağımlı kılan metaller arasında yer alıyor.

ABD savunması için en kritik metallerin başında nadir toprak elementleri, kobalt ve nikel geliyor. Bunların yanı sıra antimon, tungsten ve titanyum gibi birçok metal de savunma açısından hayati öneme sahip.

Bildiri açıkça belirtmese de, ABD’nin %100 net ithalata bağımlı olduğu 12 mineral ve %50’den fazla bağımlı olduğu mineraller şu şekilde sıralanabilir:

%100 net ithalata bağımlı: Doğal grafit, Galyum, Germanyum, Manganez, İndiyum, Florit, Skandiyum, Sezyum, Rubidyum, Tantal, Bizmut

%50+ Net İthalata Bağımlı: Kobalt, Lityum, Nikel, Bakır (özellikle rafine girdiler)

Platin grubu metaller: Çinko, Krom, Hafniyum, İtriyum, Neodimyum, Disprozyum, Praseodimyum, Europyum, Terbiyum, Antimon, Bor, Kurşun, Potas, Fosfat, Renyum, Gümüş, Magnezyum (rafine formlar), Kalay. Tungsten

Bu listede dikkat çeken metaller şunlar; nikel, bakır, gümüş ve kalay. Bunlar tali ürünler değil; modern sanayi ve savunma tedarik zincirlerinin merkezinde yer alıyor. Buna rağmen ABD, neredeyse hepsinde yapısal olarak kırılgan durumda.

Örneğin bakır. ABD önemli miktarda bakır çıkarıyor ancak ülkede yalnızca iki bakır izabe tesisi bulunuyor. Nikel durumu daha da çarpıcı: ABD’de yalnızca bir aktif birincil nikel madeni (Michigan’daki Eagle Mine) var ve çıkarılan konsantreler rafinasyon için Kanada’ya gönderiliyor. Yani metal evde çıkarılsa bile işleme yabancıya bağımlı.

Gümüş de istisna değil. Kritik bir sanayi ve parasal metal olmasına rağmen ABD’de rafinasyon kapasitesi son derece sınırlı. Son piyasa verileri, ABD gümüş rafinerilerinin aylarca tıkandığını gösteriyor.

Sorun sadece madencilik değil, işleme aşaması. Bu boğaz noktaları aşılmadıkça ABD, ekonomik ve ulusal güvenliğin temelini oluşturan metallerde dışa bağımlı kalacak.

Çin’in kritik mineraller konusunda ABD’yi köşeye sıkıştırmış olması, Washington’da büyük bir aciliyet duygusu oluşturmuş durumda. ABD bundan kurtulmak için; müttefiklerle ortaklıkları güçlendirmeli, tedarik zincirlerini çeşitlendirmeli ve Çin’den tam kopuş yerine risk azaltıcı stratejiler izlemeli.

Ayrıca stoklama, geri dönüşüm ve teknolojik yenilik hızlandırılmalı. Federal hükümetin halihazırda nikel, gümüş, skandiyum ve bizmut gibi mineralleri stokladığı ihtimali yüksek.

Trump 2.0, “Operation Warp Speed: İşlenmiş Kritik Mineraller” sürecini başlatmış durumda. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana benzeri görülmedi belki de , Üçüncü Dünya Savaşı’nın habercisidir.