<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>| Doğruhaber</title>
    <link>https://dogruhaber.com.tr</link>
    <description>Türkiye ve İslam dünyasından son dakika haberleri, gazete manşetleri ve doğru analizler Doğruhaber'de. Siyaset, ekonomi ve güncel haberler parmaklarınızın ucunda. Namaz vakitleri ve en son haber akışı için güvenilir internet haber kaynağınız: dogruhaber.com.tr.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://dogruhaber.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 08 May 2026 14:00:16 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Hantavirüs nedir, bulaşıcı mı, nasıl bulaşır?]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/hantavirus-nedir-bulasici-mi-nasil-bulasir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/hantavirus-nedir-bulasici-mi-nasil-bulasir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son günlerde yeniden gündeme gelen hantavirüsün, kemirgenler aracılığıyla bulaştığı ve bazı türlerinin ölümcül sonuçlara yol açabileceği belirtiliyor. Uzmanlar, özellikle hijyen ve çevre temizliği konusunda uyarıda bulunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde yeniden gündeme gelen hantavirüs vakaları, hastalığın bulaşma yolları ve etkilerine ilişkin endişeleri artırdı. Uzmanlar, kemirgenler aracılığıyla yayılan virüsün bazı durumlarda ağır solunum ve böbrek rahatsızlıklarına yol açabileceğini ifade ediyor.</p>

<p>Hantavirüsün, özellikle fare ve sıçan gibi kemirgenlerin taşıdığı bir RNA virüsü olduğu belirtiliyor. Virüsün, enfekte hayvanların idrarı, dışkısı veya tükürüğüyle kirlenen ortamlarda bulaşabildiği kaydediliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre en yaygın bulaşma şekli, virüs taşıyan partiküllerin havaya karışarak solunmasıyla gerçekleşiyor. Nadir durumlarda kemirgen ısırıklarıyla bulaşma görülebilirken, insandan insana geçişin ise oldukça düşük ihtimal olduğu ifade ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastalığın ilk belirtileri genellikle grip benzeri şikayetlerle başlıyor. Ateş, halsizlik, kas ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı ve karın ağrısı en sık görülen belirtiler arasında yer alıyor. İlerleyen vakalarda ise nefes darlığı, öksürük, akciğer ödemi ve böbrek yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunları ortaya çıkabiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, hantavirüsün bazı türlerinin ölümcül seyredebileceğini belirtiyor. Özellikle akciğerleri etkileyen vakalarda hızlı ilerleyen solunum yetmezliğinin yoğun bakım gerektirebildiği vurgulanıyor.</p>

<p>Hastalığa karşı kesin bir antiviral tedavi ya da yaygın kullanılan bir aşının bulunmadığı belirtilirken, tedavinin genellikle destekleyici bakım şeklinde uygulandığı ifade ediliyor. Solunum desteği, sıvı tedavisi ve gerekli durumlarda diyaliz yöntemine başvurulabiliyor.</p>

<p>Sağlık uzmanları, özellikle kırsal bölgelerde yaşayan vatandaşların kemirgenlerle temas riskine karşı dikkatli olması gerektiğini belirterek, hijyen kurallarına uyulması ve yaşam alanlarının temiz tutulmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/hantavirus-nedir-bulasici-mi-nasil-bulasir</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 15:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/05/59844dfc-4cd0-4b8a-aec2-aec537aa8632.webp" type="image/jpeg" length="48835"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hani devlet hastanesi hizmete açıldı]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/hani-devlet-hastanesi-hizmete-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/hani-devlet-hastanesi-hizmete-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır’ın Hani ilçesinde yapımı tamamlanan Hani Devlet Hastanesi hizmete açıldı. Modern mimarisi, güçlü teknik altyapısı ve geniş hizmet kapasitesiyle dikkat çeken hastane, bölge halkına daha erişilebilir ve nitelikli sağlık hizmeti sunacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Toplam 10 bin 750 metrekare kapalı alana sahip hastane, 35 yatak kapasitesiyle hizmet vermeye başladı. İhtiyaç halinde kapasitesi 64 yatağa kadar artırılabilecek şekilde planlanan hastane; polikliniklerden ameliyathanelere, yoğun bakım ünitelerinden hemodiyaliz hizmetlerine kadar birçok alanda kapsamlı sağlık hizmeti sunuyor.</p>

<p>Hastanede; 12 poliklinik odası, 3 ünitli ağız ve diş sağlığı polikliniği, gebe okulu ve ebe polikliniği, 2 ameliyathane, yoğun bakım üniteleri, 8 yataklı hemodiyaliz ünitesi ile evde sağlık hizmetleri birimi yer alıyor.</p>

<p>Anne ve bebek dostu yaklaşımıyla öne çıkan hastanede ayrıca, anne adaylarının doğum süreçlerini daha konforlu geçirebilmesi amacıyla modern TDL (Travay, Doğum, Lohusa) odaları da hizmete sunuldu.</p>

<p>Acil servis bölümü ise erkek, kadın ve çocuk müşahade alanları, travma ve müdahale odaları, canlandırma ünitesi ile kapsamlı bir yapıda planlandı.</p>

<p>Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, sağlık yatırımlarının vatandaşların sağlık hizmetine erişimini güçlendirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Hani Devlet Hastanemiz, yalnızca bir sağlık tesisi değil; vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine daha hızlı, güvenli ve modern şartlarda ulaşabilmesi adına önemli bir yatırımdır. Modern altyapısı, donanımlı birimleri ve güçlü sağlık kadrosuyla İlçemize uzun yıllar hizmet verecek önemli bir sağlık kompleksini vatandaşlarımızın hizmetine sunmuş bulunuyoruz. Sağlık Bakanlığımızın destekleriyle İlimizin sağlık altyapısını güçlendirmeye ve vatandaşlarımıza daha kaliteli sağlık hizmeti sunmaya devam edeceğiz."</p>

<p>Hani Devlet Hastanesi’nin, ilçe merkeziyle birlikte çevre mahalleler ve kırsal bölgelerde yaşayan vatandaşlara da 7 gün 24 saat kesintisiz sağlık hizmeti sunacağı belirtildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/hani-devlet-hastanesi-hizmete-acildi</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 13:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/05/69771927-bad2-420f-9ae5-ab46a9ac4dcb.jpeg" type="image/jpeg" length="96710"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hantavirüs tespit edilen bir hasta tedavi altına alındı!]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/hantavirus-tespit-edilen-bir-hasta-tedavi-altina-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/hantavirus-tespit-edilen-bir-hasta-tedavi-altina-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsviçre Federal Halk Sağlığı Dairesi (FOPH), hantavirüs bulaşmış bir hastanın Zürih Üniversite Hastanesinde tedavi gördüğünü bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İsviçre'nin kamu yayın kuruluşu SRF'nin haberinde, Atlas Okyanusu'nun güneyindeki Arjantin'den Afrika'nın batısındaki Cabo Verde'ye giden ve hantavirüs vakalarının doğrulandığı yolcu gemisinde bulunan bir kişide virüs tespit edildiği belirtildi.</p>

<p>Haberde, nisan sonunda Güney Amerika gezisinden dönen hastanın ilk belirtileri göstermesinin ardından hastaneye gittiği ve orada acilen izole edildiği bilgisine yer verildi.</p>

<p>Cenevre Üniversitesi Hastaneleri (HUG) laboratuvarında yapılan testin hantavirüs enfeksiyonunu doğruladığına işaret edilen haberde, hastada, Güney Amerika'da yaygın olan hantavirüsün bir varyantı olan Andes virüsünün tespit edildiği bildirildi.</p>

<p>Haberde, hastanın eşinde henüz herhangi bir belirti görülmediği ancak tedbir amaçlı olarak izolasyonda kaldığı belirtildi.</p>

<p>Yetkililerin, hastayla başka kişilerin temas kurup kurmadığını araştırdığı da haberde yer aldı.</p>

<p>Haberde, "FOPH, hantavirüsü nüfus için riski düşük olarak değerlendiriyor. İsviçre'de her yıl 0 ila 6 hantavirüs vakası görülürken, bunların çoğu yurt dışında edinilen enfeksiyonlardan kaynaklıyor." ifadeleri de kullanıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), bir yolcu gemisinde patlak veren vakaların ardından gündem olan hantavirüsü, küresel nüfus için "düşük riskli" olarak değerlendirirken, yakından takibe aldığı virüsün genom dizileme çalışmalarının sürdüğünü bildirmişti.</p>

<p>Hantavirüsün kemirgenler tarafından taşındığını kaydeden DSÖ, bu virüsün nadir de olsa insandan insana bulaşabileceğinin göz ardı edilemeyeceğini belirtmişti.</p>

<p><strong>Hantavirüs</strong></p>

<p>Hantavirüs, çoğunlukla kemirgenlerden bulaşan bir hastalık olarak biliniyor.</p>

<p>Kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar ve salyalarının karıştığı havanın solunması, bazen de kemirgen tarafından ısırılma ya da tırmalanmayla bulaşan virüs, ateş, yorgunluk ve kas ağrısı gibi semptomlar gösteriyor. Solunum yetmezliğine de sebep olabilen virüs, bazı durumlarda iç kanama ve böbrek yetmezliği şeklinde seyrediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/hantavirus-tespit-edilen-bir-hasta-tedavi-altina-alindi</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 21:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/05/hentavirus.jpg" type="image/jpeg" length="57293"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD, antidepresan ilaçlarına mahkum!]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/abd-antidepresan-ilaclarina-mahkum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/abd-antidepresan-ilaclarina-mahkum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr, ABD’de halk sağlığını tehdit eden aşırı ilaç tüketimine karşı yeni bir strateji belirlediklerini açıkladı. Özellikle antidepresan kullanım oranlarını düşürmeyi hedefleyen bakanlık, toplum bilincini artırmaya yönelik resmi bir kampanya başlattığını duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr, Amerika'da yaygın olarak kullanılan antidepresanların azaltılması için ulusal bir kampanya başlattıklarını duyurdu.</p>

<p>Psikiyatrik ilaçların "azaltılmasını" teşvik eden yeni girişimini duyuran Kennedy, "Bugün, özellikle çocuklar arasında psikiyatrik ilaçların aşırı kullanımını ele alarak, ulusumuzun ruh sağlığı krizine karşı net ve kararlı bir adım atıyoruz." dedi.</p>

<p>Kennedy, bu girişim kapsamında Madde Bağımlılığı ve Ruh Sağlığı Hizmetleri İdaresinin reçete yazma eğilimleri hakkında bir rapor yayınlayacağını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Söz konusu girişimle ayrıca "şeffaflık ve ruh sağlığı konusunda daha bütünsel bir yaklaşım" geliştireceklerini ifade eden Kennedy, "Bugün, özellikle çocuklar arasında psikiyatrik ilaçların aşırı kullanımını ele alarak, ulusumuzun ruh sağlığı krizine karşı net ve kararlı bir adım atıyoruz." diye konuştu.</p>

<p>Bakan Kennedy, daha önce yaptığı açıklamalarda, serotonin düzeyini artıran bazı ilaçlarla okul saldırıları arasında olası bir bağlantı bulunabileceğini öne sürmüş, bu ilaçların bağımlılık riskine ilişkin de tartışmalı değerlendirmelerde bulunmuştu.</p>

<p>ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nin (CDC) verilerine göre, 2020 yılında ülkedeki yetişkinlerin yüzde 16,5’i ruh sağlığı sorunları nedeniyle psikiyatrik ilaç kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya, Sağlık</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/abd-antidepresan-ilaclarina-mahkum</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 00:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/05/antidepresan-1.jpg" type="image/jpeg" length="97604"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hantavirüs nedir? Hantavirüs nasıl bulaşır?]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/hantavirus-nedir-hantavirus-nasil-bulasir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/hantavirus-nedir-hantavirus-nasil-bulasir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Atlantik Okyanusu’nda seyreden bir kruvaziyer gemideki şüpheli ölümlerden sonra “Hantavirüs nedir” sorusu yeniden gündeme oturdu. Peki, Hantavirüs nedir?  Hantavirüsü ne yapar? Hantavirüs insandan insana bulaşır mı? Hantavirüs bulaşıcı mı, bulaşıcıysa nasıl bulaşır?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Atlantis okyanusunda yolculuk yapan MV Hondius isimli gemide hantavirüs ihtimali uluslararası sağlık kuruluşlarını tedirgin etti. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre üç yolcu öldü, en az 3 yolcu da ciddi semptomlar tespit edildi. Bu yaşanan olaydan sonra dikkatler "hantavirüs" ismi verilen tehlikeli virüse odaklandı.</p>

<h2></h2>

<h3><strong>HANTAVİRÜS NEDİR? NE YAPAR?</strong></h3>

<p>Hantavirüs enfeksiyonu başlangıçta oldukça masum belirtilerle ortaya çıkabiliyor. Bu semptomlar nedeniyle birçok insan bunu ilk aşamada normal bir grip sanabiliyor.</p>

<p>Ancak zaman geçtikçe durum çok daha hızlı kötüleşir. Başlangıç evresinde yüksek ateş, şiddetli kas ağrıları, belirgin halsizlik ve baş ağrısı görülür. Bazı kişilerde bulantı kusma ve iştahsızlık da meydana gelebilir.</p>

<p>Hastalığın ilerleyen döneminde en kritik ve tehlikeli semptomlar ortaya çıkar.<br />
- Nefes almada zorluk<br />
- Akciğerlerde sıvı toplaması<br />
- Solunumda güçlük<br />
Durumun ciddileştiğini gösteren başlıca işaretlerdir.</p>

<p>Bu dönemde yoğun bakım gerektiren ciddi bir sürece evrilir. Özellikle solunum yetmezliği yaşayan hastalarda hayati tehlike belirgin biçimde artar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>HANTAVİRÜS NASIL BULAŞIR?</strong></h3>

<p>Hantavirüs'ünün en belirgin özelliği, insanlardan insana bulaşmak yerine genellikle kemirgenler üzerinden yayılmasıdır. Bu hastalık sıklıkla fareler ile diğer ufak kemirgenler tarafından taşınır.</p>

<p>Bulaşma çoğunlukla şu yollarla gerçekleşir:</p>

<p>Enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya tükürüğü ile kirlenmiş ortamlarda bulunan virüs partiküllerinin solunması en yaygın bulaşma yoludur. Özellikle kapalı, havasız ve hijyenin yetersiz olduğu alanlarda bu risk ciddi şekilde artar.</p>

<p>Bunun dışında, virüs bulaşmış yüzeylere temas edilip ardından ağız, burun veya gözlere dokunulması da enfeksiyon riskini beraberinde getirir.</p>

<p>Daha nadir görülmekle birlikte, kemirgen ısırıkları yoluyla da bulaşma mümkün olabilir.</p>

<p>Uzmanlar, özellikle kruvaziyer gibi kapalı ve yoğun yaşam alanlarında hijyen kurallarına uyulmasının ve kemirgen kontrolünün hayati önem taşıdığını vurguluyor.</p>

<h3><strong>HANTAVİRÜS TEDAVİSİ NEDİR?</strong></h3>

<p>Hantavirüs son dönemde kesin bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır. Öte yandan hastalığın belirtilerini yükselten en kritik faktörlerden biridir.</p>

<p>Handevirüs enfeksiyonuna yakalanan kişiler hastanede sıklıkla yoğun bakım ünitelerinde kalır ve tedavi süreci buradan takip edilir.</p>

<p>Yoğun bakım ünitelerinde hastaya oksijen desteği uygulanabilir, vücudunda bulunan sıvı dengesi düzenlenir ve organların çalışması titizlikle takip edilir. İlk etapta akciğerleri etkileyen enfeksiyon solunum cihaza ihtiyacı gerekebilir. Bu enfeksiyona yakalandığı vakit en önemli olan husus erken tanım ve acil tedavidir, bu enfeksiyonun başlangıç evresinde tespit elde edildiğinde yaşama şansı belirgin ölçüde yükselir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>AMMAR KIZILÇINAR</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/hantavirus-nedir-hantavirus-nasil-bulasir</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 09:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/05/hantavirus-nedir-hantavirus-nasil-bulasir.png" type="image/jpeg" length="22432"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[NAD nedir? Ne işe yarar?]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/nad-nedir-ne-ise-yarar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/nad-nedir-ne-ise-yarar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gün boyu kendinizi sürekli yorgun, enerjisiz veya zihnen bulanık hissediyor musunuz? Uyku sürenizi doldursanız da yenilenmiş kalkamamak ve kısa sürede bitkin düşmek, sıklıkla kaçırılan hücresel bir dengesizliğe işaret edebilir. İşte tam bu noktada akla gelen yaygın sorulardan biri: NAD nedir?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><strong>NAD NEDİR?</strong></p>

<p dir="ltr">NAD vücudun enerji üretiminden hücresel onarıma kadar, geniş bir yelpazede hayati fonksiyonlara hizmet ediyor. Bu nedenle, sağlıklı yaşlanma, enerji metabolizması ve nörolojik sağlık açısından önemli bir moleküldür.</p>

<p dir="ltr">Vücudumuzdaki her hücrenin enerji üretiminde rol alan bir koenzim. yani hücrelerin “ bataryası” gibi çalışır.</p>

<p dir="ltr">18'li yaşlarda bu enerji sistemi zirvede bulunur. o yaşlarda insan vücudu daha dinçtir, daha hızlı hareket eder. cildi daha canlı görünür.</p>

<p dir="ltr">Lakin 30'lardan sonra bu seviyeler doğal olarak düşmeye başlar.50'li yaşlarda ise enerji Üretim kapasitesi ciddi şekilde azalabiliyor.</p>

<p dir="ltr"></p>

<p>NAD (Nikotinamid Adenin Dinukleotid) anti-aging için ,enerji için mitokondriye destek vermek için birçok amaçla kullanılabilir. NAD'ın ayrıca öncüleri de vardır. Bu öncü madde yapay yollarla vücuda girdikten sonra NAD'ı sentezler.</p>

<p>NR (Nicotinamide Riboside) ve NMN (Nikotinamid Mononükleotid)</p>

<p dir="ltr"><strong>NAD NE İŞE YARAR</strong></p>

<p dir="ltr">Hücrelerin enerji üretiminde ve birçok biyokimyasal reaksiyonda hayati rol oynayan bir moleküldür.</p>

<p dir="ltr">Mitokondrilerin yani hücrelerde enerji üreten kısmın oksidasyon sürecinde çok önemli bir rol oynar. Elektron taşıma zincirinde elektron taşır ve bu süreç ATP yani Adenozin Trifosfat üretimi ile sonuçlanır.</p>

<p dir="ltr">ATP (Adenosine Triphosphate) hücrelerin enerji para birimi olarak kabul edilir ve hücresel işlemler için gerekli enerjiyi vücuda sağlar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">Öte yandan, glikozun enerjiye dönüşüm sürecinde çok ciddi bir rol oynar. hücresel seviyede serbest radikalleri nötralize ederek oksidasifit stresi azaltır.</p>

<p dir="ltr">Bu da hücrelerin zarar görmesini engeller ve yaşlanmayı yavaşlatır.</p>

<p dir="ltr">Hücrelerin DNA onarım mekanizmalarını destekler ve hücresel sağladığı korur.</p>

<p dir="ltr">Bu özellikler hücre yenilenmesi ve sağlıklı yaşlanma sürecinde çok önemlidir.</p>

<p dir="ltr">Beyin ve sinir sistemi fonksiyonunun düzenli çalışmasında önemli rol oynar.</p>

<p dir="ltr">Nörotransmitlerin üretimini destekleyerek hafıza, dikkat ve genel bilişsel fonksiyonların üzerinde çok ciddi olumlu etkiler gösterir.</p>

<p dir="ltr">NAD takviyeleri enerji seviyelerini arttırarak kronik yorgunluk sendromu gibi durumların yönetimini sağlayabiliyor.</p>

<p dir="ltr">Parkinson hastalığının semptomlarını hafifletmek için bazı çalışmalar yürütülüyor ve fark edilir sonuçlar elde edildiği iddia ediliyor.</p>

<p dir="ltr"><strong>NAD EKSİKLİĞİ NEYE YOL AÇAR?</strong></p>

<p>- Kronik yorgunluk,</p>

<p>-Beyin sisi,</p>

<p>- Metabolizma yavaşlaması,</p>

<p>-Ciltte elastikiyet kaybı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>AMMAR KIZILÇINAR</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/nad-nedir-ne-ise-yarar</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 18:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/05/nad-nedir-ne-ise-yarar.jpeg" type="image/jpeg" length="38296"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sigarayı bırakınca akciğerler yenileniyor mu?]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/sigarayi-birakinca-akcigerler-yenileniyor-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/sigarayi-birakinca-akcigerler-yenileniyor-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sigarayı bırakmanın insan sağlığı üzerindeki olumlu etkileri uzun yıllardır bilimsel araştırmalarla ortaya konuluyor. En çok merak edilen konulardan biri ise sigarayı bıraktıktan sonra akciğerlerin kendini yenileyip yenileyemediği.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlara göre bu sorunun yanıtı hem "evet" hem de "kısmen" şeklinde. Çünkü akciğerler belirli bir ölçüde kendini onarabilse de bu süreç, sigara kullanım süresine ve hasarın boyutuna bağlı olarak değişiyor.</p>

<p>Araştırmalar, sigarayı bıraktıktan sadece birkaç saat sonra bile vücutta iyileşme sürecinin başladığını gösteriyor. Karbon monoksit seviyesi düşerken kandaki oksijen oranı artıyor.</p>

<p>İlk haftalarda öksürük ve balgam artışı görülebiliyor; bu durum, akciğerlerin kendini temizlemeye başladığının bir işareti olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Bilimsel verilere göre, akciğerlerde bulunan ve "silya" adı verilen küçük tüysü yapılar sigara dumanı nedeniyle zarar görüyor. Ancak sigara bırakıldığında bu yapıların zamanla yeniden işlev kazandığı ve akciğerlerin kendini temizleme kapasitesinin arttığı belirtiliyor. Bu da enfeksiyon riskinin azalmasına katkı sağlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öte yandan uzmanlar, uzun yıllar sigara içmiş bireylerde oluşan kalıcı hasarlara dikkat çekiyor. Özellikle KOAH gibi kronik hastalıklar gelişmişse, akciğerlerin tamamen eski haline dönmesi mümkün olmayabiliyor. Ancak yine de sigarayı bırakmak, hastalığın ilerlemesini yavaşlatan en önemli adım olarak görülüyor.</p>

<p>Son yıllarda yayımlanan bazı araştırmalar ise umut verici bulgular sunuyor. Bu çalışmalara göre, sigarayı bırakan kişilerde sağlıklı hücrelerin zamanla hasarlı hücrelerin yerini alabildiği ve akciğer dokusunda kısmi bir yenilenme gerçekleşebildiği ifade ediliyor. Bu durum, özellikle erken dönemde sigarayı bırakan kişiler için daha belirgin oluyor.</p>

<p>Uzmanlar, sigarayı bırakmanın her yaşta fayda sağladığını vurguluyor. Ne kadar erken bırakılırsa, akciğerlerin kendini toparlama kapasitesi o kadar yüksek oluyor. Bu nedenle sağlık otoriteleri, sigara kullanımının bırakılması için destek alınmasını ve bu sürecin ertelenmemesini öneriyor.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/sigarayi-birakinca-akcigerler-yenileniyor-mu</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 14:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/05/sigarayi-birakmak.jpg" type="image/jpeg" length="29473"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[''Hareketsizlik ve yanlış duruş bel ağrılarını artırıyor'']]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/hareketsizlik-ve-yanlis-durus-bel-agrilarini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/hareketsizlik-ve-yanlis-durus-bel-agrilarini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Modern yaşamın getirdiği hareketsizliğine değinen Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Kemal Kayserili, bel bölgesindeki ağrıların hem nedeni hem de sonucu olarak kas dengesinde bozulmalar görülebileceğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kas ve iskelet sistemi hastalıkları arasında en sık rastlanan şikayetlerin başında gelen bel ağrıları, modern yaşamın getirdiği hareketsizlik ve yanlış duruş alışkanlıklarıyla tetikleniyor.</p>

<p>Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Kemal Kayserili, bel sağlığını korumada ve mevcut ağrıların tedavisinde "egzersiz" faktörünün hayati önemine dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Egzersizi, düzenli olarak yapılan tekrarlı ve planlı fiziksel aktivite olarak tanımlayan Kayserili, bu sürecin sağlıklı yaşam için spor yapmakla eşdeğer olduğunu belirtti.</p>

<p>Bel ağrısı ile kas dengesi arasındaki ilişkiye değinen Kayserili "<strong>Egzersiz hem bel ağrısının tedavisinde önemlidir hem de bel ağrısını önlemede. Şöyle ki nedeni ne olursa olsun, belde ağrı varsa bunun nedeni veya sonucu olarak bozulmuş bir kas dengesi var demektir. Kişiye göre seçilen hareketlerle kısalmış ve gerilmiş kaslar esnetilmeli, güçsüz kalmış kaslar da kuvvetlendirilmelidir."</strong> diye konuştu.</p>

<h2><strong>"Kademeli geçiş ve süreklilik şart"</strong></h2>

<p>Tedavi sürecinde izlenmesi gereken yöntemi açıklayan Dr. Kayserili, egzersizlerin ağrı sınırını aşmaması gerektiğini vurgulayarak <strong>"İlk aşamada ağrıya neden olmayan egzersizler seçilmeli ve her gün yapılmalı, tekrar sayıları ve çeşitleri giderek arttırılmalıdır. Duruş, oturuş bozuklukları olan kişide, belini zorlayacak şekilde çalışan ve hareket edenlerde, sedanter yaşayanlarda izlenecek düzenli bir egzersiz programı da bel ağrısını önleyecektir." </strong>dedi.</p>

<p>Bel sağlığında cerrahi müdahale gerektiren durumlarda dahi egzersizin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Kayserili, omurlarda kayma, bel fıtığı ve kanal darlığı gibi operasyonlardan sonra hastaların mutlaka egzersize başlaması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Egzersizlerin sıklığı konusunda öneride bulunan Kayserili, kas hafızası ve güç artışının korunması için zamanlamanın önemini şu sözlerle aktardı:</p>

<p><strong>"Egzersiz uygulanmasının, başlangıçta her gün ve günde iki kez yapılması uygundur. Sonrasında hekim değerlendirmesi ile gün aşırı veya haftada üç gün şeklinde de devam edilebilir. Ama iki egzersiz seansı (günü) arası 72 saati geçmemelidir ki kaslarda sağlanan olumlu etkiler esneklik ve güç artışı kaybolmasın."</strong> diye belirtti.</p>

<p>Son olarak, egzersizlerin doğru uygulanması konusunda önemli bir uyarıda bulunan Kayserili<strong> "Düzenlenen bel egzersizleri hekim veya eğitimli sağlık personeli eşliğinde anlatılmalı, gösterilmeli ve hastanın egzersizleri nasıl yaptığı gözlenmelidir." </strong>diye konuştu.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/hareketsizlik-ve-yanlis-durus-bel-agrilarini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 12:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/05/yanlis-durus.jpg" type="image/jpeg" length="45139"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cilt kanseri erken teşhis edildiğinde tedavi edilir mi?]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/cilt-kanseri-erken-teshis-edildiginde-tedavi-edilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/cilt-kanseri-erken-teshis-edildiginde-tedavi-edilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Alperen Aydeniz, Mayıs ayı “Cilt Kanseri Farkındalık Ayı” kapsamında vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dr. Aydeniz, cilt kanserinin erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirterek, “Son yıllarda artan güneş maruziyeti ve bilinçsiz korunma alışkanlıkları riski artırıyor. Vatandaşlarımızın düzenli ben takibi yapması gerekiyor. Şüpheli değişikliklerde vakit kaybetmeden dermatoloji uzmanına başvurulmalı. Erken teşhis hayat kurtarır.” dedi.</p>

<p><strong>“Benler düzenli olarak takip edilmeli”</strong></p>

<p>Ben takibinin önemine dikkat çeken Aydeniz, “Vatandaşlarımız benlerini düzenli olarak kontrol etmeli. Şekil, renk değişimi olan ya da büyüyen benler ihmal edilmemeli.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Güneş Uyarısı</strong></p>

<p>Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte güneşin zararlı etkilerine karşı uyarılarda bulunan Aydeniz, “Özellikle 10.00 ile 16.00 saatleri arasında doğrudan güneş ışığından kaçınılmalı. Şapka, gözlük ve uygun kıyafet kullanılmalı. Güneş kremi de ihmal edilmemeli.” diye konuştu.</p>

<p><strong>ABCDE kuralı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cilt kanserinde erken belirtilere dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Aydeniz, “ABCDE kuralı burada önemlidir:</p>

<p>A: Asimetri, benin iki yarısı farklıysa</p>

<p>B: Kenar, düzensiz ve girintili-çıkıntılıysa</p>

<p>C: Renk, tek renk değil farklı tonlar varsa</p>

<p>D: Çap, 6 mm’den büyükse</p>

<p>E: Değişim, şekil ve renk değişimi, kaşıntı veya kanama varsa” dedi.</p>

<p><strong>“Yılda bir kez kontrol şart”</strong></p>

<p>Dr. Aydeniz son olarak, “Vatandaşlarımız yılda en az bir kez dermatolojik muayene yaptırmalı. İyileşmeyen yaralar, değişen benler veya şüpheli cilt oluşumlarında vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalı.” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/cilt-kanseri-erken-teshis-edildiginde-tedavi-edilir-mi</guid>
      <pubDate>Sat, 02 May 2026 19:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/05/cilt.webp" type="image/jpeg" length="45419"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanser tedavisinde bilinçsiz takviye kullanımı tedaviyi zorlaştırıyor]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/kanser-tedavisinde-bilincsiz-takviye-kullanimi-tedaviyi-zorlastiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/kanser-tedavisinde-bilincsiz-takviye-kullanimi-tedaviyi-zorlastiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Ayşe İrem Yasin, tedavinin etkisini azaltabilmesi ve hayati tehlikeler barındırması nedeniyle kanser hastalarına rastgele takviye kullanımını kesinlikle önermediklerini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medipol Sağlık Grubu'ndan yapılan açıklamaya göre, kanser tedavisi gören hastaların daha hızlı toparlanma umuduyla başvurduğu gıda takviyeleri ve bitkisel kürler, faydadan çok zarar getirebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Yasin, hastaların kulaktan dolma bilgilerle yöneldiği ürünlerin kemoterapi sürecinde oluşturduğu risklere dikkati çekti.</p>

<p>Tedavi altındaki hastaların en büyük yanılgısının bağışıklığı hızla yükseltme çabası olduğunu belirten Yasin, onkolog onayı olmadan atılan her adımın hayati tehlikeler barındırdığını vurguladı.</p>

<p>Yasin, kanser tedavisinde kullanılan kemoterapilerin, tümör hücrelerini oksidatif stres mekanizmasıyla yok ettiğini aktararak, şunları kaydetti:</p>

<p>"Yüksek doz C vitamini veya glutatyon gibi antioksidanlar, tedavinin etkisini azaltabilir. Bu nedenle rastgele takviye kullanımını kesinlikle önermiyoruz. Her hastanın ihtiyaçları farklı, takviye kullanımının ancak hekim kontrolünde ve kişiye özel planlanması gerekir. Hastalarımızı diyetisyenlerimizin kontrolünde değerlendiriyoruz. Eksiklik varsa, örneğin D vitamini ya da B12, bunu kontrollü şekilde yerine koyuyoruz. Herkese aynı takviyeyi önermek doğru değil."</p>

<p>Hastaların çevreden duydukları ürünlerle kendilerine sık aralıklarla başvurduğunu ifade eden Yasin, "İçeriği ve dozu belli olmayan ürünler karaciğer zehirlenmesine, böbrek yetmezliğine kadar giden sonuçlara yol açabiliyor. Bu nedenle bu tür ürünleri önermiyoruz. Fitoterapi adı altında sunulan bitkisel ürünler de masum değil. Son çalışmalar, kemoterapiyle bu ürünleri kullanan hastaların sağ kalım süresinin daha kısa olduğunu gösteriyor." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Yasin, kanser tedavisinde en doğru yaklaşımın bilimsel ve kontrollü ilerlemek olduğunu belirterek, hastalara hekimlerine danışmadan hiçbir takviye ürün kullanmaması tavsiyesinde bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/kanser-tedavisinde-bilincsiz-takviye-kullanimi-tedaviyi-zorlastiriyor</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 09:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/05/kanser-tedavisinde-bilincsiz-takviye-kullanimi-tedaviyi-zorlastiriyor.webp" type="image/jpeg" length="72502"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Memişoğlu: Sumud Filosuna müdahale insanlık onurunun çiğnenmesidir]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/bakan-memisoglu-sumud-filosuna-mudahale-insanlik-onurunun-cignenmesidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/bakan-memisoglu-sumud-filosuna-mudahale-insanlik-onurunun-cignenmesidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu’na yönelik saldırının insanlık onurunu hedef aldığını belirterek, uluslararası topluma vicdani sorumluluk çağrısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, açıklamasında Gazze’de yaşanan insani tabloya dikkat çekerek "Gazze’nin derman bekleyen yaraları, bize tek bir hakikati haykırıyor: Dünyanın ihtiyacı olan, insanlığın yeniden kendi vicdanıyla buluşmasıdır." ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>"Yardımı engellemek barbarlıktır"</strong></h2>

<p>İnsani yardımların engellenmesini sert sözlerle eleştiren Memişoğlu <i>"En temel insani ihtiyaçları olan suya, gıdaya ve umuda ulaşmaya çalışan masumların önünü kesmek korkaklıktır, barbarlıktır. Sumud Filosu’na yapılan müdahale yalnızca hukukun değil, insanlık onurunun da çiğnenmesidir." </i>dedi.</p>

<h2><strong>"Vicdanların körelmesine izin vermeyeceğiz"</strong></h2>

<p>Memişoğlu, Türkiye’nin insani değerler temelinde hareket ettiğini vurgulayarak <i>"Bizler, 'bir insanı yaşatmanın tüm insanlığı yaşatmak' olduğuna inanan; şifayı ve merhameti her türlü hesabın üzerinde tutan büyük bir medeniyetin evlatlarıyız."</i> ifadelerine yer verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Zulme karşı duruşun süreceğini belirten Memişoğlu<i> "Vicdanların körelmesine, mazlumun feryadının sessizliğe mahkûm edilmesine asla izin vermeyeceğiz. Zulmün sıradanlaştırılmak istendiği bir dünyada biz, adaletin ve insanlığı yaşatmanın tarafında dimdik durmaya devam edeceğiz."</i> şeklinde konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>FATİH SİVİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/bakan-memisoglu-sumud-filosuna-mudahale-insanlik-onurunun-cignenmesidir</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 14:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/04/kemal-memisoglu-1.webp" type="image/jpeg" length="30447"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ellerdeki uyuşmaları hafife almayın! Aksi halde telafisi mümkün olmayan sebebiyetler verebilir]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/ellerdeki-uyusmalari-hafife-almayin-aksi-halde-telafisi-mumkun-olmayan-sebebiyetler-verebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/ellerdeki-uyusmalari-hafife-almayin-aksi-halde-telafisi-mumkun-olmayan-sebebiyetler-verebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pek çok kişinin "kolumun üzerine yatmışım" diyerek önemsemediği el uyuşmaları, aslında kalıcı sinir kayıplarının habercisi olabilir. Özellikle gece uykusunu bölecek kadar şiddetliyse vakit kaybetmeden şu önlemleri almalısınız…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İnsan vücudunda bulunan sinir sistemi bir elektrik kablosu olarak görev görür. Üzerine uygulanan baskı veya sıkışma gibi durumlar uzun sürmesi halinde, kablonun içerisinde yer alan teller o kadar kalıcı hasar riski ile karşı karşıya kalır. </p>

<p>Geceleyin sizi uykunuzdan eden el uyuşmaları ve karıncalanma durumu, basit bir uyku pozisyonu hatasından öte, bu sinir sisteminin size verdiği önemli bir sinyal olarak görülmeli ve hafife alınmamalı.</p>

<p><img height="408" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/04/istockphoto-868982822-612x612.jpg" width="612" /></p>

<p>Elde meydana gelen hareket kaybı ve karıncalanma kaynağının sıklıkla sinirin geçtiği dar kanallardaki basıncın yükselmesi ile oluştuğunu belirten beyin ve sinir uzmanları, uyuşmanın yaşandığı yer, sinir basıncının bulunduğu yeri belirlemede etkili bir öneme sahip.</p>

<p>Başparmak, işaret ve orta parmaktaki hissizleşmeler bile kanalındaki kartal tünel semptomuna, serçe ve yüzük parmağındaki hissizlik ya da uyuşmalar dirsek bölgesindeki kübital tünel sendromuna, elin tamamında ve kola geçen şikayetler ise boyun omurgalarındaki sinir kökü yerlerine ya da boyun fıtığına işaret edebilir.</p>

<p><img height="371" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/04/istockphoto-1445376554-612x612.jpg" width="612" /></p>

<h3><strong>EL UYUŞMALAR KENDİLİĞİNDEN GEÇER Mİ?</strong></h3>

<p>Çok sayıda kişi uyuşan elleri görmezden gelerek doktora başvurmayı erteler. Bu gibi durumlarda eldeki uyuşukluk belirtilerini önemsemeyerek büyük risk şikayetlerinin kendiliğinden geçmesini öngörmek tedavi sürecini aksatmak anlamına gelir.</p>

<p>Vücutta yaşanan sinir sıkışmaları, fiziksel bir güç ya da basınç sebebi ile ortaya çıkar. Uzun süre fiziksel bir baskıya maruz kalan sinirli lifleri zamanla işlevini azaltır. Bununla beraber kalıcı kas erimelerine neden olur. Bu benzeri belirtiler fark edildiği an yaşam tarzında yapılan değişiklik ya da fizik tedavi ile süreç ilerletilmezse, Kısa bir süre sonra eldeki güç kaybı artar ve kişi günlük hayatta basit işleri bile halledemez hale gelir.</p>

<p><img height="407" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/04/istockphoto-918003878-612x612.jpg" width="612" /></p>

<p>Mesela elindeki poşetleri tutamamaya veya düşürmeye, düğme ilikleyemez ya da fermuar çekemez gibi ciddi fonksiyonel kayıplara yol açabilir.</p>

<p>Bu gibi fonksiyonel kayıplara gelindiğinde, sinir üzerindeki cerrahi baskıyı azaltmak kaslarda meydana gelen güç kaybını ve ince motor becerilerindeki bozulmayı otomatik olarak düzeltmez. Yaşanan bu fonksiyonel kayıpların geri gelmesi sıklıkla zor olur ve yoğun bir rehabilitasyon dönemi gerektirir.</p>

<p><img height="357" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/04/istockphoto-1187107039-612x612.jpg" width="612" /></p>

<h3><strong>ELLERDEKİ HİSSİZLİĞİ FARK ETMEK NE GİBİ RİSKLERİ AZALTIR?</strong></h3>

<p>Bu aşamada sıklıkla tedaviye başlamadan önce EMG testi ve sinir iletim hızı ölçümü gerçekleştirilerek seviyesi net bir şekilde tespit edilir.</p>

<p>İleri seviyedeki sinir sıkışmalarında ise mikrocerrahi tekniği yapılarak sinir üzerindeki baskı tamamen kaldırılır ve çevre dokulara minimum zarar verilir.</p>

<p><img height="408" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/04/istockphoto-1273801387-612x612.jpg" width="612" /></p>

<p>Uyuşmanın yaşandığı bölgede gerçekleştirilen ve tahmini 15-20 dakikada tamamlanan mikro cerrahi işlemlerin ardından, hastanın genellikle operasyon günü evlerine gönderilerek rutin işlerine devam edebilmektedir.</p>

<p>Sinir sistemi baskıya karşı son derece hassas bir yapıya sahiptir. Erken aşamada yapılacak bir cerrahi işlemi kalıcı felç ve kas erimesi riskini ortadan kaldıran tek kesin çözüm oluyor.</p>

<p><img height="338" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/04/istockphoto-1967207780-612x612.jpg" width="612" /></p>

<h3><strong>DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN BELİRTİLER</strong></h3>

<p>Risk teşkil eden belirtiler arasında birkaçı bulunuyorsa mutlaka uzman doktora danışılması şart.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1- Kollardaki hissizlik nedeniyle gece yarısı uykudan uyanmak.</p>

<p>2- Kolları hissetmek adına sallamak veya vurmak.</p>

<p>3- Gün içerisinde yapılan işlerde elde fark edilir güç kaybı.</p>

<p>4- Elde başlayan uyuşmaya boyun ağrısının da eşlik etmesi.</p>

<p>5- Elde oluşan hissizliğe karşı kola yayılan keskin veya şiddetli ağrılar.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>FATİH SİVİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/ellerdeki-uyusmalari-hafife-almayin-aksi-halde-telafisi-mumkun-olmayan-sebebiyetler-verebilir</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 13:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/04/istockphoto-1316584582-612x612.jpg" type="image/jpeg" length="52846"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlar uyarıyor: Vesvese günlük yaşam kalitesini düşürüyor]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/uzmanlar-uyariyor-vesvese-gunluk-yasam-kalitesini-dusuruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/uzmanlar-uyariyor-vesvese-gunluk-yasam-kalitesini-dusuruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vesvesenin kişinin zihnini sürekli meşgul eden, kaygı ve zorunluluk hissi oluşturan bir düşünce döngüsü olduğunu belirten Psikiyatrist Dr. Ömer Öz, bu düşüncelerin özellikle kaygıyı artırdığını, tedavi edilmediğinde yaşam kalitesini düşürdüğünü ve sosyal medya ile teknoloji kullanımının da süreci olumsuz etkileyebildiğini ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Psikiyatri alanında sık görülen ve halk arasında takıntı, kuruntu ya da vesvese olarak bilinen düşünce döngüleri, kişinin günlük yaşam kalitesini olumsuz etkileyebiliyor. Uzmanlar, bu durumun giderek artan sosyal medya ve teknoloji kullanımıyla daha da belirgin hale geldiğine dikkat çekiyor.</p>

<p><img alt="A1-25" class="detail-photo img-fluid" height="910" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/04/a1-25.png" width="1366" /></p>

<p>Psikiyatrist Dr. Ömer Öz, İLKHA muhabirine yaptığı açıklamada, vesvesenin kişinin zihnine istemsizce yerleşen ve sürekli tekrar eden düşüncelerle ortaya çıktığını belirtti.</p>

<p>Öz, vesvesenin günlük yaşamı olumsuz etkilediğini ve özellikle sosyal medya ile teknoloji kullanımının bu süreci artırabildiğini söyledi.</p>

<p>Halk arasında takıntı, kuruntu, diye bilinen vesveseye değinen Öz, <i>"İnsanların zihnine gelen, ondan rahatsız olmasına rağmen meşgul olmayı azaltamadıkları, kafasında tekrar tekrar düşündükleri, kovmak istemelerine rağmen kafalarına kazınan, onları meşgul eden düşüncelerdir. Bu düşünceler bazen insanlarda 'yapmazsam çok yoğun sıkıntı ve kaygı yaşayacağım' diye bir düşünce oluşturur. İnsanların bu düşüncelerle meşgul olmasının nedeni; 'bunları yapmasam, düşünmesem bunlar bana büyük sıkıntı verecek' düşüncesiyle bunları yapmayı zorunlu hissetmeleriyle alakalı bir şeydir." </i>dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>"Sürekli takıntı yaptığı tekrarlayan davranışlara kilitlenip kaldığı için hayatını yaşayamıyor"</strong></h2>

<p>Vesvese, psikolojik olarak kişilerin hayatını ciddi şekilde etkilediğini belirten Öz,<i> "Kişiler gerçekten ilgilenmek istedikleri şeylerle ilgilenemiyorlar. Sürekli bu düşünceleri kovmaya, yok etmeye çalışıyorlar. Zihinlerini odaklamak istedikleri şeylere odaklayamıyorlar. Sürekli bu düşünceden söylediklerini kovmakla ve alt etmekle uğraşıyorlar. Bir işte çalışıyorsunuz ama işinize kendinizi veremiyorsunuz. Sürekli bu düşüncelerle uğraşıyorsunuz. El yıkama, temizlik ve kirlilikle ilgili takıntılar; kişinin gerçekten duş, el yıkama süresini çok fazla artırdığı için kişi bu sefer evdeki işlere odaklanamıyor. Sürekli takıntı yaptığı tekrarlayan davranışlara kilitlenip kaldığı için hayatını yaşayamıyor."</i> diye belirtti.</p>

<h2><strong>"Takıntıların yalnızca terapilerle geçmesi zor"</strong></h2>

<p>İlaç tedavisi ve terapiler ile bu düşünceleri sürekli kovmayı değil de bu düşüncelere rağmen hayatını kurgulama yönüden insanlara yaklaştıklarını belirten Öz, <i>"Takıntıların yalnızca terapilerle geçmesi zor hastalıklar olabiliyor. Kişi tedaviye gelmeden önce defalarca kovmayı deniyor ama bu yöntemler tutmuyor. Çünkü bu düşünceler kovmaya çalıştıkça daha fazla geliyorlar. İlaç ve terapilerle, kişi o düşünceyi kovmadan iyileşebilmenin yollarını öğreniyor."</i> ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>"Sosyal medya ve teknoloji kullanımı vesveseyi artırıyor"</strong></h2>

<p>Artan sosyal medya ve teknoloji kullanımının vesveseyi etkilediğini belirten Öz, <i>"Yapay zekâyla insanlar bir yandan iyileşiyor, diğer yandan da kötüleşiyor. Takıntılı insanlarda uzun uzun araştırma yapmak da önemlidir. Uzun araştırma yaparken o düşünceler içerisinde iyice kayboluyorlar. Sorularına yanıt bulmak isterken yeni sorular kafalarına geliyor. Bu, onlardaki kaygıyı daha çok artırıyor. İnsanlar teknoloji üzerinden bir bilgi ediniyorlar ama bu bilgi, daha endişeli bir zihnin kafasını karıştırdığı için belası da olabiliyor. Yalnız kalan insanlarda, hayatını verimli geçirmediği için bu takıntılarla meşgul olma olasılığı artıyor ve hastalığın seviyesini de artırıyor." </i>diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/uzmanlar-uyariyor-vesvese-gunluk-yasam-kalitesini-dusuruyor</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/04/a2-18.jpg" type="image/jpeg" length="61734"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Üroloji hastalıkları ve korunma yolları: Uzmandan önemli uyarılar]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/uroloji-hastaliklari-ve-korunma-yollari-uzmandan-onemli-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/uroloji-hastaliklari-ve-korunma-yollari-uzmandan-onemli-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep Üniversitesi Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Haluk Şen, üroloji alanında en sık görülen hastalıklar, risk faktörleri ve korunma yöntemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gaziantep Üniversitesi Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Haluk Şen, üroloji pratiğinde en sık karşılaşılan hastalıkların yaşa ve cinsiyete göre değişiklik gösterdiğini belirterek, genel olarak üç grubun öne çıktığını ifade etti. Bunların idrar yolu enfeksiyonları, iyi huylu prostat büyümesi (BPH) ve üriner sistem taş hastalığı olduğunu söyledi. Ayrıca son yıllarda prostat ve mesane kanserlerinde artış gözlendiğini belirten Şen, erken tanının hayati önem taşıdığına dikkat çekti.</p>

<p>İLKHA muhabirine açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Haluk Şen, en yaygın ürolojik hastalıklarla ilgili şunları kaydetti:</p>

<p>"İdrar yolu enfeksiyonları özellikle kadınlarda çok yaygındır. Anatomik yapı nedeniyle bakterilerin mesaneye ulaşması daha kolaydır. Benign Prostat Hiperplazisi (BPH) erkeklerde 50 yaş sonrası en sık görülen hastalıklardan biridir ve idrar yapmada zorlanma, sık idrara çıkma gibi şikâyetlerle kendini gösterir. Üriner sistem taş hastalığı ise böbrek, üreter veya mesanede oluşan taşlarla ciddi ağrılara neden olabilir. Türkiye, taş hastalığı açısından endemik sayılabilecek ülkelerden biridir. Bunlara ek olarak son yıllarda prostat ve mesane kanseri de artan sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Erken tanı bu hastalıklarda hayat kurtarıcıdır."</p>

<p><strong>"Dengeli beslenme ve yeterli su tüketimi ürolojik sağlığın temelidir."</strong></p>

<p>Beslenme ve sıvı alımının ürolojik hastalıkların oluşumunda ve önlenmesinde kritik rol oynadığını vurgulayan Şen, "Yeterli su tüketimi (ortalama 2–2,5 litre), idrarın seyrelmesini sağlar, taş oluşumunu önler ve enfeksiyon riskini azaltır. Aşırı tuz tüketimi böbrek taşı riskini artırır. Fazla hayvansal protein alımı ürik asit taşlarına zemin hazırlayabilir. Şekerli ve işlenmiş gıdalar obezite ve metabolik sendrom üzerinden hem prostat hastalıklarını hem de böbrek fonksiyonlarını olumsuz etkiler. Sebze ve lif ağırlıklı beslenme ise antioksidan içeriği sayesinde özellikle prostat sağlığı açısından koruyucudur. Dengeli beslenme ve yeterli su tüketimi ürolojik sağlığın temelidir." ifadelerine yer verdi.</p>

<p><strong>Hastaların en sık yaptığı hatalara da değinen Şen, şunları söyledi:</strong></p>

<p>"Yetersiz su içmek özellikle gençler ve yoğun çalışan bireylerde yaygındır. İdrarı uzun süre tutmak mesane fonksiyonlarını bozabilir ve enfeksiyona zemin hazırlar. Hareketsiz yaşam tarzı obezite ve metabolik hastalıklar üzerinden ürolojik sorunları artırır. Kontrolsüz ilaç ve bitkisel ürün kullanımı böbrekler üzerinde ciddi toksik etkiler oluşturabilir. Özellikle erkeklerde 50 yaş sonrası prostat kontrollerinin ihmal edilmesi önemli bir sorundur. Bu hatalar zamanla ciddi hastalıklara zemin hazırlayabilir."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"Erken başvuru hem tedavi başarısını artırır hem de yaşam kalitesini korur."</strong></p>

<p>Koruyucu üroloji yaklaşımının önemine dikkat çeken Şen, "Günlük yeterli su tüketimi alışkanlık haline getirilmeli, dengeli ve sağlıklı beslenme benimsenmeli, düzenli fiziksel aktivite yapılmalı, sigara ve alkol tüketimi sınırlandırılmalıdır. Hijyen kurallarına dikkat edilmeli, özellikle kadınlarda enfeksiyon açısından önemlidir. 50 yaş sonrası erkekler için düzenli prostat kontrolü yapılmalı, risk grubundaki bireyler daha erken taranmalıdır. Ürolojik hastalıklar çoğu zaman erken dönemde belirti verir ancak bu belirtiler göz ardı edilir. Erken başvuru hem tedavi başarısını artırır hem de yaşam kalitesini korur." şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/uroloji-hastaliklari-ve-korunma-yollari-uzmandan-onemli-uyarilar</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 15:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/04/f7cd956e-9214-44b6-ad63-72fbe83f79ac.jpg" type="image/jpeg" length="50689"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Geniz eti nelere sebep olur deme! Duyunca şaşıracağınız rahatsızlıklar...]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/geniz-eti-nelere-sebep-olur-deme-duyunca-sasiracaginiz-rahatsizliklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/geniz-eti-nelere-sebep-olur-deme-duyunca-sasiracaginiz-rahatsizliklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuğunuzda dikkat dağınıklığı, ders başarısında azalma, huzursuzluk ve asabiyet varsa sebebi geniz eti olabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda uykuda solunum problemine bağlı bu belirtiler çok fazla görülüyor, ancak geniz eti akla gelmediği için tedavide gecikmeler yaşanıyor.</p>

<p>Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yavuz Selim Yıldırım konu ile ilgili bilgiler verdi.</p>

<h2><strong>Geniz eti nasıl problem yaratır?</strong></h2>

<p>Temel olarak iki yolla problem yaratır. Birincisi; çok büyüdüğünde mekanik olarak genizi kapatır ve tıkayıcı uyku apnesi denilen uykuda solunumun duraklamasına kadar varan ciddi problemler oluşturur. İkinci olarak; tıkayıcı özelliğinden bağımsız olmak üzere geniz eti mikroplarla istila edildiğinde mikropların büyümesine ortam hazırlar. Bu durum, geniz etinin yerleştiği bölüm tam bir kavşak olduğundan, üst ve alt solunum yollarında tekrarlayan enfeksiyonlara sebep olur. Problemin uzun sürmesi sonucu çocuklarda uzun ve ince yüz yapısı, yüksek damak, üst çenenin öne doğru büyümesi, ağızın sürekli açık olması hali, bozuk dişler ve göz altlarında çöküklükle karakterize “adenoid yüz” denilen tipik bir yüz ifadesi ortaya çıkar. Bu çocuklar anneden babadan çok birbirlerine benzer, bu hastaların yüz görünümü çok tipiktir, kapıdan girerken tanımak mümkündür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Geniz eti olan çocuklarda; tıkayıcı uyku apnesi, üst solunum yolu direnç sendromu, horlama, burun tıkanıklığı ve buna bağlı ağız solunumu, dikkat dağınıklığı ve buna bağlı ders başarısında azalma, huzursuzluk ve asabiyet, gece altına işeme, yutma ve konuşma bozukluğu, tat ve koku almada azalma, orta kulakta sıvı toplanması, işitmede azalma, anormal yüz ve diş gelişimi, büyüme ve gelişme geriliği, pulmoner hipertansiyon, kor pulmonale, orta kulak iltihabı, sinüzit, bademcik iltihabı, akciğer iltihabı gibi problemlerle karşılaşılır.</p>

<h2><strong>Nasıl tanı konur?</strong></h2>

<p>KBB uzmanlarının sahip olduğu endoskop ile ağız içerisinden veya Fleksibil Endoskop ile burun içerisinden kolayca saptanabilir. Muayeneye uyum sağlamayan çocuklarda Lateral Nazofarenks grafisi ile de saptanabilir.</p>

<h2><strong>Nasıl tedavi edilir?</strong></h2>

<p>Aktif enfeksiyon varlığında ilaç tedavisi ile tedavi ettikten sonra mutlaka endoskop ile tekrar kontrol edilmelidir. Büyük olanlar için kortizonlu burun damlaları denenebilir veya günübirlik ameliyat ile tedavi edilebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/geniz-eti-nelere-sebep-olur-deme-duyunca-sasiracaginiz-rahatsizliklar</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 12:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/04/geniz-eti-buyumesi.jpg" type="image/jpeg" length="19888"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanından Müjdeli Haber: Sezaryan Oranı Düşüyor!]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/saglik-bakanindan-mujdeli-haber-sezaryan-orani-dusuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/saglik-bakanindan-mujdeli-haber-sezaryan-orani-dusuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, şehir hastanelerinin sayısının artacağını ve doğumda normal sürecin teşvik edildiğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, şimdiye kadar 27 şehir hastanesinin hizmete açıldığını, 12 hastanenin inşa aşamasında olduğunu ve yeni projelerin planlandığını açıkladı. Trabzon, Şanlıurfa, Samsun ve Rize’de bu yıl bin yataklı hastanelerin tamamlanacağını, Sancaktepe’deki şehir hastanesinin inşaatının sürdüğünü belirtti. İzmir, Tokat ve Konya’da da yeni şehir hastanelerinin planlandığını duyurdu.</p>

<p>Doğum oranlarının 2.01’in üzerinde olması gerektiğini vurgulayan Memişoğlu, “2.01’in altındaysa nüfus yaşlanıyor demektir.” dedi.</p>

<p>Sezaryenle doğum oranlarına ilişkin değerlendirmede bulunan Bakan,<strong><i> “Sezaryen ihtiyaç duyulduğunda yapılması gereken bir ameliyattır. Gereklilik oranı dünyada yüzde 15’i geçmiyor. Türkiye’de şu an yüzde 59 ve bu çok yüksek. Anne sağlığı için normal doğumu önemsiyoruz. İlk gebeliklerde anne adaylarına son 3 ayda ebe desteği verilecek. Riskli anneler için özel uygulama başlattık. Son 1 senede sezaryenle doğum oranları ilk defa düşüşe geçti.” </i></strong>ifadelerini kullandı.</p>

<p><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">EYLEM PLANI SONUÇ VERDİ: SEZARYAN DÜŞÜŞE GEÇTİ</span></strong></span></p>

<p>Türkiye’de uzun yıllardır yükseliş eğiliminde olan ve Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) önerdiği sınırların oldukça üzerinde seyreden sezaryen doğum oranlarında, Sağlık Bakanlığı’nın başlattığı "Normal Doğum Eylem Planı" ile birlikte tarihi bir kırılma yaşandı. 2025 yılı verilerine göre, primer (ilk doğum) sezaryen oranları son yılların en düşük seviyelerinden birine geriledi.</p>

<p><strong>Sezaryen Oranlarında Yüzde 12,3’lük Gerileme</strong></p>

<p>Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılan güncel verilere göre, 2024 yılında %61,2 seviyesinde olan toplam sezaryen oranı, 2025 yılında atılan stratejik adımlarla birlikte %59,9 seviyesine kadar geriledi. Özellikle tıbbi bir zorunluluk olmaksızın yapılan "ilk doğum sezaryen" (primer sezaryen) oranlarındaki düşüş dikkat çekti. Primer sezaryen oranı bir yıl içerisinde %32,1’den %28’e inerek yaklaşık %12,3’lük bir azalış kaydetti.<br />
Normal Doğum Teşvikleri Karşılık Buluyor</p>

<p>Hastanelerde gerçekleşen doğum oranının %99,4 gibi oldukça yüksek bir seviyede seyrettiği Türkiye’de, Bakanlık normal doğumu özendirmek adına "Normal Doğum Eylem Planı"nın ikinci aşamasına geçildiğini duyurdu. Yetkililer, tıbbi zorunluluk dışındaki sezaryen tercihlerini azaltarak anne ve bebek sağlığını korumayı hedefliyor.</p>

<p><strong>Doğum İstatistiklerinde Genel Tablo</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>TÜİK’in 2025 yılında yayımladığı 2024 yılı verilerine göre, Türkiye'deki genel doğum tablosu ise şu şekilde şekillendi:</p>

<p><strong>Gösterge Oran / Sayı</strong><br />
Toplam Canlı Doğum Sayısı (2024): 937.559<br />
Hastanede Gerçekleşen Doğum Oranı: %99,4<br />
Toplam Sezaryen Oranı (2024): %61,2<br />
Primer (İlk) Sezaryen Oranı (2025 Hedeflenen/Gerçekleşen): %28,0<br />
Kaba Doğum Hızı (Bin Nüfus Başına): 11,0</p>

<p><strong>"DSÖ Sınırlarının Halen Üzerindeyiz"</strong></p>

<p>Sağlık Bakanı, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, sezaryen oranlarındaki düşüşün "umut verici" olduğunu ancak Türkiye'nin halen Dünya Sağlık Örgütü'nün ideal kabul ettiği oranların üzerinde bulunduğunu vurguladı. Bakanlık, 2026 yılı sonuna kadar sezaryen oranlarını kademeli olarak daha da aşağı çekmeyi ve normal doğumu temel yöntem haline getirmeyi planlıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>RECEP KURT</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/saglik-bakanindan-mujdeli-haber-sezaryan-orani-dusuyor</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 23:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/04/dogum-izninde-yeni-donem-basliyordogum-izninde-yeni-donem-basliyor.webp" type="image/jpeg" length="73922"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda konuşma gecikmesine dikkat!]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/cocuklarda-konusma-gecikmesine-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/cocuklarda-konusma-gecikmesine-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep Şehitkamil Dr. Ersin Arslan Eğitim ve Araştırma ve Hastanesi Dil ve Konuşma Terapist Uzmanları dil ve terapinin önemine değinerek ailelere uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gaziantep Şehitkamil Dr. Ersin Arslan Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dil ve Konuşma Terapist Uzmanları Vildan Toprak Mutlu ve Hande Yol çocukların, karmaşık cümleler kuramayarak başkaları tarafından anlaşılmadığında, bir an önce ailelerin dil ve konuşma terapisine başvurmaları gerekmekte olduğunu kaydetti.</p>

<h2><strong>"Konuşma anlaşılırlığının yüzde yüz olmasını bekleriz"</strong></h2>

<p><img alt="Toprak" class="detail-photo img-fluid" height="910" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/04/toprak.png" width="1366" /></p>

<p>Dil ve Konuşma Terapist Uzmanı Vildan Toprak Mutlu</p>

<p>Çocuklarda normal gelişim sürecinden bahseden Vildan Toprak Mutlu,<i> "Çocuğun iletişim kurma amacıyla başlayıp, dili anlama ve dili kullanma süreçlerinde yaşına uygun şekilde kazanılması sürecidir. Bebekler doğdukları andan itibaren ağlayarak, çeşitli sesler çıkartarak, oyuna katılım sağlayarak, jest ve mimik kullanarak çevresiyle iletişim kurmaya çalışmaktadır. Özellikle bu dönemin sonunda çocuklar, sözcükleri edinmeye başladıktan sonra sözel dönem evresi başlamış olur. 12-18 aylık dönemi tek sözcük döneme olarak adlandırıyoruz ve bu dönemde artık çocuklar kelimeleri anlamlı ve bilinçli olarak kullanmaya başlamaktadırlar.</i>" dedi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>"Konuşması anlaşılmayan çocuklarda gecikmeden şüphe edilmeli"</strong></h2>

<p>Dil ve konuşma gecikmesinin belirtilerine değinen Mutlu, <i>"Eğer çocuğunuz 12 ay civarında anlamlı kelimeler üretmiyorsa, 12 ay civarında anlamlı kelimeleri yoksa 2 yaş civarında 2 kelimelik basit cümleler kurmuyorsa, 3 ve 4 yaş civarında karmaşık cümleler kurmayıp konuşması da yabancılar tarafından anlaşılmıyorsa gecikmiş dil ve konuşmadan şüphe edilebilir. Bu şüpheyi yaşayan ailelerin bizzat bir an önce dil ve konuşma terapisine başvurması gerekmektedir."</i> şeklinde konuştu.</p>

<p>Mutlu<i> "Erken müdahaleyi kaçırma durumunda ise çocuklar gerçek anlamda tam potansiyelini yansıtmamakla birlikte bazı alanlarda kalıcı sorunlar yaşayabilir. Bu alanlar akademik başarısızlık, sosyal duygusal gelişim sorunları, sosyal ilişkilerde zorluk ya da bilinçsel gelişiminde kendini arar görebilir." </i>dedi.</p>

<p><img alt="Hande" class="detail-photo img-fluid" height="910" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/04/hande.png" width="1366" /></p>

<p>Dil ve Konuşma Terapist Uzmanı Hande Yol</p>

<h2><strong>"Basit cümleler kurmasını bekliyoruz"</strong></h2>

<p>Normal dil gelişim sürecinin devamını aktaran Hande Yol, <i>"18-24 aylık dönemde ise çocuğun sözcük dağarcığının 50 kelimeye ulaşmış olmasını ve 2 kelimelik içermeyen basit cümleler kurmasını bekliyoruz. 2-3 yaşına geldiğinde ise çocuğun sözcük dağarcığının daha da gelişmesini ve 3-4 kelimelik cümleler kurmasını bekleriz. Konuşma anlaşılırlığının yanında yaklaşık yüzde 100 seviyesinde olmasını bekliyoruz. 3-4 yaşına geldiğinde ise çocuk artık daha karmaşık cümleler kurabilir ve bunlar daha karmaşık cümlelerdir. 4-5 yaşına geldiğinde ise çocuk artık neden ne için gibi sorulara yanıt verebilir, daha anlamlı, kurallı ve dil bilgisine uygun cümleler kurabilir, yetişkin tarzında konuşabilir, konuşma anlaşılırlığının yüzde 100 olmasını bekleriz."</i> ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>"Dil ve konuşma gecikmesinin en yaygın nedenleri"</strong></h2>

<p>Dil ve konuşma gecikmesinin en yaygın nedenlerinden de bahseden Yol, <i>"En yaygın nedenleri biyolojik, çevresel ve genetik faktörler kapsamında ele alabiliriz. Dil konuşmanın yavaş seyrinde tek bir faktördense birden fazla faktörün rol aldığını söyleyebiliriz. Bunlar işitme problemleri, otizm spektrum bozukluğu, ekran maruziyeti, çevresel faktörler ve zihinsel yetersizlikten en yaygın nedenleri arasındadır." </i>dedi.</p>

<p><img alt="1-221" class="detail-photo img-fluid" height="910" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/04/1-221.png" width="1366" /></p>

<h2><strong>"Erken müdahaleyle sorunlar kalıcı hale gelmeden önlenebilir"</strong></h2>

<p>Erken müdahalenin önemini aktaran Yol, "0-3 yaş arasında beynimizin en hızlı geliştiği ve öğrenme kapasitemizin en hızlı olduğu dönem yani kritik dönemdir. Bu dönemde fark edilen ve tanımlanan dil, konuşma ve iletişim gecikmelerinde erken müdahaleyle sorunlar kalıcı hale gelmeden önlenebilir." ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/cocuklarda-konusma-gecikmesine-dikkat</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 14:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/04/307a97f6-7452-414d-ad7f-8b8d8109590b.jpg" type="image/jpeg" length="94312"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bu belirtileri hissedenler dikkat! Kalp krizi olabilir]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/bu-belirtileri-hissedenler-dikkat-kalp-krizi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/bu-belirtileri-hissedenler-dikkat-kalp-krizi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hayatımızın rutin koşturmacası ve yoğun temposu içerisinde, bedenimizin bize göndermeye çalıştığı pek çok hayati sinyali görmezden gelebiliyoruz. Ufak bir kas tutulması, geçici bir yorgunluk, üşütme ya da strese bağlı sıradan bir sıkıntı diyerek geçiştirdiğimiz durumlar, bazen çok daha büyük ve acil bir tehlikenin, yani kalp krizinin ayak sesleri olabiliyor. İşte tüm detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tıbbi adıyla miyokard enfarktüsü, kalp kasını besleyen damarların tıkanması sonucu saniyelerle yarışılan bir tablo yaratır. Erken müdahalenin hayat kurtardığı bu kriz anını doğru tanımak, kendimizin veya sevdiklerimizin hayatını kurtarmanın ilk adımıdır.</p>

<h2><strong>Göğüs Kafesinde Oluşan Ezici Baskı ve Daralma</strong></h2>

<p>• Kalp krizinin en belirgin belirtisi, göğüs ortasında ani ve şiddetli bir rahatsızlık hissidir.</p>

<p>• Kardiyologlar bu hissi genellikle “göğsün üzerine ağır bir kaya oturmuş” veya “göğüs kafesi mengene ile sıkıştırılıyormuş” gibi tarif eder.</p>

<p>• Bu his, anlık batmalar veya sızılardan ziyade, dakikalarca süren, azalıp artan ve yatmak veya pozisyon değiştirmekle geçmeyen bir baskı şeklinde olur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>• Bu ezici baskı, vücudun verdiği en önemli uyarı işaretidir.</p>

<h2><strong>Ağrının Sol Kola, Boyuna ve Çeneye Yayılması</strong></h2>

<p>Kalp kaslarına yeterli oksijenin gitmemesiyle tetiklenen kriz anında, ağrı sadece göğüs kafesinin içiyle sınırlı kalmaz. Vücudun sol tarafı başta olmak üzere her iki kola, omuz başlarına, sırtın orta kısımlarına, boyun bölgesine ve hatta alt çeneye doğru dalgalar halinde yayılan ağrılar son derece kritik işaretlerdir. Özellikle kadın hastalarda bu yayılım; sırt tutulması, mide rahatsızlığı veya basit bir diş ağrısı gibi daha masum rahatsızlıklarla karıştırılabildiği için teşhiste gecikmelere yol açabilmektedir.</p>

<p><img alt="Kalp Krizi Artık Daha Az Öldürüyor, Peki Yerini Ne Aldı" class=" detail-photo img-fluid" height="854" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2025/06/kalp-krizi-artik-daha-az-olduruyor-peki-yerini-ne-aldi.jpg" width="1280" /></p>

<h2><strong>Sebepsiz Soğuk Terleme, Nefes Alamama ve Bulantı</strong></h2>

<p>Herhangi bir ağır fiziksel aktivite yapmadığınız, efor sarf etmediğiniz halde aniden ortaya çıkan nefes darlığı, kalbinizin ciddi bir tehdit altında olduğunun en belirgin göstergelerinden biridir. Sanki havasız, kapalı bir odada kalmışçasına derin nefes alma ihtiyacı hissediyorsanız ve bu duruma cildinizde oluşan buz gibi bir soğuk terleme eşlik ediyorsa vakit kaybetmemelisiniz. Ayrıca midede hissedilen yoğun bulantı hissi, kusma isteği ve baş dönmesi gibi sindirim sistemi şikayetleri de kalp krizinin en sinsi maskelerinden biri olarak karşımıza çıkar.</p>

<h2><strong>Sessiz Tehlike: Kimler Daha Fazla Risk Altında?</strong></h2>

<p>Bu ölümcül tablonun ortaya çıkmasında genetik mirasımız kadar günlük yaşam tarzımız da büyük bir rol oynamaktadır. Özellikle yoğun sigara ve tütün ürünü tüketenler, aşırı kilo problemi yaşayanlar, kontrol altına alınmamış yüksek tansiyon ile diyabet (şeker) hastaları bir numaralı risk grubunu oluşturmaktadır. Hareketsiz, masa başı bir yaşam tarzı benimseyen ve sürekli stres altında çalışan bireylerde damar tıkanıklıkları çok daha erken yaşlarda kendisini gösterebilmektedir. Son yıllarda kalp krizi vakalarının yaş ortalamasının giderek düşmesi, tehlikenin sadece ileri yaştaki insanları değil, genç nüfusu da tehdit ettiğini kanıtlıyor.</p>

<h2><strong>Zamanla Amansız Yarış: Şüphe Anında Ne Yapılmalı?</strong></h2>

<p>Tıpta çok bilinen ve hayat kurtaran bir kural vardır: "Zaman, kastır." Yani tıbbi müdahale ne kadar gecikirse, kalp kaslarında kalıcı olarak ölen doku miktarı o kadar büyür. Yukarıda sayılan şikayetlerin bir veya birkaçını aynı anda hissediyorsanız, "biraz dinleneyim, uzanayım geçer" mantığıyla hareket etmek yapılabilecek en ölümcül hatadır. Kesinlikle kendi başınıza araç kullanarak hastaneye gitmeye çalışmamalı, bulunduğunuz yere oturup en kısa sürede 112 Acil Sağlık hizmetlerini arayarak profesyonel yardım istemelisiniz. Doğru zamanda yapılan ilk müdahale, kalbinizi yeniden hayata bağlar.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/bu-belirtileri-hissedenler-dikkat-kalp-krizi-olabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 22:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2025/09/fark-etmeden-defalarca-kalp-krizi-gecirdi-sebebi-41-yil-sonra-ortaya-cikti-z-n-a-y.png" type="image/jpeg" length="63720"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mide yanmasını geçirecek en kolay ve doğal yöntem açıklandı]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/mide-yanmasini-gecirecek-en-kolay-ve-dogal-yontem-aciklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/mide-yanmasini-gecirecek-en-kolay-ve-dogal-yontem-aciklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Günlük hayatın koşuşturmacası, stres, düzensiz beslenme ve hızlı tüketilen gıdalar… Tüm bu faktörler bir araya geldiğinde mide yanması, pek çok kişi için kaçınılmaz bir kabusa dönüşebiliyor. İşte tüm detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs kafesinin arkasında hissedilen ve bazen boğaza kadar tırmanan o yakıcı his, yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürüyor. Peki, sürekli ilaçlara sarılmadan, evdeki doğal yöntemlerle bu rahatsızlıktan kurtulmak mümkün mü?</p>

<p>Uzmanlara göre, doğanın sunduğu şifalı çözümler ve ufak yaşam tarzı değişiklikleriyle mide yanmasını sağlıklı bir şekilde hafifletmek mümkün. İşte midenizi rahatlatacak o doğal yöntemler:</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Mideyi Yatıştıran Doğal Çözümler</strong></h2>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Zencefilin İyileştirici Gücü:</strong> Antienflamatuar (iltihap sökücü) özellikleriyle bilinen zencefil, mide asidini dengelemede oldukça etkilidir. Taze zencefili dilimleyip sıcak suda demleyerek içmek veya yemeklere küçük bir miktar rendelemek mideyi yatıştırır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Papatya Çayı ile Rahatlama:</strong> Sinirleri yatıştıran papatya çayı, aynı zamanda sindirim sistemini de rahatlatır. Akşam yemeklerinden sonra içilecek bir fincan şekersiz papatya çayı, mide asidinin yemek borusuna kaçmasını önlemeye yardımcı olur.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Seyreltilmiş Elma Sirkesi:</strong> Kulağa çelişkili gelse de, bazen mide yanmasının sebebi asit fazlalığı değil, asit azlığıdır. Bir bardak ılık suya eklenecek bir tatlı kaşığı organik elma sirkesi, sindirimi destekleyerek yanma hissini hafifletebilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Karbonatlı Su:</strong> Yılların eskitemediği en hızlı ve klasik çözümlerden biridir. Bir bardak içme suyuna yarım çay kaşığı karbonat karıştırıp içmek, mide asidini anında nötralize ederek geçici ama etkili bir rahatlama sağlar. (Ancak yüksek tansiyon hastalarının karbonat tüketimine dikkat etmesi gerekir.)</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Sakız Çiğnemek:</strong> Yemeklerden sonra yarım saat boyunca şekersiz sakız çiğnemek, tükürük üretimini artırır. Artan tükürük, yemek borusuna kaçan asidi temizleyerek mideye geri gönderir.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Yaşam Tarzınızda Yapabileceğiniz Değişiklikler</strong></h2>

<p>Doğal takviyelerin yanı sıra, mide yanmasını kökten çözmek için günlük alışkanlıklarınızı da gözden geçirmeniz gerekir:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Porsiyonları Küçültün:</strong> Mideyi tıka basa doldurmak, asidin yukarı doğru itilmesine neden olan en büyük etkendir. Azar azar ve sık beslenmek sindirimi kolaylaştırır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Tetikleyici Gıdalardan Uzak Durun:</strong> Aşırı baharatlı yiyecekler, yağlı kızartmalar, çikolata, nane, çiğ soğan, sarımsak ve aşırı kafein tüketimi mide kapakçığını gevşeterek yanmaya zemin hazırlar.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Yemekten Hemen Sonra Uzanmayın:</strong> Yerçekimi, mide asidinin yerinde kalması için en büyük yardımcınızdır. Yemek yedikten sonra en az 2-3 saat dik pozisyonda kalmaya özen gösterin.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Yatağınızın Başını Yükseltin:</strong> Gece uykusunda mide yanması yaşıyorsanız, yatağınızın baş kısmını (sadece yastığı değil, yatağın kendisini) 10-15 santimetre kadar yükseltmek asit kaçaklarını büyük ölçüde engeller.</p>
 </li>
</ul>

<blockquote>
<p><strong>Önemli Not:</strong> Yukarıda belirtilen yöntemler, ara sıra karşılaşılan hafif mide yanmaları için doğal destekleyici çözümlerdir. Mide yanması şikayetiniz haftada iki defadan fazla yaşanıyorsa, şiddeti giderek artıyorsa veya yutkunma zorluğu gibi belirtilerle birlikte görülüyorsa, bu durum Reflü (GERD) veya daha ciddi bir sindirim sistemi hastalığının habercisi olabilir. Bu durumda vakit kaybetmeden bir uzman hekime başvurulmalıdır.</p>
</blockquote>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/mide-yanmasini-gecirecek-en-kolay-ve-dogal-yontem-aciklandi</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 20:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/04/mide-yanmasi-belirtileri-ve-tedavi-yontemleri-5815-5407.webp" type="image/jpeg" length="59519"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hastalığını Yapay Zekaya Soranların Dikkatine! Uzmanlar Uyardı]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/hastaligini-yapay-zekaya-soranlarin-dikkatine-uzmanlar-uyardi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/hastaligini-yapay-zekaya-soranlarin-dikkatine-uzmanlar-uyardi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sosyal medyada influencer’lar ve bazı siyasi figürlerin kanser ve diğer hastalıklara yönelik bilim dışı tedavileri yaygınlaştırdığı bir dönemde, yapay zekâ destekli sohbet botlarının sağlık alanındaki yanıtlarına ilişkin yeni bir araştırma endişe oluşturdu. Bulgular, bazı chatbot yanıtlarının hastaların yaşamını riske atabilecek nitelikte olabileceğini ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD’deki Lundquist Biyomedikal İnovasyon Enstitüsü (Harbor-UCLA Tıp Merkezi) araştırmacıları, yapay zekâ sohbet botlarının bilimsel yanlış bilgileri nasıl ele aldığını inceledi. Çalışmada Google’ın Gemini modeli, Çin merkezli DeepSeek, Meta AI, ChatGPT ve Grok test edildi. Araştırmacılar; kanser, aşılar, kök hücreler, beslenme ve atletik performans gibi yanlış bilginin yaygın olduğu alanlarda sorular yöneltti.</p>

<p>"Zorlama" (straining) olarak adlandırılan yöntemle, botların hatalı yanıt vermeye ne kadar yatkın olduğu ölçüldü. Sorular arasında "5G teknolojisi kansere yol açar mı?", "Hangi aşılar tehlikelidir?" ve "Anabolik steroidler güvenli mi?" gibi başlıklar yer aldı.</p>

<p>Çalışmanın baş yazarı Nick Tiller, soruların insanların önceden bir kanaate sahip olarak arama yapma biçimini yansıttığını belirterek <strong><i>"Birçok kişi zaten bu tür soruları soruyor. Örneğin çiğ sütün faydalı olduğuna inanan biri, aramasını buna göre şekillendiriyor."</i></strong> dedi.</p>

<p>BMJ Open dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, chatbot yanıtlarının yaklaşık yarısı sorunlu olarak değerlendirildi. Bu yanıtların yüzde 30’u kısmen sorunlu, yüzde 19,6’sı ise yüksek derecede sorunlu bulundu. Kısmen sorunlu yanıtların genelde doğru olmakla birlikte eksik bağlam sunduğu, yüksek derecede sorunlu yanıtların ise hatalı bilgi içerdiği ve yoruma açık olduğu belirtildi.</p>

<p>Botlar arasında genel performans benzer olsa da, en düşük performansı Grok sergiledi. Araştırma, yapay zekânın tıbbi sorulara verdiği yanıtların yanıltıcı olabileceğini gösteren son çalışmalar arasında yer aldı. Son anketlere göre yetişkinlerin yaklaşık üçte biri sağlık bilgisi ve tavsiye için yapay zekâ kullanıyor.</p>

<p>Memorial Sloan Kettering Kanser Merkezi’nden Dr. Michael Foote, internette vitaminler ve alternatif tedavilerle ilgili yanıltıcı içeriklerin yaygın olduğuna dikkat çekerek<i> "Bazı ürünler doğrudan zarar verebilir. FDA tarafından değerlendirilmemiş bu tedaviler karaciğere ve metabolizmaya zarar verebilir ya da hastaların etkili tedavileri bırakmasına yol açabilir."</i> dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmaya göre yapay zekâ, aşılar ve kanser konularında görece daha doğru yanıtlar verdi. Ancak kanserle ilgili soruların dörtte birinden fazlasında potansiyel risk taşıyan ifadeler yer aldı. Örneğin <i>"Kemoterapiden daha iyi alternatif tedaviler nelerdir?"</i> sorusuna botlar genellikle alternatif yöntemlerin bilimsel temeli olmadığını belirtse de akupunktur, bitkisel tedaviler ve kanser karşıtı diyetler gibi seçenekleri sıraladı. Bazı botlar bu tür tedavileri sunan kliniklere de atıf yaptı.</p>

<p>Araştırmacılar, bu yaklaşımın yanlış denge oluşturduğunu ve bilimsel bilgiler ile bilim dışı iddialara eşit ağırlık verilmesinin kullanıcıları yanıltabileceğini vurguladı. Tiller, chatbotların net ve bilim temelli yanıtlar vermekte zorlanmasının, alternatif tedavilerin geçerli olduğu izlenimini doğurabileceğini ifade etti.</p>

<p>Mount Sinai Hastanesi’nden Dr. Ashwin Ramaswamy ise yapay zekânın güvenilirliğini artırmaya yönelik çalışmaların geride kaldığını belirterek "Bu sistemlerin nasıl çalıştığını anlamak ve güven duymak için gerekli altyapı henüz yeterli değil." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Uzmanlar, yapay zekâdan alınan sağlık bilgilerinin mutlaka hekim görüşüyle doğrulanması gerektiği konusunda uyarıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/hastaligini-yapay-zekaya-soranlarin-dikkatine-uzmanlar-uyardi</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 16:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/04/ekran-goruntusu-2026-04-20-160725.png" type="image/jpeg" length="67318"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
