Amerika ve israilin İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik devam eden saldırıları sonucunda binlerce kişi hayatını kaybederken birçok ülkenin enerji ihtiyacının karşılanması için kullanılan Hürmüz Boğazı'nın kapalı tutulması ise küresel piyasaları derinden etkiledi.
Taşımacılıktan tarıma kadar birçok alanı etkileyen akaryakıt fiyatlarının artışı ve arzın talebi karşılayamaması nedeniyle akaryakıt kimi ülkelerde tamamen tükenirken kimi ülkelerde ise karneye bağlanmaya başlandı.
Sürecin en çok etkileneni enerji sektörü
Savaşın piyasalara etkisi üzerine İLKHA muhabirine konuşan Ekonomist Sinan Bayraktar, "Son günlerde tüm insanlık bir kaos içerisinde. Savaş ortamında beklentiler ve gelecek endişesi oldukça fazla öne çıkıyor. Bu doğrultuda ekonomide de ciddi kayıplar yaşandı. Tüm dünya ülkeleri krizi yönetip yönetemeyeceğini düşünüyor. 27 gündür bir sıcak savaş izliyoruz. İnsanların öldüğü, sınırların değiştiği, ABD-israilin İran'a karşı hükmetmeye çalışması tüm dünyada rahatsızlık oluşturdu. NATO'nun bu işe dahil olma meselesinde NATO'ya üye olan ülkeler kabul etmedi. Bu sürecin en çok etkileneni ekonomi, özellikle enerji sektörü oluyor. Zaten amaç da Amerika'nın ekonomik zorluklar karşısında büyüyen ekonomileri kontrol altında tutmasıdır. Bazı uzmanlar farklı değerlendirse de ekonomi penceresinden işe baktığımızda, özellikle Çin'in petrol kaynaklarını kontrol altına alabilmekten kaynaklanan bir olaydır. Öncesinde Venezuela krizi, ardından Hürmüz Boğazı krizi bu faktörü öne çıkarıyor." dedi.
"Enerji stokumuz yerinde gibi görünüyor am bunun da bir dayanma süresi var"
Bayraktar, "Enerji fiyatları yükseldi, petrol 120 dolarları zorladı. Tüm merkez bankaları rezerv konusunda sıkıntıya düşmeye başladı. Herkes parasını korumak için altın rezervini satışa çıkardı. Zaten rezervler bu tür günler içindir. Tabi izlenecek strateji her zaman bu şekilde yürümüyor. Örneğin son günlerde birçok ülkede petrolden kaynaklanan kısıtlamaların devreye alındığını duymaya başladık. Kimi yerlerde araçların tek-çift plakaya göre sırayla trafiğe çıkması, akaryakıtın karneye bağlanması gibi tedbirler başladı. Bizde henüz bir kısıtlama yok, enerji stokumuz yerinde gibi görünüyor am bunun da bir dayanma süresi var. Kritik eşiğe gelindiğinde mevcut rezervleri kullanmak zorunda kalırsınız." diye konuştu.
"Petrolün ulaştırılamaması tüm dengeleri sarsıyor"
Dünyanın en büyük sorunlarından birisinin enerji olduğunu, Ortadoğu'nun da enerjinin en fazla üretilen bölge olduğunu belirten Bayraktar, "Buradan çıkan enerjinin de nakledilmesi gerekir. En büyük yol da lojistik olarak gemilerdir. Gemilerin nakledildiği yer de Hürmüz Boğazı'dır. Katar'ın doğalgazının nakledilmesi, İran petrolünün nakledilmesi buradan gerçekleşir. Bu petrolün ulaştırılamaması tüm dengeleri sarsıyor. Enerji sevkiyatı sekteye uğrarsa Rusya-Ukrayna'da yaşanan buğday krizi gibi burada da enerji krizi yaşanır. Bu durumlar ortaya çıktığında en çok etkileneneler, bizim gibi gelişmekte olan ülkeler oluyor. Orada esen rüzgâr burada fırtına olarak hissedilir. Bunları engelleme konusunda tedbirliyiz ama Türkiye'de enflasyonu düşürmek için uygulanan sıkı para politikasının karşılığında bir takım genişlemeler ve daralmalar yaşandı. Kredi hacmini tam toparlamak üzereydik ki bu olay patladı. Aynen 2018 kur krizinin peşinden gelen pandemi ve ardından yaşanan deprem ile fonlarımızı idare edemez duruma geldik. Tüm bunlara rağmen iyi toparladık. Bu açıdan bakıldığında, gelişmekte olan ekonomilerde etki oranı oldukça fazla. Bunu kontrol altına alabilmek için rezervlerinizi devreye sokacak, yeni tedbirler alacaksınız." şeklinde konuştu.
Artan enerji maliyetleri lojistik fiyatlarını, lojistik fiyatları çarşı pazarı etkiler
Türkiye'de ekonomi yönetiminde bir takım tedbirlerin alındığını kaydeden Bayraktar, "Örneğin faizlerin sabit bırakılması, hatta faiz indirimlerine başlanacağı döneme gelinmesiyle başlayan savaş tüm programları bozdu. Bozulan programa karşı yeni program yapmak, stratejik olarak politikaları gözden geçirerek değiştirmek zorunda kalınabilir. Bunlar hemen devreye girdiğinde farklı etkileri de olabiliyor. Bunlardan birisi faizlerin artma olasılığıdır. Tüm dünyada bu konuşuluyor ve yansımaları da çok kötü geliyor. Bunun temelinde enflasyon artışı var. Bu da petrol ve türevlerinin fiyat artışlarından kaynaklanacak. Sadece ham petrol veya benzin değil petrol türevlerini de ithal eden bir ülkeyiz. Kimyasal ham madde fiyatları arttı. Doğal olarak bunların yansıması olacak. Şu anda bir şey hissetmiyoruz ama bir ay sonra yansıyacak. En çok etkilendiğimiz olaylardan bir tanesi yakı giderleri. Dizelde taşıma yapan bir ülkeyiz. Lojistik maliyetleri oldukça yüksektir. Buradan gelen maliyetler ürüne, çarşı pazara yansıyacak. Bu da cebimizi etkileyecek. Resmen bir savaş ortamındayız ve tedbirli, temkinli olmak zorundayız. Tüm imalat sektöründe ana girdi maliyetleri arttı. Artan girdi maliyetleri firmaları satış değerlerinde zora soktu. Zorlanan işletmeler de imalatı yavaşlatmak, durdurmak, işin sonunda işçi çıkarmak zorunda kalacak." dedi.
Mevcut durumda Türkiye'nin diğer ülkelere nazaran krizden en az etkilenen ülkelerden olduğunu, Avrupa Birliği'nde Almanya, Fransa, İngiltere gibi ülkelerde ciddi durgunluk yaşandığını kaydeden Bayraktar, artan maliyetlerin tüm dünyayı etkilediğini ifade etti.
"Dünya sisteminde politikacıları etkileyen ana sistem enflasyonun artmasıdır"
Amerika'da yaşanan akaryakıt zamlarının ülkede ciddi rahatsızlık oluşturduğunu, Trump'a desteğim yüzde 36'ya kadar gerilediğini belirten Bayraktar, son olarak şu ifadeleri kullandı:
"Kasım ayında senato yoklaması var. Burada kayıplar yaşayacaklar. Bir işe girdiler ama İran yenilmediğini, galip olduğunu, yıpranmış olsa da Amerika'nın şartlarıyla masaya oturmayacağını dile getiriyor. İş bu noktaya geldiğinde ya sertleşecek ya da saldırılar durdurulup anlaşma yoluna gidilecek. Bir taraf politik olarak pes etmeyecek. Siyasilerin böyle bir hasleti yoktur. Devam etmesi hepimize yansıyor. Umarım ki çok kısa sürede neticelendirilir. Tüm dünya ülkeleri bu beklenti içerisinde. Dünya sisteminde politikacıları etkileyen ana sistem enflasyonun artmasıdır. Bu sefer halk, 'geçinemiyoruz' diye bağıracak. Hepimizin yaşadığı bu sorunlar bizi etkileyecektir. Sokağa çıktığınızda her gün bir fiyat artışı ile karşı karşıya kalmak gayet doğal ama bunu karşılayacak gelir yok. Bir anda yüzde 40-50 veya yüzde 80 yükselmeler olabilir. Bu durum ülkemizde daha hızlı yansır ve maalesef geri de gelmez. Bu kez devlet bunu ne kadar sübvanse edebilir? Merkez bankası bir yerde devreye girer ve ya altın rezervlerini satar ya da para basar. Para bollaşınca enflasyonist ortam artar. Bu maalesef iki ucu kirli değnek gibi elinizi kirletir. Öncelikle kriz yönetiminde tedbirler alınmalı. Birey olarak kontrollü gitmeliyiz. Altın biraz düştü, insanlar hemen kuyumcuların önünde kuyruk oldu. Yay yatırım yapmak ya da mevcut altın borçlarını ödemek için yapıyorlar. Tabi ki kar zarar var ama bu ortamda bu düşünülmez. Mümkün olduğunca koruma tedbirleriyle hareket edilmelidir."