Ukrayna’dan İran İslam Cumhuriyeti ve Pasifik’e kadar savunma bütçeleri ve silah alımları hızla artıyor. ABD, ilgili ihracatın %40’ından fazlasını sağlıyor.

Mart 2026 itibarıyla dünya, birden fazla bölgede birbirine bağlı ve yoğunlaşmış çatışmalarla karşı karşıya; bu durum son derece kırılgan bir güvenlik ortamı oluşturuyor. Başlıca tırmanışlar arasında ABD ve israilin İran’a karşı yürüttüğü savaş, Ukrayna’daki süregelen çatışma ve Pasifik’teki gerilimler yer alıyor.

Atlantic Council bünyesindeki Scowcroft Strateji ve Güvenlik Merkezi’nin Global Foresight 2025 çalışmasına katılan stratejistlerin %40’ından fazlası, önümüzdeki on yılın sonuna kadar “büyük güçler arasında çok cepheli bir çatışmayı içeren başka bir dünya savaşı” ihtimalinden endişe ediyor.

Mayıs 2025’te Hindistan ile Pakistan arasında dört gün süren ciddi bir askeri gerilim yaşandı. 2026 başında ABD, Venezuela’yı işgal ederek Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu ele geçirdi. Orta Doğu’daki çatışma 28 Şubat’tan bu yana ciddi şekilde genişledi; ABD ve israil güçleri İran’ın liderliği, ordusu, savunma ve enerji sektörünü yoğun biçimde hedef alırken, İran da Körfez ülkelerindeki hedeflerle karşılık verdi.

Ukrayna’daki savaş şiddetli çatışmalarla sürüyor. Çin, Tayvan konusunda sert tutumunu koruyor ve “yeniden birleşmenin kaçınılmaz” olduğunu savunuyor. BRICS ülkelerinin küresel jeopolitik istikrar sağlama çabaları ise zayıf kaldı.

Donald Trump, Ocak 2025’te ikinci dönemine başladıktan sonra Avrupa’daki NATO üyelerinden daha fazla savunma harcaması yapmalarını ve kendi güvenliklerinde daha fazla sorumluluk almalarını istedi. Avrupa da artık savunmaya daha fazla harcama yaparsa Washington’a daha az bağımlı olacağını fark etti.

Şubat ortasında düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı’nda askeri bütçelerin artırılması ve transatlantik ittifakın “NATO 3.0” olarak yeniden tanımlanması konuşuldu. Bu noktada küresel silah eğilimlerini analiz etmek gerekiyor.

2020–2024 silah transferleri

Stockholm International Peace Research Institute (SIPRI) verilerine göre, 2020–24 döneminde küresel silah transferleri hacim olarak artmaya devam etti ancak eğilimlerde önemli değişimler yaşandı.

Ukrayna savaşıyla Avrupa’nın ithalatı %155 arttı ve bölge en büyük alıcı haline geldi. Ukrayna, 2015–19’a kıyasla 2021–25’te silah ithalatını 100 kat artırarak dünyanın en büyük ithalatçısı oldu. Hindistan %9,3 düşüşe rağmen ikinci sırada kaldı.
Afrika, Amerika, Asya ve Orta Doğu’da artış daha sınırlı kaldı

ABD %43 payla en büyük ihracatçı konumunu güçlendirdi. Fransa (%9,6) Rusya’yı geçerken, Rusya’nın ihracatı 2021–25 döneminde %64 düştü. Rusya’nın pazar payı %21’den %6,8’e geriledi.

Rus silahlarının %74’ü üç ülkeye gitti:

Hindistan (%48)
Çin (%13)
Belarus (%13)

Avrupa’da hava savunma sistemleri, uçaklar ve füzelere olan talep arttı. Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesi küresel ithalatın %27’sinden fazlasını oluşturdu.

Küresel Savunma Harcamaları Rekor Kırdı

2025’te küresel savunma harcamaları 2,63 trilyon dolara ulaştı (2024: 2,48 trilyon dolar).

Başlıca harcamalar:

ABD: 921 milyar dolar
Çin: 251 milyar dolar
Rusya: 135 milyar dolar
Almanya: 102 milyar dolar
Hindistan: 78,3 milyar dolar

Avrupa Birliği ülkelerinin savunma bütçeleri 2025’te yaklaşık 390 milyar euroya ulaştı; bu, 2020’ye göre %63 artış anlamına geliyor.

Yatırımlar özellikle şu alanlara yöneliyor:

Yapay zeka
Siber savaş
Drone teknolojileri
Nükleer caydırıcılık

En büyük kazanan ise ABD Silah Endüstrisi oldu.

Artan küresel gerilimler, en çok ABD savunma sanayisine yaradı. ABD, silah ihracatını dış politikanın bir aracı olarak kullanmaya devam ediyor.

Trump, “savaş karşıtı” bir söylemle iktidara gelmiş olsa da yönetimi yeni bir rejim değişikliği savaşını fiilen başlatmış durumda. ABD’nin geçmişte Arnavutluk, Küba, Kongo, Vietnam, Suriye, Irak, Afganistan ve Libya’daki müdahaleleri çoğu zaman istikrarsızlık ve yıkım getirdi.

Benzer bir yaklaşımın İran’da da farklı sonuç vermesi beklenmiyor. ABD kamuoyu ise “sonsuz savaşlardan” bıkmış durumda.

Çin, 2026 için savunma bütçesini %7 artırdı. Japonya ve Güney Kore de askeri harcamalarını hızla yükseltiyor.

Orta Doğu’da silah talebinin artması bekleniyor. Kuveyt, 2016–20 döneminde 47. sıradayken 2021–25’te 9. sıraya yükseldi.

Ancak ABD’nin gümrük tarifeleri ve öngörülemez politikaları, ülkeleri kendi savunma sanayilerini geliştirmeye yöneltiyor. Bu boşluğu Rusya mı yoksa Çin mi dolduracak, henüz net değil.

1961’de veda konuşmasını yapan ABD Başkanı Dwight D. Eisenhower, “askeri-endüstriyel kompleksin Amerikan demokrasisi üzerinde haksız bir etki kurabileceği” konusunda uyarıda bulunmuştu.

Bugün gelinen noktada bu uyarı, hiç olmadığı kadar anlamlı görünüyor.

Muhabir: Mehmet Yaman