Savaşın Getirdiği Değişim ve ABD’nin Çıkmazları!

Abone Ol

Kalıcı bir ateşkesin konuşulduğu bugünlerde, ABD’nin içinde bulunduğu çıkmazlar daha da belirgin hâle gelmektedir. İran’la yapılan iki haftalık ateşkes anlaşmasının, özellikle Lübnan üzerinden kırılganlıklar taşıdığı konuşulurken, ABD’nin yaşadığı sorunlar daha görünür olmaktadır.

Bu çıkmazları yedi maddede sıralayabiliriz:

Birincisi; Dengesiz Başkan: Tutarsız açıklamalarıyla dikkat çeken Trump’ın kaybettiği prestij, tüm dünyada konuşulmaktadır. “Deli” damgası yiyen bir başkan algısı giderek yaygınlaşmaktadır. Epstein dosyaları üzerinden sık sık ABD’ye giden Netanyahu’nun Trump üzerindeki etkisi de tartışma konusudur. Dengesiz çıkışlarıyla yalnızca ABD toplumuna değil, diğer ülkelere de zarar vermektedir. Bu durum, ABD’nin hanesine eksi olarak yazılmaktadır.

İkincisi; ABD-AB çatlağı: İran savaşıyla birlikte ABD ile NATO ve AB ülkeleri arasındaki çatlak daha da belirginleşmiş ve adeta bir fay hattına dönüşmüştür. Trump, Avrupa ülkelerini NATO şemsiyesi altında İran’a karşı savaşa dâhil etmek istemiştir. Bunu başaramayınca, bu kez Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrolün alıcısı olan ülkelerin de sürece katılmasını talep etmiştir. Ancak Avrupa ülkeleri, bu savaşın anlamsız olduğunu belirterek buna katılmayacaklarını açıkça ifade etmiştir.

Üçüncüsü; kamuoyunun isyanı: Savaşa diğer ülkelerin dâhil olmaması, sürecin ABD-İran savaşı olarak kalmasına neden olmuştur. Bu durum, ABD içinde hem kurumsal yapıyı hem de kamuoyunu olumsuz etkilemiştir. “Biz İran’la neden savaşıyoruz?” sorusu daha yüksek sesle sorulmaya başlanmıştır. Aynı şekilde, “Neden israili destekliyoruz ve askerlerimiz neden onlar için ölüyor?” gibi sorular da ABD toplumunda yankı bulmaktadır.

Dördüncüsü; yeni güvenlik arayışı: Körfez ülkelerindeki ABD üslerinin büyük ölçüde etkisiz hâle getirilmesi, ABD’nin gücünü sorgulatmıştır. ABD’ye mutlak güven duyan Körfez ülkelerinde ciddi bir güvensizlik oluşmuştur. “Kendi üslerini koruyamayan ABD, bizi nasıl koruyacak?” düşüncesi yaygınlaşmıştır. Bu nedenle Körfez ülkeleri yeni güvenlik konseptleri arayışına girmiştir. ABD ise bu güveni yeniden tesis etmekte zorlanmakta ve çoğu zaman tehdit dili dışında etkili bir adım atamamaktadır.

Beşincisi; israile bağımlılık: İran’la yapılan iki haftalık ateşkesin hemen ardından, aynı gece siyonist israilin Lübnan’a yoğun saldırılar başlatması, ABD’nin sözlerinin ve anlaşmalarının güvenilirliğini tamamıyla bitirmiştir. Artık “ABD ile mi yoksa israil ile mi anlaşma yapılmalı?” sorusu gündeme gelmiştir. Pakistan Başbakanı, “ateşkesin Lübnan’ı da kapsadığını” açıklamış olmasına rağmen, siyonist israilin saldırıları sürdürmesiyle birlikte ABD’nin ağız değiştirmesi, ABD’nin güvenilirliğini daha da sarsmıştır.

Altıncısı; AB’nin İran’la uzlaşma arayışı: NATO ve AB ülkelerinin İran’la uzlaşma girişimleri, ABD’yi rahatsız etmektedir. ABD bu girişimleri kendisine yönelik bir meydan okuma olarak görmekte ve engellemeye çalışmaktadır. Ancak bu tavır, ABD’yi daha da yalnızlaştırmaktadır.

Yedincisi; Çin karşısında güç kaybı: ABD, İran savaşıyla Çin’e karşı daha güçlü bir konum elde etmeyi hedeflerken, tam tersi bir sonuçla karşılaşmıştır. Çin bu durumu fırsata çevirerek İran’a teknolojik destek sağlamış ve ABD hegemonyasının zayıflamasına katkıda bulunmuştur. ABD bu durumun farkındadır ve içinde bulunduğu bu çıkmazdan kurtulmanın yollarını aramaktadır.