<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>| Doğruhaber</title>
    <link>https://dogruhaber.com.tr</link>
    <description>Türkiye ve İslam dünyasından son dakika haberleri, gazete manşetleri ve doğru analizler Doğruhaber'de. Siyaset, ekonomi ve güncel haberler parmaklarınızın ucunda. Namaz vakitleri ve en son haber akışı için güvenilir internet haber kaynağınız: dogruhaber.com.tr.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://dogruhaber.com.tr/rss/politika" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 24 Apr 2026 02:12:28 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/rss/politika"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[TBMM'nin bu haftaki gündeminde savaş var]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/tbmmnin-bu-haftaki-gundeminde-savas-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/tbmmnin-bu-haftaki-gundeminde-savas-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TBMM Genel Kurulu’nda bu hafta Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, ABD, işgalci rejim ve İran arasındaki savaş ile bölgedeki gelişmeler hakkında milletvekillerini bilgilendirecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) bu hafta yoğun bir gündemle çalışmalarını sürdürecek. TBMM Genel Kurulu’nda dış politika başlıklarının yanı sıra çeşitli kanun tekliflerinin görüşmelerine devam edilmesi bekleniyor.</p>

<h2><strong>Bakanlar milletvekillerini bilgilendirecek</strong></h2>

<p>Genel Kurul’da salı günü Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in ABD, işgalci rejim ve İran arasındaki savaş ile bölgedeki gelişmeler hakkında milletvekillerine bilgilendirme yapması planlanıyor. Kapalı yapılması planlanan oturumda bakanların milletvekillerinin sorularını da yanıtlaması bekleniyor.</p>

<h2><strong>Milli Parklar Kanunu görüşmeleri sürecek</strong></h2>

<p>TBMM Genel Kurulu’nda 36 maddelik Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam edilmesi öngörülüyor. Teklifin 21 maddesi daha önce görüşülürken kalan maddelerin bu hafta ele alınması bekleniyor.</p>

<h2><strong>Yeni kanun teklifi gündeme gelebilir</strong></h2>

<p>Söz konusu teklifin tamamlanması halinde, geçen hafta Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen yeni bir kanun teklifinin Genel Kurul gündemine gelmesi bekleniyor. Teklifte bedelli askerlik ücretinin artırılması, bazı vergi düzenlemeleri, pırlanta gibi kıymetli taşlardan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) alınması ve afet konutlarının peşin satışında indirim yapılması gibi düzenlemeler yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Komisyon çalışmaları sürecek</strong></h2>

<p>TBMM’de komisyon çalışmaları da devam edecek. Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu’nda 11 Mart Çarşamba günü Ankara 1 ve 2 Nolu barolarının sunum yapması bekleniyor.</p>

<p>Öte yandan kadınların doğum izninin 16 haftadan 24 haftaya çıkarılması, babalık izninin kamu ve özel sektörde 10 gün olması ve sosyal medyanın 15 yaş altındaki çocuklara yasaklanmasını öngören Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 12 Mart Perşembe günü Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu’nda görüşülmesi planlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>FATİH SİVİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Politika</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/tbmmnin-bu-haftaki-gundeminde-savas-var</guid>
      <pubDate>Sun, 08 Mar 2026 11:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/03/tbmm-genel-kurulu-aa-2134002.jpg" type="image/jpeg" length="45643"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek: Türkiye Yüzyılı'nı adaletin yüzyılı yapmak için çalışıyoruz]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/bakan-gurlek-turkiye-yuzyilini-adaletin-yuzyili-yapmak-icin-calisiyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/bakan-gurlek-turkiye-yuzyilini-adaletin-yuzyili-yapmak-icin-calisiyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Cumhurbaşkanımız liderliğinde Türkiye Yüzyılını Adaletin Yüzyılı yapmak için çalışmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada tarımsal üretimin ve çiftçi emeğinin önemine dikkat çekerek adaletin hayatın her alanında tesis edilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Çiftçilerin ülke için taşıdığı değeri ifade eden Bakan Gürlek, <strong><i>"Toprağa emek veren, alın terini berekete dönüştüren çiftçilerimiz, ülkemizin sessiz kahramanlarıdır. Gün doğmadan başlayan emekleri, tarlalarımızı, sofralarımızı ve yarınlarımızı yeşertmektedir."</i></strong> dedi.</p>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Toprağa emek veren, alın terini berekete dönüştüren çiftçilerimiz, ülkemizin sessiz kahramanlarıdır. Gün doğmadan başlayan emekleri, tarlalarımızı, sofralarımızı ve yarınlarımızı yeşertmektedir.<br />
<br />
Çiftçimizin tarlasını ve üreticimizin alın terini korumaksa vicdani ve ahlaki bir… <a href="https://t.co/AXFM3CSA0n" rel="nofollow">pic.twitter.com/AXFM3CSA0n</a></p>
— Akın Gürlek (@abakingurlek) <a href="https://twitter.com/abakingurlek/status/2025272862513168447?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">February 21, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>

<p><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">"EMEĞİN HAKKINI GÖZETMEK ORTAK SORUMLULUĞUMUZDUR"</span></strong></span></p>

<p>Üreticinin hakkının korunmasının ahlaki bir yükümlülük olduğunu dile getiren Gürlek, <i>"Çiftçimizin tarlasını ve üreticimizin alın terini korumaksa vicdani ve ahlaki bir görevdir. Tarladan sofraya her aşamada emeğin hakkını gözetmek, haksız kazanca geçit vermemek hepimizin ortak sorumluluğudur." </i>ifadelerini kullandı.</p>

<p>Adalet kavramının geniş bir perspektifle ele alınması gerektiğinin altını çizen Bakan Gürlek konuya şu sözlerle işaret etti:</p>

<blockquote>
<p>"Çünkü adalet sadece mahkeme salonlarında değil; tarlada filizlenen tohumda, pazarda kurulan terazide ve sofraya gelen ekmekte de tecelli etmelidir. Güçlü bir hukuk düzeni, emeğin güvencesidir; güçlü bir tarım sektörü ise ülkemizin geleceğinin teminatıdır."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<p>Gelecek hedeflerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakan Gürlek, <i>"Cumhurbaşkanımız liderliğinde Türkiye Yüzyılını Adaletin Yüzyılı yapmak için çalışmaya devam edeceğiz."</i> dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>RECEP KURT</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Politika</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/bakan-gurlek-turkiye-yuzyilini-adaletin-yuzyili-yapmak-icin-calisiyoruz</guid>
      <pubDate>Sat, 21 Feb 2026 22:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/02/h-bs017l-x-u-a-aqg-j-c.jpg" type="image/jpeg" length="41797"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erdoğan'dan İran açıklaması: ABD müdahalesine karşıyız]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/erdogandan-iran-aciklamasi-abd-mudahalesine-karsiyiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/erdogandan-iran-aciklamasi-abd-mudahalesine-karsiyiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Yanlış hesap bugüne kadar hem Şam'dan hem de Ankara'dan dönmüştür. İran'a askeri müdahaleye karşı olduğumuzu net şekilde ortaya koyduk" diye konuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan ve Mısır ziyareti sonrası uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. </p>

<p><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">İRAN'A ASKERİ MÜDAHALEYE KARŞIYIZ</span></strong></span></p>

<ul>
 <li><strong>İran-ABD gerginliğinin başlamasından sonra İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmeleriniz oldu ve bir süreç başladı. Bu sürecin evrildiği nokta an itibariyle nedir?</strong></li>
</ul>

<p><i>Öncelikle Amerika ve İran arasındaki gerilimin bölgeyi yeni bir çatışmaya, kaosa sürüklemeden düşürülmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Onun için de biliyorsunuz ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmem oldu ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile hemen ertesi gün görüştüm. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile de İstanbul'da Dışişleri Bakanımla beraber üçlü bir görüşme yaptık. İşi sıcak tutuyoruz. İran'a askeri müdahaleye karşı olduğumuzu net şekilde ortaya koyduk ve bunu muhataplarımıza ilettik. Şu ana kadar tarafların diplomasiye alan açmak istediğini görüyorum. Bu olumlu bir gelişme olarak önümüzde duruyor. Sorunların çözüm yolu çatışmalar değil, uzlaşma zemininde buluşmak ve müzakere etmektir. Süreç canlıdır ve kopmuş değildir. Zemin diyaloga ve diplomasiye hala açıktır. Alt düzeyde yapılacak görüşmelerde mesafe alınmasının ardından liderler seviyesinde müzakerenin de faydalı olacağını düşünüyorum. Askeri gerilim bu kadar artmışken müzakere masasının bir şekilde kurulacak olması da önemlidir. Umarız sorunlar diyalog yoluyla çözülür ve bölgemizde yeni bir çatışma baş göstermez. Biz gerek lider diplomasisi gerek diğer düzeylerde yapılan görüşmeler yoluyla, müzakere zeminini kuvvetlendirmek için çalışacağız. Bu zemin ne kadar genişler, başka ülkeler de devreye girer mi göreceğiz.</i></p>

<p><span style="color:#ffffff"><strong><i><span style="background-color:#c0392b">BÖLGEMİZ SAVAŞA DOYMUŞTUR</span></i></strong></span></p>

<blockquote>
<p><strong>Ben de bağlantılı bir soru sormak istiyorum. Suudi Arabistan başta olmak üzere, ki bugün ziyaretinizden dolayı önde geliyor, Körfez ülkelerinin toplamda İran'a karşı yaklaşımları biraz daha Amerikan yanlısı gibiydi daha önceki yıllarda. Şimdi biraz daha sizin, Türkiye'nin politikalarına yakın gibi duruyorlar. Bugünkü politikaları nasıl değerlendiriyorsunuz? İran-Amerikan krizinde biraz İran'a karşı değillermiş gibi görünüyor.</strong></p>
</blockquote>

<p><i>Her şeyden önce biz bölgemizde yeni bir savaş istemiyoruz. Bunu en net şekilde her zaman dile getirdim, dile getiriyorum. Suudi Arabistan da tabii ki bu bölgedeki çatışmalardan etkileniyor. Onlar da bölgemizde huzurun, barışın ve sağduyunun hakim olmasını istiyor. Hassasiyetlerimiz genel manada örtüşüyor. Herkes biliyor ki; bölgemizde tam anlamıyla tesis edilecek huzur, barış ve istikrar hepimize kazandırır. Çatışmaların, kanın, gözyaşının hakim olduğu bir coğrafyada ise kesinlikle herkes kaybeder. Bu nedenle hepimizin barışın tarafında yer alması, en akılcı seçenektir. Bölge ülkelerinin son yıllarda yaşanan çatışmalı süreçlerden, bunu net bir şekilde gördüğünü ve bizim duruşumuzu desteklediklerini de düşünüyorum. Artık, etrafımızı saran ateş çemberinden sıyrılmanın, yanan ateşleri söndürmenin, vakti çoktan gelmiştir. Sağduyu burada ortak paydadır. Bu meseleye sadece askeri pencereden bakmak, bölgeyi felakete götürür. Ateşi daha fazla harlamanın kimseye faydası olmaz. Bölgemiz kana, gözyaşına, savaşlara doymuştur. Artık, barışı ve huzuru konuşmayı, iş birliklerini artırmayı istiyoruz. Sorunlar her zaman olur; anlaşmazlıklar uluslararası ilişkilerin bir parçasıdır. Ancak diplomasi de bunun için vardır. Biz de barışçıl diplomasiyi güçlendirmek zorundayız. Bu, hem ülkemizin hem bölgemizin çıkarları için hayati önemdedir.</i></p>

<p><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">FİLİSTİN'DE KALICI BİR BARIŞ İSTİYORUZ</span></strong></span></p>

<ul>
 <li><strong>Türkiye, Gazze barış planının uygulanmasında nasıl bir rol üstlenecek? Başlangıca nispetle nerede? Türkiye'nin muradı nedir bu mevzuda? Siz de ifade ettiniz Şarm el-Şeyh’teki 20 maddeli barış planından bu yana, Ekim ayından bu yana İsrail, saldırılarını sürdürüyor, gidecek yardımlara mani oluyor, sabote ediyor. Bu süreçte İsrail konusunda hem Türkiye'nin hem de müdahil olan barış planındaki diğer ülkelerin değerlendirmesi nedir?</strong></li>
</ul>

<p><i>Türkiye, Gazze barış planının olması gerektiği gibi işletilmesi ve Gazze'de huzurun, istikrarın yeniden tesis edilmesi için etkin bir rol oynayacaktır. Biz, Gazze'de Filistinli kardeşlerimizin hak ettikleri onurlu bir geleceğe ve kalıcı bir barışa ulaşmasını istiyoruz. Barışı, kağıt üzerinde değil, sahada tesis etmekten yanayız. Gazze'de yaşanan zulümlere, soykırıma varan uygulamalara, açlığın silah olarak kullanılmasına karşı olmak için, Müslüman olmak gerekmez. Bizim duruşumuz, öncelikle insanlığın temel değerlerini muhafazadır. Tabii ki bu tutumumuzda Filistinli kardeşlerimizle tarihsel ve kültürel bağlarımız da etkilidir. Ancak bunu körü körüne bir karşıtlık olarak göstermeye çalışmak, meselenin özünü saptırmak olur. Gazze'deki zulmün bir benzerini bir başka coğrafyada Müslümanlar yapsaydı, biz onların da karşısında bugünkü gibi dimdik dururduk. Biz yıllardır ‘Mazlumun diline, dinine, inancına, derisinin rengine bakmayız’ demiyor muyuz? İşte bu, bizim klas duruşumuzdur. Ateşkes, insani yardım ve sivillerin korunması için atılacak adımların bir an önce hayata geçirilmesi gerekiyor. Türkiye bunları sağlamak için büyük bir çaba gösteriyor.</i></p>

<p><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">ERDOĞAN'DAN SİYONİST REJİME ÇAĞRI</span></strong></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p><strong>Gazze meselesinde çözüm için arayışlarda Mısır’ın yaklaşımları Türkiye’nin görüşleriyle örtüşüyor mu? Çünkü İsrail’in baskılanabilmesi için garantör ülkelerin arasındaki fikir birliği önemli. Mesela Gazze’de yönetimin devredilmesi noktasında Mısır ne öngörüyor? Değerlendirmenizi almak isterim.</strong></p>
</blockquote>

<p><i>Mısır, Gazze’deki zulmün etkilerini en yakından hisseden ülkelerden biri. Mısır’ın da Gazze ve Filistin meselesinin daha fazla derinleşmesini istemediğini gördük ve bunu biliyoruz. Bölgenin yeni bir yangını kaldıracak hali yok. Bunu Mısır yönetimi de çok iyi görüyor. İsrail’in bölgede yıllardır oluşturduğu sistematik istikrarsızlık, Mısır’ı da süreç içerisinde yıprattı. Bu çatışmaların sona ermesini, Filistin’in huzura kavuşmasını bizim kadar Mısır da istiyor. Özellikle açlığın silah olarak kullanılmasına ve Filistinlilerin topraklarından sürülmesine yüksek sesle karşı çıktılar ve bunu sürdürüyorlar. Mısır’ın bulunduğu yer kritik. Hem coğrafi konumu, hem tarihi sorumluluğu itibarıyla Gazze’nin kaderinde önemli bir aktör. Bu nedenlerle Gazze’de ve bütün Filistin’de istikrarın sağlanması, Mısır’ın da çıkarınadır. Gazze’ye Refah’tan insani yardımların girişi ve yardımların organizasyonu için ortaya koydukları gayret takdire şayandır. Hep birlikte Gazze’de huzurun yeniden hakim olmasını ve Gazze’nin yeniden inşa edilmesini sağlayacağımıza inanıyorum. İsrail’in bitmek bilmeyen saldırıları ve ateşkes ihlalleri kesinlikle kabul edilemez. Uluslararası toplumu İsrail’e ateşkese tam uyum için baskı yapmaya çağırıyoruz. Filistinli kardeşlerimizin hak ettikleri mutlu günlere kavuşması için gece gündüz çalışmaya, mazlumların sesi olmaya devam ediyoruz.</i></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>FATİH SİVİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Politika</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/erdogandan-iran-aciklamasi-abd-mudahalesine-karsiyiz</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Feb 2026 13:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/02/erdoganucak-730x410.jpg" type="image/jpeg" length="89414"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[HÜDA PAR Şırnak’ta “Ana Dilimi Seçiyorum paneli düzenledi]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/huda-par-sirnakta-ana-dilimi-seciyorum-paneli-duzenledi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/huda-par-sirnakta-ana-dilimi-seciyorum-paneli-duzenledi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[HÜDA PAR Eğitim İşleri Başkanlığı tarafından Şırnak'ta "Ana Dilimi Seçiyorum/Zimanê Xwe Dibijêrim" başlıklı panel düzenlendi. HÜDA PAR Gaziantep Milletvekili Şahzade Demir, ana dilde eğitimin birleştirici olduğunu ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Şırnak Ticaret ve Sanayi Odası konferans salonunda gerçekleştirilen programda konuşan panelistler, Kürtçe dilinin önemini, eğitimdeki rolünü, dilin inkârının getirdiği sorunlara ve kuşaklar arasındaki iletişime dikkat çekti.</p>

<p>Moderatörlüğünü Nurettin Tatar'ın yaptığı panelde HÜDA PAR Milletvekili Şahzade Demir "Ana Dilde Eğitimin Bütünleştirici Rolü", Prof. Dr. Nurullah Agitoğlu "Kuşaklar Arası Yabancılaşmada Dil Faktörü", Yahya Külter "Kimlik İnşasında Dilin Rolü" başlıklı sunum yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kur'an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programın açılış konuşmasını HÜDA PAR Merkez İstişare Kurulu üyesi Nasuh Sevinik yaptı. Açılış konuşmasının ardından panelistler sunumlarını gerçekleştirdi.</p>

<p>HÜDA PAR Genel Başkan Vekili ve Gaziantep Milletvekili Şahzade Demir, yaptığı sunumda ana dil hakkını savunurken siyasi veya etnik menfaat gütmediklerini söyledi.</p>

<p><strong>"Hiçbir beşeri kanun ve ideoloji bir adalet tesis edememişlerdir"</strong></p>

<p>Demir, "Bu davanın meşruiyeti, hukuki ya da bazı devletlerin söylemi ile değildir; bizim davamızın meşruiyeti Allah’tan gelmektedir. Bundan dolayı kimsenin bu hakka el uzatmasına hakkı yoktur. Bizler biliyoruz ki Batı ve Avrupa zenginliğini ve kültürünü bizlerden elde etmiştir. Sefaletini, mezhepçiliğini ise bizim içimize yerleştirmiştir." dedi.</p>

<p><strong>"Siyasetimizin bir sebebi de Kürtlerin hak ve hukukunun temin edilmesidir"</strong></p>

<p>Dilin, parçalanma ve bölünmenin sebebi olmadığını vurgulayan HÜDA PAR Milletvekili Demir, şöyle devam etti: "Cumhuriyetten önce medreselerde herkes kendi dili ile eğitim görüyordu. 600 yıllık Osmanlı döneminde bu tür şeyler parçalanmaya ve bölünmeye sebebiyet vermiyordu, tam tersi kuvvet ve güce faydası vardı. Bugün ise bazı kesimler bu tür şeyleri parçalanma ve bölünmeyi o hakları vermemek için bahane ediyorlar. Bizleri takip edenler bilirler ki bizim siyasetimizin bir sebebi de Kürtlerin hak ve hukuklarının temin edilmesidir. Bizler Arap, Fars, Türk ve Kürt eskisi gibi bir olmayana kadar ve aramızda İslam'ı hâkim kılmayana kadar bu içimize yerleştirmiş oldukları hastalıktan kurtulamayız. Memleketimizde ırkçılık üzerine gerçekleştirilen siyasetlerden dolayı bugüne kadar kimse bu haklardan bahsedemedi. Bu baskı ve korkudan dolayı kimse ağzını açamadı. Bizler de bu hakları onlara anlatamadığımız müddetçe bu hakların elde edilmesinin önünü açamayız. Allah’ın vermiş olduğu bu haklar masum ve temiz olan şeylerdir. Bunlar parçalanma ve bölünmenin sebebi değillerdir, bunlar kardeşliğin sebebidir. İşte bizim bunları onlara tam manasıyla anlatmamız lazım."</p>

<p><strong>"Bu halk kendi ana diliyle eğitim alırsa kardeşliğimiz daha da sağlamlaşır"</strong></p>

<p>Demir, "Bizler ana dilimizi talep ettiğimizde, ya da kendi hak ve hukukumuzu talep ettiğimizde birliğimiz mi dağılıyor, ya da parçalanıyor muyuz? Hayır. Bizler buna inanıyoruz; eğer bu meselenin önündeki engeller kalkarsa, bu halk kendi ana diliyle eğitim alırsa, konuşursa ve yazarsa inanın kardeşliğimiz daha da sağlamlaşır. Eğer bunlar olursa emin olun bu halk daha fazla devletine sahip çıkar. Arap olan bu memlekette kendini görürse, Kürt kendini görürse, Türk kendini görürse hepsi bu memlekete sahip çıkar, çünkü bu memleketi kendisinden görür. Bunlar önceden tecrübe edilmiş şeylerdir." diye konuştu.</p>

<p><strong>“Dil unutulursa örf unutulur, tarih unutulur, kültür unutulur, toplumun adetleri unutulur”</strong></p>

<p>Kuşaklar arası iletişimin en önemli aracının dil olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nurullah Agitoğlu, bu yüzden ana dilin çok önemli olduğunu söyledi. Agitoğlu, "Eğer ana dil olmazsa toplumun fonksiyonu bozulur, ailenin fonksiyonu bozulur. Aile her şeyin temelidir. Birçok ihtiyarımız artık torunlarıyla iletişim kuramıyor. Nine Kürtçe konuşuyor, torunu ya anlamıyor ya da çok az anlıyor. Bu büyük bir sorundur. Önümüzdeki 10–20 yıl içinde büyük bir asimilasyon tehlikesiyle karşı karşıya kalacağız. Dil unutulursa örf unutulur, tarih unutulur, kültür unutulur, toplumun adetleri unutulur. En önemlisi, dil unutulursa din de unutulur." şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>"Ana dilimizi konuşalım, toplumda konuşulmasını teşvik edelim"</strong></p>

<p>"Dil, kültürün hizmetkârıdır, bir medeniyetin harcıdır; toplumun birleştirici yapısıdır ve aile içindeki iletişimi güçlendirir." diyen Agitoğlu, şöyle devam etti: "Bediüzzaman Said Nursî’nin Medresetü’z-Zehra projesi vardı. Arapça, Türkçe ve Kürtçe dillerinin birlikte okutulduğu bir medrese hayal ediyordu. 'Arapça vaciptir; çünkü dinimizin dilidir. Türkçe lazımdır; çünkü bölgenin ortak dili olarak görüyordu. Kürtçe ise caizdir' diyordu. Üçü de Allah’ın dilidir."</p>

<p><strong>"Bir millet ile dili asla birbirinden ayıramazsın"</strong></p>

<p>"Toplum kimliğinin oluşmasında dilin önemi” üzerine bir konuşma gerçekleştiren Yahya Külter, "kültür" ve "tarih" kavramlarına dikkat çekerek, "Tarih ve kültür, bir milletin kimliği olur. Toplumda farklı kimlikler vardır. Bizler sadece tek bir yemeği yediğimiz vakit sağlık sorunları ortaya çıkar. Bundan dolayı farklı yiyecek ve içecekler tüketmeliyiz ki sağlığımız yerinde olsun. Allah ayetinde şöyle buyuruyor: 'Allah isteseydi sizi tek bir ümmet kılardı.' İşte bu, bizim fıtratımızda kabul gören bir şey değildir. Sosyolojide dil ve toplum birbirinden ayrılamaz. Yani bir millet ile dili asla birbirinden ayıramazsın." diye konuştu.</p>

<p><strong>“Ana dilimiz bizim tarihimizdir, kültürümüzdür ve kimliğimizdir”</strong></p>

<p>Yeryüzünde yaklaşık 7 bin dilin olduğunu, her 15 günde bir dil yok olduğunu ve bir daha o dili konuşan kimsenin kalmadığını aktaran Külter şunları ifade etti: "Yeryüzünde yaklaşık 2.500 dil hâlâ insanlar tarafından konuşuluyor. Bir dilin yok olmaması, devam etmesi için hayatın içinde kullanılması ve konuşulması gerekir. Yani insan evde, okulda, iş yerinde, dışarıda o dili konuşmalıdır. Kültür, kimlik, örf ve adet dile bağlıdır." dedi ve şöyle örnekler verdi: <i>"Cengiz Han 16 yıl içinde çok geniş toprakları ele geçirdi. Ama Cengiz Han’ın tohumu bu topraklarda kalmadı. Çünkü Cengiz Han’ın çocukları gittikleri yerlerde kendi dilleriyle konuşmadılar, o bölgenin diliyle konuştular ve bu süreçte asimile olup kayboldular. İslam tarihinde Endülüs dönemine baktığımızda, Avrupa’da binlerce kitabın bulunduğu kütüphaneler kurulduğunu görüyoruz. Ama bugüne baktığımızda orada Müslümanlara ait neredeyse hiçbir şey kalmamıştır. Bunun elbette siyasi sebepleri vardır ama konumuzla ilgili olan sebep şudur: Birkaç nesil sonra kendi dilleriyle konuşan kimse kalmamıştır. İlk nesiller Arapça konuştu, ancak sonraki nesiller İspanyolca konuşmaya başladı ve onlara ait bir şey kalmadı.</i></p>

<p><i>İşte bundan dolayı mecburuz ki ana dilimizi her yerde kullanalım. Senin dünyan, ana dilini bildiğin kadardır. Eğer ana dilinde 2000 kelimen varsa, 2000 fikir üretebilirsin. Yani bizim ana dilimiz bizim tarihimizdir, kültürümüzdür ve kimliğimizdir."</i></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>FATİH SİVİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Politika</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/huda-par-sirnakta-ana-dilimi-seciyorum-paneli-duzenledi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Feb 2026 14:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/02/signal-2026-02-02-141909.jpeg" type="image/jpeg" length="52159"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Suriye'deki savaş mağduru Kürtler için HÜDA PAR meydanlara indi!]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/suriyedeki-savas-magduru-kurtler-icinvhuda-par-meydanlara-indi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/suriyedeki-savas-magduru-kurtler-icinvhuda-par-meydanlara-indi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[HÜDA PAR Batman İl Başkanlığı, Suriye'de devam eden çatışmaların yol açtığı insani tabloya dikkat çekerek, savaşın durdurulması, sivillerin korunması ve insani yardımların kesintisiz ulaştırılması çağrısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>HÜDA PAR Batman İl Başkanlığı, Suriye'de yaşanan insani krize ve mazlum Kürt halkının karşı karşıya kaldığı zorluklara dikkat çekmek amacıyla kitlesel bir basın açıklaması düzenledi.</p>

<p>Basın açıklamasında, Suriye Kürtlerinin Türkiye'de yaşayan Kürtlerin akrabaları ve yakınları olduğu belirtilerek, hak ve hukuklarının korunmasının Türkiye için tarihî ve ahlaki bir sorumluluk olduğu vurgulandı. Açıklamada, Kürtlerin varlığı, dili ve haklarının anayasal güvence altına alınması gerektiği, eşit vatandaşlık ve adil temsil temelinde Suriye yönetiminde yer alması gerektiği ifade edildi.</p>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="315" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/q4H2Oq_Ou6o?si=Twe9fjL16I6Gz_IS" title="YouTube video player" width="560"></iframe></p>

<p>Gülistan Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde "Jı Serxetê Heta Binxetê Em Yekin, Em ê Hev In" temasıyla gerçekleştirilen basın açıklamasına yağmura rağmen vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi.</p>

<p>Basın açıklamasına HÜDA PAR Batman Milletvekili Serkan Ramanlı, İl Başkanı Davut Şahin, şehrin kanaat önderleri, alimler ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.</p>

<p>Vatandaşlar, ellerinde savaş karşıtı ve mazlum halkın yanında olduklarını ifade eden dövizler taşıdı.</p>

<p><img alt="3-180" class="detail-photo img-fluid" height="910" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/01/3-180.png" width="1366" /></p>

<p>İl Başkanı Davut Şahin</p>

<p>Basın açıklaması öncesinde selamlama ve açılış konuşmasını HÜDA PAR Batman İl Başkanı Davut Şahin yaptı. Bir kez daha bir acı için bir araya geldiklerini vurgulayan Şahin, nerede bir mazlumiyet, acı ve keder varsa HÜDA PAR olarak orada olduklarının altını çizdi. Bunun dinlerinin bir emri olduğunu hatırlatan Şahin, bugün de mazlum olan Suriye'deki Kürtler için meydanlarda olduklarını kaydetti.</p>

<p><img alt="4-113" class="detail-photo img-fluid" height="910" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/01/4-113.png" width="1366" /></p>

<h5>HÜDA PAR Batman Milletvekili Serkan Ramanlı</h5>

<p>Ardından HÜDA PAR Batman Milletvekili Serkan Ramanlı Kürtçe bir konuşma gerçekleştirdi.</p>

<p>Suriye'deki Kamışlo, Haseke ve Kobanê'de yaşayan halkın içinde bulunduğu zor duruma dikkat çeken Ramanlı, Batman halkına seslenerek birlik ve dayanışma çağrısında bulundu.</p>

<p>Konuşmasına Batman halkına teşekkür ederek başlayan Ramanlı, "Batman'ın gayretli halkı, başımız gözümüz üstüne geldiniz. Eviniz mamur olsun. Allah sizden razı olsun. Her zaman olduğu gibi sizinle gurur duyuyoruz. Sırtımız sizinle güçlüdür. Çünkü siz dün olduğu gibi bugün de mazlumların dostu ve müttefikisiniz. Size müjdeler olsun, sizi tebrik ediyorum, kutluyorum." dedi.</p>

<p><strong>"Ruhumuzla, canımızla ve malımızla sizi destekliyoruz"</strong></p>

<p>Ramanlı, basın açıklamasının nedenini de şu sözlerle aktardı:</p>

<p><i>"Bugünkü toplanma sebebimiz; kanımızdan olan, dinimizden olan, toprağımızdan olan o kimselerin bugün darda olmasıdır. Kamışlo'da, Haseke'de, Kobanê'de halkımız bize sesleniyor, feryat ediyor. Acaba biz sessiz mi kalacağız? Hayır! Gelin hep birlikte sesimizi yükseltelim. Biz onların kardeşiyiz, biz onların dostuyuz; gürleyelim ve hep birlikte diyelim ki: Biz onların kardeşiyiz. Biz onların dostuyuz. Ruhumuzla, canımızla ve malımızla sizi destekliyoruz."</i></p>

<p><strong>"Öldürülmek, savaş ve çatışma bizim kaderimiz değildir"</strong></p>

<p>Ramanlı, yıllardır süren savaş ve zulme dikkat çekerek şöyle devam etti:</p>

<p><i>"Bu yüzyılı aşkın süredir devam eden savaş artık yeter. Öldürülmek, savaş ve çatışma bizim kaderimiz değildir. Bu dünyada hiç kimsenin de kaderi olmamalıdır. Yeterince öldürüldük, yeterince sürgün edildik, yeterince fakirlik gördük, yeterince boyunduruk altında kaldık. Artık yeter. Alemin ve dünyanın her halkı gibi, huzur ve rahatlık bize de lazımdır. Gelişme ve kardeşlik bize de lazımdır. Biz de dünya halkları gibi hayatımızdan tat almak istiyoruz. Bu çektiğimiz hal yetmedi mi?"</i></p>

<p><strong>"Kendi yolumuzu kendi gücümüzle açacağız"</strong></p>

<p>Bağımsız ve meşru bir yol izleme mesajı veren Ramanlı, <i>"Ne zamana kadar tehlike ve riskle, öldürme ve kanla, mazlumiyetle yaşayacağız? Kapılara bakan gözler, başlara dökülen küldür (Başkalarından medet ummak felakettir). Artık kendi sırtımızı kendi elimizle kaşıyacağız. Yolumuzu meşru yol yapacağız, sonuç alacağımız yol yapacağız. Bu hal bize layık değildir.</i>" dedi.</p>

<p><strong>"Hiçbir zaman kanın ve öldürmenin taraftarı olmadık"</strong></p>

<p>Ramanlı, barış ve uzlaşı çağrısı yaparak şunları söyledi:</p>

<p><i>"Allah’ın evi binlerce kez mamur olsun ki bugün barış haberi, uzlaşı haberi geldi ve inşallah kalıcı olur. Biz hiçbir zaman kanın ve öldürmenin taraftarı olmadık. Türkler, Araplar, Kürtler ve Farslar arasında hiçbir dostun ve müttefikin düşmanı olmadık. Gözümüz hiçbir zaman başkalarının toprağında olmadı. Elhamdülillah hiç kimsenin namusuna, şerefine ve izzetine el uzatmadık."</i></p>

<p><strong>"Herkes bilsin ki biz biriz"</strong></p>

<p>Milletvekili Ramanlı, güvenlik konusuna da değinerek şöyle konuştu:</p>

<p><i>"Elbette toprağımızı müdafaa etmek için, namusumuzu müdafaa etmek için, şerefemizi müdafaa etmek için bizim de tedbirimizi almamız lazımdır. Ama bu silah patlatmak için değildir, kan dökmek için değildir. Güvenlik ve emniyet bizim için de lazımdır. Her ne kadar toprağımız dört parçaya bölünmüş olsa da, herkes bilsin ki biz biriz, biz eşitiz."</i></p>

<p><strong>"Nasıl Filistin için meydanlara çıktıysak, kendi halkımız için de meydanlardayız"</strong></p>

<p>Ramanlı, Suriye'deki kardeşler için dayanışma mesajı verdi:</p>

<p><i>"Bugün kardeşlerimiz, bacılarımız dardadır. Nasıl ki dünyanın tüm mazlumlarına sahip çıktıysak; yüz yirmi yıldır Filistinli kardeşimiz için, o mazlum kızlar ve yaşlılar için meydanlardaysak; bugün kendi halkımız için de meydanlardayız. Sadece ağzımızla ve sloganlarımızla değil; malımızla da, sevgimizle ve hissiyatımızla da kardeşlerimizin yanındayız."</i></p>

<p><strong>"Hiç kimseye düşmanlık gözüyle bakmıyoruz"</strong></p>

<p>Ramanlı, birliğe ve eşitliğe dikkat çekerek şöyle dedi:</p>

<p><i>"İnşallah bu dönem geçecek. İnşallah zaman, bizim de zamanımız olacak. İnşallah biz kazanacağız. İster Türk, ister Arap, ister Fars olsun hepimiz biriz, eşitiz. Kimse bizden daha iyi değildir, ama biz de kimseden aşağı değiliz. Biz de herkes gibi Allah’ın kuluyuz. Allah’a ve Resulüne inancı olanlar bizim kardeşimizdir. Biz hiçbir zaman hiç kimseye düşmanlık gözüyle bakmıyoruz."</i></p>

<p><strong>"Biz birbirimize karşı durdukça kimseye de sahip çıkamayız"</strong></p>

<p>İç barışın önemine işaret eden Ramanlı, şu ifadelere yer verdi:</p>

<p><i>"Ama gelin kendimize de nasihat edelim. İç barışı ve huzuru kendi aramızda yayalım. Acaba gönlümüz birbirimizi istiyor mu, istemiyor mu? Birbirimizi seviyor muyuz, sevmiyor muyuz? Birbirimizin iyiliğini istiyor muyuz, istemiyor muyuz? Biz birbirimize karşı durdukça kimseye de sahip çıkamayız. Kendine hayrı olmayanın, başkasına da hayrı dokunmaz.</i></p>

<p><img alt="6-47" class="detail-photo img-fluid" height="910" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/01/6-47.png" width="1366" /></p>

<p><strong>"Kan, öldürme ve talan önümüzü açmaz"</strong></p>

<p>Ramanlı, konuşmasını barış ve teşekkür mesajıyla tamamladı:</p>

<p><i>"Çok şükür Allah bugün nasip etti ve 45 yıl sonra önümüze bir barış kapısı, bir selamet kapısı açıldı. Bilhassa Türkiye’de, bu zamanda, bu süreçte buna sahip çıkmamız lazımdır. Kan, öldürme ve talan önümüzü açmaz. Elimize geçen bu imkandan biz de elimizi çekmeyelim ve herkes gibi biz de hakkımıza ve hukukumuza kavuşalım."</i></p>

<p>Ayrıca savaş mağdurları için çabalayan ve insani yardım ulaştıran kuruluşlara teşekkür eden Ramanlı, son olarak şunları söyledi:</p>

<p><i>"Başta Yetimler Vakfı, Umut Kervanı ve Barzani Vakfı’na, yine ayrıca Kızılay ve İHH’ya şükranlarımızı gönderiyoruz. Bugün bizi unutmayan o kimseleri, biz de hiçbir zaman unutmayacağız. Onları desteksiz bırakmayacağız. Kalkan elleri, biz havada bırakmayız. Allah sizden razı olsun. Bu yağmurda geldiniz, gayret gösterdiniz ve burada kaldınız. Doğrudur bugün minnet günü değildir, bugün gayret günüdür ve ben ellerinizden ve ayaklarınızdan öpüyorum ey Batman’ın gayretli halkı."</i></p>

<p>Daha sonra HÜDA PAR Merkez İlçe Başkanı Cihad Altun, basın açıklamasını okudu.</p>

<p><strong>"Mazlum bir halkın feryadını haykırıyoruz"</strong></p>

<p><img alt="7-33" class="detail-photo img-fluid" height="910" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/01/7-33.png" width="1366" /></p>

<p>HÜDA PAR Merkez İlçe Başkanı Cihad Altun</p>

<p>HÜDA PAR Batman Merkez İlçe Başkanı Altun, yıllardır acıyla yoğrulmuş bir coğrafyada sesi çoğu zaman duyulmayan bir halkın feryadını bir kez daha haykırdıklarını ifade etti.</p>

<p>Açıklamasında, Kürtlerin yaşadığı mazlumiyetin son bulması gerektiğinin altını çizen Altun,<i> "Yıllardır acıyla yoğrulmuş bir coğrafyadan, sesi çoğu zaman duyulmayan bir halkın feryadını bir kez daha haykırıyoruz. Ağır zulümlere maruz kalan bu halkın, kimliği, dili ve varlığı sistematik olarak inkâr edildi. Bu coğrafyanın asli unsurlarından olmasına rağmen çatışmaların en ağır bedelini mazlum Kürt halkı ödedi. Artık bu mazlumiyet son bulsun diyoruz ve onurlu bir şekilde yaşama hakkının güvence altına alınmasını istiyoruz."</i> ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="8-26" class="detail-photo img-fluid" height="910" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/01/8-26.png" width="1366" /></p>

<p><strong>"İnsani kriz derin endişe oluşturuyor"</strong></p>

<p>"Suriye'de yaşanan ve var olan çatışmaların, Haseke, Kobanê ve Kamışlo gibi bölgelerde insani krize dönüşme riski, bizleri derin bir endişeye sevk etmektedir. Kobanê ve Kamışlo'da yaşayan Kürtler, Türkiye'de yaşayan biz Kürtlerin akrabaları ve yakınlarıdır. Bu nedenle Suriye Kürtlerinin hak ve hukukunu korumak Türkiye için de tarihî ve ahlaki bir sorumluluktur. Türkiye, arabuluculuk, hakemlik ve garantörlük dâhil her türlü sorumluluğu üstlenmelidir. Yeni trajedilerin ve toplumsal kırılmaların yaşanmasına engel olmalıdır." diyerek Hükümete seslenen Altun, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>"Her şeyden önce vurgulamak isteriz ki, yaşanan sorunların çözüm yolu silah ve çatışma değil, siyasi diyalog ve müzakeredir. 14 yıldır devam eden iç çatışmadan sonra yaşanacak yeni bir çatışma, hiç kimseye fayda sağlamayacak, aksine kanı, acıyı ve yıkımı büyütecektir. Özellikle meskûn mahallerde çatışmanın ne tür yıkımlara yol açtığını görmek için 2015'te Cizre'de, Sur'da, Nusaybin gibi yerlerde yaşanan olayları hatırlamak yeterlidir. Mazlum Kürt halkına o acıları bir kez daha yaşatmaya hiç kimsenin hakkı yoktur."</i></p>

<p><strong>"En acil mesele sivillerin temel ihtiyaçlarıdır"</strong></p>

<p>"Bugün için en acil mesele, bölgede yaşayan sivillerin temel ihtiyaçlarının karşılanmasıdır." diyen Altun, <i>"Gıda, su, sağlık hizmetleri ve barınma başta olmak üzere insani yardımın kesintisiz ulaşması sağlanmalı; insani yardım koridorları açık tutulmalıdır."</i> ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="5-80" class="detail-photo img-fluid" height="910" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/01/5-80.png" width="1366" /></p>

<p><strong>"Mutabakatlar hayata geçirilmelidir"</strong></p>

<p>Kürtlerin varlığının, dilinin ve haklarının açık ve net bir şekilde anayasal güvence altına alınması gerektiğini hatırlatan Altun, açıklamasını şöyle sürdürdü:</p>

<p><i>"Daha önce varılan mutabakatların hayata geçirilmesini teminen, komşu ülkelerden heyetlerin gözlemci veya hakemlik rolü üstlenmesi sağlanmalıdır.</i></p>

<p><i>Kürtlerin varlığı, dili ve hakları açık ve bir şekilde anayasal güvence altına alınmalı; eşit vatandaşlık ve adil temsil temelinde Kürtler, Suriye'nin yönetiminde yer almalıdır.</i></p>

<p><i>Suriye'nin geleceği tamamıyla kendi iç dinamiklerine ve Suriye halkının yönetimde adil temsiliyetine dayalı olarak, hak ve adalet temelinde inşa edilmelidir.</i></p>

<p><i>Suriye'deki bütün etnik unsurların ve inanç gruplarının hak ve hukukunun korunması, adil bir yönetime kavuşması hepimizin ortak arzusu ve beklentisidir. 'Suriye Arap Cumhuriyeti' gibi, sadece bir kavme atıf yapan, dar ve dışlayıcı isimlendirmelerden vazgeçilmelidir."</i></p>

<p><img alt="2-210" class="detail-photo img-fluid" height="910" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/01/2-210.png" width="1366" /></p>

<p><strong>"Kardeşlerimizi yalnız bırakmayalım"</strong></p>

<p>Konuşmasının sonunda yetki sahiplerine ve STK temsilcilerine çağrıda bulunan Altun, <i>"Son olarak çağrımızdır: 'Kul, kardeşinin yardımında bulunduğu sürece, Allah da kuluna yardım eder.' Hadisi Şerifi uyarınca başta Kobanê olmak üzere Kamışlo, Haseke ve diğer yerlerde kardeşlerimizin ihtiyaçlarını gidermek için herkes imkânları dâhilinde harekete geçmelidir. Yardım kampanyaları ve insani destek büyütülmelidir. Kardeşlerimizi yalnız bırakmayalım."</i> dedi.</p>

<p>Basın açıklaması, yapılan duanın ardından sona erdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Politika</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/suriyedeki-savas-magduru-kurtler-icinvhuda-par-meydanlara-indi</guid>
      <pubDate>Sun, 01 Feb 2026 11:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/01/1-139.png" type="image/jpeg" length="68253"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Fidan ile TBMM Dışişleri Komisyonu arasında gerilim iddiası!]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/bakan-fidan-ile-tbmm-disisleri-komisyonu-arasinda-gerilim-iddiasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/bakan-fidan-ile-tbmm-disisleri-komisyonu-arasinda-gerilim-iddiasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'la ilgili gerilim yaşandığı iddialarını yalanladı. Oktay ''Bizden size ekmek çıkmaz.'' ifadelerini kullandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, özellikle bazı basın yayın organlarında yer alan ve TBMM Dışişleri Komisyonu ile Dışişleri Bakanlığı arasında sorun yaşandığı yönündeki haberleri yalanladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Oktay, <strong><i>“Dış menşeli bir medya kuruluşunun haberi kaynak gösterilerek özellikle bazı çevrelere ait basın yayın organlarında yer verilen TBMM Dışişleri Komisyonumuz ile Dışişleri Bakanlığı arasında yaşandığı iddia edilen haberlere kesinlikle itibar edilmemelidir” </i></strong>dedi.</p>

<p>Fuat Oktay şu ifadeleri kullandı;</p>

<p><i>Dışişleri Bakanımız, ilgili Bakan Yardımcılarımız ve Dışişleri Bakanlığı yetkilileri Komisyonumuza her zaman çok kıymetli katkılar vermektedirler.</i></p>

<p><strong>KAMUOYUNUN TAKDİRİNE BIRAKIYORUM</strong></p>

<p><i>Muhalefet dahil bütün Komisyonumuz her fırsatta kendilerine takdir ve teşekkürlerini iletmiştir. Küresel ve bölgesel alanda çok kritik günlerden geçerken, Komisyonumuzda samimi çalışma ortamında yaşanan diyalogların bazı çevrelerce kasıtlı olarak çarpıtılarak haberleştirilmesini kamuoyunun takdirine bırakıyorum...</i></p>

<p><i>Dışişleri Bakanımız ile ilişkimiz sadece mesai arkadaşlığı ile sınırlı değil, kadim bir dostluğa dayanır. Bizler Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ekibiyiz. Farklı beklentiler içerisinde olanlara sesleniyorum:</i></p>

<p><i>"BİZDEN SİZE EKMEK ÇIKMAZ!"</i></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>FURKAN ASLAN</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Politika</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/bakan-fidan-ile-tbmm-disisleri-komisyonu-arasinda-gerilim-iddiasi</guid>
      <pubDate>Wed, 28 Jan 2026 21:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/01/b0ffc3ad-f97d-4e68-baad-f1213d141c40.webp" type="image/jpeg" length="72023"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trump Davet Etmişti: Erdoğan Gazze Kurulu Kararını Açıkladı!]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/erdogan-gazze-kurulu-kararini-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/erdogan-gazze-kurulu-kararini-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump'ın kendisine Gazze Kurulu'na davet etmesine ilişkin, "Kurula Türkiye adına Dışişleri Bakanı Hakan Fidan katılacak" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze'de güvenliğin sağlanması ve yeniden imar sürecini yürütecek Barış Kurulu'nun kurucu üyesi olma teklifine yanıt verdi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, kurula Türkiye'yi temsilen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın katılacağını söyledi.</p>

<p><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">BAHÇELİ "KURULUN BAŞKANI ERDOĞAN OLMALI" DEMİŞTİ</span></strong></span></p>

<p>MHP'nin dün (20 Ocak) gerçekleşen grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli dünyaya çağrı yaparak barışın basının Türkiye, onun başının ise Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu belirtmiş ve kurulun başkanının Erdoğan olması gerektiğini söylemişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bahçeli konuşmasında şu ifadeleri kullanmıştı:<i> "Aziz milletimize sesleniyoruz. Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmalıdır. Hepinizi Cenabı Allah'a emanet ediyorum. Son bir cümle söylüyorum: Başta Amerika olmak üzere dünyada kim varsa sesleniyorum; Filistin ve Gazze meselesinde barışın kurucu başkanı Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmalıdır, sonra kim katılacaksa katılsın. Barışın başı Türkiye'dir, onun başı Cumhurbaşkanıdır. Haydi hodri meydan diyoruz. Sağ olun, var olun"</i></p>

<p><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">TRUMP GAZZE KURULU'NA DAVET ETMİŞTİ</span></strong></span></p>

<p>Trump'un Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Gazze Kurulu'nun kurucu üyesi olma teklifini kamuoyuyla paylaşan İletişim Başkanı Duran şu ifadeleri kullanmıştı:</p>

<blockquote>
<p>"Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 2803 sayılı kararıyla, ABD Başkanı Donald Trump tarafından duyurulan 'Gazze İhtilafını Sona Erdirmek için Kapsamlı Plan'ı (Comprehensive Plan to End the Gaza Conflict) destekleme kararı almıştır.</p>

<p>Bu doğrultuda, Gazze'de güvenlik ve istikrarın sağlanması ile yeniden inşa sürecinden sorumlu olacak Barış Kurulu ve ilgili yapılar oluşturulmaktadır.</p>

<p>ABD Başkanı Donald Trump, 16 Ocak 2026 tarihinde kurucu başkanı sıfatıyla bir mektup ileterek, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı Barış Kurulu'na kurucu üye sıfatıyla katılmaya davet etmiştir."</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>FATİH SİVİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Politika</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/erdogan-gazze-kurulu-kararini-acikladi</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Jan 2026 13:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/01/klasor/ust-manset-siyah.png" type="image/jpeg" length="31596"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyaya ait olmasına şaşıracaksınız: Antarktika’nın gizli topografyası!]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/dunyaya-ait-olmasina-sasiracaksiniz-antarktikanin-gizli-topografyasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/dunyaya-ait-olmasina-sasiracaksiniz-antarktikanin-gizli-topografyasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güneş Sistemi’nde en az haritalanmış yüzeylerden biri, şaşırtıcı biçimde Dünya’ya ait. Antarktika’nın buz altındaki kara yapısı. Kıtanın buzla kaplı yüzeyi uzun süredir incelenirken, yer yer 5 kilometreye varan buz tabakasının altındaki ana kaya topografyası bugüne kadar büyük ölçüde bilinmiyordu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Edinburgh Üniversitesi’nden Helen Ockenden liderliğindeki ve Fransa’daki Institut des Géosciences de l’Environnement araştırmacılarının da yer aldığı ekip, Antarktika’nın bugüne kadarki en ayrıntılı buz altı haritasını oluşturdu. Çalışmada, Buz Akışı Bozulma Analizi (Ice Flow Perturbation Analysis – IFPA) adı verilen bir modelleme yöntemi kullanıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>IFPA yöntemi, uydulardan elde edilen ayrıntılı buz yüzeyi gözlemlerini ve buzun fiziksel hareket yasalarını birleştirerek, buz tabakasının altındaki arazi yapısını dolaylı olarak ortaya koyuyor. Araştırmacılar, uydu verilerinin, özellikle jeofizik çalışmalardan elde edilen buz kalınlığı ölçümleriyle birleştirildiğinde, buz altındaki topoğrafya hakkında şaşırtıcı düzeyde ayrıntı sunduğunu belirtti.</p>

<p>Hazırlanan harita sayesinde, daha önce bilinmeyen ya da net şekilde çözülemeyen dik yamaçlı kanallar, dağ drenaj sistemleriyle ilişkili olabilecek yapılar ve Dünya’nın başka bölgelerindeki U şeklindeki buzul vadilerini andıran derin vadiler tespit edildi. Bu bulguların, Antarktika’nın buzullaşma öncesi jeolojik geçmişine ışık tutabileceği ifade edildi.</p>

<p>Uzmanlara göre, bu tür haritalar yalnızca kıtanın gizli jeolojisini anlamakla kalmıyor, aynı zamanda Antarktika buzullarının hareketini daha doğru modellemeye de olanak tanıyor. Bu da, Antarktika’nın küresel deniz seviyesi yükselmesine gelecekte ne ölçüde katkı sağlayabileceğinin daha isabetli tahmin edilmesini mümkün kılıyor.</p>

<p>Bununla birlikte, yeni harita orta ölçekli (yaklaşık 2 ila 30 kilometre) yer şekillerini çözebiliyor; daha küçük topoğrafik detaylar ise henüz kapsam dışında kalıyor. Araştırma ekibi, bu çalışmanın gelecekte yapılacak daha ayrıntılı yer ve hava temelli jeofizik ölçümler için rehber niteliği taşıdığını vurguladı.</p>

<p>Bilim insanları, 2031–2033 Uluslararası Kutup Yılı’nın, Antarktika’nın buz ve ana kaya özelliklerini daha iyi anlamak için uluslararası iş birliğine dayalı kapsamlı gözlem ve modelleme çalışmalarının hayata geçirilmesi açısından önemli bir fırsat sunduğuna dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Politika</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/dunyaya-ait-olmasina-sasiracaksiniz-antarktikanin-gizli-topografyasi</guid>
      <pubDate>Mon, 19 Jan 2026 11:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/01/ekran-goruntusu-2026-01-19-115822.png" type="image/jpeg" length="87933"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[HÜDA PAR: ABD'nin İhvan kararı hukuki temelden yoksun keyfi bir karardır]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/huda-par-abdnin-ihvan-karari-hukuki-temelden-yoksun-keyfi-bir-karardir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/huda-par-abdnin-ihvan-karari-hukuki-temelden-yoksun-keyfi-bir-karardir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[HÜDA PAR Dış İlişkiler Başkanı Hüseyin İmir, İşgalci ABD'nin İhvan-ı Müslimin hareketinin sözde "terör listesi"ne dâhil etme kararına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'nin bu adımının keyfi ve çifte standartlı bir yaklaşımın ürünü olduğunu vurgulayan İmir, "Washington yönetiminin, İhvan-ı Müslimin hareketinin Lübnan, Ürdün ve Mısır'daki kollarını sözde 'terör listesi'ne dâhil etme kararını şiddetle kınıyoruz. Bu karar; hukuki temelden yoksun, ahlaki meşruiyeti olmayan keyfi bir karardır." dedi.</p>

<h2><span style="color:#ffffff"><span style="background-color:#2ecc71">"En büyük terör tehdidi siyonist işgal rejimidir"</span></span></h2>

<p>Dünyadaki asıl terör tehdidinin göz ardı edildiğine dikkat çeken İmir, "Bugün dünyada en büyük terör tehdidi; Gazze'de son iki yılda on binlerce masum insanı katleden siyonist işgal rejimidir. Bu terör örgütüne sınırsız silah, mühimmat ve siyasi koruma sağlayan, uluslararası hukuku hiçe sayan ABD'nin, kendisine yapılan saldırılara bile şiddetle mukabele etmeyenleri terörist olarak ilan etmesi trajikomiktir. Ülkeleri doğal kaynakları ve jeopolitik çıkarları uğruna hedef alan bu aktörlerin 'terör' tanımı yapması, açık bir çifte standart örneğidir." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<h2><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#2ecc71">"Ahlaki pusulasını kaybetmiş güçlerin yapıştırdığı etiketler, köklü İslami hareketlere bir leke getirmez"</span></strong></span></h2>

<p>Açıklamasında Müslüman halklara da çağrıda bulunan İmir, "Bu noktada Müslüman halklara düşen görev; küresel haydutluğun talimatlarıyla hareket eden yöneticilerin söylem ve politikalarını sorgulamak, hakikati ayırt etmek, hukuk ve vicdan çerçevesinde bilinçli bir duruş sergilemektir. Ahlaki pusulasını kaybetmiş güçlerin yapıştırdığı etiketler, köklü İslami hareketlere bir leke getirmez." şeklinde konuştu.</p>

<h2><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#2ecc71">"İhvan-ı Müslimin köklü bir İslami harekettir, terör yaftasıyla bu hakikatin üzeri örtülemez"</span></strong></span></h2>

<p>İhvan-ı Müslimin'in tarihsel misyonuna da değinen İmir, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:</p>

<blockquote>
<p><em>"İhvan-ı Müslimin, onlarca yıldır adaleti ve toplumsal dayanışmayı savunan, davet ve tebliğ çalışmaları ile ahlaklı bir toplum oluşturmaya çalışan köklü bir İslami harekettir. Terör yaftasıyla bu hakikatin üzerinin örtülmesi mümkün değildir."</em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<h2><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#2ecc71">"Müslüman halkların meşru mücadelesinin kriminalize edilemez"</span></strong></span></h2>

<p>Açıklamasının sonunda kararı alanları ve bu sürece zemin hazırlayan yönetimleri kınayan İmir, "Bu vesileyle, söz konusu kararı alanları ve bu karara zemin hazırlayan tüm işbirlikçi rejimleri bir kez daha şiddetle kınıyor, Müslüman halkların meşru mücadelesinin kriminalize edilemeyeceğini ilan ediyoruz." ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>FATİH SİVİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Politika</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/huda-par-abdnin-ihvan-karari-hukuki-temelden-yoksun-keyfi-bir-karardir</guid>
      <pubDate>Thu, 15 Jan 2026 13:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/01/huseyin-imir-hudapar.jpeg" type="image/jpeg" length="28446"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SDAM'dan Venezuela Analizi: MADURO KRİZİ VE KÜRESEL GÜÇ DENGELERİ]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/maduro-krizi-ve-kuresel-guc-dengeleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/maduro-krizi-ve-kuresel-guc-dengeleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Strateji, Düşünce ve Analiz Merkezi(SDAM) gündem analizi kategorisinde "Maduro Krizi ve Küresel Güç Dengeleri" adlı yazıyı yayımladı. Sidar Ergül'ün kaleme aldığı yazı Venezuela'daki son gelişmelere ışık tutar nitelikte.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tüm uluslararası teamülleri yıkarak Venezüella devlet başkanı Nicolas Maduro ve eşini kaçırıp hukuksuz bir şekilde yargılayan ve Venezüella devletinin yer altı/yer üstü zenginliklerine konmaya çalışan Amerikan siyaseti ile Trump'ın "haydutça" tavrı konuşulmaya devam ediyor.</p>

<p>Strateji, Düşünce ve Analiz Merkezi(SDAM), Trump'ın bu hamlesini ve dünya siyasetine etkisini ele alan bir analiz yayımladı. İşte SDAM'ın analizi:</p>

<p>ABD, Venezuela devlet başkanı Nicolas Maduro’yu ele geçirmek üzere başkent Caracas (Karakas)’a gece saatlerinde özel bir operasyon gerçekleştirerek Nicolas Maduro ve eşini zorla derdest ederek ülkesinden kaçırdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Haber ajansları ve sosyal medya platformlarıyla dünya kamuoyuna servis edilen bu hadise ile ilgili bilgiler, operasyonun yalnızca askeri bir boyut taşımadığını, aynı zamanda yoğun bir algı ve psikolojik etki üretmeyi hedeflediğini göstermekteydi. Bu bağlamda küresel kamuoyunda geniş yankı uyandırılıp ilk anda hedeflenen büyük şok dalgası sağlandı. Bunu takviye edici olarak ABD başkanı Donald Trump, sosyal medyada yaptığı paylaşımında Maduro’nun Karakas’a operasyon yapan ABD unsurlarının elinde olduğunu ve New York’a götürüldüğünü açıkladı. Yürütülen psikolojik harp adımlarından birini daha dünyaya servis ederek mağdur, esir duruma düşürülmüş Maduro’nun gözleri bağlı şekildeki görüntüleri paylaşıldı.</p>

<p>Maduro’nun gözleri bağlı şekilde servis edilen görüntüleri asimetrik ve psikolojik harp unsurlarının devreye sokulduğu yönündeki değerlendirmeleri doğal olarak güçlendirdi. Bu bağlamda söz konusu operasyon, yalnızca Venezuela’ya yönelik bir müdahale olarak değil, aynı zamanda diğer devlet aktörlerine yönelik caydırıcı ve mesaj içerikli bir güç gösterisi olarak da okunmaya müsaittir. Zira akabinde ise gerçekleştirdikleri eşkıyalıklarını modernize edip haklılık kisvesi içine büründürüp dillendirmek ve olası diğer hasım kategorisindeki liderlere, devletlere de caydırıcı ve mesaj içerikli bir güç gösterisi olarak değerlendirilen mesajlarını aktarmak üzere basının karşısına geçti.</p>

<p>Söz konusu gelişme, modern uluslararası sistemde devlet egemenliği ilkesinin sınırları, müdahale pratiklerinin dönüşümü ve güç siyaseti arasındaki ilişkiyi yeniden tartışmaya açan önemli bir örnek oluverdi.</p>

<p><strong><a href="https://www.sdam.org.tr/rsm/files/Sidar%20Ergul%20-%20Maduro%20Krizi%20ve%20Kuresel%20Guc%20Dengeleri(Gundem%20Analiz)_20260114_150848_0000.pdf" rel="nofollow"><span style="color:#c0392b">ANALİZİN TAMAMINA PDF FORMATINDA ERİŞMEK İÇİN TIKLAYINIZ.</span></a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>FATİH SİVİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Politika</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/maduro-krizi-ve-kuresel-guc-dengeleri</guid>
      <pubDate>Wed, 14 Jan 2026 16:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/01/abd-venezuela-maduro-trump-2425375-1.jpg" type="image/jpeg" length="82343"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rusya'dan Batı'ya gözdağı: Oreshnik yeniden ateşlendi]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/moskovadan-batiya-gozdagi-oreshnik-yeniden-ateslendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/moskovadan-batiya-gozdagi-oreshnik-yeniden-ateslendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rusya'nın nadiren kullandığı "Oreshnik" balistik füzesi, Ukrayna'nın batısında Polonya sınırına yakın bir noktada yeniden sahneye çıktı. Askeri etkisinden çok siyasi ve stratejik mesajı öne çıkan saldırı, Moskova'nın Batı'ya yönelik caydırıcılık politikasını yeniden gündeme taşıdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Rusya, 9 Ocak 2026 gecesi Ukrayna'ya yönelik geniş çaplı bir saldırı dalgası sırasında, yüksek kapasiteli "Oreshnik" balistik füzesini ikinci kez kullandı. Batı Ukrayna'daki Lviv kenti yakınlarında gerçekleşen saldırı, Polonya sınırına yakınlığı nedeniyle yalnızca Kiev'e değil, Avrupa'nın tamamına yönelik bir mesaj olarak değerlendirildi.</p>

<p>Söz konusu saldırı, 242 insansız hava aracı ve 36 füzenin kullanıldığı karmaşık bir operasyonun parçasıydı. Ancak operasyonu diğerlerinden ayıran unsur, Rus ordusunun nadiren başvurduğu ve yüksek siyasi anlam taşıyan "Oreshnik" füzesinin yeniden devreye sokulması oldu.</p>

<p>"Oreshnik", ilk kez Kasım 2024'te Ukrayna'nın Dnipro kentinde bir füze üretim tesisine yönelik saldırıda kullanılmış, hedef alınan tesis tamamen devre dışı kalmıştı. Bu nedenle füzenin ikinci kez sahaya sürülmesi, askeri sonuçlarından çok zamanlaması ve sembolik anlamı üzerinden tartışılıyor.</p>

<p>Uzmanlara göre "Oreshnik", saatte yaklaşık 13 bin kilometreyi aşan hızıyla 10 Mach seviyesinin üzerine çıkabilen, 5 bin 500 kilometre menzilli, orta menzilli balistik füze sınıfında yer alıyor. En dikkat çekici özelliği ise birden fazla, bağımsız hedeflenebilir savaş başlığı taşıyabilmesi. Bu özellik, füzenin hava savunma sistemlerini aşma kapasitesini ciddi biçimde artırıyor.</p>

<p>Batılı askeri çevreler, füzenin teknik olarak "hipersonik" kabul edilip edilmeyeceği konusunda görüş ayrılığı yaşasa da genel kanaat "Oreshnik"in asıl gücünün manevra kabiliyetinden ziyade çoklu başlık taşıma kapasitesinde olduğu yönünde. Bu da onu özellikle NATO ülkeleri açısından caydırıcı bir unsur haline getiriyor.</p>

<p>Ukraynalı yetkililer ise son saldırıda kullanılan füzenin "etkisiz" ya da "boş" başlıklar taşıdığını, bu nedenle maddi hasarın sınırlı kaldığını belirtiyor. Bu durum, Moskova'nın asıl amacının yıkım değil, siyasi baskı ve psikolojik üstünlük sağlamak olduğu yorumlarını güçlendiriyor.</p>

<p>Analistlere göre Rusya, Ukrayna savaşı bağlamında "kontrollü tırmanma" ya da "uçurum politikası" olarak tanımlanan bir strateji izliyor. Bu strateji, doğrudan büyük bir yıkıma yol açmadan, nükleer kapasiteyi hatırlatan hamlelerle karşı tarafa müzakere masasında baskı kurmayı hedefliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Saldırının zamanlaması da dikkat çekici. Paris'te Ukrayna'ya yönelik uzun vadeli güvenlik garantilerinin tartışıldığı ve ABD'nin doğrudan sürece dahil olduğu bir dönemde gerçekleşen "Oreshnik" saldırısı, Moskova'nın "savaş sonrası düzen"in kendisi hesaba katılmadan kurulamayacağı mesajını verdiği şeklinde yorumlanıyor.</p>

<p>Uzmanlar, Rus ordusunun cephede yavaş fakat maliyetli bir ilerleme kaydettiğine dikkat çekerek, "Oreshnik" gibi stratejik silahların bu süreçte hem iç kamuoyunu konsolide etme hem de Batı'ya karşı caydırıcılığı artırma aracı olarak kullanıldığını belirtiyor.</p>

<p>Sonuç olarak "Oreshnik"in sahaya dönüşü, Rusya'nın henüz tam ölçekli bir tırmanmayı tercih etmediğini, ancak bu seçeneğin masada tutulduğunu göstermek isteyen güçlü bir siyasi-askeri mesaj olarak değerlendiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Politika</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/moskovadan-batiya-gozdagi-oreshnik-yeniden-ateslendi</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Jan 2026 14:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/01/546b05a4-3187-407f-81ab-2bbc1a71be2d.webp" type="image/jpeg" length="71879"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Saadet Partisi'nden emekli maaşı eleştirisi: Zam denemez!]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/saadet-partisinden-emekli-maasi-elestirisi-zam-denemez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/saadet-partisinden-emekli-maasi-elestirisi-zam-denemez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, en düşük emekli maaşının 20 bin lira olmasını “Açlık sınırının altındaki bir gelire zam denemez” diyerek eleştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, en düşük emekli maaşının 20 bin lira olacağının açıklamasının ardından Ankara’nın Ulus semtinde barınma sorunu yaşayan emeklilerle bir araya geldi.</p>

<p><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">“20 BİN LİRALIK MAAŞ ASGARİ ÜCRETİN ALTINA DÜŞTÜ”</span></strong></span></p>

<p>Ziyaretlerin ardından değerlendirmelerde bulunan Arıkan, emeklilerin aldığı maaşın açlık sınırının altında kaldığını vurguladı.</p>

<p>Arıkan, “<strong><em>Ankara Ulus’ta emeklilerimizin kaldığı otelleri ziyaret ettik. Her otelde insanın içini acıtan hikâyelerle karşılaştık. Bir emekli maaşının açlık sınırının altında olması kabul edilemez” </em></strong>ifadelerini kulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>AK Parti’nin iktidara geldiği dönemi hatırlatan Arıkan, emekli maaşlarının geldiği noktaya dikkat çekerek şunları söyledi:</p>

<blockquote>
<p><em>“AK Parti 23 yıl önce iktidara geldiğinde ‘yoksulluğu bitireceğiz’ demişti. O dönemde emekli maaşı, asgari ücretin yaklaşık yüzde 50 üzerindeydi. Bugün müjde gibi açıklanan 20 bin liralık emekli maaşı, asgari ücretin yaklaşık yüzde 40 altına düşmüş durumda. Bu doğru değildir, kabul edilebilir de değildir.”</em></p>
</blockquote>

<p><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">“SORUN KAYNAK DEĞİL, VİCDAN SORUNUDUR”</span></strong></span></p>

<p>Türkiye’de imkân ve kaynak sorunu olmadığını ifade eden Arıkan, sorunun yönetim anlayışından kaynaklandığını belirterek, <strong><em>“Türkiye’de sorun kaynak yokluğu değildir. Kaynak da vardır, imkân da vardır. Sorun; iktidarın merhamet, adalet ve vicdan anlayışında yaşanan eksikliktir” </em></strong>diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>RECEP KURT</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Politika</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/saadet-partisinden-emekli-maasi-elestirisi-zam-denemez</guid>
      <pubDate>Sat, 10 Jan 2026 17:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/01/ekran-goruntusu-2026-01-10-172635.png" type="image/jpeg" length="36640"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye askeri Gazze'de görev alacak mı? Bakan Fidan yanıtladı!]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/turkiye-askeri-gazzede-gorev-alacak-mi-bakan-fidan-yanitladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/turkiye-askeri-gazzede-gorev-alacak-mi-bakan-fidan-yanitladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Fidan, "Biz Gazze'de insani yardım, yeniden yapılanma ve barış gücü de dahil olmak üzere birçok konuda görev almaya hazırız ama şu anda netleşmiş değil. Toplantılar sürüyor" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>2025 yılının diplomasi açısından fevkalade yoğun geçtiğini belirten Bakan Fidan, yeni yılın ilk günlerinde ortaya çıkan küresel krizlerin, 2026'nın çok daha hareketli bir dönem olacağını gösterdiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">"2026’YA KRİZLERİN GÖLGESİNDE GİRİYORUZ"</span></strong></span></h2>

<p>Yeni yılın hemen başında Yemen, Somali, İran, Venezuela ve Grönland krizlerinin peş peşe patlak verdiğine dikkat çeken Fidan, bu durumun bir önceki yıldan devreden sorunların evrilerek yeni başlıklara dönüşmesi olduğunu ifade etti. Fidan, <em>"Bunların hepsinin arka arkaya gelmesi, daha yılın ilk başında aslında bizi nelerin beklediğinin birer işareti."</em> değerlendirmesinde bulundu.</p>

<h2><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">FİLİSTİN VE ATEŞKES SÜRECİ: "İKİNCİ AŞAMAYA GEÇECEĞİZ"</span></strong></span></h2>

<p>Bakan Fidan, 2025 yılında Türkiye'nin enerjisinin büyük bir kısmını yakın coğrafyadaki çatışmaları sonlandırmaya harcadığını belirtti. Özellikle Gazze'deki duruma dikkat çeken Fidan, şunları kaydetti;</p>

<p><em>Filistin meselesi bizim için fevkalade önemli. Oradaki soykırım hem milletimizin vicdanında hem de devletimizin stratejik zihninde kanayan bir yaraydı. Bunu durdurmak için elimizden geleni yaptık. 2025 yılında atılan önemli diplomatik hamlelerle nihayetinde, ağır aksak da olsa, bir ateşkese ulaşıldı. Şimdi bunun ikinci aşamasına geçmek için çalışacağız.</em></p>

<p><em>Biz Gazze'de insani yardım, yeniden yapılanma ve barış gücü de dahil olmak üzere birçok konuda görev almaya hazırız ama şu anda netleşmiş değil. Toplantılar sürüyor.</em></p>

<p><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">BÖLGESEL VE KÜRESEL BARIŞ VİZYONU</span></strong></span></p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu "adil ve kalıcı barış" ilkesi çerçevesinde hareket ettiklerini hatırlatan Bakan Fidan, Rusya-Ukrayna savaşı, Kafkaslar'daki durum ve Suriye meselesinde gerginliği azaltmak için yoğun çaba sarf ettiklerini söyledi.</p>

<p>Fidan, bölgesel konuların yanı sıra Türkiye'nin milli güvenliğini doğrudan ilgilendiren Ege, Akdeniz ve sınır ötesi terörle mücadele konularının da gündemdeki ağırlığını koruduğunu belirtti. Ayrıca Batı Balkanlar ve Avrupa Birliği ile ilişkilerin de geçen yılın önemli başlıkları arasında yer aldığını ifade etti.</p>

<p><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">"TÜRKİYE DIŞ POLİTİKADA OLAĞANÜSTÜ BİR PERFORMANS SERGİLEDİ"</span></strong></span></p>

<p>Küresel sistemin daha adil bir yapıya kavuşması için Birleşmiş Milletler (BM) reformu taleplerini her platformda dile getirdiklerini belirten Bakan Fidan, şunları kaydetti;</p>

<blockquote>
<p>Afrika'nın Sahel kısmında olan konular, Asya-Pasifik'teki birtakım konular. Bunların hepsi gerçekten gündemimizdeydi öncelik sırasına göre. Çok şükür, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 2025 yılı diğer ülkelerin performansıyla kıyaslandığı zaman bizim dış politikada bütün alanlarda olağanüstü performans ortaya koyduğumuz bir yıl oldu. Bunun hani ölçülebilir rasyonel parametreleri nelerdir? Dış politikanın alanı vardır; yani hangi alanlarda menfaatinizi ileri götürürsünüz, hangi alanlarda sıkıntıları bertaraf edersiniz? Bu fevkalade önemli. Yani hiç yaptırıma uğramamışsınız, var olan yaptırımları kaldırıyorsunuz, enerji anlaşmaları yapıyorsunuz, ihracatınızı artırıyorsunuz, daha fazla turist getiriyorsunuz, bağlantı yolları açıyorsunuz, kapalı petrol boru hatları işlemeye başlıyor. Dünyadaki ve bölgedeki diğer krizlerden etkilenenlerden daha az etkileniyorsunuz.</p>
</blockquote>

<p><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">"2025 FEVKALADE İYİ BİR YIL OLDU"</span></strong></span></p>

<p><em>Dış politika ortamı gerçekten bazılarının "vahşi" diye nitelendirdiği, artık kuraldan tamamıyla bağımsız hale gelmiş, ancak bu fırtınalı havada usta kaptanların yürütebileceği, yüzdürebileceği bir gemi. Cumhurbaşkanımızın da yıllar içerisinde ortaya koyduğu ustalık, liderlik; işte bu zamanlarda bizim işimize yarıyor. Onun için 2025 yılındaki dünya krizlerini ve bölgesel krizleri yönetme, minimum zarar görüp kendi gündemimizi maksimum şekilde ilerletme konusunda çok şükür fevkalade iyi bir yıl oldu bizim açımızdan. Ama yani dünya için, dünyanın geneli için, bölge için inanılmaz sıkıntılar, problemler de var.</em></p>

<p><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">"PARAMETRELER KENDİLİĞİNDEN DEĞİŞTİ"</span></strong></span></p>

<p><em>İkinci Dünya Savaşı sonrası sistemin kurulmasında o zamanın ana muzaffer devleti olan Amerika Birleşik Devletleri ki Soğuk Savaş döneminde de öncü rol oynadı ve galip geldi, onun koyduğu kurallar etrafında şekillenen bir uluslararası sistemden esas itibariyle söz ediyorduk. Daha sonra bu kurallar başka ülkeler, başka aktörler, başka menfaatler tarafından da evrildi, birtakım yan unsurlar çıktı. Trump’ın iktidara gelmesiyle beraber Trump dedi ki; "Ben bu sistemi bu haliyle kabul etmiyorum. Amerika da kurmuş olabilir ama daha sonra ortaya çıkan realite Amerika’nın lehine çalışan bir realite değil. Ben bununla çalışmayacağım ve ben bunu değiştireceğim."Şimdi bunu dediği andan itibaren başta Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere, Asya-Pasifik’teki klasik müttefikleri olmak üzere birçok müttefiki için konu başka bir renk kazanmaya başladı ve dünyanın, Amerika’nın etki ettiği, etmediği bütün olaylardaki değerlendirme parametreleri kendiliğinden değişti.</em></p>

<p><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">"BİRÇOK ÜLKE ARTIK OTOMATİK PİLOT MODUNDAN ÇIKMAK ZORUNDA"</span></strong></span></p>

<p><em>Ani değişimi görüp analiz edip bir politika belirlemek gerekiyordu. Bizim 2025’te en iyi yapmaya çalıştığımız şey, 2026’da da yapmaya çalışacağımız şey bu olacak. Artık hiç kimse uluslararası ilişkilerde otomatik pilota bağlı değil. Amerika’nın mevcut sistemden çekiliyor olmasıyla birçok ülke artık otomatik pilot modundan çıkmak zorunda. Kendi politikalarını anlık, günlük alınacak kararlarla yönetmek zorunda. Bu giderek daha da zorlaşan bir denklem haline geliyor.</em></p>

<p><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">"BELİRSİZLİĞİN ARTTIĞI BİR DÖNEMDEYİZ"</span></strong></span></p>

<p><em>Kısaca şunu söylemek istiyorum; artık belirsizliğin daha fazla arttığı bir dönemdeyiz. Belirsizlik daha fazla artıyor, ustalığa daha fazla ihtiyaç var. Cumhurbaşkanımızın da yani tarihsel rolü tam da bu noktada daha da belirgin hale geliyor. Bu belirsizliğin yönetilmesi, ittifakların iyi oluşturulması, menfaatlerin iyi tanımlanması, beklentilerin gerçekçi olması, gerçekçi araçların ustalıkla ve büyük bir idealizmle kullanılması; yani bütün bunların hepsi aslında ideal ile realite arasındaki iyi dengeyi kurarak yürütmeniz gereken bir çaba ve kesintisiz bir çaba.</em></p>

<p><span style="color:#ffffff"><span style="background-color:#c0392b">"DEVE KUŞU GİBİ BAŞINI TOPRAĞA GÖMMENİN BİR ANLAMI YOK"</span></span></p>

<p><em>İnsan gerçekten kendi vicdanıyla şunu söylemek istiyor: Keşke geçtiğimiz yıl bu zamanlar yaptığım analizlerde yanılsaydım. Verdiğim demeçlerdeki hüküm cümlelerim, analiz cümlelerim yanlış çıksaydı, ben de "Ya tamam yanılmışız ama burada büyük bir hayır çıktı, maslahat çıktı" deseydim. Ama örgütle yıllardır yakından takip etmiş, savaşmış, mücadele etmiş, incelemiş, yeri gelmiş konuşmuş biri olarak geçmiş görevlerimizde aldığımız dersler var, bildiğimiz konular var. Maalesef SDG, PKK’nın bir uzantısı olarak yani şu karakteristik özelliği taşıyor; Güçle veya güç tehdidi olmadan herhangi bir konuda diyalog yoluyla bir şey yapma şansı yok. Yani kendiliğinden... Ya bir güç görecek ya da güç kullanma tehdidi görecek.</em></p>

<p><em>Diplomasiyi propaganda amaçlı, dünyada kamuoyu oluşturma amaçlı kullanıyorlar. Her iki taraf da 'Ben de şunu vereyim, sen de şunu ver' çizgisi yok. Bunun bir yere gitmeyeceğini artık görmeleri lazım. Yapacağınız şey bölgenin sahici insanlarıyla, sahici çözümler içerisinde kalmak. 'Diyalogdan yanayız' deyip gerçekte tam tersini yapan, sadece güç uygulandığı zaman pozisyon değiştiren bir aktör olduğunu herkes görüyor. Deve kuşu gibi başını toprağa gömmenin bir anlamı yok.</em></p>

<p><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">"HALEP'TE PARALEL YAPI ORTADAN KALKACAK"</span></strong></span></p>

<p><em>Biz bunu baştan beri söylüyoruz. İlgili birimlerimiz, istihbaratımız, diplomatlarımız, askerlerimiz bu konuyu muhataplarıyla konuşuyorlar. SDG'ye iletiyorlar, Suriyelilere iletiyorlar. Ama burada maalesef baştan da öngördüğümüz gibi bir değişiklik olmadı ve bugün şu anda Halep'ten başlayan süreci de yaşamaya başladık maalesef. Ben burada sürecin inşallah yakın zamanda bitip oradaki paralel yapının da ortadan kalkıp Halep'te tek bir devletin bütün vatandaşlarına tek bir devlet kurumları üzerinden hizmet vermeye başlayacağı anın geleceğine inanıyorum. Olması gereken de budur. Devlet hizmetinde teklikdir ama vatandaşa da kuşatıcılıktır.</em></p>

<p><em>Bölgedeki ülkelerin istediği bir resim var, Amerika'nın istediği bir resim var; bunlar örtüşüyor. Sadece İsrail burada örtüşmüyor. İsrail "böl, parçala, yönet" taktiğiyle kendi güvenliğini sağlayan, kandan beslenen bir entite durumunda şu anda. Onu bir kenara bırakırsanız ki SDG'nin bunu bırakması lazım artık. Bu toprakların insanlarına sahici bir değer dönüşü yapmak istiyorsa... Yıllardır zaten bu topraklardaki insanların dinini, değerlerini küçümsemişsin. Daha sonra politika yapma adına değer sahiplenmesine başlamışsın. Kimsenin anlamadığı kavramları halka uzun yıllar anlatmışsın.</em></p>

<p><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">"DİYALOG YOLUYLA OLMASI GEREKEN YERE GELSİNLER"</span></strong></span></p>

<p><em>Şimdi bu bölgenin realitesine aykırı hususlardan çıkıp bölgeyle sahici bir kucaklaşma istiyorlarsa ki adada da Öcalan'ın talimatları var. Bunu yerine getirmeleri gerekiyor. Artık jeostratejiyi bir kenara bırakıp gerçekten Kürtlerin geleceğini, maslahatını düşünüyorlarsa onları bölge halklarıyla ve devletleriyle daha fazla düşman etmeyecek nitelikli, sahici, barışa dayalı çözümler içinde durmaları lazım. Çok yukardan bakan, irrasyonel bir hareket olmaktan çıkmaları lazım artık. Realite onları kırar, iter. Aslında tarihte bin defa görülmüştür; bu musibeti yaşamaya gerek yok, buradan nasihat veriyoruz. Çıksınlar bu çizgiden, diyalog yoluyla olması gereken yere gelsinler.</em></p>

<p><span style="color:#ffffff"><span style="background-color:#c0392b">"YÜZYILLIK DERİN UYKUSUNDAN BU COĞRAFYA ARTIK UYANDI"</span></span></p>

<p><em>Suriye'nin yakın tarihinden devraldığı sorunları var. Temel sorun, bu sorunlara dışardan başka bir aklın etki etme çabası. Yemen'deki, Sudan'daki ve Suriye'deki konulara yakından baktığınız zaman; aynı örüntü içerisinde hareket eden birtakım unsurların bölgesel strateji üretme arayışında olduğunu görüyoruz. Bu konuda bölge ülkeleriyle hemfikiriz. Herkes bu resmin farkında. İslam dünyası uyandı. Bölgesel sorunların bölgesel ülkeler tarafından sahiplenilmesi politikası artık makes bulmaya başladı.</em></p>

<p><em>Sayın Trump’ın ortaya koyduğu dış politika çizgisi bizim de perspektifimizle örtüşüyor. Amerika’nın konuyu bölge ülkelerine bırakarak bir şey yapması bizim de perspektifimizle örtüşüyor. Bölge ülkelerinin olgunluk seviyesi bir noktaya ulaşmış durumda. Sorunları çözmeye yönelik ortak iradelerin çıkacağına inanıyorum. Bölgede istikrarın, refahın, huzurun baş göstermesi mümkün ama yolun çok başındayız.</em></p>

<h2><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">"Anlaşmaya uyuyormuş gibi göstermeye çalışan bir İsrail var"</span></strong></span></h2>

<p><em>(Gazze barış planı) Bu noktada koordinasyonu yapan bizle beraber Amerika’nın açıklamasını açıkçası bekliyoruz. Nihai çalışmalar devam ediyor, işte görüş alışverişleri var, belli mekanizmalar var. Bu mekanizmaların oluşturulması, hangi ülkeler yer alacak, nasıl olacak, nasıl çalışacak, çok da farklı görüşlerin olduğu bir atmosferdeyiz. En son Cumhurbaşkanımızın Sayın Trump ile bu konuda görüşmesi oldu. Yaptığı görüşmede Gazze’deki ikinci aşamayı, Suriye’yi ve diğer konuları da detaylı olarak görüşmüştü. Şimdi Miami toplantısında da gördük, ondan sonra da yaptığımız toplantılarda da ifade ettik. Şimdi ikinci aşamaya geçişin belli şartları var. O şartların biz esas itibarıyla Filistin’e bakan, Gazze’ye bakan, Hamas’a bakan yönüyle tamamlandığını görüyoruz ama İsrail sürekli farklı şartları, farklı talepleri gündeme getirerek konuyu başka bir noktada tutmaya çalışıyor.</em></p>

<p><em>Aslında orijinal amacından vazgeçmiş değil, uluslararası kamuoyunun baskısından dolayı bu anlaşmaya uyuyormuş gibi göstererek gitmeye çalışan bir İsrail var. Aslında onlara da söylüyoruz. Onların menfaati de uluslararası toplumun kahir ekseriyetinin, uluslararası vicdanın talep ettiği hususların yerine getirilmesi. Ama orada da bir inat ve direniş var. Ama yani sonuçta bu bir sabır oyunu, akıl oyunu. Yani müttefiklerimizle beraber haklı olduğumuz evrensel insan haklarının, insanlık onurunun, insanlık vicdanının talep ettiği konuları inşallah hayata geçirmede yılmadan mücadele edeceğiz.</em></p>

<p><em>Önümüzdeki günlerde bu deklarasyon yapılır. Gazze’yi yönetecek komitenin netleşmesi için bir iki konu var. Gazze’nin yönetimi Filistinlilerden oluşacak bir teknik komiteye devredilecek. Asıl kritik konu istikrar gücünün hayata geçmesi. Gazze’nin yeniden imar planı var. Önemli olan bir Filistinli kardeşimizin daha ölmemesi ve çektikleri sefaletten bir an önce kurtulmaları. Cumhurbaşkanımız barınma konularında gerçekten çok hassas. Oradaki kardeşlerimizin barınma sorunu yaşıyor olması, soğuğa tabi olmaları bizi gerçekten çok üzüyor. Şimdi onu izole etmek için neler yapılabilir? Türkiye olarak çadırlar gönderiyoruz, girişlerde problem söz konusu bir de çadırlar her zaman için etkili olmayabiliyor. Orada belki konteynerlerin kullanılması daha iyi olur. Bizim de depremlerden kalma konteynerlerimiz var.</em></p>

<h2><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">"Türkiye üzerine ne görev düşüyorsa yapmaya hazır"</span></strong></span></h2>

<p><em>Cumhurbaşkanımızın iradesi şu yönde; Gazze barış planının hayata geçmesi için Türkiye üzerine ne görev düşüyorsa yapmaya hazırdır ve yapacaktır. Bu bir irade. Şimdi bunun hangi alanda nasıl hayata geçeceği meselesi diğer ortaklarımızla beraber daha önce mutabık kalınmış kararlarla beraber yapılacak hususlar var. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı çıkarken belli konuların hayata geçirilmesinde sınırdaş iki ülkenin onayının veya koordinasyonunun alınması şartını getiriyor. Sınırdaş iki ülke Gazze’ye biliyorsunuz biri Mısır, biri İsrail. Bunlarla ilgili bir şeye ihtiyaç var. Amerika’nın Türkiye’nin oradaki gerekliliği üzerinde bir anlayışı var, bu konuda bir talebi var. İsrail’in şimdilik deklare ettiği buna bir karşı duruşu var. Bu nereye evrilecek, nasıl olacak bunu göreceğiz. Ama dediğim gibi biz insani yardım, yeniden yapılanma dahil olmak üzere barış gücü de dahil olmak üzere birçok konuda görev almaya hazırız ama şu anda netleşmiş değil. Temaslar, görüşmeler, bu noktadaki koordinasyon toplantıları devam ediyor.</em></p>

<h2><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">"İsrail'deki fanatik tavırlar bizi etkilemiyor"</span></strong></span></h2>

<p><em>(Türkiye'yi hedef alan siyonist siyasiler) Bu istisna olmaktan çıkıp bir günlük sıradan bir konuya dönmüş durumda israil politikasında. Özellikle hükümette yer alan radikal bazı bakanların dikkat çekmek için kendilerini meşhur yapmak için, çünkü biz onlara cevap verip onlarla aynı şekilde laf atarsak onların birdenbire takipçileri artacak, ‘Ben Erdoğan’la savaşıyorum, ben Fidan’la savaşıyorum’ gibi şeylere girecekler. Çünkü onlar da azınlık partilerine mensup işte ciddi görevleri olmayan bakanlar. Bunlar koalisyon hükümetlerinin hani pozisyon verilsin diye verdikleri bakanlar. Şimdi isimlerini bile söylemeye gerek yok. Burada hangi düzeyde yani devlet yönetiminde ciddiye alınacak düzeyde birileri bir şey söylediği zaman onlara tabii ki cevap veriyoruz. O bizim politik tavrımız. Ama İsrail’de ortaya konan fanatik tavırların, Cumhurbaşkanımızla ilgili, hükümetimizle ilgili, bizimle ilgili tavırları bizi etkilemiyor.</em></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>TRT Haber</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Politika</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/turkiye-askeri-gazzede-gorev-alacak-mi-bakan-fidan-yanitladi</guid>
      <pubDate>Fri, 09 Jan 2026 22:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/01/hakan-fidanaa-2406913.jpg" type="image/jpeg" length="71044"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye artık karada değil, denizde sınanıyor!]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/turkiye-artik-karada-degil-denizde-sinaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/turkiye-artik-karada-degil-denizde-sinaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara'nın son yıllarda hızla büyüttüğü deniz gücü, sadece savunma refleksinin ürünü değil; enerji, jeopolitik kuşatma ve bölgesel güç mücadelesinin dayattığı stratejik bir zorunluluk.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye için denizler uzun yıllar boyunca doğal bir sınırdan ibaretti. Cumhuriyet'in ilk dönemlerinde güvenlik anlayışı kara merkezli şekillenirken, donanma ikincil bir rol üstlendi.</p>

<p>Bu yaklaşım, hem Osmanlı'nın son dönemindeki deniz yenilgilerinin bıraktığı travmadan hem de NATO şemsiyesi altında sağlanan güvenlik konforundan beslendi. Ancak bu denge, 21. yüzyılla birlikte hızla değişti.</p>

<h2>Doğu Akdeniz'de keşfedilen hidrokarbon rezervleri</h2>

<p>Doğu Akdeniz'de keşfedilen hidrokarbon rezervleri, Ege'de kronikleşen egemenlik tartışmaları ve Karadeniz'in yeniden büyük güç rekabetine sahne olması, Türkiye'yi deniz merkezli düşünmeye zorladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu noktada "Mavi Vatan" kavramı, bir slogan olmaktan çıkıp stratejik çerçeveye dönüştü. Ankara'nın yaklaşımı, denizleri artık savunulacak bir arka bahçe değil, doğrudan ulusal güvenliğin ön cephesi olarak tanımlıyor.</p>

<p>1974 Kıbrıs Barış Harekâtı, Türkiye'nin deniz gücünün önemini fark ettiği kırılma anıydı. Ancak asıl dönüşüm, son on yılda yaşandı.</p>

<h2>TCG Anadolu'nun hizmete girmesi</h2>

<p>Yerli savunma sanayiinin güçlenmesiyle birlikte deniz kuvvetleri, sadece bölgesel değil, uzak denizlerde de varlık gösterebilecek bir yapıya evrildi. TCG Anadolu'nun hizmete girmesi, bu zihinsel dönüşümün sembolik değil, operasyonel bir eşik olduğunu ortaya koydu.</p>

<p>Ankara'nın deniz stratejisi üç ana hatta şekilleniyor. Birincisi, Karadeniz'de denge politikası. Türkiye burada hem Montrö rejiminin bekçisi hem de NATO–Rusya geriliminin denge unsuru olarak hareket ediyor. İkincisi, Doğu Akdeniz ve Ege. Bu hat, Türkiye'nin en kırılgan ama aynı zamanda en iddialı olduğu alan. Yunanistan merkezli deniz kuşatması algısı, Ankara'yı daha sert ve caydırıcı bir deniz duruşuna itiyor. Üçüncü hat ise Kızıldeniz, Aden Körfezi ve Hint Okyanusu'na uzanan uzak deniz vizyonu. Somali'deki askeri varlık ve deniz görev grupları, Türkiye'nin artık sadece yakın çevresini değil, ticaret yollarını da korumayı hedeflediğini gösteriyor.</p>

<h2>Ankara'nın hareket serbestisi</h2>

<p>Ancak bu genişleme iddiasının ciddi sınırları bulunuyor. Coğrafya, Türkiye'nin en büyük handikapı. Ege'deki ada dizilimi, donanmanın manevra alanını daraltırken, Akdeniz'de oluşan çok taraflı ittifaklar Ankara'nın hareket serbestisini sınırlıyor. Ayrıca ekonomik baskılar, uzun vadeli deniz projelerinin sürdürülebilirliğini zorlayan temel faktörlerden biri olmaya devam ediyor.</p>

<p>Buna rağmen Türkiye'nin yönelimi net: Deniz gücü artık bir tercih değil, zorunluluk. Ankara, denizlerde geri çekilmenin sadece enerji kaybı değil, jeopolitik kuşatmayı kabullenmek anlamına geldiğinin farkında. Bu nedenle deniz kuvvetlerine yapılan yatırımlar, kısa vadeli askeri kazanımlardan ziyade, uzun soluklu bir stratejik hayatta kalma planının parçası olarak okunmalı.</p>

<p>Sonuç olarak Türkiye, "denize açılan bir kara devleti" olmaktan çıkıp, denizi kimliğinin parçası haline getirmeye çalışıyor.</p>

<p>Bu süreç tamamlandığında Ankara'nın karşısında tek soru kalacak: Mavi Vatan, korunacak bir alan mı olacak, yoksa Türkiye'nin yeni güç projeksiyonunun ana sahnesi mi?</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Politika</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/turkiye-artik-karada-degil-denizde-sinaniyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 08:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/01/turkiye-artik-karada-degil-denizde-sinaniyor.jpeg" type="image/jpeg" length="29121"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
