<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>| Doğruhaber</title>
    <link>https://dogruhaber.com.tr</link>
    <description>Türkiye ve İslam dünyasından son dakika haberleri, gazete manşetleri ve doğru analizler Doğruhaber'de. Siyaset, ekonomi ve güncel haberler parmaklarınızın ucunda. Namaz vakitleri ve en son haber akışı için güvenilir internet haber kaynağınız: dogruhaber.com.tr.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://dogruhaber.com.tr/rss/bilim-teknoloji" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 20 Jun 2026 04:38:19 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/rss/bilim-teknoloji"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Japonya, Türkiye ile İHA'lar için iş birliği yapmak istiyor]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/japonya-turkiye-ile-ihalar-icin-is-birligi-yapmak-istiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/japonya-turkiye-ile-ihalar-icin-is-birligi-yapmak-istiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Japonya, artan jeopolitik riskler ve savunma stratejisindeki dönüşüm kapsamında Türkiye ile insansız hava araçları (İHA) alanında iş birliğini geliştirmek istiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bu kapsamda Türkiye’nin özellikle insansız hava araçları alanındaki başarıları, Tokyo yönetiminin dikkatini çekti.</p>

<h3><strong>TOKYO’DAN TÜRKİYE’YE SAVUNMA VURGUSU</strong></h3>

<p>Japonya Savunma Bakanı Koizumi Şinciro, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ile yaptığı görüşmenin ardından Türkiye’nin savunma sanayisindeki gelişimine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Koizumi, Türkiye’nin insansız hava araçları başta olmak üzere savunma teknolojilerine büyük önem verdiğini ve bu alandaki ilerlemenin dikkat çekici olduğunu ifade etti.</p>

<h3><strong>İHA ALANINDA İŞBİRLİĞİ MESAJI</strong></h3>

<p>Koizumi, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Türkiye’nin İHA geliştirme kabiliyetine vurgu yaparak iki ülke arasında bu alanda fikir alışverişi yapıldığını belirtti.</p>

<p>Tarafların, savunma teknolojileri ve stratejik iş birliği konularında temaslarını artırma konusunda mutabık kaldığı ifade edildi.</p>

<p><a href="https://dogruhaber.com.tr/"><img loading="lazy" src="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/06/17/6a3262fa2fdca905__w1200xh640.jpg?w=800" width="800" /></a></p>

<h3><strong>ANKARA–TOKYO SAVUNMA DİYALOĞU DERİNLEŞİYOR</strong></h3>

<p>Savunma Sanayii Başkanlığı heyetinin daha önce Japonya’da gerçekleştirdiği temaslar da iki ülke arasındaki savunma diyaloğunun geliştiğini ortaya koyuyor.</p>

<p>Ziyaret kapsamında Tokyo ve Kobe’de çeşitli kurumlarla görüşmeler yapılmış, savunma sanayii kuruluşları ve askeri yetkililerle bir araya gelinmişti.</p>

<h3><strong>JAPONYA SAVUNMA STRATEJİSİNİ YENİLİYOR</strong></h3>

<p>Artan küresel riskler, bölgesel gerilimler ve güvenlik tehditleri Japonya’nın savunma politikasında köklü değişikliklere yol açtı. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı, Kuzey Kore’nin füze denemeleri ve Çin’in askeri kapasitesindeki artış, Tokyo’nun stratejik planlarını yeniden şekillendirdi.</p>

<h3><strong>SAVUNMA BÜTÇESİNDE ARTIŞ HEDEFİ</strong></h3>

<p>Japonya’nın 2026 mali yılında savunma harcamalarının gayrisafi yurtiçi hasılanın yaklaşık yüzde 1,9’una ulaşması bekleniyor. 2027 yılı itibarıyla bu oranın yüzde 2 seviyesine çıkarılması hedefleniyor.</p>

<h3><strong>“PROAKTİF SAVUNMA” DÖNEMİ</strong></h3>

<p>Tokyo yönetimi, geleneksel savunma yaklaşımını daha proaktif bir modele dönüştürmeyi amaçlıyor. Bu kapsamda müttefik ülkelerle daha entegre bir güvenlik yapısı kurulması ve tedarik zincirinin çeşitlendirilmesi planlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye ile savunma sanayii alanında geliştirilecek olası iş birliğinin de bu yeni stratejik yaklaşımın önemli parçalarından biri olabileceği değerlendiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Mehmet Güllü Bozdaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji, Güncel</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/japonya-turkiye-ile-ihalar-icin-is-birligi-yapmak-istiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 13:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/iha-9.jpg" type="image/jpeg" length="77918"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma Ortaya Koydu: Çocuklarda Madde Denem Riskini Artırıyor!]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/arastirma-ortaya-koydu-cocuklarda-madde-denem-riskini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/arastirma-ortaya-koydu-cocuklarda-madde-denem-riskini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'de yayımlanan yeni bir araştırma, çocukların ve ergenlerin sosyal medyaya erken yaşta başlamasının alkol, tütün ve esrar gibi maddeleri deneme olasılığıyla ilişkili olduğunu ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>The American Journal of Psychiatry dergisinde yayımlanan çalışmada, 9 ila 16 yaş arasındaki çocukların sosyal medya kullanım alışkanlıkları dört yıl boyunca takip edildi. Araştırmayı yürüten Kaliforniya Üniversitesi San Francisco Kampüsü (UCSF) Pediatri Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Jason Nagata, gençlerin sosyal medya kullanımına göre dört farklı gruba ayrıldığını belirtti.</p>

<p>Araştırmaya göre sosyal medyayı erken yaşta kullanmaya başlayan ve kullanım süreleri hızla artan çocukların, alkol, sigara ve esrar gibi maddeleri deneme olasılıkları daha yüksek çıktı. Özellikle günde üç saat veya daha fazla sosyal medya kullanan çocukların esrar deneme ihtimalinin yaklaşık 17 kat, tütün deneme ihtimalinin ise 14 kat arttığı tespit edildi.</p>

<p>Uzmanlar, elde edilen verilerin sosyal medya kullanımının doğrudan madde kullanımına yol açtığını kanıtlamadığını ancak iki durum arasında güçlü bir ilişki bulunduğunu vurguladı. Aile ortamı, arkadaş çevresi ve sosyal koşullar gibi birçok farklı etkenin de gençlerin davranışları üzerinde etkili olduğu belirtildi.</p>

<p>Araştırmacılar, sosyal medya platformlarında yer alan alkol ve madde kullanımını olumlu gösteren içeriklerin gençler üzerinde etkili olabileceğine dikkat çekti. Çalışmada, ergenlerin yüzde 50'sinden fazlasının internet ortamında alkol reklamlarına maruz kaldığı, sosyal medya paylaşımlarında ise madde kullanımının çoğunlukla eğlenceli ve olumlu bir şekilde sunulduğu kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Northwestern Üniversitesi Feinberg Tıp Fakültesi'nden Dr. Courtney Blackwell, sosyal medyada görülen içeriklerin gençlerin madde kullanımına yönelik tutumlarını etkileyebileceğini belirterek, içeriklerin niteliğinin davranışlar üzerinde önemli rol oynadığını ifade etti.</p>

<p>Uzmanlar, ailelere çocukların sosyal medya kullanımını tamamen yasaklamak yerine bilinçli şekilde takip etmeleri ve açık iletişim kurmaları tavsiyesinde bulundu. Amerikan Pediatri Akademisi de ebeveynlere çocukların dijital alışkanlıklarını düzenlemek için aile medya planı oluşturmalarını ve spor, aile etkinlikleri gibi alternatif faaliyetlere yönelmelerini öneriyor.</p>

<p>Araştırmacılar, çocukların sosyal medya kullanımına ilişkin sınırların erken yaşta belirlenmesinin ve aile içi iletişimin güçlendirilmesinin olası risklerin azaltılmasında önemli rol oynayabileceğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>FATİH SİVİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/arastirma-ortaya-koydu-cocuklarda-madde-denem-riskini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 15:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/adsiz-tasarim-34-1080x600.jpg" type="image/jpeg" length="84753"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çinliler buldu! Bu bitki kelliği bitirecek]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/cinliler-buldu-bu-bitki-kelligi-bitirecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/cinliler-buldu-bu-bitki-kelligi-bitirecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çin'de kullanılan Boğumluca otu kökünün, saç dökülmesini yavaşlatmanın yanı sıra saç foliküllerinin yenilenmesini de desteklediği ortaya çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Independent'in haberine göre, Çin tıbbında yüzyıllardır kullanılan Boğumluca otu kökü, saç dökülmesini yavaşlatıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu kapsamda da bilim insanları, boğumluca otu kökünün erkek tipi kellik tedavisinde etkili olabileceğini açıkladı.</p>

<h3><strong>KAN DOLAŞIMINI ARTIRIYOR</strong></h3>

<p>Erkek tipi kellik olarak bilinen androgenetik alopesi, saç foliküllerinin zamanla küçülmesine neden olarak saçların incelmesine ve büyümenin yavaşlamasına yol açıyor.</p>

<p>Araştırmacılar, Çince "<i><strong>He Shou Wu" </strong></i>adıyla bilinen Boğumluca otunun kurutulmuş kökünün saç büyümesini destekleyen birden fazla biyolojik mekanizmayı etkileyebildiğini belirledi.</p>

<p>Çalışmaya göre bitki, saç dökülmesinde önemli rol oynayan dihidrotestosteron (DHT) hormonunun etkilerini azaltarak saç foliküllerini koruyabiliyor.</p>

<p>Ayrıca folikül hücrelerinin erken ölümünü engelleyebileceği ve kafa derisindeki kan dolaşımını artırabileceği değerlendiriliyor.</p>

<p>Bilim insanları, bitkinin hücre büyümesi, doku onarımı ve hücreler arası iletişimde görev alan biyolojik sinyalleri de aktive ettiğini, bunun da saç foliküllerinin yeniden büyüme evresine geçme ihtimalini artırabileceğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Kellik Tarih Oluyor" height="768" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/kellik-tarih-oluyor.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1156" /></p>

<h3><strong>SAÇ BİYOLOJİSİYLE ÖRTÜŞÜYOR</strong></h3>

<p>Araştırmanın yazarlarından Han Bixian, tarihsel kaynaklarda tarif edilen etkilerin modern saç biyolojisiyle dikkat çekici biçimde örtüştüğünü belirterek, "<i><strong>Modern çalışmalar bunun folklor değil, farmakoloji olduğunu doğruluyor</strong></i>" dedi.</p>

<p>Çalışmada laboratuvar araştırmaları, klinik raporlar ve tarihi bitkisel kayıtlar birlikte incelendi.</p>

<p>Bulgular, Boğumluca otunun yalnızca mevcut saçları korumakla kalmayıp saç yenilenmesini destekleyen koşullar da oluşturabileceğine işaret ediyor.</p>

<h3><strong>İLAÇLARIN YAN ETKİLERİNDEN ÇEKİNENLER İÇİN ALTERNATİF</strong></h3>

<p>Araştırmacılar, doğru şekilde işlendiğinde bitkinin olumlu bir güvenlik profili sergilediğini ve mevcut ilaçların yan etkilerinden çekinen kişiler için alternatif bir seçenek sunabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Ancak uzmanlar, kesin sonuçlar için daha kapsamlı klinik çalışmalar yapılması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Mehmet Güllü Bozdaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/cinliler-buldu-bu-bitki-kelligi-bitirecek</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 20:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/bogumluca-otu-koku-kelligi-bitiriyor.webp" type="image/jpeg" length="85163"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[YouTube Yeni Özelliğiyle Farklı Bir Platforma Evriliyor! YouTube'da Yeni Dönem!]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/youtube-yeni-ozelligiyle-farkli-bir-platforma-evriliyor-youtubeda-yeni-donem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/youtube-yeni-ozelligiyle-farkli-bir-platforma-evriliyor-youtubeda-yeni-donem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gelişen teknolojiyle birlikte video izleme platformları, sadece içerik tüketilen alanlar olmaktan çıkıp birer sosyal etkileşim merkezine dönüşüyor. Bu dönüşümün öncülerinden biri olan YouTube, kullanıcı deneyimini kökten değiştirecek yeni bir hamleye imza attı. Platform, kullanıcıların uygulamadan çıkmadan birbirleriyle video paylaşmasına ve anlık olarak sohbet etmesine olanak tanıyan doğrudan mesajlaşma özelliğini küresel ölçekte yaygınlaştırıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>YouTube’un bir süredir üzerinde çalıştığı ve ilk olarak geçtiğimiz yıl İrlanda ile Polonya’da test etmeye başladığı bu sistem, Mart ayında bazı Avrupa ülkelerine sunulmuştu. Alınan olumlu geri dönüşlerin ardından şirket, aralarında ABD, İngiltere, Brezilya ve Singapur’un da bulunduğu dünyanın en büyük dijital pazarlarında özelliği kademeli olarak devreye soktu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu yeni adımla birlikte kullanıcılar; uzun videoları, popüler Shorts içeriklerini ve canlı yayın bağlantılarını harici bir mesajlaşma uygulamasına (WhatsApp, Telegram vb.) taşımak zorunda kalmayacak. Her şey tek bir ekran üzerinden, YouTube ekosisteminin içinde gerçekleşecek.</p>

<h2><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">Kullanım İçin 18 Yaş Sınırı ve Güncel Sürüm Şartı</span></strong></span></h2>

<p>Platformun bu yeni özelliğinden faydalanabilmek için bazı temel kriterler bulunuyor. YouTube, güvenli bir topluluk ortamı sağlamak amacıyla mesajlaşma özelliğini kullanacak kişilerin en az 18 yaşında olması şartını koşuyor.</p>

<p>Bunun yanı sıra özelliği aktif olarak kullanabilmek için gereken diğer detaylar ise şöyle:</p>

<ul>
 <li><strong>Kullanıcıların bir YouTube kanalı üzerinden oturum açmış olması gerekiyor.</strong></li>
 <li><strong><span style="color:#c0392b">Özelliğin görünmesi için YouTube uygulamasının en son sürüme güncellenmesi şart.</span></strong></li>
 <li><strong>Yeni mesajlaşma altyapısı hem Android hem de iOS (iPhone ve iPad) işletim sistemine sahip cihazlarda sorunsuz bir şekilde çalışıyor.</strong></li>
</ul>

<p>Sektör analistleri, YouTube'un bu hamlesini, kullanıcıları uygulama içinde daha uzun süre tutmak ve platformun "sosyal medya" kimliğini güçlendirmek adına stratejik bir dönüm noktası olarak değerlendiriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>FATİH SİVİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/youtube-yeni-ozelligiyle-farkli-bir-platforma-evriliyor-youtubeda-yeni-donem</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 17:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/youtube.jpg" type="image/jpeg" length="62232"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[5 milyon yıllık “balina mezarlığı” bulundu]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/5-milyon-yillik-balina-mezarligi-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/5-milyon-yillik-balina-mezarligi-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hint Okyanusu’nun güneydoğusunda yapılan uluslararası bir araştırma, deniz tabanının 7 bin metre altında milyonlarca yıllık fosillerin bulunduğu devasa bir “balina düşüşü” alanını ortaya çıkardı. Bilim insanları, bu keşfin şimdiye kadar tespit edilen en derin ve en geniş balina fosil sahalarından biri olduğunu belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İtalya, Çin ve Yeni Zelanda’dan araştırmacılar, Diamantina bölgesinde yürütülen çalışmalarda denizaltılarla çok sayıda dalış gerçekleştirdi. 2023’te yapılan 32 dalışta yüzlerce fosil alanı ve birkaç yeni balina kalıntısı tespit edildi.</p>

<article>
<p>Araştırmacılar, yaklaşık 1200 kilometre boyunca uzanan geniş bir bölgede 485 farklı fosil sahası belirledi. Bu alanın, bilim insanlarının “balina düşüşü süper koridoru” olarak tanımladığı büyük bir ekosistemin parçası olabileceği değerlendiriliyor.</p>

<h3><strong>5 MİLYON YILLIK FOSİLLER VE YENİ TÜRLER</strong></h3>

<p>Çalışmalarda, yaklaşık 5,3 milyon yıl öncesine ait soyu tükenmiş balina türlerine ait kafatasları bulundu. Ayrıca bilim dünyasına yeni tanıtılan bir tür dahil olmak üzere önemli paleontolojik örnekler de ortaya çıkarıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>DERİN DENİZ YAŞAMINA DAİR YENİ İPUÇLARI</strong></h3>

<p>Fosillerin çevresinde kabuklular, solucanlar, yumuşakçalar ve deniz yıldızları gibi birçok canlı türü tespit edildi. Uzmanlara göre bu bulgular, ekstrem derin deniz koşullarında yaşamın nasıl sürdüğüne dair önemli veriler sunuyor.</p>

<h3><strong>NATURE’DA YAYIMLANDI</strong></h3>

<p>Araştırma sonuçları bilim dünyasının önde gelen dergilerinden Nature’da yayımlanırken, uzmanlar keşfin derin deniz ekosistemlerinin anlaşılmasına önemli katkı sağlayacağını vurguluyor.</p>
</article></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/5-milyon-yillik-balina-mezarligi-bulundu</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 13:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/dsegwrdf.jpg" type="image/jpeg" length="17512"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rus uyduları Avrupa'nın GPS sinyallerini bozuyor]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/rus-uydulari-avrupanin-gps-sinyallerini-bozuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/rus-uydulari-avrupanin-gps-sinyallerini-bozuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rusya'ya ait uyduların Avrupa kıtası üzerindeki GPS ağlarını hedef alarak uzay kaynaklı ilk sinyal kesintilerine yol açtığı belirtildi. Bu vakalar, uzaydan kaynaklanan GPS müdahalesinin bilinen ilk örnekleri olarak kayıtlara geçti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>The New York Times'ın ulaştığı yeni bir araştırmaya göre, Rus uyduları Avrupa genelinde GPS kesintilerine neden oluyor.</p>

<p>Teksas Üniversitesi Radyo Navigasyon Laboratuvarı Başkanı Todd Humphreys ve İspanyol teknoloji firması GMV'den Richard Bowden öncülüğündeki uzmanlar, olayın detaylarını araştırdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilim adamları, 2019 yılından bu yana Avrupa'da tespit edilen 75 GPS kesintisinden en az üçünün doğrudan Rus uydularından kaynaklandığını kanıtladı.</p>

<p>Diğer vakaların da aynı şebekeden kaynaklandığından şüphelenilse de eldeki verilerin kesin tespit için henüz yeterli olmadığı belirtildi.</p>

<p>Bu vakalar, uzaydan kaynaklanan GPS müdahalesinin bilinen ilk örnekleri olarak kayıtlara geçti. Avrupa Birliği'nin de bu olaylarla ilgili gizli bir soruşturma yürüttüğü ortaya çıktı.</p>

<p>Söz konusu kesintilerin neredeyse tamamen Avrupa kıtasında yaşandığı; ABD, Çin ve AB'nin GPS ağlarını etkilediği, ancak Rusya'nın kendi sistemlerine zarar vermediği tespit edildi.</p>

<p>Sinyal karıştırma (jamming) işlemleri genellikle GPS ile aynı frekansta güçlü ve gürültülü bir sinyal üreterek yapılıyor.</p>

<p>Ancak araştırmacılar, Rus uydularından gelen bu sinyallerin sıradan bir gürültü olmadığını, aksine son derece yapılandırılmış ve iyi tasarlanmış olduğuna dikkat çekiyor.</p>

<p>Elektronik harp yöntemi olarak kullanılan sinyal bozma işlemleri yeryüzünde yapıldığında, yalnızca vericinin görüş alanındaki küçük bölgeleri etkileyebiliyor.</p>

<p>Ancak uzmanlar uzay tabanlı bir sinyal bozucunun, istenildiği takdirde her gün koca bir kıtayı kasten felç etme gücüne sahip olduğu noktasında uyarı yapıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/rus-uydulari-avrupanin-gps-sinyallerini-bozuyor</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 18:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/uzay-2.jpg" type="image/jpeg" length="58485"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklar neden dijital ortamlara yöneliyor? Yasaklamak çözüm mü?]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/cocuklar-neden-dijital-ortamlara-yoneliyor-yasaklamak-cozum-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/cocuklar-neden-dijital-ortamlara-yoneliyor-yasaklamak-cozum-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocukların bağımsızlık ve keşif arzularını gidermek için dijital ortamlara başvurduklarını belirten Eli Stark-Elster ev ve okulda karşılaşılan bir tür ‘fiili hapis durumu’nun çocuklara zarar verdiğini ve yasaklamanın nihai çözüm olmadığını savunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fiziksel hareketliliğin farklı sebeplerle tehlikeli hale gelmesi, çocukların evlere “hapsolmasına” neden oluyor. Bu koşullarda bağımsızlık ve keşif arzularını gidermek için başvurdukları dijital ortamlar ise tehdit ve tehlikeleri beraberinde getiriyor. Kaliforniya Üniversitesi’nden evrimsel antropoloji alanında doktora öğrencisi Eli Stark-Elster, Psyche internet sitesinde yayımlanan yazısında, çocukların neden bu tür fiziksel olmayan alanlara yöneldiğini ve ebeveynler olarak bu ortamları nasıl daha güvenli hale getirebileceğimizi anlatıyor.</p>

<p><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">Yazının bazı bölümlerini aktarıyoruz:</span></strong></span></p>

<p><i>“ (…) 2025 Harris Anketi’nin sonuçlarına göre, 8-12 yaş arasındaki Amerikalı çocukların yüzde 62’si yanlarında bir yetişkin olmadan hiçbir yere yürüyerek veya bisikletle gitmemiş. Yaklaşık aynı oranda çocuk, yetişkin yardımı olmadan arkadaşlarıyla plan yapmamış ve neredeyse yarısı bir mağazada ebeveynlerinden farklı bir koridorda yürümemiş. (…)</i></p>

<p><i>Peki, keşfetme ve oyun oynama özgürlüğü olmadan çocuklar ne yapar? Dünya Sağlık Örgütü’nün araştırması, Avrupa, Orta Asya ve Kanada’daki ergenlerin üçte birinin her gün dijital oyun oynadığını gösteriyor. Başka bir çalışma ise ABD’de 12-17 yaş arası kişilerin yarısının günde ortalama dört saat veya daha fazlasını ekran başında geçirdiğini ortaya koyuyor. Dünyanın dört bir yanındaki şehirlerde, çok daha küçük çocukların parlak ekranların önünde oturduğunu görmek mümkün.</i></p>

<p><i>Bunlar çok önemli değişiklikler. Önde gelen entelektüeller ve politikacılar ise bu gerçekliğe çocukların dijital ortamlara nadiren girmesi, hatta hiç girmemesi gerektiğini savunarak karşılık veriyorlar. Örneğin ABD’deki birçok okul artık öğrencilerden akıllı telefonlarını manyetik kılıflara koymalarını talep ediyor. Avustralya, Birleşik Krallık ve Fransa gibi pek çok ülke, çocukların ve gençlerin sosyal medya hesaplarına erişimini yasaklamayı düşünüyor veya hâlihazırda bu tür tedbirleri uygulamaya koymuş durumda.”</i></p>

<p>Yazar, bu tür kısıtlamaların çocukları hayal ettiğimiz kadar özgürleştirmediğini savunuyor: <i>“Aslında bazı çocuklar için internet, dünyanın her yerindeki çocukların evrimsel olarak yaptığı şeyi yapabilecekleri son alanlardan biri olabilir: Akranlarıyla bağımsız olarak oynamak ve keşfetmek.<br />
Ormanda büyümek</i></p>

<p><i>Çocukluğun doğal yapısının hangi koşullar altında evrimleştiğini anlamak için pala örneği faydalı olacaktır. 2025 Harris Anketi, Amerikalı çocukların yüzde 71’inin hayatında hiç keskin bıçak tutmadığını ortaya koyuyor. Ancak Kongo’daki BaYaka gibi modern avcı-toplayıcı gruplarda çocuklar konuşmayı öğrenmeden önce bıçaklarla oynamaya başlıyor.</i></p>

<p><i>Antropolog Gül Deniz Salalı’nın 2025 tarihli Rising in the Forest (Ormanda Büyümek) adlı belgeselinin başında, BaYaka çocuklarından birinin elindeki uzun bir pala ile yere vurduğunu görürüz. Diğerleri fidanlara tırmanıyor ve nehirlerde yıkanıyor. Bir noktada, Salalı’nın kamerası, yaşları 1-11 arasında değişen yetişkinlerden tamamen uzak bir grubun gün boyu sürecek bir balık avı gezisine hazırlığını takip ediyor.</i></p>

<p><i>Benzer derecede bağımsızlık, 20’nci yüzyılın başları ve ortalarında antropologlar tarafından belgelendiği üzere, başka küçük ölçekli kültürlerde de çocuklara tanınmıştı. Colin Turnbull, Orta Afrika’da avcı-toplayıcı bir grup olan Mbuti’lerde, kamptan uzakta kurulmuş derme çatma oyun alanlarının olduğunu gözlemlemişti. (…) Halkbilimciler Iona ve Peter Opie, savaş sonrası Britanya’daki çocukların yaşamlarını belgelediklerinde, bombalanmış alanlarda gruplar halinde dolaşmayı, saklambaç oynamayı ve kamp ateşinde patates kızartmayı sevdiklerini fark etmişlerdi. 1930’larda peyzaj mimarı Carl Theodor Sørensen, Danimarka’da yerel çocukların kendisinin özenle tasarladığı parklar yerine terk edilmiş inşaat alanlarında oynamayı tercih ettiklerini gördüğünde hayrete düşmüştü. ‘Hurda oyun alanları’ adını verdiği bu yapılar, (…) çocukların kendi aktivitelerini yönlendirmelerine olanak tanıyordu. Daha sonra İngilizler tarafından benimsenen ve ‘macera oyun alanları’ olarak yeniden adlandırılan bu yapılardan yüzlerce inşa edildi. (…)</i></p>

<p><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">Birlikte keşfetme imkânının ortadan kalkması</span></strong></span></p>

<p><i>Bu kanıtlar bize insan gelişimi hakkında önemli bir şey söylüyor: Çocuklar birlikte keşfetmek ve yetişkinlerin yöntemlerinden kısmen farklı, bağımsız akran kültürleri oluşturmak istiyorlar. Buna karşın 1970’lerin başından beri birçok Batı ülkesi çocukların sosyal ve fiziksel bağımsızlığını giderek kısıtladı. Örneğin, 1970’ten 1990’a kadar İngiltere ve İsveç’te yaşayan çocukların bağımsız hareketliliği önemli ölçüde azaldı. Politika Çalışmaları Enstitüsü’nün araştırmasına göre, 1971’de İngiliz çocukların yüzde 63 ila yüzde 94’ünün okul dışında başka yerlere yalnız başına gitmesine izin verilirken, bu oran 1990’da yüzde 37’ye düştü. Benzer şekilde, 1981 itibarıyla İsveçli çocukların yüzde 60’ının kütüphaneye yalnız başına gitmesine izin verilirken, 2009’da aynı ayrıcalık sadece yüzde 15’ine tanındı.</i></p>

<p><i>Bu değişimlerin ardındaki hikâye karmaşık. Muhtemelen kentleşme, kaçırılma korkusu, arabalara daha fazla bağımlılık ve diğer birçok faktörü içeriyor. Play England’ın 2022’deki bir anketine göre birçok ebeveyn, özellikle kaçırılma ve trafikten endişe duyuyordu. (…) Bu endişelerde haklılık payı var elbette. Birçok aile artık araçların varlığı nedeniyle serbest dolaşım için daha az güvenli olan mahallelerde yaşıyor. Çocuklarının sokaklarda dolaşmasına izin verenler yasal sonuçlarla da karşı karşıya kalabiliyor. Örneğin bir anket, Amerikalı ebeveynlerin üçte birinden fazlasının, 10 yaşında bir çocuğun yakındaki bir parkta üç saat boyunca yalnız başına oynadığını görürlerse çocuk koruma hizmetlerini aramayı makul bulduğunu gösteriyor. Okullar artık daha fazla ödev veriyor, teneffüs ve tatilleri kısaltıyor ve çocuklara her zamankinden daha küçük yaşlarda rekabetçi standartlar dayatıyor. Sonuç olarak, çocuklar evde hapsoluyor.</i></p>

<p><i>Bu fiili hapis durumu, çocukların fiziksel ve ruhsal sağlığına zarar veriyor. 2009 ve 2010 yıllarına ait verileri kullanan bir çalışma, bağımsız hareketlilik ölçütlerini çocukluk çağı iyilik hali ölçütleriyle ilişkilendirerek açık bir örüntü ortaya koyuyor: Daha az hareketlilik, daha düşük iyilik hali anlamına geliyor. (…)</i></p>

<p><i>Fiziksel mekânlarda çocukların hareket özgürlüğünü kısıtlıyor, bizsiz oynamalarına ve keşfetmelerine izin vermiyoruz. Ancak bu, kaçış yolları aramayacakları anlamına gelmiyor. Nitekim son 20 yılda çocuklar, dolaşacakları yeni bir yer keşfettiler: İnternetin uçsuz bucaksız cangılını. (…)”</i></p>

<p>Yazar, çevrimiçi dünyanın yalnızca zorlayıcı yönlerine odaklanırsak, onun çocuklara yönelik daha derin çekiciliğini gözden kaçırabileceğimizi söylüyor: <i>“Tüm zamanların en çok satan video oyunu Minecraft örneğini ele alalım. 2017’de yapılan bir araştırmaya göre, Avustralya’da 6-12 yaş arası çocukların yarısından fazlası oyunu düzenli olarak oynuyordu. Peki neden bu kadar çekiciydi? Bunun oyunun bağımlılık yapan tasarımıyla pek ilgisi yok. Çocuklar Minecraft’ı sonsuz, karmaşık ve tamamen kendi yönlendirdikleri bir dünyayı keşfetme imkânı sunduğu için seviyorlardı.</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>Ortaokuldayken arkadaşlarımla sürekli Minecraft oynardık. Yoğun programlarımız çoğu zaman yüz yüze bir araya gelmeyi zorlaştırıyordu ve buluşabildiğimiz zamanlarda bile, yaşadığımız yerde dolaşabileceğimiz pek ilginç yer yoktu. Ama Minecraft bu sınırlamaları ortadan kaldırdı. Keşfedilecek ormanlar ve tundralar, gizli tapınaklarla doluydu. Çevrimiçi olarak fikir alışverişinde bulunabileceğimiz ve bir şeyler öğrenebileceğimiz, aynı derecede tutkulu oyuncularla dolu topluluklar keşfettik. Çocukluğumu farklı kılan anları düşündüğümde, Minecraft kesinlikle merkezde yer alıyor. Sıkı bir şekilde denetlenen bir hayatta bana gizli bir dünya vermişti.<br />
Gerçek tehditler</i></p>

<p><i>Elbette bu, dijital ortamların gerçek riskler içermediği anlamına gelmiyor. Bazı sosyal medya platformları özellikle tehlikeli: 2024 yılında X (eski adıyla Twitter), kullanıcılarına, kadınların ve bazı durumlarda çocukların müstehcen ve rızasız görüntülerini oluşturmak için yaygın olarak kullanılan bir yapay zekâ sohbet robotuna (Grok) erişim imkânı sağladı. Her gün 100 milyondan fazla kişi (çoğu çocuk) tarafından oynanan Roblox gibi popüler video oyunları da dijital öğeler karşılığında kullanıcılarından gerçek para almaya çalışıyor. (…) Roblox şu anda, platformları aracılığıyla genç kullanıcıları cinsel istismardan koruyamadığı iddiasıyla açılan davalarla karşı karşıya. Bunlar ciddi tehditler ve ebeveynler bunlara karşı kayıtsız kalmamalı.</i></p>

<p><i>Ancak çocukların tarihsel olarak keşfetmekten fayda sağladığı aktivitelerin ve yerlerin hiçbir zaman tamamen güvenli olmadığını da akılda tutmak lazım. Örneğin BaYaka çocukları, ağaçlardan düşme veya pala ile kendilerini kesme riskiyle karşı karşıya. Yine de ağaca tırmanmayı ve keskin bıçakları sallamayı gerektiren bir dünyada, bu riskler keşif özgürlüğünün faydalarıyla dengeleniyor. BaYaka ebeveynleri, çocuklarını kısıtlamak yerine tehlikeleri sınırlamanın yollarını buluyorlar. Dijital yaşamın görünen riskleri de gerçek, ancak özellikle dijital yetkinliğin mevcut ve gelecekteki önemi göz önüne alındığında, sunduğu keşif fırsatları ve faydalarını ciddiye almamız gerekiyor.</i></p>

<p><i>Kuzey Borneo Dusun halkından bir baba, palaların oyuncak olarak kullanılmasına dair durumu şu sözlerle en iyi şekilde özetliyor: ‘Bıçağı kullanmadan onu nasıl kullanmayı öğrenebilirsiniz?’</i></p>

<p><i>Çocukların dijital ortamla nasıl etkileşim kurduğuna dikkatlice baktığımızda, bağımsız keşif arzusunun gözden kaçması imkânsız. (…) Sosyal bilimciler Emily Weinstein ve Carrie James’in araştırmalarının da gösterdiği gibi, bağlantı kurmayı sağlayan platformlar ve uygulamalar, gençlerin birbirleriyle neredeyse sürekli iletişim halinde kalmalarına yardımcı olabiliyor. (…) Şu bir gerçek ki bazı şeyler geri alınamaz, en azından bu, doğrudan yapılamaz. Örneğin arabalara olan bağımlılığımızı ortadan kaldırmamız pek olası değil. Ancak daha iyi çevrimiçi dünyaları savunarak, hayal ederek ve yaratarak çocukluğun gerekli özgürlüklerine daha fazla zarar vermekten kaçınabiliriz. Kalan özgür yerler bir ekranın arkasındaysa, öyle olsun. En azından çocuklarımızın saklanabileceği son bir yer daha olacak.</i></p>

<p><i>Bazıları için, özellikle de sosyal medya ve çevrimiçi oyunların varlığıyla gerçekliğimizin yoksullaştığına inananlar söz konusu olduğunda, bu, karamsar bir sonuç gibi görünebilir. Ancak dijital dünya her zaman doğası gereği daha aşağıda görülmemelidir. Sanal alanlar, daha önce hayal bile edilemeyen yeni keşif ve sosyal oyun biçimleri için fırsatlar sunabilir.”</i></p>

<p>Eli Stark-Elster’in Psyche internet sitesinde yayımlanan “Have online worlds become the last free places for children?” başlıklı yazısından öne çıkan bazı bölümler Nevra Yaraç tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline ve tamamına aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: <u><strong><a href="https://psyche.co/ideas/have-online-worlds-become-the-last-free-places-for-children" rel="nofollow"><span style="color:#c0392b">https://psyche.co/ideas/have-online-worlds-become-the-last-free-places-for-children</span></a></strong></u></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Fikir Turu</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/cocuklar-neden-dijital-ortamlara-yoneliyor-yasaklamak-cozum-mu</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 08:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2025/05/dijital-cocuk-kavrami-5.jpg" type="image/jpeg" length="45404"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünya tarihinin en büyük akrebi ortaya çıkarıldı]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/bilim-dunyasini-sasirtan-kesif-dunya-tarihinin-en-buyuk-akrebi-ortaya-cikarildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/bilim-dunyasini-sasirtan-kesif-dunya-tarihinin-en-buyuk-akrebi-ortaya-cikarildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere ve Galler’de bulunan 415 milyon yıllık fosiller üzerinde yapılan yeni analizler, uzunluğu bir metrenin üzerinde olabilen "Praearcturus gigas" adlı dev bir akrebin varlığını ortaya koydu. Araştırma, bu canlının bilinen en büyük akrep olabileceğini gösteriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanları, paleontoloji alanında dikkat çekici bir keşfe imza attı. "Palaeontology" dergisinde yayımlanan yeni bir çalışmada, yaklaşık 415 milyon yıl öncesine ait fosillerin, şimdiye kadar bilinen en büyük akrep türüne ait olabileceği ortaya kondu.</p>

<p>"Praearcturus gigas" olarak adlandırılan bu soyu tükenmiş türün, bir metreden daha uzun olabileceği ve yaklaşık 16 santimetreye ulaşan büyük kıskaçlara sahip olduğu tespit edildi.</p>

<p>Söz konusu fosiller yeni bir saha kazısında bulunmadı. Aksine, 19. yüzyıldan bu yana müzelerde korunan örneklerin modern görüntüleme ve karşılaştırmalı anatomi teknikleriyle yeniden incelenmesi sonucu yeniden değerlendirildi.</p>

<p>Uzun yıllar boyunca bilim dünyasında tartışma konusu olan fosiller, ilk kez 1871 yılında farklı bir canlı grubuna ait sanılmış, daha sonra dev bir akrep olabileceği ihtimali gündeme gelmişti. Ancak eksik parçalar nedeniyle kesin sınıflandırma yapılamamıştı.</p>

<p>Yeni araştırmada ise yüksek çözünürlüklü görüntüleme ve kesitsel analiz yöntemleri kullanılarak, canlıya ait kıskaç yapısı ve gövde anatomisi yeniden incelendi. Bulgular, bunun erken dönem bir akrep türü olduğuna dair güçlü kanıtlar sundu.</p>

<p><strong>Suda yaşayan ya da yarı suda yaşayan dev bir yırtıcı</strong></p>

<p>Araştırmaya göre Praearcturus gigas’ın bazı anatomik özellikleri, bu canlının tamamen karasal değil, suya yakın ya da yarı suda yaşayan bir yaşam tarzına sahip olabileceğini gösteriyor. Fosillerin nehir ortamlarında korunmuş olması da bu görüşü destekliyor.</p>

<p>Bilim insanları, canlıda günümüz kabuklularına benzeyen bazı uzantıların bulunduğunu, bunun da türün kara ile su arasında hareket edebilen bir yapıya sahip olabileceğini düşündürdüğünü belirtiyor.</p>

<p>Bu dev akrep, yaşamın karada henüz çok yeni olduğu Devoniyen döneminin başlarında yaşamıştı. O dönemde Dünya’da sadece ilkel bitkiler ve basit canlılar bulunurken, karmaşık ekosistemler henüz oluşmamıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle bir metreden uzun bir yırtıcının varlığı, erken kara yaşamı hakkındaki bilinenleri yeniden tartışmaya açtı. Uzun süredir dev eklembacaklıların yalnızca Karbonifer döneminde ortaya çıktığı düşünülüyordu.</p>

<p>Ancak bu keşif, büyük vücut yapısının yalnızca atmosferdeki oksijen oranıyla değil, aynı zamanda av bolluğu ve çevresel koşullarla da ilişkili olabileceğini ortaya koyuyor.</p>

<p>Bilim insanları, bu bulgunun erken dönem ekosistemlerin sanılandan çok daha karmaşık ve dinamik olduğunu gösterdiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/bilim-dunyasini-sasirtan-kesif-dunya-tarihinin-en-buyuk-akrebi-ortaya-cikarildi</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 08:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-05-083526.png" type="image/jpeg" length="10345"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Arabalara Veda, Bombalara Merhaba...]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/arabalara-veda-bombalara-merhaba</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/arabalara-veda-bombalara-merhaba" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alman otomotiv devi Wolksvagen’in bazı araba üretim fabrikalarını işgalci siyonistlerin demir kubbesi için füze üretim tesisine dönüştürmesi ile başlayan tartışmalar ve beraberinde birçok araç firmasının fabrikalarını silah üretim fabrikalarına dönüştürmesi dikkatleri bu yöne çekti. Konu hakkında El Cezire’de Muhammed Yusuf adıyla yayımlanan analizi sizler için tercüme ettik.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Arabalar hariç her şey”</strong></p>

<p>1648 yılında 30 yıllık Avrupa “din savaşları”nı sona erdiren ve şehre bugün hala taşıdığı “Barış Şehri” unvanını kazandıran Westfalya Antlaşması’nın imzalandığı Almanya'nın kuzeybatısındaki Osnabrück şehrinde, ünlü Alman araba markası Volkswagen şirketinin israilli askeri sanayi şirketi Rafael ile müzakere ettiği fabrika bulunuyor. Yaklaşık 2.300 çalışanın istihdam edildiği fabrika, mevcut otomobil üretim hattının durdurulmasının ardından 2027 yılının sonunda kapatılması planlanıyordu.</p>

<p><img alt="D B2023 A L00231 Web 1600" class="detail-photo img-fluid" height="1067" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/d-b2023-a-l00231-web-1600.jpg" width="1600" /></p>

<p>Önerilen anlaşmanın şartlarına göre, fabrika Demir Kubbe sisteminin bileşenleri, ağır nakliye kamyonları, fırlatma rampaları ve jeneratörlerin üretimine geçecek. Füzelerin kendisi ise Almanya'daki Rafael şirketine ait başka bir özel tesiste üretilecek, Volkswagen ise füzeyi bir metal parçasından kullanıma hazır bir silaha dönüştüren çevre sistemini üretmekle yetinecek.</p>

<p><img alt="Images-114" class="detail-photo img-fluid" height="129" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/images-114.png" width="389" /></p>

<p>Volkswagen, bağlı şirketi “MAN” ile Alman savunma sanayi grubu Rheinmetall arasındaki ortaklık aracılığıyla halihazırda askeri kamyonlar üretiyor. Ancak israil şirketiyle beklenen işbirliği, Alman şirketini on yıllar sonra silahlanma alanına geri döndüren daha geniş bir adımdır. Şirket, İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi döneminde Alman ordusu için askeri araçların yanı sıra ünlü uçan bomba (ilk seyir füzesi) “V-1”in üretiminde de yer almıştı.</p>

<p><i>“Volkswagen, 2025 yılının sonunda Dresden otomobil üretim fabrikasını kapattı; bu, şirket tarihindeki ilk tam bir Alman fabrikası kapatılması oldu.”</i></p>

<p>Bu müzakerelerin yapıldığı bağlam, içeriği kadar önemlidir. 16 Aralık 2025'te, yani Osnabrück'teki olası anlaşmanın açıklanmasından sadece 3 ay önce, Volkswagen, 88 yıllık şirket tarihindeki ilk tam bir Alman fabrikası kapatışı olarak Dresden otomobil üretim fabrikasını kapattı. Sendikalarla mutabık kalınan yeniden yapılandırma planı kapsamında, şirket 2030 yılına kadar Almanya'da 35 bin kişiyi işten çıkarmayı planlıyor.</p>

<p><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#d35400">VOLKSWAGEN İŞGAL REJİMİNİN FİİLİ ORTAĞI</span></strong></span></p>

<p>Osnabrück fabrikası, şirketin 2024 yılında kapatılma tehdidi altında olduğunu açıkladığı üç tesisten biriydi. Yani seçim, otomobil üretimi ile silah üretimi arasında değil, silah üretimi ile tamamen kapatılma arasında yapıldı. Bu nedenle, bu dönüşüm, Alman şirketini Gazze Şeridi'nde soykırım eylemlerine karışan israil işgal ordusunun fiili ortağı haline getiren siyasi, hukuki ve ahlaki sonuçlarına rağmen, ekonomik açıdan bakıldığında mantıklıdır!</p>

<p><img alt="Width=3840,Fit=Cover,Quality=80,Format=Auto" class="detail-photo img-fluid" height="2560" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/width3840fitcoverquality80formatauto.webp" width="3840" /></p>

<p><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#d35400">SİLAH MI, YOKSA KAPATMA MI?</span></strong></span></p>

<p>Doğu Almanya'da ise daha sakin ama sembolik olarak daha derin bir dönüşüm yaşanıyor. 16 Aralık 2025'te, Polonya sınırındaki “Görlitz” şehrinde, 1849'dan beri, yani 175 yıldır faaliyet gösteren bir fabrikadaki son tren üretim hattı durduruldu.</p>

<p>Fabrika tamamen kapanmadı, aksine Fransız-Alman savunma şirketi “KNDS” tarafından devralındı. Bu şirket, 700 kişilik işgücünün yaklaşık 400'ünü “Leopard 2” tank gövdeleri, “RCH 155” (RCH 155) ve “Boxer” zırhlı araçlarını üretmek üzere yaklaşık 400 işçiyi yeniden istihdam edecek ve dönüşüm 2027 yılına kadar tamamlanacak.</p>

<p><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#d35400">RENAULT DA DRONE ÜRETMEYE BAŞLADI</span></strong></span></p>

<p>Bu yolda ilerlemeye başlayan şirketler sadece Almanya'da değil. Fransız Renault şirketi de geçtiğimiz Ocak ayında, Fransız Savunma Bakanlığı ile 10 yıla kadar uzayabilecek bir sözleşme kapsamında ve Fransız savunma şirketi “Turgis Gaillard” ile işbirliği içinde, Le Mans kentindeki fabrikasında aylık 600 adede ulaşabilecek kapasiteyle uzun menzilli saldırı dronlarının üretimine başladı.</p>

<p><strong><i>“Fransız Renault şirketi, Le Mans kentindeki fabrikasında aylık 600 adede varan kapasiteyle uzun menzilli saldırı drone'larının üretimine başladı.”</i></strong></p>

<p>Fransız ve uluslararası medyanın <i>“İran'ın Şehid insansız hava aracına Fransız cevabı”</i> olarak duyurduğu “Chorus” insansız hava aracının uzunluğu 10 metre olacak ve 5 bin metreyi aşan irtifada saatte 400 kilometre hıza ulaşması bekleniyor. Menzilinin 3.000 kilometreye ulaşması ve patlayıcı başlığının ağırlığının 500 kilogram olması bekleniyor. Birim maliyeti ise sadece 100 bin avro (yaklaşık 108 bin dolar) olarak tahmin ediliyor. Fransız Silahlı Kuvvetler Bakanlığı ile yapılan ilk sözleşmenin değeri 35 milyon avro (yaklaşık 37,8 milyon dolar) iken, bunu takip edebilecek çerçeve sözleşmenin değeri on yıl için 1 milyar avroya (yaklaşık 1,08 milyar dolar) ulaşmaktadır.</p>

<p>Bu büyük manşetlerin arka planında, daha küçük ancak aynı sistemle bağlantılı dönüşümler yaşanıyor. Otomobil üretimi de yapan bir savunma sanayi şirketi olan Alman Rheinmetall grubu, geçen yıl 2025'te Berlin ve Neuss'ta otomobil yedek parçaları üreten iki fabrikayı askeri teçhizat üretimine dönüştürmeye başlamıştı.</p>

<p><img alt="Continental Lastikleri 272D" class="detail-photo img-fluid" height="281" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/continental-lastikleri-272d.jpg" width="540" /></p>

<p>Şirket, Haziran 2024'te dev otomobil yedek parça üreticisi “Continental” ile, işten çıkarılan otomobil işçilerinin savunma fabrikalarında çalışmak üzere yeniden eğitilmesini öngören bir mutabakat zaptı imzaladı. Alman Federal Güvenlik ve Savunma Sanayii Birliği (BDSV) ise bir adım daha ileri giderek, Mart 2025'te otomotiv sektörünün üretim kapasitelerinin savunma sanayisinin hizmetine yeniden kazandırılmasına dayanan bir ulusal sanayi politikası benimsenmesini önerdi.</p>

<p>Elbette bu yeni bir eğilim değil; zira Avrupa otomotiv şirketleri, savaş zamanlarında kendilerinden talep edildiğinde silah ve savunma teçhizatı üretiminde köklü bir geçmişe sahiptir. Olan bitenin resmi anlatımı ise, Avrupa otomotiv endüstrisinin elektrikli araçlara geçişte aksaklıklar yaşarken Çinli rakiplerine karşı savaşı kaybettiği ve Rus-Ukrayna savaşı nedeniyle artan savunma bütçelerinde bir can simidi bulabileceği yönündedir. Sonuçta ortaya çıkan tablo şöyledir: Şirketler mevcut duruma uyum sağlıyor, işçiler işlerini koruyor ve hükümetler askeri hazırlıklarını güçlendiriyor; bu da bu tablonun bir tarafının mevcut koşullara göre rasyonel davrandığı anlamına geliyor.</p>

<p><strong><i>“Rheinmetall grubu geçen yıl, Berlin ve Neuss'ta otomobil yedek parçaları üreten iki fabrikayı askeri teçhizat üretimine dönüştürmeye başladı”</i></strong></p>

<p>Ancak bu rasyonel davranışların toplamı, büyük olasılıkla, başka bir karmaşık durumu ortaya çıkaracaktır; askeri tehditlerin devam etmesinin, endüstrinin kendisinin devamı için bir koşul haline geldiği bir kıtasal ekonomi. Yani, endüstriyel altyapı, tamamlandığında, varlığını haklı çıkarmak için sürekli bir düşmana ihtiyaç duyacaktır bu konuda ABD askeri-sanayi kompleksinden bir ders çıkarabiliriz. Bu durum, Avrupa'yı ve söz konusu silahların namlularının diğer ucunda durdukları varsayılanların kaderini hapseden sıkı bir kıskaca benzetilebilir.</p>

<p>Uzaktan bakıldığında farklı şirketlerin farklı kararları gibi görünen bu durum, en azından teorik olarak, kıtasal sanayi üretim tabanının sistematik bir yeniden yapılandırılmasıdır. Bu dönüşümün hızı dikkat çekicidir; müzakerelere yakın kaynaklara göre, bir otomobil fabrikasının savunma teçhizatı üretimi için yeniden yapılandırılması, minimum yeni yatırımla sadece 12 ila 18 ay sürer. Şirketlerin ve hükümetlerin bazen on yıllık sanayi politikası ile başaramadıklarını, hayatta kalma hesaplarının yarattığı baskı bir buçuk yıldan daha kısa bir sürede başarabilir.</p>

<p><img alt="Volkswagen Turkiye Fabrikasi Icin Bulgaristandan Onemli Aciklama 660X371" class="detail-photo img-fluid" height="371" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/volkswagen-turkiye-fabrikasi-icin-bulgaristandan-onemli-aciklama-660x371.jpg" width="660" /></p>

<p><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#d35400">HAYATTA KALMA HESAPLARI</span></strong></span></p>

<p>Avrupalı otomobil şirketlerinin neden tam da bu anda askeri sanayiye yöneldiğini anlamak için, öncelikle son birkaç ayda açıklanan rakamlara bakmak gerekir; belki bunlar bize yeterli bir bağlam sunar.</p>

<p><img alt="Gemini Generated Image Uhi08Juhi08Juhi0" class="detail-photo img-fluid" height="768" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/gemini-generated-image-uhi08juhi08juhi0.png" width="1408" /></p>

<p>Geçtiğimiz 26 Şubat'ta, Peugeot, Citroën, Fiat, Chrysler, Jeep, Opel ve Alfa Romeo gibi ünlü markaları bünyesinde barındıran Stellantis, 2025 yılında 22,3 milyar avro (yaklaşık 26,3 milyar dolar) tutarında bir net zarar kaydettiğini duyurdu. Bu, şirketin 2021'deki birleşmeyle kurulmasından bu yana tarihinde bir ilk. Zararın büyük kısmı, çoğunlukla elektrikli araç stratejisinin yeniden yapılandırılmasıyla bağlantılı olan 25,4 milyar avroluk (yaklaşık 27,4 milyar dolar) varlıkların silinmesinden kaynaklandı.</p>

<p>İki hafta sonra, 10 Mart'ta sıra Volkswagen'e geldi. Halen Avrupa'nın en büyük otomobil üreticisi olan şirket, 2025'teki işletme karının %53 düşüşle sadece 8,9 milyar avroya (yaklaşık 9,6 milyar dolar) gerilediğini açıkladı; bu rakam, şirketin belirlediği stratejik hedefin yarısına bile ulaşamadı. Analistler 9,4 milyar avro (yaklaşık 10,2 milyar dolar) kar öngörüyordu; yani gerçek sonuçlar piyasanın beklentilerinden daha kötü çıktı.</p>

<p><i><strong>“Çinli şirketler artık uzak bir rakip değil, Avrupalılarla kendi pazarlarında rekabet ediyor”</strong></i></p>

<p>Rakamların ardında yapısal bir neden yatıyor: Çinli şirketler artık uzak bir rakip değil, Avrupalılarla kendi pazarlarında rekabet ediyor. Sadece geçtiğimiz Ocak ayında, Çinli “BYD” şirketi bir önceki yılın aynı ayına kıyasla satışlarını neredeyse ikiye katlarken, bir başka Çinli şirket olan “Leap Motor” ise yıllık bazda %357'lik bir sıçrama kaydetti.</p>

<p>Ağustos 2025'te Avrupa'da Çinli şirketlerin toplam kayıt sayısı 43.500'ü aştı; bu, Audi veya Renault'un tek başına kayıt sayısından daha fazla ve yıllık %121'lik bir artışa tekabül ediyor. BYD araçları, Avrupa Birliği'nin 2024 yılında Çin menşeli elektrikli araçlara uyguladığı ek gümrük vergilerine rağmen, Avrupa'da Volkswagen'in benzer araçlarından daha düşük fiyatlarla satılıyor. Kriz Çin'in baskısıyla sınırlı değil; bunun yanı sıra, Avrupalı otomobil şirketleri elektrikli araçlara geçiş tuzağına da düştü. Piyasanın belirli bir hızda hareket edeceği varsayımıyla, üretim hatlarını yeniden donatmak, yeni elektrikli platformlar geliştirmek ve pil fabrikaları kurmak için milyarlarca avro yatırım yaptılar.</p>

<p>Ancak pazar, bu şirketlerin beklediğinden çok daha yavaş hareket etti, bu da Stellantis'i bu yatırımların değerinden 25,4 milyar avro (yaklaşık 27,4 milyar dolar) silmeye zorladı. Volkswagen ise, elektrikli motorlara yatırım yaparken aynı zamanda yeni içten yanmalı motor teknolojisine de yatırım yapmaya devam etmek zorunda kalacağını açıkladı; yani, tek bir yol için tasarlanmış bütçelerle iki paralel yolu finanse etmek zorunda kalacak.</p>

<p><img alt="H Gi Bj N I Xc A A N Mg I" class="detail-photo img-fluid" height="422" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/h-gi-bj-n-i-xc-a-a-n-mg-i.jpg" width="750" /></p>

<p><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#d35400">WOLKSVAGEN'E BİR DARBE DE ABD'DEN</span></strong></span></p>

<p><strong><i>“Trump yönetimi Avrupa'dan gelen otomobil ithalatına %25 gümrük vergisi uyguladığından beri, kıtadaki şirketler milyarlarca dolarlık kar kaybına uğradı.”</i></strong></p>

<p>Ardından ABD gümrük vergileri geldi; Donald Trump yönetimi Nisan 2025'te Avrupa'dan gelen otomobil ithalatına %25 oranında gümrük vergisi uyguladığından beri, kıtadaki şirketler her yıl milyarlarca dolarlık kar kaybına uğradı. Sadece Volkswagen, 2025'in ilk yarısında gümrük vergilerinden 1,5 milyar dolarlık zarar kaydetti; Stellantis ise 2026'da bu vergilerin net maliyetini yaklaşık 1,6 milyar avro (yaklaşık 1,7 milyar dolar) olarak hesapladı.</p>

<p>Bu bağlamda, savunma sanayine geçiş kararı fazla açıklamaya gerek duymayan bir mantık haline geliyor; zira Avrupa savunma bütçeleri gerçekten de tarihi oranlarda şişiyor ve devlet sözleşmeleri on yıl veya daha uzun süre garantili, ayrıca sektörel kâr marjları genellikle otomotiv endüstrisinin elde ettiklerinin kat kat fazlası; Fabrikalar hazır, işçiler eğitimli ve tedarik zincirleri mevcut.</p>

<p>Tüm bu durumlarda, her bir şirketin aldığı karar rasyonel görünüyor ve her bir hükümetin aldığı karar da öyle görünebilir. Ancak pek sorulmayan bir soru var: Bu rasyonel kararların toplamı tamamlandığında ne ortaya çıkacak? Bu soruyu yanıtlamaya çalışmadan önce, bu askeri altyapıyı finanse eden mevcut tehditlerin hayali olmadığını kabul etmek gerekir.</p>

<p><img alt="Gemini Generated Image Dz7C7Qdz7C7Qdz7C" class="detail-photo img-fluid" height="768" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/gemini-generated-image-dz7c7qdz7c7qdz7c.png" width="1408" /></p>

<p><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#d35400">TEHDİT ALTINDAKİ AVRUPA</span></strong></span></p>

<p>Avrupa, endüstriyel dönüşümünü tek bir baskın tehdit, yani Rusya'nın yayılma tehlikesi ile gerekçelendiriyor. Bu elbette hayali bir tehdit değil. Şubat 2022'de Rusya ile Ukrayna arasında savaşın patlak vermesinden bu yana, Rus tehdidinin okunması, Avrupa istihbarat teşkilatları, askeri liderler ve savunma bakanlıklarının belgelerinin kesiştiği bir anlatıya dönüştü.</p>

<p>Geçtiğimiz 18 Mart'ta Çek Genelkurmay Başkanı General Karel Řehka, Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü (NATO) üyesi ülkelerin askeri liderlerinin çoğunun, Rusya'nın 2029 yılına kadar ittifak topraklarına saldırı düzenleme olasılığını dışlamadığını belirtti. Alman Federal İstihbarat Servisi (BND) ise bu tarihi 2030 olarak tahmin ediyor.</p>

<p>NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ise Aralık 2025'te Berlin'de “Avrupa, Rusya'nın bir sonraki hedefi” uyarısında bulunarak, savaşın kapıda olduğunu ekledi. Mart 2026'da Litvanya istihbarat teşkilatları, Rusya'nın Ukrayna savaşının bitmesinden bir ila iki yıl sonra Baltık bölgesinde sınırlı bir askeri harekâta hazır olabileceği ve 6 ila 10 yıl içinde NATO ile geniş çaplı bir savaşa hazır olabileceği yönünde bir değerlendirme yayınladı.</p>

<p><img alt="Chatgpt Image 4 Haz 2026 13 24 55" class="detail-photo img-fluid" height="916" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/chatgpt-image-4-haz-2026-13-24-55.png" width="1717" /></p>

<p><i><strong>“Avrupa'nın yeniden silahlanma planları, 2035'ten önce askeri kapasitedeki temel boşlukları kapatmayacak”</strong></i></p>

<p>Bu tahminler doğru olsun ya da olmasın, Avrupa'nın kararlarını alacağı anı oluşturuyor. Buradaki ikilem, mevcut tahminlere göre Avrupa'nın yeniden silahlanma planlarının 2035'ten önce askeri kapasitedeki temel boşlukları kapatamayacağıdır. Beş ila yedi yıl süren bu boşluk, planlamada bir tesadüf değil, bir fırsattır ve Rusya, bu tür fırsatları defalarca değerlendirdiğini kanıtlamıştır.</p>

<p>Genel olarak bu tahminler hiç yoktan ortaya çıkmıyor. 2025 yılında Avrupa hava ve sularında bir dizi saha olayı yaşandı ve bunlar Avrupa başkentlerinde düşük yoğunluklu bir “melez savaş” olarak karşılandı. Örneğin, bir Rus konvoyu Polonya hava sahasını ihlal ederek bir NATO üssünün yakınını vurdu; Eylül 2025’te Rus savaş uçakları 12 dakika boyunca Finlandiya Körfezi hava sahasını geçti; Litvanya ve Romanya’da da benzer ihlaller kaydedildi. Bu olaylar ister hesaplanmış provokasyonlar ister birikmiş ihlaller olsun, Avrupa'nın siyasi kararları üzerindeki etkisi aynıdır; zira bunlar, tehdidin teorik olmadığını kanıtlamaktadır.</p>

<p>Buna karşılık, Avrupa, Rus-Ukrayna savaşından önceki on yılı savunma harcamalarını kısarak geçirdiğini inkar edemez. 2014 yılında, Avrupa Birliği'nin savunma harcamaları, verilerin toplanmaya başladığı 2005 yılından bu yana en düşük seviyesine ulaşarak, enflasyona göre ayarlanmış olarak sadece 189 milyar avro (yaklaşık 204,1 milyar dolar) oldu. Savunma bakanlıklarının kendi raporlarına göre, ittifakın birçok ülkesindeki mühimmat stokları, yoğun çatışmaların yaşandığı birkaç günden fazlasını idare etmeye yetmiyordu. Avrupa savunma şirketleri yılda birkaç düzine top üretirken, Rusya'nın üretimi binlerce adede ulaşıyordu. Bu uçurum mevcuttu ve büyüktü; iki on yıllık “stratejik gevşeme”nin bir sonucuydu.</p>

<p>Bu bağlamda, “Financial Times”ın bir raporuna göre, israilli Rafael şirketi, Rusya-Ukrayna savaşının ardından hava savunma sistemlerini güçlendirme yönündeki hızlanan eğilim ışığında, Almanya da dahil olmak üzere Avrupa ülkelerine “Demir Kubbe” sistemini pazarlamaya çalışıyor. Almanya, geçen yıl “İsrail Havacılık Endüstrileri” şirketi tarafından üretilen “Arrow 3” hava savunma sisteminin üç ünitesinden ilkini teslim almıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Gemini Generated Image Cse2Decse2Decse2" class="detail-photo img-fluid" height="768" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/gemini-generated-image-cse2decse2decse2.png" width="1408" /></p>

<p><i><strong>“Tehditler mevcutken, hazırlık zayıfken ve Amerikan ittifakı sallantıda iken, kimse bir otomobil fabrikasının silah üretimine dönüştürülmesine itiraz etmez”</strong></i></p>

<p>Teorik olarak Avrupa'nın mantığına itiraz etmek zor. Tehditler varken, hazırlık zayıfken ve müttefiklerden harcamalarını gayri safi yurtiçi hasılalarının %5'ine çıkarmalarını talep eden Trump yönetimi altında ABD müttefiklği sallantıda iken, ve Atlantik taahhütlerinden tamamen çekilme tehdidini defalarca dile getirmişken, doğal tepki harcama, silahlanma ve sanayi tabanını yeniden inşa etmektir. Eski bir otomobil fabrikasını hava savunma sistemi bileşenleri üreticisine dönüştürme kararı, gerçek koşullara bir yanıt olarak değerlendirildiğinde mantıklı görünmektedir.</p>

<p>Ancak, Avrupa'nın tehditlere vereceği yanıtın yapısal olarak ne gibi sonuçlar doğuracağını tartışan çok az sayıda uzman bulunmaktadır. Rusya ile ilgili tüm istihbarat değerlendirmelerinin doğru olduğunu ve tüm tehditlerin gerçekleşmek üzere olduğunu varsayarsak, yukarıda bahsedilenlerin hiçbirinde sorulmamış olan soru şu: Bu tehditlerle yüzleşmek için bugün inşa edilen altyapıya, tehditler sona erdiğinde ne olacak?</p>

<p><img alt="44435379 605" class="detail-photo img-fluid" height="674" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/44435379-605.jpg" width="1199" /></p>

<p><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#d35400">SIKI BİR KİLİT</span></strong></span></p>

<p>Endüstriyel altyapının eski haline dönebileceği yönünde yaygın bir varsayım var. Yakın tarih bize güven verici bir örnek sunuyor; İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra, Amerikan ve Avrupalı otomobil fabrikaları sivil üretime geri döndü; tank ve bombardıman uçağı üreten şirketler, kısa sürede otomobil üretimine geri döndü.</p>

<p>Ancak bu sefer, 1945'ten sonra silah endüstrisinin sivil üretime geri dönmesini sağlayan kapıyı kapatan üç yapısal mekanizma var. Birincisi, geri dönülecek bir sivil ekonomi yok; Avrupa otomobil endüstrisi, savaş çabaları nedeniyle geçici bir ara vermiyor, aksine sürekli yapısal baskılar altında çöküş yaşıyor. Osnabrück, Le Mans veya Görlitz fabrikalarının otomobil üretimine geri dönmesi, onları bu sektörden çıkmaya iten aynı zarara, belki de daha da fazlasına geri dönmek anlamına gelir.</p>

<p>İkincisi, siyasi teşvikler artık dönemsel değil, yapısal hale geldi. NATO'nun 2035 yılına kadar GSYİH'nın %3,5'ini temel savunma sektörüne ve %1,5'ini askeri altyapı projelerine ayırma hedefi, geçici bir krize yanıt değil, uzun vadeli bir politikadır. Üçüncüsü, geçiş maliyetleri birikmektedir; güvenlik izinlerinden tedarik zincirlerine ve özel eğitimlere, 10 veya 15 yıla uzanan sözleşmelere kadar. Fabrikanın savunma sistemi içinde kaldığı her ay, sistemden çıkmayı daha zor ve daha maliyetli hale getirir, ta ki çıkış -pratikte- imkansız hale gelene kadar. Otomobil üretiminden savunma sektörüne geçiş yapan bir Alman şirketinin kurucularından biri, deneyimini şöyle özetliyor: “Bu sektöre girmek zaman ve çaba gerektirir, ancak bir kez sistemin içine girdiğinizde, içinde kalırsınız.”</p>

<p><i><strong>“Avrupa otomotiv endüstrisi, savaş çabaları için geçici bir mola vermiyor, sürekli yapısal baskılar altında çöküş yaşıyor.”</strong></i></p>

<p>Bu üç mekanizma, işçilerin kendi kararlarında en samimi şekilde ifade buluyor. Geçtiğimiz Şubat ayında, Le Mans'daki Renault fabrikasının sosyal ve ekonomik konseyi, saldırı araçlarının üretimine katılma konusunda oylama yaptı; sonuç 10 lehte, 11 çekimser ve sıfır aleyhte oy oldu. Bazı sendikalar, yaşananların bir savaş mantığına doğru gittiğini düşünerek projeye karşı çıktı. Ancak fabrikanın kapanmasının aileleri için ne anlama geldiğini pratikte bilen işçiler, işlerini sürdürmeyi tercih ettiler. Osnabrück müzakerelerine yakın bir kaynak bu mantığı şöyle özetledi: “Amaç herkesi kurtarmak, belki de büyüme.”</p>

<p>Dolayısıyla, işçi düzeyinde alınan ve nihayetinde tüm kıta düzeyinde yapısal bir seçime dönüşen bir ekonomik karar ile karşı karşıyayız.</p>

<p>Bu yapısal kilit tamamen kapandığı anda, sistem kendini yeniden üretmeye başlar. Bu durum ilk olarak siyasi baskıda ortaya çıkar; Ukrayna savaşının başlangıcından bu yana, Avrupa savunma şirketlerinin Brüksel'deki siyasi baskı için yaptığı harcamalar yaklaşık %40 arttı, Haziran 2024 ile Haziran 2025 arasındaki dönemde, sektör temsilcileri Avrupa Parlamentosu üyeleriyle 197 toplantı düzenledi; bu rakam, önceki beş yılın toplamında sadece 78 toplantıydı.</p>

<p>Sektörün en büyük yedi şirketi olan Airbus, Leonardo, Thales, Rheinmetall, Naval Group, Saab ve Safran, yalnızca 2023 yılında siyasi lobicilik faaliyetleri için yaklaşık 5,5 milyon avro (yaklaşık 5,9 milyon dolar) harcadı; bu, bir önceki yıla göre %34'lük bir artışa tekabül ediyor. Transparency International ve Avrupa Birliği Gözlemevi, yaşananları “silah tüccarları için altın madeni” olarak nitelendirdi ve savunma bütçelerinin Avrupa'nın güvenlik hedeflerine değil, özel şirketlerin satış hedeflerine hizmet eden silahlara harcanabileceği konusunda uyarıda bulundu.</p>

<p><i><strong>“60 yıldan fazla bir süre önce, ABD Başkanı Dwight Eisenhower, Amerikan siyasi yaşamında haksız bir nüfuz kazanan bir askeri-sanayi kompleksinin ortaya çıkması konusunda uyarıda bulunmuştu.”</strong></i></p>

<p>Bu modelin tarihsel öncülü bilinmekte ve kayıt altına alınmış olup, altmış yıldan fazla bir süre önce adlandırılmıştır. 1961'deki veda konuşmasında, Avrupa'daki müttefik kuvvetlere komuta eden ABD Başkanı Dwight Eisenhower, Amerikan siyasi yaşamında haksız bir nüfuz kazanan bir “askeri-sanayi kompleksi”nin ortaya çıkması konusunda uyarıda bulunmuştu. Yirminci yüzyılın ikinci yarısı onun teşhisini doğruladı ve ABD savunma harcamaları, birçok eyalete yayılmış müteahhitler, memurlar, politikacılar ve askeri fabrikalardan oluşan karmaşık bir ağ sayesinde, dokunulmaz bir siyasi kırmızı çizgi haline geldi; bu da söz konusu bütçede yapılacak herhangi bir kesintiyi pahalıya mal olacak bir seçim kaybı haline getiriyor.</p>

<p>Bugün savunma sanayi tabanını hızla inşa eden Avrupa, aynı Amerikan sisteminin kendi versiyonunu benimsiyor. İnşa tamamlandığında, yeni doğan askeri kompleksin, Amerikan örneğinde defalarca olduğu gibi, varlığını sürdürmek için ihtiyaç duyduğu tehditleri üretmeye başlaması şaşırtıcı olmayacaktır. Savaşa ihtiyaç duyan ekonomi, kısa sürede savaşın varlığını haklı gösterecek bir yol bulur. İşte burada tablo tamamlanır: “Barış Şehri”ndeki bir otomobil fabrikası füze rampaları üretir, 175 yıldır faaliyet gösteren bir tren fabrikası tank gövdeleri üretir, Le Mans’daki bir otomobil fabrikası insansız hava araçları üretir; bunların hepsi Rus tehdidine karşı koymak içindir.</p>

<p>Bu adımların her birinin ayrı bir mantıklı gerekçesi var, ancak bunların toplamı, devam edebilmek için kanın akmaya devam etmesine ihtiyaç duyan bir Avrupa ekonomisi yaratıyor. Avrupa'nın bugün önümüze bıraktığı soru, bunun planlanmış olup olmadığı değil, gerçekleştiğinde bunu durdurabilecek biri olup olmadığıdır.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Al Jazeera</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/arabalara-veda-bombalara-merhaba</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 12:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/chatgpt-image-4-haz-2026-13-31-00.png" type="image/jpeg" length="73112"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Instagram'da büyük güvenlik açığı!]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/instagramda-buyuk-guvenlik-acigi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/instagramda-buyuk-guvenlik-acigi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Instagram’ın yapay zekâ tabanlı destek mekanizması, siber korsanların kullanıcı hesaplarını ele geçirmesine zemin hazırlayan kritik bir güvenlik zafiyeti barındırdığı gerekçesiyle sert eleştirilerle karşı karşıya kaldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medyada sızdırılan ekran görüntüleri ve video kayıtları, siber korsanların izlediği tehlikeli yöntemi gözler önüne serdi. Paylaşılan verilere göre hackerlar, Instagram’ın yapay zekâ destek mekanizmasını manipüle ederek hedef hesapların kayıtlı e-posta adreslerini değiştirmeyi başardı. Saldırganlar, bu aşamadan sonra şifre sıfırlama talebi göndererek kullanıcı hesaplarının kontrolünü tamamen ele geçirdi.</p>

<p>Instagram'ın çatı şirketi Meta, güvenlik açığının giderildiğini ve etkilenen hesapların güvence altına alındığını açıklasa da olay, şirketin yapay zekâ sistemleri ve müşteri desteği politikalarıyla ilgili ciddi soru işaretleri doğurdu.</p>

<p>İddialara göre saldırganlar, VPN kullanarak hesap sahibinin bulunduğu konumda görünmeyi başardı. Ardından Meta AI destek asistanına yeni bir e-posta adresini hesaba bağlaması talimatını verdi. Yapay zekâ sistemi yeterli doğrulama yapmadan bu talebi yerine getirince, saldırganların hesap şifrelerini değiştirmesinin önü açıldı.</p>

<p>Olayın kaç kullanıcıyı etkilediği bilinmiyor. Ancak mağdurlar arasında siber güvenlik araştırmacısı ve eski Meta çalışanı Jane Manchun Wong da bulunuyor. Wong, Instagram şifresinin bilgisi dışında değiştirildiğini ve hesabına yönelik çok sayıda şifre sıfırlama girişimiyle karşılaştığını açıkladı.</p>

<p>Teknoloji sitesi 404 Media, söz konusu güvenlik açığının ortaya çıktığı dönemde birçok yüksek profilli Instagram hesabının ele geçirildiğini bildirdi. Bunlar arasında eski ABD Başkanı Barack Obama'nın Beyaz Saray döneminde kullandığı doğrulanmış Instagram hesabı da yer aldı. Hesaptan kısa süreliğine İran yanlısı paylaşımlar yapıldığı, daha sonra hesabın geri alındığı belirtildi.</p>

<p>Yaşananlar, Meta'nın kullanıcı desteği konusunda uzun süredir devam eden eleştirileri yeniden gündeme taşıdı. Hesapları ele geçirilen birçok kullanıcı, insan destek ekibine ulaşamadıklarını ve yalnızca otomatik sistemlerle karşılaştıklarını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir kullanıcı "Bir yapay zekâ hesabımı çaldı, başka bir yapay zekâ da sorunu çözemiyor. Sürecin hiçbir aşamasında gerçek bir insan yok." sözleriyle tepkisini dile getirdi.</p>

<p>Siber güvenlik uzmanları, hesap kurtarma gibi kritik işlemlerin yalnızca yapay zekâ sistemlerine bırakılmasının ciddi riskler oluşturduğunu belirtiyor. NordVPN Teknoloji Direktörü Marijus Briedis, "Yapay zekâ sohbet botlarına fazla yetki verilip yeterli doğrulama uygulanmadığında ciddi güvenlik açıkları ortaya çıkabilir." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Meta, son dönemde yapay zekâ yatırımlarına milyarlarca dolar ayırırken iş gücünde önemli kesintilere gitmişti. Uzmanlar, müşteri hizmetlerinde insan desteğinin azaltılmasının benzer güvenlik sorunlarının etkisini daha da büyütebileceği uyarısında bulunuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Muhammed AYDEMİR</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/instagramda-buyuk-guvenlik-acigi</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 19:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2025/07/instagram-arizalandi-mi-17-temmuz-2025-kesinti-raporu.jpg" type="image/jpeg" length="53966"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[GÖKDOĞAN ve BOZDOĞAN testleri geçtiler!]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/gokdogan-ve-bozdogan-testleri-gectiler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/gokdogan-ve-bozdogan-testleri-gectiler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin savunma sanayisinden hava-hava füzeleri GÖKDOĞAN ve BOZDOĞAN, harp başlıklı atış testlerinden başarıyla geçti. Gelişmeyi değerlendiren Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, bu başarının Türkiye’nin hava savunma kabiliyetini çok daha kritik ve stratejik bir seviyeye taşıdığını ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yerli hava-hava füzeleri GÖKDOĞAN ve BOZDOĞAN, en kritik aşamalardan birini daha geride bıraktı. Gelişmeyi sosyal medya hesabından duyuran Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, her iki füzenin de harp başlıklı atış ve doğrulama testlerini başarıyla tamamladığını açıkladı. Bakan Kacır, bu başarının Türkiye’nin savunma sanayisindeki yükselişini açıkça ortaya koyduğunu vurguladı.</p>

<p>Kacır, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"Milli hava-hava füzelerimiz harp başlıklı atış testlerini başarıyla tamamlayarak doğrulama sürecini geride bıraktı. Bu sadece bir test değil, gökyüzündeki caydırıcılığımızın, mühendisliğimizin ve kararlılığımızın somut bir göstergesi."</strong></p>

<p>Başarıda emeği geçen ekiplere teşekkür eden Kacır, özellikle TÜBİTAK SAGE mühendisleri ve teknisyenlerini tebrik etti.</p>

<p>Türkiye'nin milli teknoloji hamlesi kapsamında savunma sanayisinde kritik projeleri hayata geçirmeyi sürdürdüğünü belirten Kacır, paylaşımını "Ülkemize hayırlı olsun. Milli teknoloji hamlesi yolunda çok daha güçlü yarınlara." ifadeleriyle tamamladı.</p>

<p>GÖKDOĞAN ve BOZDOĞAN, Türkiye'nin hava-hava füze ihtiyacının yerli imkanlarla karşılanması amacıyla geliştirilen projeler arasında yer alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Yakup YÜKSEK</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/gokdogan-ve-bozdogan-testleri-gectiler</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 14:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/05/b2b3894e-a78f-4bfd-97d8-57dc909eca18.png" type="image/jpeg" length="68198"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bir ülke, çevrim içi platformlara yeni çocuk güvenliği kuralları getiriyor]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/bir-ulke-cevrim-ici-platformlara-yeni-cocuk-guvenligi-kurallari-getiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/bir-ulke-cevrim-ici-platformlara-yeni-cocuk-guvenligi-kurallari-getiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Malezya, çocukları korumak ve çevrim içi platformlardaki zararlı içeriklere maruz kalmayı azaltmak amacıyla 1 Haziran’dan itibaren yeni dijital güvenlik önlemlerini yürürlüğe koyacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Malezya İletişim ve Multimedya Komisyonu’nun cuma günü yaptığı açıklamaya göre, yeni düzenlemeler kapsamında çevrim içi hizmet sağlayıcıları, 16 yaş altındaki kullanıcıların hesap açmasını ve hesap sahibi olmasını sınırlandıracak koruma mekanizmaları oluşturmakla yükümlü olacak.</p>

<p>Ayrıca platformların içerik denetimini güçlendirmesi, yüksek risk taşıyan özellikler için yaşa uygun koruma ve kısıtlamalar getirmesi gerekecek.</p>

<p>Komisyon, platformların etkili ihbar ve müdahale mekanizmaları, reklam veren doğrulama sistemleri ve gerekli durumlarda manipüle edilmiş içeriklerin etiketlenmesi uygulamalarını hayata geçireceğini bildirdi.</p>

<p>Yeni kuralların uygulanması için çevrim içi platformlara bir geçiş süresi tanınacağı belirtilirken, sürenin ne kadar olacağı açıklanmadı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Malezya son yıllarda sosyal medya şirketlerine yönelik denetimlerini artırmıştı. Yetkililer; çevrim içi kumar, dolandırıcılık, çocukların istismara yönelik yönlendirilmesi, siber zorbalık ile ırk, din ve kraliyet kurumlarıyla ilgili içerikleri zararlı kategorisinde değerlendiriyor.</p>

<p>Hükümetin, dünya genelindeki benzer uygulamalara paralel olarak bu yıl kullanıcılar için yaş doğrulama sistemini de devreye almayı planladığı belirtildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/bir-ulke-cevrim-ici-platformlara-yeni-cocuk-guvenligi-kurallari-getiriyor</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 15:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/05/0aade571-e501-4e72-a1d7-13d5a2093ff7.jpg" type="image/jpeg" length="42731"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eşi benzeri görülmemiş bir gelişme! Haritaları baştan aşağı yenileyecek büyük dönüşüm]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/esi-benzeri-gorulmemis-bir-gelisme-haritalari-bastan-asagi-yenileyecek-buyuk-donusum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/esi-benzeri-gorulmemis-bir-gelisme-haritalari-bastan-asagi-yenileyecek-buyuk-donusum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyanın ikinci en büyük kıtası Afrika, tektonik plakaların etkisiyle içten içe parçalanma evresine girdi. Uzun zamandır “ölü ve durağan” kabul edilen yerkabuğundaki çatlakların hareketlenmesi sayesinde bilim insanları, milyonlarca yıl sonra yepyeni bir okyanus oluşturacak devasa bir ayrılmanın ilk evrelerini gözlemlediklerini duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Frontiers in Earth Science dergisindeki güncel jeokimyasal bulgulara göre, Sahra Altı Afrika’daki bu jeolojik olay, birkaç milyon yıl içinde kıtayı ikiye bölerek iki farklı kara parçasına dönüştürecek.</p>

<h3><strong>HARİTALAR YENİDEN Mİ ÇİZİLECEK?</strong></h3>

<p>Bilim insanları ve jeologlar uzun yıllar boyunca Tanzanya'dan Namibya'ya uzanan tahmini 2.500 kilometrelik dev Kafue Rift'nin neredeyse hareketsiz hale geldiğini sanıyordu.</p>

<p>Lakin son 10 yılda yalnızca hassas aletlerin fark edebileceği gizlemli titreşimler, yeraltı sıcaklığındaki fark edilir yükselmeler ve uyduların tespit ettiği milimetrelik yer hareketleri bilim dünyasını alarm seviyesine çıkardı.</p>

<p>Oxford Üniversitesi öncülüğündeki birkaç bilim insanı Zambiya'daki sıcak su kaynakları ve Jeotermal kuyulardan çıkan gaz örneklerini inceledi. Ortaya çıkan bulgular oldukça şaşırtıcıydı.</p>

<p><img height="510" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/05/image-5758.png" width="908" /></p>

<h3><strong>ÇOK NADİR BİR ELEMENT</strong></h3>

<p>Araştırmayı sürdüren bilim adamı Rūte Karolyte ve Arkadaşları yer kabuğunun kilometrelerce altında, dünyanın mantosundan açığa çıkan çok nadir bir elementi buldu: Helyum-3</p>

<p>Normal koşullarda yeryüzünde olması oldukça Nadir gibi gözüken bu gazın kaplıca sularında bulunması, yerin alt katmanlarının ayrışmaya başladığını ve manto'daki magmatik hareketliliğin yeni bir yol arayışında olduğunu ortaya koydu.</p>

<p>Kalifornia üniversitesinden ünlü profesör Estella Atekwana,<i> </i><strong><i>"Olgunlaşmış, bitmiş kıta sınırlarını tanımak kolaydır. Ancak yeni bir plaka sınırının doğuş aşamaları tamamen belirsizdir. Kafue Rifti, volkanlar ve devasa depremler orijinal koşulları tamamen silip süpürmeden önce, bize bir kıtanın doğuş anını yakalamak için milyonda bir denk gelecek nadir bir fırsat sunuyor."</i> </strong>dedi.</p>

<p><img height="601" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/05/image-5759.png" width="908" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>AFRİKA’NIN GÜNEYİ KAYIYOR!</strong></h3>

<p>Bu jeolojik yarılma ileride yerküreyi ne yönde etkileyecek? Gelecekteki gezegeni hangi şekillere dönüştürecek?</p>

<p>Araştırmada yer alan yazar Prof. Mike Daly'nin ifade ettiğine göre süreç artık Geri dönüşü olmayan bir biçimde ilerliyor. Tırnak uzaması şeklinde benzer yavaş hareket eden yer plakları yer kabuğunu zorladıkça ve bu da bölgede deprem yoğunluğu ile lav akışını arttırabilecek.</p>

<p>Derinleşen yarıkların içine önce Akdeniz ve Hint Okyanusu'nun suları dolacak, devasa göller oluşacak ve en nihayetinde Afrika'nın güney kısmı ana kıtadan tamamen koparak ayrılacak.</p>

<p>Bilim insanları bu devasa bölünmenin en hızlı ihtimalle birkaç milyon, en yavaş ihtimalle ise 20 milyon yıl içinde tamamlanacağını ve dünya haritasına yepyeni bir okyanus ekleneceğini öngörüyor.</p>

<p>Yerkürenin kıtaya bölünmesi milyarlarca yıllık bir serüveni kapsayacak. Bu jeolojik yarılma denize kıyısı olmayan Afrika ülkesi Zombiya için ilerleyen süreçte ekonomik atılımlar barındıracak.</p>

<p>Yerküreden artan yüksek ısı, bölgenin jeotermal enerji santralleri kurmasına zemin hazırlayacak. Havacılık, teknoloji ya da tıp endüstrisinde dünyadaki talebi yüksek olan kıymetli helyum gazının da bölgeden önemli miktarda var olacağı ifade ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>AMMAR KIZILÇINAR</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/esi-benzeri-gorulmemis-bir-gelisme-haritalari-bastan-asagi-yenileyecek-buyuk-donusum</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/05/esi-benzeri-gorulmemis-bir-gelisme-haritalari-bastan-asagi-yenileyecek-buyuk-donusum.jpg" type="image/jpeg" length="52385"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Isıya dayanıklı yeni bir bakteri keşfedildi]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/isiya-dayanikli-yeni-bir-bakteri-kesfedildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/isiya-dayanikli-yeni-bir-bakteri-kesfedildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Endonezya'da "Thermus javaensis" adında yeni bir ısıya dayanıklı bakteri türü keşfetti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Endonezya Üniversitesi (UI) Matematik ve Doğa Bilimleri Fakültesi'nden bir araştırma ekibi, Batı Java'daki Sukabumi'nin Cisolok gayzer bölgesinde Thermus javaensis adında yeni bir ısıya dayanıklı bakteri türü keşfetti.</p>

<p>Yayınlanan bir rapora göre yaprak döküntülerinden keşfedilen, sarı pigmentli ve çubuk şeklindeki bakteriler, yuvarlak gövdeler olarak bilinen eşsiz bir yapıya sahip. Bakteri, suyun kaynama noktasına yakın sıcaklıklarda hayatta kalabiliyor ve Endonezya'nın jeotermal bölgesinde keşfedilen Thermus cinsinin ilk türü olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Baş araştırmacı Prof. Wellyzar Sjamsuridzal yaptığı açıklamada, "Thermus javaensis'in keşfi, Endonezya'nın jeotermal ekosisteminin, henüz bilimsel olarak tam olarak araştırılmamış muazzam bir mikrobiyal çeşitliliğe sahip bir biyoçeşitlilik merkezi olduğunu gösteriyor." dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cisolok gayzer bölgesindeki mikroorganizmaların araştırılması 2012 yılında başlarken, bu türe ait örnekler 2015 yılında toplandı.</p>

<p>Mikrobiyoloji açısından öneminin ötesinde, Thermus javaensis'in endüstri, sağlık ve biyoteknolojide kullanılabilecek ısıya dayanıklı enzimler ve biyoaktif bileşiklerin geliştirilmesi potansiyeline sahip olduğu düşünülmektedir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Mehmet Güllü Bozdaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/isiya-dayanikli-yeni-bir-bakteri-kesfedildi</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 11:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/05/11357475-7232-4616-9aae-1f2c2e31f206.jpg" type="image/jpeg" length="83727"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Laptop şarj fişlerindeki silindir parça meğer bu amaçla konuluyormuş]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/laptop-sarj-fislerindeki-silindir-parca-meger-bu-amacla-konuluyormus</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/laptop-sarj-fislerindeki-silindir-parca-meger-bu-amacla-konuluyormus" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dizüstü bilgisayar şarj kablolarında yer alan o küçük silindirik parça, birçok insanın ilgisini çekmesine rağmen işlevi pek bilinmez. Oysa bu parça, cihazı elektrik parazitlerinden korur ve daha kararlı bir çalışma sunar.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kabloda yer alan silindir şeklindeki kısıma " ferrit çekirdek" denir. Bu parça kablodaki yüksek frekanslı elektromanyetik sinyalleri arındırarak bozucu etkileri minimalize eder, Böylece şarj adaptörü ve laptopun daha dengeli ve sorunsuz çalışmasına yardımcı olur.</p>

<p></p>

<h3><strong>SİLİNDİR PARÇA NEYİ ZALTIYOR</strong></h3>

<p>Uzmanlara göre ferrit halka, Etraftaki cihazlardan gelen sinyallerin kabloyu etkilemesini önler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öte yandan kablonun çıkardığı elektromanyetik gürültüyü olabildiğince azaltır.</p>

<p>Böylelikle Wİ-Fİ bağlantısında, hoparlörde veya yüksek güçlü aletlerde daha fazla kullanıldığı belirtiliyor.</p>

<p><img height="476" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/05/ekran-goruntusu-2026-05-14-163400.png" width="859" /></p>

<h3><strong>KRİTİK BİR GÖREV YÜRÜTÜYOR</strong></h3>

<p>İlk bakıldığında sıradan bir plastik silindir gibi görünse de içerisinde özel manyetik malzemeler saklar.</p>

<p>Bu tasarım yüksek frekanslı sinyalleri emerek cihazın daha sorunsuz ve güvenli çalışmasına yardımcı olur.</p>

<p>Uzmanlar bu feritt halkanın yer almayan kablolarda daha fazla gürültü ve bağlantı hatası görülebileceğini belirtiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>AMMAR KIZILÇINAR</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/laptop-sarj-fislerindeki-silindir-parca-meger-bu-amacla-konuluyormus</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 09:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/05/laptop-sarj-fislerindeki-silindir-parca-meger-bu-amacla-konuluyormus.png" type="image/jpeg" length="12022"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Küresel elektrikli araç satışlarında son rakamlar!]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/kuresel-elektrikli-arac-satislarina-son-rakamlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/kuresel-elektrikli-arac-satislarina-son-rakamlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyada elektrikli araç satışları nisanda yıllık bazda yüzde 6 artarak 1,6 milyon oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Londra merkezli veri analiz şirketi Benchmark Mineral Intelligence, nisana ilişkin elektrikli araç satış verilerini yayımladı.</p>

<p>Buna göre, geçen ay küresel çapta 1,6 milyon elektrikli araç satıldı. Bu miktar, yıllık bazda yüzde 6 büyümeye karşılık gelirken, aylık bazda yüzde 9 düştü.</p>

<p>Avrupa, elektrikli araç satışlarındaki büyümede nisanda da itici güç olmaya devam etti. Marttaki rekor satışların ardından Avrupa'da geçen ayki elektrikli araç satışları yıllık bazda yüzde 27 artışla 400 binin üzerinde gerçekleşti.</p>

<p>Orta Doğu'daki savaş nedeniyle yükselen akaryakıt fiyatları Avrupa'da elektrikli araç satışlarındaki artışta etkili olmayı sürdürdü.</p>

<p>Dünyanın en büyük elektrikli araç pazarı Çin'de, satışlar nisanda yıllık bazda yüzde 8 gerileyerek 850 bin oldu. Bu düşüşün büyük bir kısmı, yılın başında getirilen ve bu modellerin cazibesini azaltan sübvansiyon düzenlemelerinden "orantısız şekilde" etkilenen küçük araç segmentinde görüldü.</p>

<p>Yurt içi büyümenin yavaşlamasıyla, Çin'in elektrikli araç ihracatı hız kazandı. Çin yalnızca nisanda 400 binden fazla elektrikli araç ihraç etti. Bu yılın ilk 4 ayında ise Çin yaklaşık 1,4 milyon elektrikli araç ihracatına ulaştı. Böylece, Avrupa, Güney Amerika ve Güneydoğu Asya gibi pazarlarda Çin menşeli elektrikli araçlarda önemli bir artış görüldü.</p>

<p>Kuzey Amerika'daki elektrikli araç satışları nisanda yıllık bazda yüzde 28 düşüşle 120 bin seviyesinde gerçekleşti. ABD ve Kanada'da satışlar azalırken, Meksika pazarında büyüme kaydedildi.</p>

<p>Dünyanın geri kalanındaki satışlar ise geçen ay yıllık bazda yüzde 110 artarak 240 bin oldu.</p>

<p>Benchmark Mineral Intelligence Veri Müdürü Charles Lester, verilere ilişkin değerlendirmesinde, küresel elektrikli araç pazarında geçen ay satışların 1,6 milyon olduğunu belirterek, yıl başından bu yana ise satışların 5,6 milyona ulaştığını kaydetti.</p>

<p>Bu rakamın 2025'in aynı dönemine göre hafif bir düşüşe işaret ettiğini dile getiren Lester, Avrupa ve diğer bölgelerdeki güçlü büyümenin Çin ve Kuzey Amerika'daki satışlarda devam eden yavaşlamanın etkisini dengelediğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Lester, Avrupa'da yıl başından bu yana satışların yüzde 26 arttığı ve nisanda 400 bin adedi aştığı bilgisini paylaşarak, kıtanın elektrikli araç satışlarındaki büyümesinin ana motoru olmaya devam ettiğini belirtti.</p>

<p>Çin pazarında satışların yıl başından bu yana yüzde 17 düştüğünü aktaran Lester, <strong><i>"Çin pazarı baskı altında kalmaya devam ediyor. İhracat hızla artarken, özellikle küçük araç segmentlerinde iç talep, sübvansiyon değişikliklerinden etkilenmeyi sürdürüyor. Kuzey Amerika, yıl başından bu yana yüzde 25'lik satış düşüşüyle hala geride kalıyor, ancak Meksika, Çin'den yapılan ithalatın etkisiyle daha güçlü bir büyüme kaydetti. Genel olarak, bölgesel farklılıklar, ihracat artışı ve değişen rekabet dinamiklerinin küresel eğilimleri şekillendirdiği bir ortamda, pazar daha karmaşık bir aşamaya giriyor." </i></strong>değerlendirmesinde bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/kuresel-elektrikli-arac-satislarina-son-rakamlar</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 08:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/03/kasim-ayi-ile-birlikte-fiyatlar-guncellendi-iste-turkiyenin-en-ucuz-km-elektrikli-otomobilleri-suin-1.png" type="image/jpeg" length="67183"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Musk'tan yapay zeka uyarısı: Hepimiz için ölümcül olabilir]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/musktan-yapay-zeka-uyarisi-hepimiz-icin-olumcul-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/musktan-yapay-zeka-uyarisi-hepimiz-icin-olumcul-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Elon Musk ile OpenAI arasında süren dava, yapay zekanın insanlık için taşıdığı riskleri yeniden gündeme taşıdı. Musk, mahkemede yaptığı açıklamada kontrolsüz gelişimin “felaket” senaryolarına yol açabileceğini savundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1>Elon Musk ile kurucu ortağı olduğu OpenAI arasındaki hukuki süreç, yalnızca kurumsal yapı tartışmasının ötesine geçerek yapay zekanın insanlık açısından doğurabileceği risklerin ele alındığı bir platforma dönüştü.</h1>

<article>
<p>Mahkemede ifade veren Musk, davanın yalnızca yönetimsel bir anlaşmazlık olmadığını, aynı zamanda uzun vadede insanlığın geleceğini ilgilendiren bir mesele olduğunu öne sürdü.</p>

<h2><strong>“En büyük risk, yapay zekanın hepimizi öldürmesidir”</strong></h2>

<p>Musk, en kötü senaryoyu tanımlarken popüler kültürdeki Terminator serisine atıfta bulunarak “Terminatör durumu” ifadesini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gelişmiş yapay zeka sistemlerinin yeterli güvenlik önlemleri olmadan geliştirilmesi halinde kontrolden çıkabileceğini savunan Musk, şu ifadeyi kullandı:</p>

<blockquote>
<p>“En büyük risk, yapay zekanın hepimizi öldürmesidir”</p>
</blockquote>

<p>Musk, yapay zekanın giderek daha özerk ve yetenekli hale gelmesiyle birlikte risklerin de büyüdüğünü dile getirdi.</p>

<p>Musk’ın “Terminatör” benzeri senaryolara yaptığı göndermeler, mahkeme salonunda zaman zaman tartışmaya neden oldu. Hakim, spekülatif değerlendirmeler yerine hukuki çerçeveye odaklanılması gerektiğini belirtse de Musk, güvenlik risklerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulamayı sürdürdü.</p>

<h3><strong>"REKABETÇİ POİSYON ALMA ÇABASI"</strong></h3>

<p>OpenAI yetkilileri ise Musk’ın iddialarını reddetti. Şirket, kâr amaçlı modele geçişin gelişmiş yapay zeka sistemlerini ölçeklendirebilmek için gerekli finansmanı sağlamak adına zorunlu olduğunu savundu.</p>

<p>Yetkililer ayrıca Musk’ın açıklamalarının, hızla büyüyen yapay zeka sektöründe rekabetçi konumlanma çabasının bir parçası olabileceğini ileri sürdü.</p>
</article></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Mehmet Güllü Bozdaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/musktan-yapay-zeka-uyarisi-hepimiz-icin-olumcul-olabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 09:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/05/elon-yapay-zeka.jpg" type="image/jpeg" length="85460"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'nin İlk Kıtalararası Balistik Füzesi Tanıtıldı!]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/turkiyenin-ilk-kitalararasi-balistik-fuzesi-tanitildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/turkiyenin-ilk-kitalararasi-balistik-fuzesi-tanitildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milli Savunma Bakanlığı, SAHA Expo’da Türkiye’nin ilk kıtalararası balistik füzesi Yıldırımhan’ı görücüye çıkardı. 6000 kilometre menziliyle Türkiye stratejik caydırıcılıkta yeni bir lige yükseldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<ul>
 <li><strong>Türkiye, SAHA Expo fuarında ilk kıtalararası balistik füzesi 'Yıldırımhan'ı tanıttı.</strong></li>
 <li><strong>Yıldırımhan'ın menzili 6.000 kilometre, hızı Mach 9 ile Mach 25 arasında.</strong></li>
 <li><strong>Füze, sıvı nitrogen tetroksit yakıtlı dört roket motoruyla hipersonik hızlara ulaşabiliyor.</strong></li>
</ul>

<p><img alt="A A 20260505 41297249 41297243 S A H A 2026" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/05/a-a-20260505-41297249-41297243-s-a-h-a-2026.jpg" width="1200" /></p>

<p>Türkiye, savunma ve havacılık sanayiinin devlerini buluşturan SAHA Expo fuarında tarihi bir duyuruya imza attı. Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan resmi açıklamada, Türkiye’nin ilk kıtalararası balistik füzesi olan "Yıldırımhan" kamuoyuna tanıtıldı. Sistem, teknik özellikleriyle dikkat çekiyor.</p>

<p><img alt="A A 20260505 41297249 41297239 S A H A 2026" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/05/a-a-20260505-41297249-41297239-s-a-h-a-2026.jpg" width="1200" /></p>

<p>Bakanlık tarafından paylaşılan bilgilere göre Yıldırımhan, 6 bin kilometre menzile ulaşabiliyor. Füzenin Mach 9 ile Mach 25 arasında değişen hızlara çıkabildiği belirtildi.</p>

<p><img alt="A A 20260505 41297249 41297247 S A H A 2026" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/05/a-a-20260505-41297249-41297247-s-a-h-a-2026.jpg" width="1200" /></p>

<p><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#2980b9">YÜKSEK HIZ VE MOTOR GÜCÜ ÖNE ÇIKIYOR</span></strong></span></p>

<p>Sistemin yakıt olarak sıvı nitrogen tetroksit kullandığı ve dört roket motoruyla tahrik edildiği ifade edildi. Bu yapı sayesinde füzenin hipersonik hızlara ulaşabildiği aktarıldı.</p>

<p><img alt="A A 20260505 41297249 41297246 S A H A 2026" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/05/a-a-20260505-41297249-41297246-s-a-h-a-2026.jpg" width="1200" /></p>

<p><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#2980b9">SAVUNMA SİSTEMLERİNİ AŞMA KAPASİTESİ</span></strong></span></p>

<p>Yıldırımhan’ın sahip olduğu hız ve manevra kabiliyeti sayesinde mevcut hava ve füze savunma sistemlerini aşma kapasitesine sahip olduğu bildirildi. Bu özelliklerin, sistemin operasyonel etkinliğini artırdığı kaydedildi.</p>

<p><img alt="A A 20260505 41297249 41297248 S A H A 2026" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/05/a-a-20260505-41297249-41297248-s-a-h-a-2026.jpg" width="1200" /></p>

<p><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#2980b9">MODERN HARP DOKTRİNLERİNDE YERİ</span></strong></span></p>

<p>Açıklamada, sistemin modern harp doktrinleri kapsamında önemli bir unsur olarak değerlendirildiği belirtildi. Yüksek hız ve manevra kabiliyetiyle hedef bölgelere erişim sağlayarak erken uyarı ve önleme imkanlarını sınırladığı ifade edildi.</p>

<p><img alt="H Hjxl9 N Xg A U3G Az" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/05/h-hjxl9-n-xg-a-u3g-az.jpg" width="1200" /></p>

<p><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">GÜÇHAN TURBOFAN JET MOTORU</span></strong></span></p>

<p>Türkiye savunma sanayisi, küresel havacılıktaki en büyük teknolojik bariyer olan motor teknolojilerinde önemli bir projeyi sahaya sürüyor. Milli Savunma Bakanlığı (MSB) AR-GE Merkezi, SAHA EXPO 2026 fuarında Türkiye’nin bugüne kadar geliştirmeye başladığı en güçlü turbofan jet motoru olan GÜÇHAN projesini ilk kez kamuoyuna tanıttı.</p>

<p><img alt="H Hj Z M T X U A A3Zcv" class="detail-photo img-fluid" height="1536" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/05/h-hj-z-m-t-x-u-a-a3zcv.jpg" width="2048" /></p>

<p>Tam 42 bin libre (lbf) itki gücü üretmesi hedeflenen bu devasa motor, Türkiye’yi beşinci ve altıncı nesil ağır savaş uçakları için güç grubu üretebilen sayılı ülkeler arasına sokuyor.</p>

<p><img alt="H Hj01J2 X I A Es99E" class="detail-photo img-fluid" height="2048" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/05/h-hj01j2-x-i-a-es99e.jpg" width="1536" /></p>

<p><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#2980b9">SELÇUK BAYRAKTAR'DAN AÇIKLAMALAR</span></strong></span></p>

<p>Selçuk Bayraktar, fuarda ilk kez sergilenen K2 Kamikaze İHA ile akıllı dolanan mühimmatlar Mızrak ve Sivrisinek'i tanıttı.</p>

<p><img alt="A A 20260505 41297667 41297662 S A H A 2026" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/05/a-a-20260505-41297667-41297662-s-a-h-a-2026.jpg" width="1200" /></p>

<p>Bayraktar, Türkiye ordusunun ve Türkiye savunma sanayisinin dünyada SİHA'larla ilk savaşı kazanan güç olarak tarihe geçtiğini ve bu alanda paradigma kırılımı ve muharebede devrim yaparak ilkleri başardığını söyledi.</p>

<p>Bugün de yeni bir ilkle, geleceğe damgasını vuracak bir paradigmayla, teknolojiyle kamuoyu karşısına çıktıklarını kaydeden Bayraktar, Baykar tarafından geliştirilen K2 Kamikaze İHA, Mızrak ve Sivrisinek Kamikaze İHA'ları tanıttıklarını bildirdi.</p>

<p>Bayraktar, bu yeni ürünlerin sürü halinde, akıllı yapay zekayla donatılmış akıllı sürü otonomisiyle görev yapabilen, kendi içlerinde sinerjiyle koordine olup akıllı bir şekilde küresel konumlama sistemlerinden bağımsız bir şekilde hedefe gidip, bulup etkisiz hale getirebilen farklı kabiliyetlerdeki kamikaze insansız hava araçları olduğunu anlattı.</p>

<p><img alt="A A 20260505 41297667 41297663 S A H A 2026" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/05/a-a-20260505-41297667-41297663-s-a-h-a-2026.jpg" width="1200" /></p>

<p>Bir yandan bunlara "dolanan mühimmat" da denildiğini ifade eden Bayraktar, şöyle devam etti:</p>

<p><i>"Dolanan mühimmat denilmesinin sebebi, bir anlamda hedeflerine yol alırken bulamadıklarında tekrar kullanıcıya karar verme imkanı sunmaları veya hedefi buluncaya kadar doğru zamanı kollayıp taarruz etme moduna geçme imkanına, kabiliyetine sahip olmaları. K2, 850 kiloluk kalkış ağırlığına sahip adeta kamikaze İHA'ların en ağır ağabeyi. 200 kiloluk MKE tarafından yapılan harp başlıklarını kullanıyor. 2 bin kilometreden fazla menzili var ve tümüyle küresel konumlama sisteminden bağımsız bir şekilde görev yapabiliyor. Bu ne demek? Bugün muharebe ortamında, özellikle insansız hava araçlarını engelleyebilmek için yoğunluklu olarak elektronik harp teçhizatları kullanılıyor ve bir anlamda konumlarını bulmasını insansız hava araçlarını durdurmaya çalışan unsurlar engellemeye çalışıyor. Buna karşı koyabilmek için de küresel konumlama sistemlerinden bağımsız bir şekilde seyrüsefer yapabilmeniz gerekiyor. Üzerindeki kameralar, kamera sistemleri sayesinde gece veya gündüz yere bakarak, yeryüzü şekillerini tanıyarak konumlama yapabiliyor. Hatta buna benzer şekilde Mızrak ve Sivrisinek Kamikaze İHA da yapabiliyor."</i></p>

<p><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">- "YENİ NESİL YAPAY ZEKA DESTEKLİ KAMİKAZE SÜRÜ TEKNOLOJİSİNİN EN BÜYÜK GÜCÜ SÜRÜ SİNERJİSİNDEN GELİYOR"</span></strong></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Bayraktar, yeni nesil yapay zeka destekli kamikaze sürü teknolojisinin en büyük gücünün sürü sinerjisinden geldiğini vurguladı.</p>

<p>Bayraktar, araçların sayısının fazla olmasının büyük bir kuvvet çarpanı oluşturduğuna değinerek, hem muharebenin sürdürülebilirliği açısından hem de taarruzun etkinliği açısından sayısının fazla olabilmesi için maliyet etkin olmaları, kolay üretilebilir olmaları, konvansiyonel sanayi tarafından üretilebilir olmalarının büyük önem taşıdığını belirtti.</p>

<p>Sürü halinde nasıl taarruz edildiğine değinen Bayraktar, <i>"Kamikaze biraz daha büyük ağabey olduğundan daha arkadan geliyor. En önde, Sivrisinek gidiyor. Hemen peşinden, yani düşünün ki ön tarafta binlik bir Sivrisinek paketi gidiyor, arkasında bunun 500-600 adet Mızrak Kamikaze İHA olduğunu düşünün, en arkada da 300-400 tane K2'lik bir taarruz paketinden bahsediyoruz. Bu bir anlamda dünyanın yeni nesil taarruz paradigmasını belirlemiş oluyoruz." </i>diye konuştu.</p>

<p>Bayraktar, bu sistemlerin nasıl komuta edildiğine değinerek, arkadan gelen AKINCI, Bayraktar TB3 veya Bayraktar TB2'nin komuta ettiğini ve operatörün çok üst düzey bir karar verici modunda bu sürülere görevlerini bir anlamda dikte ettiğini anlattı.</p>

<p>Bütün bu süreçlerde maliyet etkin, kolay ölçeklenebilir, tüm (ülke) sanayi tarafından üretilebilir ve kolaylıkla her yerden sahaya sürülebilir olmasının çok önemli olduğuna işaret eden Bayraktar, şunları kaydetti:</p>

<p><i>"Bu maksatla K2, kısa pistlerden, hazırlıksız yollardan dahi kalkış yapabilecek şekilde tasarlandı. Peki niye bir katapult sisteminden fırlamıyor da iniş takımıyla inip kalkıyor diye soracak olabilirsiniz. Elbette bu teknolojileri siz savaş olmasın diye geliştiriyorsunuz. Yeterince caydırıcılık olsun, dünyada barış ve huzur ve kendimizi koruyabilelim diye geliştiriyorsunuz ama tam da bu maksada hizmetle yeterince geliştirdiğinizde savaş olmuyor. O zaman da bu sistemler, bir anlamda sadece barış ortamında tatbikatlarda kullanılan unsurlar haline dönüşüyor. Peki 500'lük bir paketi siz feda mı edeceksiniz her denemenizde? Yani düşünün ki bu araçlar tek kullanımlık olacak olsa dönüp tekrar inemeyeceğinden bir anlamda feda olmuş olacaklar.</i></p>

<p><i>Belki bu ticari bir yaklaşımla doğru bir bakış açısı olabilir ama bir yandan da biz bunları ülkemiz için üretiyoruz ve en maliyet etkin, en az yük olabilmek için tekrar geri dönüp insin, tekrar kullanılabilsin maksadıyla bu şekilde tasarlandı. Elbette şayet tek kullanımlık bir göreve gönderiliyorsa iniş takımları sökülebilir. Bunlar da bütün üzerindeki sistemler sanayimiz tarafından üretilebilecek bir şekilde tasarlandı. K2 adeta bir anlamda her unsuruyla bu yüksek ölçeklenebilirlik, maliyet etkin olma ve en yüksek vurucu gücü, en yüksek teknolojiyi bir arada barındırmak üzere yapay zeka otonomisiyle donatılmış bir kamikaze, hatta dünyanın en büyük kamikaze insansız hava aracı sistemi."</i></p>

<p><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">"BU GELİŞTİRDİĞİMİZ SİSTEMLERİN DE MUHAREBEDE DEVRİM YAPACAĞINA İNANIYORUZ"</span></strong></span></p>

<p>Selçuk Bayraktar, Sivrisinek'in yaklaşık 80 kilogram ağırlığa sahip olduğu bilgisini paylaşarak, birden fazla kalkış yöntemi olduğunu bildirdi.</p>

<p>Bayraktar, insansız hava araçlarının çok karmaşık teknolojiler olduğunu vurgulayarak, bütün unsurlarının, yapay zeka yazılımlarından, motoruna ve harp başlığına kadar her şeyin Türkiye'de yapıldığını söyledi.</p>

<p>Mızrak'ta radar arayıcı başlık, elektroptik kameralar, gece ve gündüz çalışabilen sistemler olduğunu dile getiren Bayraktar, bunların Baykar ve ASELSAN tarafından yapıldığını bildirdi.</p>

<p>Bayraktar, Mızrak'ın kalkış ağırlığının 200 kilogram olduğunu ve 40 kilogram harp başlığının bulunduğunu belirterek, şunları söyledi:</p>

<p><i>"Sivrisinek'in 20 kilo harp başlığı vardı. K2'nin de 200 kilo harp başlığı vardı. Mızrak'ın yaklaşık 2 bin kilometreye kadar menzili var, görev yüküne ve şartlara göre değişiyor. Sivrisinek'in 1000 kilometre ve üzeri menzili var. K2'nin de 2 bin kilometre ve üzeri menzili var ve bunlar akıllı sürüş sinerjisine sahip kamikaze insansız hava araçları. Bunları arkalarında yine başka insansız hava araçları yönetiyor. Aslında kendileri bir şekilde tümüyle otomatik bir görev de yapabiliyorlar ama değişen şartlara adapte olabilmek adına ve yeni görevler yüklenebilmesi adına böyle bir imkanda mevcut. Kendi aralarında Mesh Network denilen ağ topolojisiyle haberleşebiliyorlar. O haberleşmelerini bir insansız hava aracı üzerinden Bayraktar TB2 olabilir, TB3 olabilir, AKINCI olabilir merkeze taşıyabiliyorlar. Tümüyle bir anlamda radyo sessizliği de tercih edilebilir.</i></p>

<p><i>Hiç yayın yapmadan da hedefe gidebilirler ve düşünün ki en yoğun elektronik harp ortamlarında tümüyle küresel seyrüsefer sistemlerinin tümüyle karıştırıldığı veya aldatıldığı bir ortamda dahi üzerlerindeki bir anlamda yapay zeka beyinlerindeki haritayla bulundukları yeri kameralar üzerinden kıyaslayarak yön bulabiliyorlar. Hatta siz bir bölgeyi tanımladınız, o bölgede bir hedefi 'bul' dediniz, onu dahi otomatik bir şekilde yapabiliyor. Bu da bir anlamda muharebeden insanlı ve insanı epey bir geriye, daha korunaklı bir bölgeye bu şekilde taşımış oluyorsunuz ve çok daha yüksek bir kuvvet çarpanına erişmiş oluyorsunuz. Nasıl ki dünyada SİHA'larımız ilk defa konvansiyonel muharebede kullanıldı ve konvansiyonel muharebede bir paradigma dönüşümüne yol açtı. Bu geliştirdiğimiz sistemlerin de muharebede, bu elde ettikleri güç çarpanlarıyla, bu ortaya koydukları sinerji ve yeni teknolojiyle birlikte muharebede devrim yapacağına inanıyoruz."</i></p>

<p>Kamikaze olmayan insansız hava araçları ailesinin en ufak ferdi olan Kalkan'ı da tanıtan Bayraktar, Kalkan'ın dikey kalkışlı, 80 kilogram ağırlığa sahip olduğunu aktardı.</p>

<p>Bayraktar, Baykar tarafından yapılan elektrooptik sistemleriyle donatılmış durumda olduğunu kaydederek, "<i>Kalkan çok yakın zamanda Efes Tatbikatı'nda bir ilk daha başardı. TCG Burgazada adlı gemimizden kalkış yaptı, üzerinde Skydagger firmamızın geliştirdiği, ürettiği bir FPV dron vardı, o da başka bir operatör kullanıcı tarafından kullanılıyordu, otomatik kalkış yaptı hareketli gemiden, FPV dron girip tatbikat alanındaki tanka taarruz etti ve etkisiz hale getirdi. Sonra Kalkan döndü ve otomatik bir şekilde gemiye indi."</i> şeklinde konuştu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/turkiyenin-ilk-kitalararasi-balistik-fuzesi-tanitildi</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 21:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/05/a-a-20260505-41297249-41297243-s-a-h-a-2026.jpg" type="image/jpeg" length="99871"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Musk ile SEC "Twitter" davasında uzlaşmaya gidiyor]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/musk-ile-sec-twitter-davasinda-uzlasmaya-gidiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/musk-ile-sec-twitter-davasinda-uzlasmaya-gidiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Milyarder iş insanı Elon Musk, ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonunun (SEC) yeni adı "X" olan sosyal medya şirketi Twitter'da hisse alımlarının geç bildirilmesiyle ilgili açtığı davayı sonlandırmak için 1,5 milyon dolar ödemeyi kabul etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>SEC ile Musk'ın avukatlarının başkent Washington'daki bölge mahkemesine sunduğu dilekçede, davayı uzlaşmayla sonuçlandırma konusunda anlaşıldığı bildirildi.</p>

<p>Dilekçede, Musk'ın, SEC'in iddialarını kabul veya reddetmediği, davanın sonlandırılması amacıyla 1,5 milyon dolar idari para cezası ödemeyi kabul ettiği aktarıldı.</p>

<p>Davanın çözüme kavuşturulması için varılan uzlaşmanın mahkemece de onaylanması gerekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>- Komisyon geçen yıl dava açmıştı</strong></h2>

<p>SEC, geçen yıl ocak ayında, yeni adı "X" olan sosyal medya şirketi Twitter'da hisse alımlarına yönelik Musk'a dava açmıştı.</p>

<p>Davada, Musk'ın, Mart 2022'de Twitter hisselerinin yüzde 5'inden fazlasını satın aldığını açıklayan raporu SEC'e zamanında sunmayarak federal menkul kıymetler yasalarını ihlal ettiği öne sürülmüştü.</p>

<p>Böylelikle Musk'ın düşük fiyatlardan hisse satın almayı sürdürebildiği, bu durumun Musk'ın en az 150 milyon dolar eksik ödeme yapmasına imkan verdiği iddia edilmişti.</p>

<p>Musk'ın bildirimde bulunmayı geciktirdiği süre boyunca yatırımcıların Twitter hisselerini yapay olarak düşük fiyatlardan sattığı ve önemli ekonomik zarara uğradığı belirtilirken, mahkemeden Musk'ın para cezası ödemesine ve hisse senedi alımlarından elde ettiği haksız kazançları iade etmesine hükmetmesi istenmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/musk-ile-sec-twitter-davasinda-uzlasmaya-gidiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 00:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/05/thumbs-b-c-5e9f0bd0733a6690414b2568e257c43f.jpg" type="image/jpeg" length="74848"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[15 Metrelik Dev Yılan Ortaya Çıktı! Vasuki indicus Gündem Oldu]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/15-metrelik-dev-yilan-ortaya-cikti-vasuki-indicus-gundem-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/15-metrelik-dev-yilan-ortaya-cikti-vasuki-indicus-gundem-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hindistan’daki bazı kazılarda ortaya çıkan dev yılan fosilleri, bilim dünyasında ses getirdi. Yapılan araştırmalarda yaklaşık 15 metre uzunluğa ulaşabilen bu dev canlı, şimdiye kadar yaşamış en büyük yılan türleri arasında olduğu vurgulanıyor. Zehirli olmadığı aktarılan bu türün, avını sararak etkisiz hale getirdiği belirlendi. Ayrıca yaşadığı dönemde dünya sıcaklıklarının günümüzden daha yüksek olduğu da aktarıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Otobüsten daha uzun bir yılan düşünün… Hindistan’da ortaya çıkarılan fosiller, yaklaşık 15 metre uzunluğa ulaşabilen Vasuki indicus adlı dev yılan türünü yeniden gündeme getirdi. Keşif, hem tarih öncesi ekosistemlere ışık tutuyor hem de iklim koşullarının canlıların boyutları üzerindeki etkisini çarpıcı biçimde gözler önüne seriyor.</p>

<h3><strong><i>15 metre uzunluk, 1 ton ağırlık!</i></strong></h3>

<p>Hindistan’ın Gujarat eyaletindeki Panandhro maden sahasında bulunan fosillerin, Vasuki indicus adlı türe ait olduğu belirtildi. Bu keşif, tarih öncesi dönemin en ürkütücü yırtıcılarından birini yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p>Bilim insanları bölgede toplam 27 omur kemiği tespit etti. Kemiklerin bazılarının doğal diziliminde bulunması, yılanın yapısına dair önemli bilgiler sağladı. Yapılan analizler, bu dev sürüngenin 11 ila 15 metre uzunluğunda ve yaklaşık 1 ton ağırlığında olabileceğini ortaya koydu. Görünümünün ise dev bir pitonu andırdığı ifade ediliyor.</p>

<p><img alt="S 1B3683Ccfa7469D69A9Df10B2Fd4642E55E933C9" height="738" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/05/s-1b3683ccfa7469d69a9df10b2fd4642e55e933c9.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1200" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><i><strong>Zehirsiz ama ölümcül bir avcı</strong></i></h3>

<p>Zehiri olmayan yılan, avını sararak etkisiz hale getiren bir yöntem kullanıyor. Yavaş hareket etmesine rağmen pusu kurma konusunda oldukça etkili olan bu dev yılanın, bataklık ve kıyı bölgelerinde yaşadığı düşünülüyor. Geniş ve silindirik gövdesinin çapının yaklaşık 44 santimetre olduğu tahmin ediliyor. Kafatası henüz bulunamamış olsa da, mevcut bulgular onun döneminin en dikkat çekici yırtıcılarından biri olduğunu gösteriyor.</p>

<h3><strong>Bilim insanlarından kritik uyarı: Sıcaklık arttıkça boyut da büyüyor</strong></h3>

<p>Uzmanlara göre Vasuki indicus’un yaşadığı dönem, küresel sıcaklıkların günümüzden daha yüksek olduğu bir zaman dilimine denk geldiği belirtiliyor. Sürüngenlerin boyutlarının çevresel sıcaklıkla doğrudan ilişkili olduğu aktarılıyor. Daha sıcak iklimlerin, metabolizmayı hızlandırarak devasa boyutların ortaya çıkmasına zemin hazırladığı ifade ediliyor.</p>

<p>Benzer bir örnek olarak Kolombiya’da keşfedilen Titanoboa da yaklaşık 13 metre uzunluğundaydı ve sıcak iklim koşullarında yaşamıştı. Araştırmacılar, günümüzde yaşanan iklim değişikliğinin uzun vadede sürüngen türleri üzerinde benzer etkiler yaratabileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Her ne kadar yakın gelecekte 15 metrelik yılanlarla karşılaşmak olası görünmese de, doğadaki dengelerin değişmesiyle canlıların boyutlarının da farklılaşabileceği ihtimali göz ardı edilmiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Mehmet Güllü Bozdaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/15-metrelik-dev-yilan-ortaya-cikti-vasuki-indicus-gundem-oldu</guid>
      <pubDate>Sat, 02 May 2026 10:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/05/yill.jpg" type="image/jpeg" length="50919"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
