<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>| Doğruhaber</title>
    <link>https://dogruhaber.com.tr</link>
    <description>Türkiye ve İslam dünyasından son dakika haberleri, gazete manşetleri ve doğru analizler Doğruhaber'de. Siyaset, ekonomi ve güncel haberler parmaklarınızın ucunda. Namaz vakitleri ve en son haber akışı için güvenilir internet haber kaynağınız: dogruhaber.com.tr.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://dogruhaber.com.tr/rss/bilim-teknoloji" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 12 Jul 2026 21:10:08 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/rss/bilim-teknoloji"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Teknoloji ne kadar gelişse de devam edecek olan meslekler!]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/teknoloji-ne-kadar-gelisse-de-devam-edecek-olan-meslekler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/teknoloji-ne-kadar-gelisse-de-devam-edecek-olan-meslekler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yapay zekâ ve otomasyon birçok mesleği dönüştürürken, uluslararası araştırmalar insan emeği, fiziksel beceri, empati ve karar verme yeteneği gerektiren iş kollarının uzun yıllar varlığını sürdüreceğini ortaya koyuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlara göre geleceğin kazananları yalnızca teknoloji uzmanları değil, toplumun temel ihtiyaçlarını karşılayan meslek grupları olacak.</p>

<p>Teknolojinin baş döndürücü hızla gelişmesi "Hangi meslekler gelecekte ayakta kalacak?" sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Yapay zekâ uygulamaları, robotik sistemler ve otomasyon birçok sektörde iş yapış biçimlerini değiştirirken, uluslararası raporlar bazı mesleklerin ise insan faktörü nedeniyle önemini koruyacağını gösteriyor. Dünya Ekonomik Forumu'nun (WEF) 2025 Geleceğin Meslekleri Raporu, teknolojinin milyonlarca yeni iş oluştururken birçok görevi de dönüştüreceğini, ancak bakım hizmetleri, eğitim, tarım, inşaat ve teknik ustalık gerektiren alanlarda talebin güçlü şekilde devam edeceğini ortaya koyuyor.</p>

<p>Rapora göre 2030 yılına kadar dünya genelinde yaklaşık 170 milyon yeni iş oluşturulması, buna karşılık 92 milyon işin dönüşmesi veya ortadan kalkması bekleniyor. Böylece küresel iş gücü piyasasında net 78 milyonluk istihdam artışı öngörülüyor. Araştırma, büyümenin yalnızca yapay zekâ ve yazılım alanlarında değil; hemşirelik, öğretmenlik, sosyal hizmetler, tarım ve inşaat gibi toplumun temel ihtiyaçlarını karşılayan sektörlerde de yoğunlaşacağını vurguluyor.</p>

<p>Uzmanlar özellikle sağlık sektörünün teknolojiyle birlikte daha da önem kazanacağını belirtiyor. Yapay zekâ teşhis süreçlerini hızlandırsa da doktorların klinik kararları, hemşirelerin hasta bakımı, fizyoterapistlerin birebir uygulamaları ve yaşlı bakım hizmetleri hâlâ insan deneyimi, empati ve etik sorumluluk gerektiriyor. Yaşlanan dünya nüfusu da sağlık çalışanlarına olan ihtiyacı sürekli artırıyor. ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu'nun projeksiyonları da sağlık mesleklerinin önümüzdeki on yılda en hızlı büyüyen alanlar arasında yer aldığını gösteriyor.</p>

<p>Eğitim sektörü de geleceğin vazgeçilmez alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Dijital eğitim araçları yaygınlaşsa da öğrencilerin gelişimini takip etmek, sınıf yönetimini sağlamak, rehberlik yapmak ve sosyal becerileri kazandırmak öğretmenlerin temel rolünü değiştirmiyor. Eğitim uzmanları, teknolojinin öğretmeni değil, öğretmenin kullandığı araçları değiştirdiğine dikkat çekiyor.</p>

<p>İnşaat, tesisat, elektrikçilik, marangozluk ve benzeri teknik ustalık gerektiren meslekler de otomasyona karşı en dayanıklı alanlar arasında gösteriliyor. Her binanın, arızanın veya şantiyenin farklı koşullar barındırması nedeniyle bu işler yüksek düzeyde saha tecrübesi ve anlık problem çözme becerisi gerektiriyor. Uzmanlar, robotların yardımcı rol üstlenebileceğini ancak nitelikli ustaların uzun yıllar vazgeçilmez olmaya devam edeceğini belirtiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tarım sektörü de benzer şekilde dönüşüm geçiriyor. Akıllı tarım sistemleri, sensörler ve otonom makineler üretim süreçlerini kolaylaştırsa da gıda ihtiyacının artması nedeniyle çiftçilere olan gereksinimin ortadan kalkması beklenmiyor. Uzmanlar, geleceğin çiftçisinin tarladan çekilen değil; teknolojiyi yöneten, verileri analiz eden ve üretimi planlayan bir profesyonel olacağını ifade ediyor.</p>

<p>Araştırmalar, insan ilişkilerinin merkezde olduğu mesleklerin de uzun vadede önemini koruyacağını gösteriyor. Psikologlar, sosyal hizmet uzmanları, danışmanlar, çocuk gelişimi uzmanları ve bakım personeli; güven, empati ve duygusal iletişim gerektiren görevleri nedeniyle yapay zekânın en zor ikame edebileceği meslek grupları arasında yer alıyor.</p>

<p>Uzmanlar, geleceğin iş dünyasında asıl farkı mesleklerden çok becerilerin belirleyeceğine dikkat çekiyor. Yapay zekâ rutin işleri üstlenirken; eleştirel düşünme, iletişim, üreticilik, liderlik, problem çözme ve ekip çalışması gibi insana özgü yetkinliklerin değeri daha da artacak. Dünya Ekonomik Forumu, teknolojik beceriler ile sosyal becerilerin birlikte geliştirilmesini geleceğin en önemli yatırım alanı olarak gösteriyor.</p>

<p>Sonuç olarak uzmanlar "hiçbir meslek yüzde 100 değişmez değildir" görüşünde birleşiyor. Ancak insan sağlığı, eğitim, gıda üretimi, altyapı, bakım hizmetleri ve teknik ustalık gibi toplumun temel ihtiyaçlarını karşılayan iş kollarının, teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin varlığını sürdüreceği ve dönüşerek değer üretmeye devam edeceği konusunda güçlü bir görüş birliği bulunuyor. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/teknoloji-ne-kadar-gelisse-de-devam-edecek-olan-meslekler</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 14:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-12-145430.png" type="image/jpeg" length="49191"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Apple'dan OpenAI'a suçlama: Yapay zekâda casusluk çatlağı!]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/appledan-openaia-suclama-yapay-zekada-casusluk-catlagi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/appledan-openaia-suclama-yapay-zekada-casusluk-catlagi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Apple ile OpenAI arasında yıllardır süren stratejik ortaklık, tarafların birbirini mahkemeye taşıdığı büyük bir hukuki krize dönüştü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Apple, California Federal Mahkemesi'nde açtığı davada OpenAI'ı, şirketin en kritik ticari sırlarını sistematik şekilde ele geçirmek ve bunlardan yeni yapay zekâ donanımları geliştirmek amacıyla yararlanmakla suçladı.</p>

<p>Dava dosyasına göre Apple, OpenAI'ın yalnızca kendi çalışanlarını transfer etmekle yetinmediğini, işe alım sürecinde çalışanları şirketten ayrılmadan önce gizli bilgileri paylaşmaya teşvik ettiğini ve bunu yaparken nasıl iz bırakmayacaklarına dair yönlendirmelerde bulunduğunu öne sürüyor. Apple, davasında "Bu dava, eski Apple çalışanlarının Apple'ın ticari sırlarını OpenAI'ın yararına çalmasıyla ilgilidir." ifadelerine yer vererek söz konusu faaliyetlerin durdurulmasını talep etti.</p>

<p>Sanıklar arasında Apple'ın yıllarca en önemli ürünlerinin geliştirilmesinde görev alan iki üst düzey eski çalışan da bulunuyor. iPhone, Apple Watch ve iPod'un geliştirilmesinde kritik rol oynayan Tang Tan'ın bugün OpenAI'ın donanım biriminin başında olduğu belirtilirken, eski elektrik mühendisi Chang Liu'nun ise Apple'ın en hassas ürün geliştirme projelerine erişimi olduğu ifade ediliyor.</p>

<p>Apple'ın iddiaları bununla da sınırlı değil. Şirket, Liu'nun Apple'dan ayrıldıktan sonra elinde tuttuğu kurumsal cihaz üzerinden gizli donanım dosyalarını indirdiğini, Tang Tan'ın ise hâlen Apple bünyesinde çalışan adaylardan OpenAI görüşmelerine "gerçek Apple parçaları" getirmelerini istediğini ileri sürüyor.</p>

<p>Apple, yaptığı iç soruşturma sonucunda eski çalışanlar üzerinden yürütülen organize bir bilgi sızdırma modeli tespit ettiğini savunurken, OpenAI'ın geliştirmekte olduğu yeni yapay zekâ donanımının önemli ölçüde Apple'dan elde edildiği iddia edilen gizli teknik bilgilere dayandığını öne sürüyor. Şirket, dava dilekçesinde OpenAI'ın donanım girişimini çalıntı ticari sırlar üzerine inşa edilmiş çürük bir temel olarak nitelendiriyor.</p>

<p>Apple ayrıca soruşturmanın erken aşamalarında, şubat ayında OpenAI ile temasa geçerek endişelerini ilettiğini ancak şirketten herhangi bir yanıt alamadığını iddia etti.</p>

<p>OpenAI ise suçlamaları kabul etmiyor. Şirket sözcüsü Drew Pusateri yaptığı açıklamada "Başka şirketlerin ticari sırlarıyla ilgilenmiyoruz. Dünyanın dört bir yanındaki insanları güçlendirecek yenilikçi teknolojiler geliştirmeye odaklanıyoruz." ifadelerini kullandı. Dava ise henüz sonuçlanmış değil ve mahkeme süreci devam ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İronik olan ise iki şirketin kısa süre öncesine kadar yakın iş ortakları olması. Apple, yapay zekâ alanındaki geri kalmışlığını telafi etmek amacıyla 2024 yılında ChatGPT'yi iPhone ekosistemine entegre ederek Siri'nin yetersiz kaldığı durumlarda OpenAI teknolojisinden yararlanmayı tercih etmişti. Ancak bugün gelinen noktada iş birliği, sert bir rekabete ve ağır suçlamalara dönüşmüş durumda.</p>

<p>Gerilimin merkezinde OpenAI'ın geliştirdiği gizemli yapay zekâ cihazı bulunuyor. Şirket, eski Apple tasarım efsanesi Jony Ive ile birlikte ekran ve klasik arayüzlerin ötesine geçen yeni nesil bir yapay zekâ cihazı üzerinde çalışıyor. OpenAI bu kapsamda Ive, Tang Tan ve ortaklarının kurduğu io Products şirketini yaklaşık 6,5 milyar dolarlık bir anlaşmayla bünyesine kattı.</p>

<p>Ancak bu proje de hukuki tartışmaların odağına yerleşmiş durumda. Daha önce iyO adlı teknoloji girişimi de isim benzerliği nedeniyle OpenAI CEO'su Sam Altman ve Jony Ive'a dava açmış, daha sonra eski Apple yöneticisi Tang Tan hakkında ticari sır ihlali iddialarını dosyasına eklemişti.</p>

<p>Apple'ın son hamlesi, yalnızca OpenAI'ın donanım planlarını değil, şirketin kamuoyundaki güvenilirliğini de doğrudan etkileyebilecek nitelikte görülüyor. Özellikle halka arz hazırlıkları yaptığı konuşulan OpenAI'ın, Anthropic ve Google gibi rakiplerle rekabet ettiği kritik bir dönemde böylesine ağır suçlamalarla karşı karşıya kalması teknoloji sektöründe geniş yankı uyandırdı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>FATİH SİVİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/appledan-openaia-suclama-yapay-zekada-casusluk-catlagi</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 12:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/07/1783767372529-apple-openai.jpeg" type="image/jpeg" length="20212"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[NASA Ay'ı Ateşe Verecek: Yangın Riski için Sıra Dışı Deney!]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/nasa-ayi-atese-verecek-yangin-riski-icin-sira-disi-deney</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/nasa-ayi-atese-verecek-yangin-riski-icin-sira-disi-deney" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[NASA, gelecekteki insanlı Ay görevlerinde yangın riskini daha iyi anlamak için Ay’da kontrollü bir ateş deneyi yapmaya hazırlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>NASA, Ay’da daha önce yapılmamış bir deneye imza atmaya hazırlanıyor. Artemis programıyla Ay’da kalıcı insan varlığı hedeflenirken, astronotların yaşayacağı alanlarda olası yangınların nasıl davranacağını anlamak için ilk kez Ay yüzeyinde kontrollü yanma testi yapılacak.</p>

<h2><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">Alevlerin Ay’da nasıl davrandığı ölçülecek</span></strong></span></h2>

<p>Dünya’da güvenli kabul edilen bazı malzemeler, düşük yerçekiminde farklı özellikler gösterebiliyor. Araştırmalar, uzay ve Ay koşullarında alevin yayılma biçiminin Dünya’dakinden farklı olabileceğini ortaya koyuyor.</p>

<p>Dünya’da yangın sırasında sıcak gazlar hızla yükselir ve alevin içine oksijen çekilir. Ay’da ise hava akışı çok daha zayıf olduğu için alevler farklı yayılabilir ve bazı malzemeler beklenenden daha kolay tutuşabilir.</p>

<p><img alt="Images-165" class="detail-photo img-fluid" height="415" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/07/images-165.jpg" width="739" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">Gelecek görevler için güvenlik testi</span></strong></span></h2>

<p>NASA, deney kapsamında dört farklı katı yakıt örneğini kapalı bir yanma odasında test edecek. Her örnek yakılırken alevin yayılma hızı, sıcaklık, ısı yayılımı ve oksijen seviyesi takip edilecek.</p>

<p>Elde edilecek sonuçlar, gelecekte Ay’da kurulacak yaşam alanları ve uzay araçlarında kullanılacak malzemelerin yeniden değerlendirilmesini sağlayabilir.</p>

<h2><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">Mars yolculuğu için de önemli</span></strong></span></h2>

<p>Artemis görevleriyle Ay’da uzun süreli yaşam hedefleyen NASA, düşük basınç ve daha yüksek oksijen oranı bulunan kapalı ortamların yangın riskini artırabileceğini değerlendiriyor. Bu nedenle Ay’daki deney, yalnızca Ay görevleri için değil, ileride planlanan Mars yolculukları için de kritik görülüyor.</p>

<p>Deney tamamlandığında bilim insanları, Ay yerçekiminde ateşin nasıl davrandığına dair ilk doğrudan verilere ulaşmış olacak.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>FATİH SİVİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/nasa-ayi-atese-verecek-yangin-riski-icin-sira-disi-deney</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 18:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/07/aaaay.jpg" type="image/jpeg" length="33879"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Android Kullanıcılarına Kötü Haber: Ücretsiz Yedekleme Dönemi Sona Erdi!]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/n-android-kullanicilarina-kotu-haber-ucretsiz-yedekleme-donemi-sona-erdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/n-android-kullanicilarina-kotu-haber-ucretsiz-yedekleme-donemi-sona-erdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Teknoloji devi Google, Android ekosisteminde yıllardır kullanıcılarına sunduğu büyük bir ayrıcalığı sessiz sedasız sonlandırdı. Bugüne kadar Android cihazların sistem yedeklemeleri, kullanıcıların Google hesap kotasından düşülmeden tamamen ücretsiz ve sınırsız olarak saklanıyordu. Ancak Google, aldığı yeni kararla bu serbestliğe resmen son verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İşte Android kullanıcılarını yakından ilgilendiren yeni dönemin detayları:</p>

<h2><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">Yeni Sistemle Ne Değişiyor?</span></strong></span></h2>

<p>Bugün itibarıyla yürürlüğe giren yeni politikaya göre, Android işletim sistemli cihazlarda alınan tüm sistem yedekleme verileri artık Google hesabınızın ortak depolama kotasına dahil edilecek.</p>

<p>Eski Sistem: Yalnızca Google Fotoğraflar’a yüklenen medya dosyaları ile MMS yedeklerindeki fotoğraf ve videolar kotayı dolduruyordu.</p>

<p>Yeni Sistem: Cihaz ayarları, SMS ve MMS mesaj içerikleri, arama geçmişi ve uygulamalara ait özel verilerin tamamı artık doğrudan mevcut depolama alanınızdan harcayacak.</p>

<p>Zaman Çizelgesi: Bu değişiklik yeni Android kullanıcıları için bugünden itibaren zorunlu tutulurken, mevcut aktif kullanıcılar için önümüzdeki aylarda kademeli olarak devreye alınacak.</p>

<h2><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">Kullanıcılar Bu Durumdan Nasıl Etkileniyor?</span></strong></span></h2>

<p>Google yetkililerinden gelen açıklamalara göre panik yapacak devasa bir durum şimdilik yok; ancak depolama sınırında yaşayan kullanıcılar için süreç biraz zorlaşabilir.</p>

<h2><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">Ortalama Yük ne Kadar?</span></strong></span></h2>

<p>Google, standart bir Android cihaz yedeklemesinin hesap başına ortalama 40 Megabayt (MB) civarında bir ek yük getireceğini öngörüyor. Dolayısıyla, sadece sistem yedekleri yüzünden alanın aniden dolması beklenmiyor.</p>

<p><strong>Asıl Tehlike Kotasını Dolduranlar İçin:</strong></p>

<p>Hatırlanacağı üzere Google, geçtiğimiz Mayıs ayında sessiz bir hamleyle yeni hesaplar için ücretsiz kotayı 15 GB’tan 5 GB’a düşürmüştü (Hesaba doğrulanmış bir telefon numarası tanımlanmadığı sürece bu sınır 5 GB olarak kalıyor). Eğer telefon numarası eşlenmemiş 5 GB sınırında bir hesaba sahipseniz veya 15 GB’lık sınırın tam ucundaysanız, bu 40 MB’lık ek yükler bile bardağı taşıran son damla olabilir.</p>

<h2><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">Depolama Alanınızı Korumak İçin İnce Ayar Yapın</span></strong></span></h2>

<p>Google, yedekleme alanını ücretli hale getirirken kullanıcılara bir teselli ödülü olarak yedekleme üzerinde daha fazla kontrol imkanı sunuyor. Android ayarlarına eklenen yeni açma-kapama anahtarları (toggles) sayesinde artık neyin yedeklenip neyin yedeklenmeyeceğini bizzat seçebileceksiniz.</p>

<p><strong>Bulut Alanınızın Gereksiz Dolmasını Önlemek İçin Şu Adımları Takip Edebilirsiniz:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cihazınızın Ayarlar menüsüne girin.</p>

<p>Hesaplar ve Yedekleme &gt; Google Yedekleme &gt; Diğer cihaz verileri adımlarını izleyin (Bu menü isimleri Pixel ve saf Android cihazlara göredir, kullandığınız markanın arayüzüne göre değişiklik gösterebilir).</p>

<p>Bu ekrandan; arama geçmişi, SMS veya spesifik uygulama verilerinin yedeklenmesini kapatarak buluttaki alanınızı tasarruflu kullanabilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>RECEP KURT</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/n-android-kullanicilarina-kotu-haber-ucretsiz-yedekleme-donemi-sona-erdi</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 10:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/07/fotograf-duzenleme-uygulamalari-google-photos.jpg" type="image/jpeg" length="58246"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yapay Zeka Katliama Alet Ediliyor: Gazze Soykırımında YZ'nin Rolü!]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/yapay-zeka-katliama-alet-ediliyor-gazze-soykiriminda-yznin-rolu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/yapay-zeka-katliama-alet-ediliyor-gazze-soykiriminda-yznin-rolu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İşgalci siyonist rejimin Gazze'deki soykırım ve katliamlarında yapay zekâ tabanlı hedefleme sistemlerini kullandığına ilişkin veriler yeniden dünya gündemine taşındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İnsan hakları kuruluşları, bağımsız gazetecilik araştırmaları ve uluslararası uzmanlar, "Lavender", "The Gospel" ve "Where's Daddy?" isimleriyle anılan sistemlerin hedef belirleme süreçlerinde kullanıldığına ilişkin ciddi bulgular ortaya koyarken, bu teknolojiler ile binlerce sivilin katledildiği görülüyor.</p>

<p>İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), İşgalci siyonist rejimin kullandığı dijital araçların eksik, yanlı veya doğrulanması güç veriler üzerinden çalışmasının uluslararası insancıl hukukun temel ilkeleri olan ayrım gözetme, orantılılık ve sivilleri koruma yükümlülüğünü ciddi biçimde riske attığını belirtiyor.</p>

<p>Kamuoyunda en fazla tartışılan sistemlerden biri olan "Lavender"ın, Gazze'deki sivil halkı ve çok sayıda veri noktasını analiz ederek işgalci siyonistlerin soykırımına aktif olarak yardımcı olduğu biliniyor. Araştırmalarda, sistemin on binlerce sivil halkı çocuk, kadın, yaşlı ayırt etmeksizin potansiyel hedef olarak işaretlediği belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aynı şekilde "Where's Daddy?" adı verilen sistemin ise hedef olarak belirlenen kişilerin cep telefonu konum verilerini takip ederek evlerine ulaştıkları anı tespit etmeye çalıştığı aktarılıyor. İnsan hakları savunucuları, bu yöntemin işgalci siyonistler tarafından bebekler dahil olmak üzere tüm aile fertlerinin saldırılarda soykırıma uğratıldıklarına dikkat çekiyor.</p>

<p>Uluslararası hukuk uzmanlarına göre savaş alanında yapay zekâ kullanımı başlı başına yasak değil. Ancak öldürücü kararların algoritmaların önerilerine dayanarak yeterli insan denetimi olmaksızın verilmesi, ciddi hukuki sorumluluk doğurabilir. Human Rights Watch, bu tür sistemlerin tavsiyeleri yeterince sorgulanmadan uygulanıyorsa bunun savaş hukukunun ihlali anlamına gelebileceğini ve bazı durumlarda savaş suçu iddialarını gündeme getirebileceğini belirtiyor.</p>

<p>Gazze'de işgalci siyonist rejim tarafından yapılan katliamlar, yapay zekâ destekli savaş teknolojilerine yönelik eleştirileri daha da sertleştiriyor. Uluslararası kuruluşlar ve çok sayıda uzman, yüksek teknolojiyle desteklenen askeri operasyonların siviller üzerindeki yıkıcı etkisinin azaltılmadığını, aksine hedef üretme kapasitesinin artmasıyla saldırıların daha hızlı ve daha geniş ölçekli hale geldiğini savunuyor. Bu nedenle birçok çevre, savaş alanında yapay zekâ kullanımına ilişkin bağlayıcı uluslararası kuralların acilen oluşturulmasını talep ediyor.</p>

<p>Eleştirmenlere göre Gazze'de ortaya çıkan tablo, teknolojinin insan hayatını koruyan bir araç olmaktan çıkıp ölüm süreçlerini hızlandıran bir mekanizmaya dönüştüğü yönündeki kaygıları güçlendiriyor. Yapay zekânın askeri karar alma süreçlerine bu denli entegre edilmesi, yalnızca Gazze için değil, gelecekte dünyanın farklı çatışma bölgelerinde de benzer uygulamaların yaygınlaşabileceği endişesini beraberinde getiriyor. Uluslararası toplumun önemli bir bölümü ise sivillerin korunmasını önceleyen şeffaflık, hesap verebilirlik ve bağımsız soruşturma çağrılarını sürdürürken, yapay zekânın savaş alanındaki rolüne ilişkin küresel denetim mekanizmalarının oluşturulmasını talep ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/yapay-zeka-katliama-alet-ediliyor-gazze-soykiriminda-yznin-rolu</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 11:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-05-144110.png" type="image/jpeg" length="42243"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doktorlar yapay zekâya sardı: Veri güvenliği endişesi büyüyor!]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/doktorlar-yapay-zekaya-sardi-veri-guvenligi-endisesi-buyuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/doktorlar-yapay-zekaya-sardi-veri-guvenligi-endisesi-buyuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avustralya Federal Sağlık Bakanlığı, doktorların hasta görüşmelerini kayıt altına alarak otomatik şekilde yazılı nota dönüştüren yapay zekâ destekli "AI scribe" (dijital kâtip) sistemlerinin yaygınlaşmasının ardından veri güvenliği, hasta mahremiyeti ve tıbbi doğruluk konusunda önemli endişeler dile getirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son 18 ayda hızla yaygınlaşan yapay zekâ tabanlı sistemler, doktor ile hasta arasındaki görüşmeleri kaydediyor, metne dönüştürüyor ve muayene notlarını otomatik olarak hazırlıyor. Avustralya Kraliyet Pratisyen Hekimler Koleji'nin (RACGP) anketine göre, ülkede bu teknolojiyi kullanan doktorların oranı Ağustos 2024'te yüzde 22 iken Kasım 2025'te yüzde 40'a yükseldi.</p>

<p>Şirketler, sistemlerin dünya genelinde yüz milyonlarca kez kullanıldığını ve sağlık çalışanlarının idari yükünü önemli ölçüde azalttığını savunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak Guardian Australia'nın Bilgi Edinme Yasası kapsamında ulaştığı Şubat 2026 tarihli Senato bilgilendirme belgelerine göre, Federal Sağlık Bakanlığı, AI scribe uygulamalarının yeterli denetime tabi olmadığını belirterek çeşitli risklere dikkat çekti.</p>

<p>Bakanlık, bazı şirketlerin ürünlerini "tıbbi cihaz" kapsamı dışında pazarladığını, gizlilik standartlarına uygun olduklarını öne sürmelerine rağmen veri işleme süreçleri konusunda yeterli şeffaflık sağlamadığını ifade etti. Belgelerde ayrıca bazı sağlayıcıların hasta verilerini farkında olmadan Avustralya dışındaki bulut sistemlerine aktarabileceği ve bunun hasta bilgilerinin güvenliği açısından risk oluşturabileceği belirtildi.</p>

<p>Yetkililer ayrıca bazı AI scribe şirketlerinin sağlık çalışanlarına çalışma saatlerini artırmadan gelirlerini yüzde 30 yükseltebileceklerini vaat ettiğine dikkat çekerek, bunun kamu sağlık sigortası Medicare üzerindeki mali yükü artırabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p>Bakanlığın Yapay Zekâ Danışma Grubu tarafından hazırlanan Nisan 2026 tarihli değerlendirmede ise dijital kâtiplerin doktorların verimliliğini artırabileceği ve tükenmişliği azaltabileceği kabul edilirken, büyük dil modellerinin doğruluk ve güvenilirlik açısından taşıdığı sınırlamaların hasta güvenliği ve klinik sorumluluk açısından risk oluşturduğu vurgulandı.</p>

<p>Raporda ayrıca sağlık kuruluşlarının hastalardan yapay zekâ kullanımına ilişkin onay alma yöntemlerinde önemli farklılıklar bulunduğu belirtildi. Bakanlık, bilinçli onayın ancak hastaların teknolojinin sağlayacağı faydaları ve olası sınırlılıkları tam olarak anlamasıyla mümkün olacağını kaydetti.</p>

<p>Tüketici Sağlık Forumu Üst Yöneticisi (CEO) Dr. Elizabeth Deveny de mevcut düzenlemelerin günlük uygulamalarda yeterince güçlü ve tutarlı olup olmadığının sorgulanması gerektiğini söyledi. Deveny, yapay zekâ kullanımının gerçekten daha kaliteli sağlık hizmeti ve daha iyi erişim sağlayıp sağlamadığı ya da yalnızca sağlık kuruluşlarının faturalandırılabilir işlem sayısını artırıp artırmadığının kamuoyu tarafından bilinmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Öte yandan bazı hastaların, AI scribe kullanımına onay vermemeleri halinde farklı bir doktora yönlendirildiklerini bildirdiği aktarıldı. Melbourne'de görev yapan bir psikiyatristin ise yapay zekâ destekli kayıt sistemini kabul etmeyen hastaları kabul etmediği belirtildi.</p>

<p>Avustralya'da AI scribe teknolojilerinin denetimi, Terapötik Ürünler İdaresi (TGA), Avustralya Sağlık Uygulayıcıları Düzenleme Kurumu (Ahpra) ve Bilgi Komiserliği Ofisi gibi farklı kurumlar arasında paylaşılıyor.</p>

<p>TGA'nın, dijital kâtiplerin tıbbi cihaz olarak sınıflandırılıp sınıflandırılmayacağını değerlendiren kapsamlı incelemesini önümüzdeki aylarda tamamlaması bekleniyor.</p>

<p>Bilgi Gizliliği Komiseri Carly Kind de Mayıs ayında yaptığı açıklamada, ofisinin AI scribe teknolojisinin yaygınlaşmasını yakından takip ettiğini, hasta onamı süreçleri ve gizlilik politikalarındaki eksiklikler konusunda ilgili kurumlarla görüşmeler yürüttüğünü bildirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/doktorlar-yapay-zekaya-sardi-veri-guvenligi-endisesi-buyuyor</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 09:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-05-120942.png" type="image/jpeg" length="81631"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cansız kimyasallardan ilk kez canlı gibi davranan hücre üretildi]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/cansiz-kimyasallardan-ilk-kez-canli-gibi-davranan-hucre-uretildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/cansiz-kimyasallardan-ilk-kez-canli-gibi-davranan-hucre-uretildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sentetik biyolojide bilim insanları, tamamen cansız kimyasallardan beslenen, büyüyen ve kendi kendine bölünebilen yapay bir hücre inşa etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Minnesota Üniversitesi'nden sentetik biyolog Profesör Kate Adamala ve ekibi, bitki ya da hayvan hücresi olmayan, daha çok basit bir bakteriyi andıran bu yapay yapıya "SpudCell" adını verdi.</p>

<p>Yaklaşık 150 ila 200 molekülden oluşan bu kırılgan prototip, biyolojik bir hücrenin taşıdığı milyonlarca moleküle kıyasla oldukça basit bir yapıya sahip.</p>

<p>Doğal hücrelerin aksine protein üreten kendi ribozomları bulunmayan SpudCell, dışarıdan besleme yoluyla aldığı bakteriyel bileşenleri kullanıyor.</p>

<p>Yaklaşık 12 saatte bir bölünen ve beş nesil boyunca çoğalabilen bu yapay hücre, hücre iskeleti yerine ürettiği proteinlerin hücre zarına baskı yapmasıyla bölünüyor.</p>

<p>Araştırmaya dahil olmayan uzmanlar, bu çalışmanın laboratuvarda sıfırdan bir yaşam anlamına gelmediğini ancak bu amaca giden yolda çok önemli bir kilometre taşı olduğunu belirtiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir hücre tasarlamak, yaşayan hücrelerin kolayca yapamayacağı ya da hiç beceremeyeceği görevleri bilgisayar gibi programlamaya olanak tanıyor.</p>

<p>Bilim insanları, genetiği değiştirilmiş bakterilerin günümüzde insülin üretiminde kullanılması gibi, gelecekte bu sentetik hücrelerin kanser tedavilerinde, karbon yakalama teknolojilerinde ve özel kimyasalların imalatında kritik roller üstleneceğini öngörüyor.</p>

<h2><strong>Güvenlik ve etik tartışmaları gündemde</strong></h2>

<p>Mevcut formunda dışarıdan beslenmeye tamamen bağımlı olan SpudCell, laboratuvar ortamı dışında çoğalamadığı için herhangi bir biyolojik güvenlik riski taşımıyor.</p>

<p>Araştırmacılar, bu yapay hücrelerin açık kaynaklı bir işletim sistemi gibi tüm bilim dünyasının ortak kullanımına sunulmasını hedefliyor.</p>

<p>Akademik çalışmalar için ücretsiz, ticari faaliyetler için ise lisanslı olması planlanan bu teknoloji, etik tartışmaları da beraberinde getiriyor.</p>

<p>Uzmanlar, gelecekte doğadaki moleküler yapısı tersine çevrilmiş tehlikeli "ayna bakterilerin" üretilme riskine karşı, bu yeni yapay biyoloji alanının küresel standartlar ve sıkı güvenlik önlemleriyle yönetilmesi gerektiği konusunda uyarıda bulunuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>CNN International</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/cansiz-kimyasallardan-ilk-kez-canli-gibi-davranan-hucre-uretildi</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 21:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/07/c-35.jpg" type="image/jpeg" length="51123"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gökbilimciler açıkladı: Kaç gezegen var?]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/gokbilimciler-acikladi-kac-gezegen-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/gokbilimciler-acikladi-kac-gezegen-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1776'da 6 olan gezegen sayısı, teleskopların güçlenmesi ve Plüton'un unvanını kaybetmesiyle bugün resmi olarak 8'e yerleşti. Peki, Güneş Sistemi'nde aslında kaç gezegen var?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gökbilimciler son iki buçuk asırda evreni keşfettikçe, Güneş Sistemi'ndeki gezegen sayısı sabit kalmadı.</p>

<p>1776 yılında sadece 6 gezegen bilinirken, bu sayı yeni keşifler ve değişen bilimsel kriterlerle zaman zaman 9’a, hatta kısa süreliğine 11’e kadar yükseldi; günümüzde ise resmi olarak 8 gezegende karar kılındı.</p>

<p>Bu dinamik tablo, bilimin mutlak doğrulardan ibaret olmadığını, yeni kanıtlar ışığında kendini sürekli güncelleyen bir süreç olduğunu gözler önüne seriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Keşifler arttıkça yapılan sınıflandırmalar değişti</strong></h2>

<p>Teleskop teknolojisinin gelişmesiyle birlikte insanlık sadece yeni dünyalar bulmakla kalmadı, gök cisimlerini tanımlama biçimini de değiştirdi. 1781'de Uranüs'ün bulunmasıyla genişleyen harita, 1801 yılında Mars ile Jüpiter arasında Ceres'in keşfedilmesiyle daha da büyüdü.</p>

<p>Ceres ve ardından bulunan benzer üç cisimle birlikte gezegen sayısı bir dönem 11'e kadar çıktı. Ancak bilim insanları bu cisimlerin farklı bir yapıya sahip olduğunu fark ederek onları "asteroit" olarak yeniden sınıflandırdı.</p>

<p>1846’da Neptün’ün, 1930’da ise Plüton’un keşfi, uzun yıllar kabul gören 9 gezegenli modeli doğurdu.</p>

<h2><strong>Plüton’u tahtından eden keşif: Kuiper kuşağı</strong></h2>

<p>Yirminci yüzyılın sonlarına kadar Güneş Sistemi'nin yapısı oldukça net ve düzenli kabul ediliyordu. Ancak 1990’ların başında Neptün’ün ötesinde, Plüton’a benzeyen binlerce buzlu gök cisminin yer aldığı Kuiper Kuşağı keşfedildi.</p>

<p>Bu keşif, Plüton'un aslında benzersiz bir gezegen olmadığını, devasa bir buzlu cisimler topluluğunun sadece bir üyesi olduğunu gösterdi.</p>

<p>Yaşanan bu büyük zihniyet değişiminin ardından Uluslararası Astronomi Birliği, 2006 yılında bir gök cisminin gezegen sayılabilmesi için yörüngesini diğer küçük cisimlerden temizlemiş olması şartını getirdi. Plüton bu kurala uymadığı için "cüce gezegen" statüsüne alındı ve resmi sayı tekrar 8’e düştü.</p>

<h2><strong>Uzayın derinliklerinde keşif süreci devam ediyor</strong></h2>

<p>Uzmanlar, isimlerin ve sınıfların değişmesinin gök cisimlerinin doğasını değiştirmediğini, ancak bilimin doğru soruları sormasına zemin hazırladığını vurguluyor.</p>

<p>Geçmişte yeni bulgularla isimleri değiştirilen dinozor fosillerinde olduğu gibi, astronomi dünyası da evreni öğrendikçe tanımlarını tazelemeye devam ediyor.</p>

<p>İki yüz elli yıl önce sadece 6 gezegenden haberdar olan insanlık, bugün Güneş Sistemi'nin sınırlarında henüz yolun çok başında olduğunu biliyor ve gelecekteki yeni keşiflerin bu sayıyı yeniden değiştirmesi ihtimalini açık tutuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Space</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/gokbilimciler-acikladi-kac-gezegen-var</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 18:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/07/gunes-4.jpg" type="image/jpeg" length="76695"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Whatsapp'ta bir devir kapanıyor! Numara vermek zorunda kalmayacaksınız]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/whatsappta-bir-devir-kapaniyor-numara-vermek-zorunda-kalmayacaksiniz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/whatsappta-bir-devir-kapaniyor-numara-vermek-zorunda-kalmayacaksiniz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyanın en popüler mesajlaşma uygulaması WhatsApp, kullanıcıların telefon numarası yerine kullanıcı adıyla iletişim kurmasını sağlayacak yeni özelliğini duyurdu. Yıl içinde kullanıma sunulacak sistem sayesinde kullanıcılar, numaralarını paylaşmadan mesajlaşabilecek. Ayrıca istenmeyen mesajları önlemek için "kullanıcı adı anahtarı" adı verilen ek güvenlik seçeneği de sunulacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>WhatsApp, kullanıcıların telefon numarası yerine kullanıcı adıyla bulunmasını sağlayacak yeni özelliğini duyurdu. Meta çatısı altındaki platform, hesap oluşturmak için yine telefon numarası isteyecek ancak kullanıcılar, iletişim kuracakları kişilerle numaralarını paylaşmak zorunda kalmayacak.</p>

<h3><strong>NUMARA YERİNE KULLANICI ADI DÖNEMİ</strong></h3>

<p>Yeni özellikle birlikte kullanıcılar; okul, iş, etkinlik veya sosyal ortamlarda tanıştıkları kişilere telefon numarası vermek yerine WhatsApp kullanıcı adlarını paylaşabilecek.</p>

<p>WhatsApp Ürün Başkan Yardımcısı Alice Newton-Rex, telefon numarasının kişisel bir bilgi olduğunu belirterek, kullanıcı adı sisteminin kullanıcıların bu bilgiyi kimlerle paylaşacağı konusunda daha fazla kontrol sağlamayı hedeflediğini ifade etti.</p>

<p>Şirket, özelliğin yıl içinde kullanıma sunulacağını açıklarken, kullanıcı adı çakışmalarını önlemek amacıyla öncesinde rezervasyon süreci başlatacağını duyurdu.</p>

<h3><strong>3 İLE 35 KARAKTER ARASINDA OLACAK</strong></h3>

<p>Özellik aktif olduğunda kullanıcılar, Ayarlar &gt; Hesap &gt; Kullanıcı adı bölümünden seçimyapabilecek. Kullanıcı adları 3 ila 35 karakter arasında olacak. WhatsApp ayrıca tanınmış kişiler, ünlüler ve kurumlar için bazı kullanıcı adlarını önceden ayıracağını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>ARAMAK İÇİN TAM KULLANICI ADI GEREKECEK</strong></h3>

<p>Yeni sistemde kullanıcı adları uygulama içinde herkese açık şekilde aranamayacak. Bir kişiye ulaşabilmek için onun tam kullanıcı adını bilmek gerekecek. Böylece özelliğin bir sosyal ağ arama sistemine dönüşmesinin önüne geçilmesi amaçlanıyor. Kullanıcılar istedikleri zaman kullanıcı adlarını değiştirebilecek veya bu özelliği tamamen kapatabilecek.</p>

<h3><strong>EK GÜVENLİK İÇİN "KULLANICI ADI ANAHTARI"</strong></h3>

<p>WhatsApp, kullanıcı adı sistemine ek olarak "kullanıcı adı anahtarı" isimli yeni bir güvenlik seçeneği de sunacak. Bu özellik aktif edildiğinde, bir kişinin mesaj gönderebilmesi için yalnızca kullanıcı adını bilmesi yeterli olmayacak. Mesaj gönderebilmek için kullanıcı tarafından belirlenen ek anahtarın da bilinmesi gerekecek.</p>

<p>Bu sayede istenmeyen mesajların önüne geçilmesi ve kullanıcı adının kontrolsüz şekilde yayılması durumunda ek güvenlik sağlanması hedefleniyor.</p>

<h3><strong>RAKİPLERİ BU ÖZELLİĞİ UZUN SÜREDİR KULLANIYOR</strong></h3>

<p>Telegram, Signal ve Wire gibi mesajlaşma uygulamalarında kullanıcı adıyla iletişim kurma özelliği uzun süredir bulunuyor. WhatsApp ise bu sistemi, 3 milyarı aşan kullanıcı kitlesi nedeniyle kademeli ve kontrollü şekilde devreye almayı planlıyor.</p>

<p>İlk aşamada kullanıcı adıyla ekleme işlemlerinde QR kod desteği bulunmayacak. Kullanıcı adlarının sözlü ya da yazılı olarak paylaşılması gerekecek. WhatsApp'ın ilerleyen dönemde QR kod gibi hızlı paylaşım seçeneklerini ekleyip eklemeyeceği ise henüz netlik kazanmadı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ÖMER KARADUMAN</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/whatsappta-bir-devir-kapaniyor-numara-vermek-zorunda-kalmayacaksiniz</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 07:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/07/watsap-3.png" type="image/jpeg" length="93833"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Teknolojinin Yeni Cephesi: Yapay Zeka Çiplerinde Kıyasıya Mücadele!]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/teknolojinin-yeni-cephesi-yapay-zeka-ciplerinde-kiyasiya-mucadele</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/teknolojinin-yeni-cephesi-yapay-zeka-ciplerinde-kiyasiya-mucadele" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yapay zekâ teknolojilerinin son yıllarda hızla gelişmesi, bu sistemleri çalıştıran donanımları da küresel rekabetin merkezine taşıdı. Bugün yalnızca teknoloji şirketleri değil; ABD, Çin, Avrupa Birliği, Japonya, Güney Kore, Hindistan ve Körfez ülkeleri de yapay zekâ çipleri geliştirmek ve üretim kapasitesini artırmak için milyarlarca dolarlık yatırımlar yapıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlara göre önümüzdeki yıllarda ülkelerin teknolojik bağımsızlığı ve ekonomik gücü, büyük ölçüde yapay zekâ hesaplama kapasitesine ve bu kapasiteyi sağlayan çiplere bağlı olacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yapay zekâ çipleri, klasik bilgisayar işlemcilerinden farklı olarak makine öğrenmesi, derin öğrenme ve büyük veri hesaplamaları gibi yoğun işlem gücü gerektiren görevler için özel olarak tasarlanıyor. Geleneksel işlemciler (CPU) çok farklı işleri yapabilen genel amaçlı yapılar sunarken, yapay zekâ çipleri aynı anda milyonlarca matematiksel işlemi paralel şekilde gerçekleştirerek çok daha yüksek performans sağlayabiliyor. Bu nedenle günümüzde GPU, FPGA ve yapay zekâya özel geliştirilen ASIC tabanlı hızlandırıcılar en yaygın AI çipleri arasında yer alıyor.</p>

<p><img alt="Yapay Zeka Ai Tarafindan Gelistirilen Cip 2" class="detail-photo img-fluid" height="675" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/yapay-zeka-ai-tarafindan-gelistirilen-cip-2.jpg" width="1200" /></p>

<p>Bu çipler, başta üretken yapay zekâ uygulamaları olmak üzere sağlık, savunma sanayii, otomotiv, finans, eğitim, güvenlik, akıllı şehirler, robotik sistemler, sanayi otomasyonu ve bilimsel araştırmalarda kullanılıyor. Otonom araçların çevresini gerçek zamanlı analiz etmesi, hastanelerde görüntüleme sistemlerinin kanser teşhisine destek vermesi, sesli asistanların doğal dili anlaması veya fabrikalarda üretim hatlarının optimize edilmesi gibi birçok uygulamanın temelinde yüksek performanslı yapay zekâ çipleri bulunuyor.</p>

<p><img alt="Yapay Zeka Cip Tasariminda Yeni Bir Cag Baslatiyor184811" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/yapay-zeka-cip-tasariminda-yeni-bir-cag-baslatiyor184811.jpg" width="800" /></p>

<p>Uzmanlara göre yapay zekâ çiplerinin en önemli avantajı işlem hızını artırırken enerji tüketimini ve maliyeti düşürmesi. Yapılan araştırmalar, modern üretim teknolojileriyle geliştirilen AI çiplerinin eski nesil işlemcilere göre onlarca, hatta bazı özel uygulamalarda yüzlerce kat daha verimli çalışabildiğini gösteriyor. Bu sayede büyük dil modellerinin eğitimi günler veya haftalar içinde tamamlanabilirken, aynı işlemler standart işlemcilerle aylar sürebiliyor.</p>

<p>Yapay zekâ çipleri yalnızca teknoloji sektörünü değil günlük yaşamı da dönüştürüyor. Akıllı telefonlarda gelişmiş kamera sistemleri, gerçek zamanlı çeviri hizmetleri, kişiselleştirilmiş sağlık uygulamaları, trafik yönetimi, enerji tasarrufu sağlayan akıllı binalar ve gelişmiş siber güvenlik çözümleri bu donanımlar sayesinde daha hızlı ve verimli çalışıyor. Uzmanlar, önümüzdeki dönemde yapay zekâ çiplerinin eğitimden tarıma kadar hemen her sektörde verimlilik artışı sağlayacağını öngörüyor.</p>

<p><img alt="Imagesxx" class="detail-photo img-fluid" height="480" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/imagesxx.jpg" width="640" /></p>

<p>Ancak bu teknolojinin bazı önemli dezavantajları da bulunuyor. Yapay zekâ çiplerinin geliştirilmesi son derece yüksek Ar-Ge yatırımları gerektirirken, üretim süreci yalnızca sınırlı sayıdaki gelişmiş yarı iletken fabrikasında gerçekleştirilebiliyor. Günümüzde en gelişmiş yapay zekâ çiplerinin büyük bölümü tek bir üretici ekosistemine bağımlı durumda. Bu durum, küresel tedarik zincirini jeopolitik risklere açık hale getiriyor. Ayrıca veri merkezlerinin artan elektrik ihtiyacı ve yüksek enerji tüketimi de sektörün karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan biri olarak gösteriliyor.</p>

<p>Son yıllarda ülkelerin attığı adımlar da bu stratejik önemin göstergesi niteliğinde. ABD, çip tasarımı ve yapay zekâ altyapısındaki liderliğini korumaya çalışırken; Çin, dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla yerli yapay zekâ işlemcilerine ve üretim kapasitesine milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Avrupa Birliği ise yeni yarı iletken yatırımları ve üretim teşvikleriyle küresel rekabette daha güçlü bir konum elde etmeyi hedefliyor. Japonya, Güney Kore ve Hindistan da ulusal çip stratejileri kapsamında üretim tesisleri, araştırma merkezleri ve yapay zekâ altyapısına önemli kaynaklar ayırıyor.</p>

<p><img alt="3739129 816X459" class="detail-photo img-fluid" height="459" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/3739129-816x459.jpg" width="816" /></p>

<p>Uzmanlar, yapay zekâ çağında yalnızca iyi yazılım geliştiren ülkelerin değil, bu yazılımları çalıştıracak yüksek performanslı çipleri tasarlayıp üretebilen ülkelerin de ekonomik ve teknolojik üstünlük sağlayacağını belirtiyor. Bu nedenle yapay zekâ çipleri artık yalnızca bir teknoloji ürünü değil; ulusal güvenlikten ekonomik rekabete kadar birçok alanda stratejik güç unsuru olarak görülüyor. Küresel ölçekte hız kazanan "çip yarışı", önümüzdeki yıllarda yapay zekâ ekosisteminin yönünü belirleyen en kritik faktörlerden biri olmaya devam edecek.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/teknolojinin-yeni-cephesi-yapay-zeka-ciplerinde-kiyasiya-mucadele</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 10:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/ai-cip-422.png" type="image/jpeg" length="78620"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Japonya’da beyin sinyallerinden video üretildi]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/japonyada-beyin-sinyallerinden-video-uretildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/japonyada-beyin-sinyallerinden-video-uretildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Japon araştırmacılar, fMRI verilerini yapay zekâ ile çözümleyerek insanların izlediği sahneleri yeniden oluşturmayı başardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Japonya’da bilim insanları, yapay zekâ teknolojisi kullanarak insanların beyin aktivitelerini analiz edip izledikleri videoları yüksek doğruluk oranıyla yeniden oluşturmayı başardı. Geliştirilen sistem, insanların video izlerken ortaya çıkan beyin sinyallerini çözümleyerek bunları kısa film görüntülerine dönüştürüyor.</p>

<p>Araştırmacılar, fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) verileri üzerinde çalışarak gönüllülerin izlediği sahneleri yapay zekâ aracılığıyla yeniden üretti. Binlerce video klibin analiz edilerek her görüntü için bir “anlamsal imza” oluşturulduğu, bu imzaların izleme sırasında kaydedilen beyin aktiviteleriyle eşleştirildiği belirtildi. Aynı yöntemin, katılımcılar yalnızca görüntüleri zihinsel olarak hatırladığında da benzer sonuçlar verdiği kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilim insanları, bu teknolojinin gelecekte zihin okumaktan ziyade tıbbi alanda devrimsel çözümler sunabileceğini vurguladı. Yöntemin, konuşma yetisini kaybetmiş hastaların dış dünyayla yeniden iletişim kurmasına yardımcı olabileceği ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Mehmet Güllü Bozdaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/japonyada-beyin-sinyallerinden-video-uretildi</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 09:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/9c8a50a7-fc80-4bd9-9b88-d230a892dc06.jpg" type="image/jpeg" length="90595"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Pamuk şekerinden bile daha hafif iki dev gezegen bulundu]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/pamuk-sekerinden-bile-daha-hafif-iki-dev-gezegen-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/pamuk-sekerinden-bile-daha-hafif-iki-dev-gezegen-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiliz ve Fransız gök bilimciler, 1110 ışık yılı uzaktaki Volans Takımyıldızı'nda pamuk şekerinden daha düşük yoğunluğa sahip en büyük iki ötegezegeni keşfetti. "TOI-791 b" ve "TOI-791 c" adı verilen ve Jüpiter'den 35 kat daha hafif olan bu "Süper puf" gezegenlerin James Webb Uzay Teleskobu ile incelenmesi bekleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere ve Fransa'dan gök bilimcilerin yürüttüğü ortak çalışma sonucunda, uzayın derinliklerinde sıra dışı bir keşfe imza atıldı. Bilim insanları, Dünya'dan tam 1110 ışık yılı uzaklıkta yer alan ve yoğunluğu popüler bir panayır yiyeceği olan pamuk şekerinden bile daha düşük olan, kendi sınıflarındaki en büyük iki yeni ötegezegeni keşfetti.</p>

<article>
<p>İngiltere'nin köklü eğitim kurumlarından Oxford ve Birmingham üniversiteleri ile Fransa'daki Nice Cote d'Azur Üniversitesinde görevli astronomlar, NASA’nın Geçiş Halindeki Ötegezegen Araştırma Uydusu (TESS) ve çeşitli yer tabanlı teleskoplar yardımıyla tespit edilen bu iki gezegenin fiziksel ve kimyasal parametrelerini detaylıca inceledi.</p>

<h3><strong>JÜPİTER’DEN 35 KAT DAHA DÜŞÜK YOĞUNLUK: "SÜPER PUF" GEZEGENLER</strong></h3>

<p>Yapılan ölçümler ve yoğunluk analizleri neticesinde, "TOI-791 b" ve "TOI-791 c" olarak adlandırılan bu gök cisimlerinin, şimdiye kadar saptanan "pamuk şekerinden daha düşük yoğunluğa sahip en büyük ötegezegenler" olduğu tescillendi. Volans (Uçan Balık) Takımyıldızı'nda bulunan bir yıldızın yörüngesinde dönen bu iki gezegen, devasa boyutlarına rağmen şaşırtıcı derecede hafif bir yapı sunuyor.</p>

<p>Araştırmacılar, güneş sistemimizin en büyük gaz devi olan Jüpiter’in, yeni keşfedilen bu iki ötegezegenden tam 35 kat daha yoğun bir kütleye sahip olduğunu hesapladı. Araştırma ekibinde yer alan bilim insanlarından George Dransfield, bu boyutlardaki gök cisimleri arasında söz konusu iki gezegenin bilinen en hafif örnekler olarak kayda geçtiğini duyurdu.</p>

<h3><strong>HİDROJEN VE HELYUM DEPOSU: ZAMANLA HAFİFLEMİŞ OLABİLİRLER</strong></h3>

<p>Gezegenlerin fiziksel görünümleri ve yapısal bileşenlerine dair tahminlerini paylaşan Dransfield, bu kozmik yapıların beyaz ya da mavi renkte olabileceğini düşündüklerini aktardı. Dransfield ayrıca, söz konusu gezegenlerin çok büyük bir oranının hafif gazlar olan hidrojen ve helyumdan meydana gelmiş olabileceğini ifade etti.</p>

<p>Gök bilim literatüründe "Süper puf" (Super-puff) terimiyle nitelendirilen bu sıra dışı gezegenlerin nasıl oluştuğuna dair teoriler de makalede yer buldu. Bilim insanlarına göre bu ötegezegenler, yoğun gaz kütlelerinin yer aldığı ve yeni doğan bir yıldızın etrafını saran gaz ve toz diskinin çeperlerinde meydana geldi. "Süper puf" dünyaların, oluşum süreçlerinin ardından zaman içerisinde üzerlerinde taşıdıkları fazla materyali uzay boşluğuna fırlatarak giderek hafifledikleri tahmin ediliyor.</p>

<h3><strong>YENİ HEDEF: JAMES WEBB UZAY TELESKOBU İLE DETAYLI İNCELEME</strong></h3>

<p>Astrofizik dünyasında büyük yankı uyandıran bu çalışmanın tüm detayları ve sonuçları, prestijli bilimsel yayınlardan "Monthly Notices of the Royal Astronomical Society" (MRAS) dergisinde yayımlanarak literatüre girdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilim dünyası şimdi, Volans Takımyıldızı'ndaki bu gizemli ikilinin atmosferik ve kimyasal şifrelerini tamamen çözmeye odaklandı. Önümüzdeki süreçte, gezegenlerin tam kimyasal yapısının ve atmosfer katmanlarının netleştirilmesi amacıyla NASA'nın derin uzay gözlemlerinde çığır açan James Webb Uzay Teleskobu (JWST) kullanılarak yeni bir inceleme dalgası başlatılması bekleniyor.</p>
</article></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/pamuk-sekerinden-bile-daha-hafif-iki-dev-gezegen-bulundu</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 10:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/1919523.jpg" type="image/jpeg" length="90790"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Japonya, Türkiye ile İHA'lar için iş birliği yapmak istiyor]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/japonya-turkiye-ile-ihalar-icin-is-birligi-yapmak-istiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/japonya-turkiye-ile-ihalar-icin-is-birligi-yapmak-istiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Japonya, artan jeopolitik riskler ve savunma stratejisindeki dönüşüm kapsamında Türkiye ile insansız hava araçları (İHA) alanında iş birliğini geliştirmek istiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bu kapsamda Türkiye’nin özellikle insansız hava araçları alanındaki başarıları, Tokyo yönetiminin dikkatini çekti.</p>

<h3><strong>TOKYO’DAN TÜRKİYE’YE SAVUNMA VURGUSU</strong></h3>

<p>Japonya Savunma Bakanı Koizumi Şinciro, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ile yaptığı görüşmenin ardından Türkiye’nin savunma sanayisindeki gelişimine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Koizumi, Türkiye’nin insansız hava araçları başta olmak üzere savunma teknolojilerine büyük önem verdiğini ve bu alandaki ilerlemenin dikkat çekici olduğunu ifade etti.</p>

<h3><strong>İHA ALANINDA İŞBİRLİĞİ MESAJI</strong></h3>

<p>Koizumi, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Türkiye’nin İHA geliştirme kabiliyetine vurgu yaparak iki ülke arasında bu alanda fikir alışverişi yapıldığını belirtti.</p>

<p>Tarafların, savunma teknolojileri ve stratejik iş birliği konularında temaslarını artırma konusunda mutabık kaldığı ifade edildi.</p>

<p><a href="https://dogruhaber.com.tr/"><img loading="lazy" src="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/06/17/6a3262fa2fdca905__w1200xh640.jpg?w=800" width="800" /></a></p>

<h3><strong>ANKARA–TOKYO SAVUNMA DİYALOĞU DERİNLEŞİYOR</strong></h3>

<p>Savunma Sanayii Başkanlığı heyetinin daha önce Japonya’da gerçekleştirdiği temaslar da iki ülke arasındaki savunma diyaloğunun geliştiğini ortaya koyuyor.</p>

<p>Ziyaret kapsamında Tokyo ve Kobe’de çeşitli kurumlarla görüşmeler yapılmış, savunma sanayii kuruluşları ve askeri yetkililerle bir araya gelinmişti.</p>

<h3><strong>JAPONYA SAVUNMA STRATEJİSİNİ YENİLİYOR</strong></h3>

<p>Artan küresel riskler, bölgesel gerilimler ve güvenlik tehditleri Japonya’nın savunma politikasında köklü değişikliklere yol açtı. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı, Kuzey Kore’nin füze denemeleri ve Çin’in askeri kapasitesindeki artış, Tokyo’nun stratejik planlarını yeniden şekillendirdi.</p>

<h3><strong>SAVUNMA BÜTÇESİNDE ARTIŞ HEDEFİ</strong></h3>

<p>Japonya’nın 2026 mali yılında savunma harcamalarının gayrisafi yurtiçi hasılanın yaklaşık yüzde 1,9’una ulaşması bekleniyor. 2027 yılı itibarıyla bu oranın yüzde 2 seviyesine çıkarılması hedefleniyor.</p>

<h3><strong>“PROAKTİF SAVUNMA” DÖNEMİ</strong></h3>

<p>Tokyo yönetimi, geleneksel savunma yaklaşımını daha proaktif bir modele dönüştürmeyi amaçlıyor. Bu kapsamda müttefik ülkelerle daha entegre bir güvenlik yapısı kurulması ve tedarik zincirinin çeşitlendirilmesi planlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye ile savunma sanayii alanında geliştirilecek olası iş birliğinin de bu yeni stratejik yaklaşımın önemli parçalarından biri olabileceği değerlendiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Mehmet Güllü Bozdaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji, Güncel</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/japonya-turkiye-ile-ihalar-icin-is-birligi-yapmak-istiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 10:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/iha-9.jpg" type="image/jpeg" length="51116"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma Ortaya Koydu: Çocuklarda Madde Deneme Riskini Artırıyor!]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/arastirma-ortaya-koydu-cocuklarda-madde-denem-riskini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/arastirma-ortaya-koydu-cocuklarda-madde-denem-riskini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'de yayımlanan yeni bir araştırma, çocukların ve ergenlerin sosyal medyaya erken yaşta başlamasının alkol, tütün ve esrar gibi maddeleri deneme olasılığıyla ilişkili olduğunu ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>The American Journal of Psychiatry dergisinde yayımlanan çalışmada, 9 ila 16 yaş arasındaki çocukların sosyal medya kullanım alışkanlıkları dört yıl boyunca takip edildi. Araştırmayı yürüten Kaliforniya Üniversitesi San Francisco Kampüsü (UCSF) Pediatri Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Jason Nagata, gençlerin sosyal medya kullanımına göre dört farklı gruba ayrıldığını belirtti.</p>

<p>Araştırmaya göre sosyal medyayı erken yaşta kullanmaya başlayan ve kullanım süreleri hızla artan çocukların, alkol, sigara ve esrar gibi maddeleri deneme olasılıkları daha yüksek çıktı. Özellikle günde üç saat veya daha fazla sosyal medya kullanan çocukların esrar deneme ihtimalinin yaklaşık 17 kat, tütün deneme ihtimalinin ise 14 kat arttığı tespit edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, elde edilen verilerin sosyal medya kullanımının doğrudan madde kullanımına yol açtığını kanıtlamadığını ancak iki durum arasında güçlü bir ilişki bulunduğunu vurguladı. Aile ortamı, arkadaş çevresi ve sosyal koşullar gibi birçok farklı etkenin de gençlerin davranışları üzerinde etkili olduğu belirtildi.</p>

<p>Araştırmacılar, sosyal medya platformlarında yer alan alkol ve madde kullanımını olumlu gösteren içeriklerin gençler üzerinde etkili olabileceğine dikkat çekti. Çalışmada, ergenlerin yüzde 50'sinden fazlasının internet ortamında alkol reklamlarına maruz kaldığı, sosyal medya paylaşımlarında ise madde kullanımının çoğunlukla eğlenceli ve olumlu bir şekilde sunulduğu kaydedildi.</p>

<p>Northwestern Üniversitesi Feinberg Tıp Fakültesi'nden Dr. Courtney Blackwell, sosyal medyada görülen içeriklerin gençlerin madde kullanımına yönelik tutumlarını etkileyebileceğini belirterek, içeriklerin niteliğinin davranışlar üzerinde önemli rol oynadığını ifade etti.</p>

<p>Uzmanlar, ailelere çocukların sosyal medya kullanımını tamamen yasaklamak yerine bilinçli şekilde takip etmeleri ve açık iletişim kurmaları tavsiyesinde bulundu. Amerikan Pediatri Akademisi de ebeveynlere çocukların dijital alışkanlıklarını düzenlemek için aile medya planı oluşturmalarını ve spor, aile etkinlikleri gibi alternatif faaliyetlere yönelmelerini öneriyor.</p>

<p>Araştırmacılar, çocukların sosyal medya kullanımına ilişkin sınırların erken yaşta belirlenmesinin ve aile içi iletişimin güçlendirilmesinin olası risklerin azaltılmasında önemli rol oynayabileceğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>FATİH SİVİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/arastirma-ortaya-koydu-cocuklarda-madde-denem-riskini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 12:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/adsiz-tasarim-34-1080x600.jpg" type="image/jpeg" length="60180"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çinliler buldu! Bu bitki kelliği bitirecek]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/cinliler-buldu-bu-bitki-kelligi-bitirecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/cinliler-buldu-bu-bitki-kelligi-bitirecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çin'de kullanılan Boğumluca otu kökünün, saç dökülmesini yavaşlatmanın yanı sıra saç foliküllerinin yenilenmesini de desteklediği ortaya çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Independent'in haberine göre, Çin tıbbında yüzyıllardır kullanılan Boğumluca otu kökü, saç dökülmesini yavaşlatıyor.</p>

<p>Bu kapsamda da bilim insanları, boğumluca otu kökünün erkek tipi kellik tedavisinde etkili olabileceğini açıkladı.</p>

<h3><strong>KAN DOLAŞIMINI ARTIRIYOR</strong></h3>

<p>Erkek tipi kellik olarak bilinen androgenetik alopesi, saç foliküllerinin zamanla küçülmesine neden olarak saçların incelmesine ve büyümenin yavaşlamasına yol açıyor.</p>

<p>Araştırmacılar, Çince "<i><strong>He Shou Wu" </strong></i>adıyla bilinen Boğumluca otunun kurutulmuş kökünün saç büyümesini destekleyen birden fazla biyolojik mekanizmayı etkileyebildiğini belirledi.</p>

<p>Çalışmaya göre bitki, saç dökülmesinde önemli rol oynayan dihidrotestosteron (DHT) hormonunun etkilerini azaltarak saç foliküllerini koruyabiliyor.</p>

<p>Ayrıca folikül hücrelerinin erken ölümünü engelleyebileceği ve kafa derisindeki kan dolaşımını artırabileceği değerlendiriliyor.</p>

<p>Bilim insanları, bitkinin hücre büyümesi, doku onarımı ve hücreler arası iletişimde görev alan biyolojik sinyalleri de aktive ettiğini, bunun da saç foliküllerinin yeniden büyüme evresine geçme ihtimalini artırabileceğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Kellik Tarih Oluyor" height="768" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/kellik-tarih-oluyor.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1156" /></p>

<h3><strong>SAÇ BİYOLOJİSİYLE ÖRTÜŞÜYOR</strong></h3>

<p>Araştırmanın yazarlarından Han Bixian, tarihsel kaynaklarda tarif edilen etkilerin modern saç biyolojisiyle dikkat çekici biçimde örtüştüğünü belirterek, "<i><strong>Modern çalışmalar bunun folklor değil, farmakoloji olduğunu doğruluyor</strong></i>" dedi.</p>

<p>Çalışmada laboratuvar araştırmaları, klinik raporlar ve tarihi bitkisel kayıtlar birlikte incelendi.</p>

<p>Bulgular, Boğumluca otunun yalnızca mevcut saçları korumakla kalmayıp saç yenilenmesini destekleyen koşullar da oluşturabileceğine işaret ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>İLAÇLARIN YAN ETKİLERİNDEN ÇEKİNENLER İÇİN ALTERNATİF</strong></h3>

<p>Araştırmacılar, doğru şekilde işlendiğinde bitkinin olumlu bir güvenlik profili sergilediğini ve mevcut ilaçların yan etkilerinden çekinen kişiler için alternatif bir seçenek sunabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Ancak uzmanlar, kesin sonuçlar için daha kapsamlı klinik çalışmalar yapılması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Mehmet Güllü Bozdaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/cinliler-buldu-bu-bitki-kelligi-bitirecek</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 17:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/bogumluca-otu-koku-kelligi-bitiriyor.webp" type="image/jpeg" length="56891"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[YouTube Yeni Özelliğiyle Farklı Bir Platforma Evriliyor! YouTube'da Yeni Dönem!]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/youtube-yeni-ozelligiyle-farkli-bir-platforma-evriliyor-youtubeda-yeni-donem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/youtube-yeni-ozelligiyle-farkli-bir-platforma-evriliyor-youtubeda-yeni-donem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gelişen teknolojiyle birlikte video izleme platformları, sadece içerik tüketilen alanlar olmaktan çıkıp birer sosyal etkileşim merkezine dönüşüyor. Bu dönüşümün öncülerinden biri olan YouTube, kullanıcı deneyimini kökten değiştirecek yeni bir hamleye imza attı. Platform, kullanıcıların uygulamadan çıkmadan birbirleriyle video paylaşmasına ve anlık olarak sohbet etmesine olanak tanıyan doğrudan mesajlaşma özelliğini küresel ölçekte yaygınlaştırıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>YouTube’un bir süredir üzerinde çalıştığı ve ilk olarak geçtiğimiz yıl İrlanda ile Polonya’da test etmeye başladığı bu sistem, Mart ayında bazı Avrupa ülkelerine sunulmuştu. Alınan olumlu geri dönüşlerin ardından şirket, aralarında ABD, İngiltere, Brezilya ve Singapur’un da bulunduğu dünyanın en büyük dijital pazarlarında özelliği kademeli olarak devreye soktu.</p>

<p>Bu yeni adımla birlikte kullanıcılar; uzun videoları, popüler Shorts içeriklerini ve canlı yayın bağlantılarını harici bir mesajlaşma uygulamasına (WhatsApp, Telegram vb.) taşımak zorunda kalmayacak. Her şey tek bir ekran üzerinden, YouTube ekosisteminin içinde gerçekleşecek.</p>

<h2><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">Kullanım İçin 18 Yaş Sınırı ve Güncel Sürüm Şartı</span></strong></span></h2>

<p>Platformun bu yeni özelliğinden faydalanabilmek için bazı temel kriterler bulunuyor. YouTube, güvenli bir topluluk ortamı sağlamak amacıyla mesajlaşma özelliğini kullanacak kişilerin en az 18 yaşında olması şartını koşuyor.</p>

<p>Bunun yanı sıra özelliği aktif olarak kullanabilmek için gereken diğer detaylar ise şöyle:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li><strong>Kullanıcıların bir YouTube kanalı üzerinden oturum açmış olması gerekiyor.</strong></li>
 <li><strong><span style="color:#c0392b">Özelliğin görünmesi için YouTube uygulamasının en son sürüme güncellenmesi şart.</span></strong></li>
 <li><strong>Yeni mesajlaşma altyapısı hem Android hem de iOS (iPhone ve iPad) işletim sistemine sahip cihazlarda sorunsuz bir şekilde çalışıyor.</strong></li>
</ul>

<p>Sektör analistleri, YouTube'un bu hamlesini, kullanıcıları uygulama içinde daha uzun süre tutmak ve platformun "sosyal medya" kimliğini güçlendirmek adına stratejik bir dönüm noktası olarak değerlendiriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>FATİH SİVİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/youtube-yeni-ozelligiyle-farkli-bir-platforma-evriliyor-youtubeda-yeni-donem</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 14:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/youtube.jpg" type="image/jpeg" length="44862"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[5 milyon yıllık “balina mezarlığı” bulundu]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/5-milyon-yillik-balina-mezarligi-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/5-milyon-yillik-balina-mezarligi-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hint Okyanusu’nun güneydoğusunda yapılan uluslararası bir araştırma, deniz tabanının 7 bin metre altında milyonlarca yıllık fosillerin bulunduğu devasa bir “balina düşüşü” alanını ortaya çıkardı. Bilim insanları, bu keşfin şimdiye kadar tespit edilen en derin ve en geniş balina fosil sahalarından biri olduğunu belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İtalya, Çin ve Yeni Zelanda’dan araştırmacılar, Diamantina bölgesinde yürütülen çalışmalarda denizaltılarla çok sayıda dalış gerçekleştirdi. 2023’te yapılan 32 dalışta yüzlerce fosil alanı ve birkaç yeni balina kalıntısı tespit edildi.</p>

<article>
<p>Araştırmacılar, yaklaşık 1200 kilometre boyunca uzanan geniş bir bölgede 485 farklı fosil sahası belirledi. Bu alanın, bilim insanlarının “balina düşüşü süper koridoru” olarak tanımladığı büyük bir ekosistemin parçası olabileceği değerlendiriliyor.</p>

<h3><strong>5 MİLYON YILLIK FOSİLLER VE YENİ TÜRLER</strong></h3>

<p>Çalışmalarda, yaklaşık 5,3 milyon yıl öncesine ait soyu tükenmiş balina türlerine ait kafatasları bulundu. Ayrıca bilim dünyasına yeni tanıtılan bir tür dahil olmak üzere önemli paleontolojik örnekler de ortaya çıkarıldı.</p>

<h3><strong>DERİN DENİZ YAŞAMINA DAİR YENİ İPUÇLARI</strong></h3>

<p>Fosillerin çevresinde kabuklular, solucanlar, yumuşakçalar ve deniz yıldızları gibi birçok canlı türü tespit edildi. Uzmanlara göre bu bulgular, ekstrem derin deniz koşullarında yaşamın nasıl sürdüğüne dair önemli veriler sunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>NATURE’DA YAYIMLANDI</strong></h3>

<p>Araştırma sonuçları bilim dünyasının önde gelen dergilerinden Nature’da yayımlanırken, uzmanlar keşfin derin deniz ekosistemlerinin anlaşılmasına önemli katkı sağlayacağını vurguluyor.</p>
</article></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/5-milyon-yillik-balina-mezarligi-bulundu</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 10:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/dsegwrdf.jpg" type="image/jpeg" length="58481"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rus uyduları Avrupa'nın GPS sinyallerini bozuyor]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/rus-uydulari-avrupanin-gps-sinyallerini-bozuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/rus-uydulari-avrupanin-gps-sinyallerini-bozuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rusya'ya ait uyduların Avrupa kıtası üzerindeki GPS ağlarını hedef alarak uzay kaynaklı ilk sinyal kesintilerine yol açtığı belirtildi. Bu vakalar, uzaydan kaynaklanan GPS müdahalesinin bilinen ilk örnekleri olarak kayıtlara geçti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>The New York Times'ın ulaştığı yeni bir araştırmaya göre, Rus uyduları Avrupa genelinde GPS kesintilerine neden oluyor.</p>

<p>Teksas Üniversitesi Radyo Navigasyon Laboratuvarı Başkanı Todd Humphreys ve İspanyol teknoloji firması GMV'den Richard Bowden öncülüğündeki uzmanlar, olayın detaylarını araştırdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilim adamları, 2019 yılından bu yana Avrupa'da tespit edilen 75 GPS kesintisinden en az üçünün doğrudan Rus uydularından kaynaklandığını kanıtladı.</p>

<p>Diğer vakaların da aynı şebekeden kaynaklandığından şüphelenilse de eldeki verilerin kesin tespit için henüz yeterli olmadığı belirtildi.</p>

<p>Bu vakalar, uzaydan kaynaklanan GPS müdahalesinin bilinen ilk örnekleri olarak kayıtlara geçti. Avrupa Birliği'nin de bu olaylarla ilgili gizli bir soruşturma yürüttüğü ortaya çıktı.</p>

<p>Söz konusu kesintilerin neredeyse tamamen Avrupa kıtasında yaşandığı; ABD, Çin ve AB'nin GPS ağlarını etkilediği, ancak Rusya'nın kendi sistemlerine zarar vermediği tespit edildi.</p>

<p>Sinyal karıştırma (jamming) işlemleri genellikle GPS ile aynı frekansta güçlü ve gürültülü bir sinyal üreterek yapılıyor.</p>

<p>Ancak araştırmacılar, Rus uydularından gelen bu sinyallerin sıradan bir gürültü olmadığını, aksine son derece yapılandırılmış ve iyi tasarlanmış olduğuna dikkat çekiyor.</p>

<p>Elektronik harp yöntemi olarak kullanılan sinyal bozma işlemleri yeryüzünde yapıldığında, yalnızca vericinin görüş alanındaki küçük bölgeleri etkileyebiliyor.</p>

<p>Ancak uzmanlar uzay tabanlı bir sinyal bozucunun, istenildiği takdirde her gün koca bir kıtayı kasten felç etme gücüne sahip olduğu noktasında uyarı yapıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/rus-uydulari-avrupanin-gps-sinyallerini-bozuyor</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 15:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/uzay-2.jpg" type="image/jpeg" length="18989"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklar neden dijital ortamlara yöneliyor? Yasaklamak çözüm mü?]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/cocuklar-neden-dijital-ortamlara-yoneliyor-yasaklamak-cozum-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/cocuklar-neden-dijital-ortamlara-yoneliyor-yasaklamak-cozum-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocukların bağımsızlık ve keşif arzularını gidermek için dijital ortamlara başvurduklarını belirten Eli Stark-Elster ev ve okulda karşılaşılan bir tür ‘fiili hapis durumu’nun çocuklara zarar verdiğini ve yasaklamanın nihai çözüm olmadığını savunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fiziksel hareketliliğin farklı sebeplerle tehlikeli hale gelmesi, çocukların evlere “hapsolmasına” neden oluyor. Bu koşullarda bağımsızlık ve keşif arzularını gidermek için başvurdukları dijital ortamlar ise tehdit ve tehlikeleri beraberinde getiriyor. Kaliforniya Üniversitesi’nden evrimsel antropoloji alanında doktora öğrencisi Eli Stark-Elster, Psyche internet sitesinde yayımlanan yazısında, çocukların neden bu tür fiziksel olmayan alanlara yöneldiğini ve ebeveynler olarak bu ortamları nasıl daha güvenli hale getirebileceğimizi anlatıyor.</p>

<p><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">Yazının bazı bölümlerini aktarıyoruz:</span></strong></span></p>

<p><i>“ (…) 2025 Harris Anketi’nin sonuçlarına göre, 8-12 yaş arasındaki Amerikalı çocukların yüzde 62’si yanlarında bir yetişkin olmadan hiçbir yere yürüyerek veya bisikletle gitmemiş. Yaklaşık aynı oranda çocuk, yetişkin yardımı olmadan arkadaşlarıyla plan yapmamış ve neredeyse yarısı bir mağazada ebeveynlerinden farklı bir koridorda yürümemiş. (…)</i></p>

<p><i>Peki, keşfetme ve oyun oynama özgürlüğü olmadan çocuklar ne yapar? Dünya Sağlık Örgütü’nün araştırması, Avrupa, Orta Asya ve Kanada’daki ergenlerin üçte birinin her gün dijital oyun oynadığını gösteriyor. Başka bir çalışma ise ABD’de 12-17 yaş arası kişilerin yarısının günde ortalama dört saat veya daha fazlasını ekran başında geçirdiğini ortaya koyuyor. Dünyanın dört bir yanındaki şehirlerde, çok daha küçük çocukların parlak ekranların önünde oturduğunu görmek mümkün.</i></p>

<p><i>Bunlar çok önemli değişiklikler. Önde gelen entelektüeller ve politikacılar ise bu gerçekliğe çocukların dijital ortamlara nadiren girmesi, hatta hiç girmemesi gerektiğini savunarak karşılık veriyorlar. Örneğin ABD’deki birçok okul artık öğrencilerden akıllı telefonlarını manyetik kılıflara koymalarını talep ediyor. Avustralya, Birleşik Krallık ve Fransa gibi pek çok ülke, çocukların ve gençlerin sosyal medya hesaplarına erişimini yasaklamayı düşünüyor veya hâlihazırda bu tür tedbirleri uygulamaya koymuş durumda.”</i></p>

<p>Yazar, bu tür kısıtlamaların çocukları hayal ettiğimiz kadar özgürleştirmediğini savunuyor: <i>“Aslında bazı çocuklar için internet, dünyanın her yerindeki çocukların evrimsel olarak yaptığı şeyi yapabilecekleri son alanlardan biri olabilir: Akranlarıyla bağımsız olarak oynamak ve keşfetmek.<br />
Ormanda büyümek</i></p>

<p><i>Çocukluğun doğal yapısının hangi koşullar altında evrimleştiğini anlamak için pala örneği faydalı olacaktır. 2025 Harris Anketi, Amerikalı çocukların yüzde 71’inin hayatında hiç keskin bıçak tutmadığını ortaya koyuyor. Ancak Kongo’daki BaYaka gibi modern avcı-toplayıcı gruplarda çocuklar konuşmayı öğrenmeden önce bıçaklarla oynamaya başlıyor.</i></p>

<p><i>Antropolog Gül Deniz Salalı’nın 2025 tarihli Rising in the Forest (Ormanda Büyümek) adlı belgeselinin başında, BaYaka çocuklarından birinin elindeki uzun bir pala ile yere vurduğunu görürüz. Diğerleri fidanlara tırmanıyor ve nehirlerde yıkanıyor. Bir noktada, Salalı’nın kamerası, yaşları 1-11 arasında değişen yetişkinlerden tamamen uzak bir grubun gün boyu sürecek bir balık avı gezisine hazırlığını takip ediyor.</i></p>

<p><i>Benzer derecede bağımsızlık, 20’nci yüzyılın başları ve ortalarında antropologlar tarafından belgelendiği üzere, başka küçük ölçekli kültürlerde de çocuklara tanınmıştı. Colin Turnbull, Orta Afrika’da avcı-toplayıcı bir grup olan Mbuti’lerde, kamptan uzakta kurulmuş derme çatma oyun alanlarının olduğunu gözlemlemişti. (…) Halkbilimciler Iona ve Peter Opie, savaş sonrası Britanya’daki çocukların yaşamlarını belgelediklerinde, bombalanmış alanlarda gruplar halinde dolaşmayı, saklambaç oynamayı ve kamp ateşinde patates kızartmayı sevdiklerini fark etmişlerdi. 1930’larda peyzaj mimarı Carl Theodor Sørensen, Danimarka’da yerel çocukların kendisinin özenle tasarladığı parklar yerine terk edilmiş inşaat alanlarında oynamayı tercih ettiklerini gördüğünde hayrete düşmüştü. ‘Hurda oyun alanları’ adını verdiği bu yapılar, (…) çocukların kendi aktivitelerini yönlendirmelerine olanak tanıyordu. Daha sonra İngilizler tarafından benimsenen ve ‘macera oyun alanları’ olarak yeniden adlandırılan bu yapılardan yüzlerce inşa edildi. (…)</i></p>

<p><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">Birlikte keşfetme imkânının ortadan kalkması</span></strong></span></p>

<p><i>Bu kanıtlar bize insan gelişimi hakkında önemli bir şey söylüyor: Çocuklar birlikte keşfetmek ve yetişkinlerin yöntemlerinden kısmen farklı, bağımsız akran kültürleri oluşturmak istiyorlar. Buna karşın 1970’lerin başından beri birçok Batı ülkesi çocukların sosyal ve fiziksel bağımsızlığını giderek kısıtladı. Örneğin, 1970’ten 1990’a kadar İngiltere ve İsveç’te yaşayan çocukların bağımsız hareketliliği önemli ölçüde azaldı. Politika Çalışmaları Enstitüsü’nün araştırmasına göre, 1971’de İngiliz çocukların yüzde 63 ila yüzde 94’ünün okul dışında başka yerlere yalnız başına gitmesine izin verilirken, bu oran 1990’da yüzde 37’ye düştü. Benzer şekilde, 1981 itibarıyla İsveçli çocukların yüzde 60’ının kütüphaneye yalnız başına gitmesine izin verilirken, 2009’da aynı ayrıcalık sadece yüzde 15’ine tanındı.</i></p>

<p><i>Bu değişimlerin ardındaki hikâye karmaşık. Muhtemelen kentleşme, kaçırılma korkusu, arabalara daha fazla bağımlılık ve diğer birçok faktörü içeriyor. Play England’ın 2022’deki bir anketine göre birçok ebeveyn, özellikle kaçırılma ve trafikten endişe duyuyordu. (…) Bu endişelerde haklılık payı var elbette. Birçok aile artık araçların varlığı nedeniyle serbest dolaşım için daha az güvenli olan mahallelerde yaşıyor. Çocuklarının sokaklarda dolaşmasına izin verenler yasal sonuçlarla da karşı karşıya kalabiliyor. Örneğin bir anket, Amerikalı ebeveynlerin üçte birinden fazlasının, 10 yaşında bir çocuğun yakındaki bir parkta üç saat boyunca yalnız başına oynadığını görürlerse çocuk koruma hizmetlerini aramayı makul bulduğunu gösteriyor. Okullar artık daha fazla ödev veriyor, teneffüs ve tatilleri kısaltıyor ve çocuklara her zamankinden daha küçük yaşlarda rekabetçi standartlar dayatıyor. Sonuç olarak, çocuklar evde hapsoluyor.</i></p>

<p><i>Bu fiili hapis durumu, çocukların fiziksel ve ruhsal sağlığına zarar veriyor. 2009 ve 2010 yıllarına ait verileri kullanan bir çalışma, bağımsız hareketlilik ölçütlerini çocukluk çağı iyilik hali ölçütleriyle ilişkilendirerek açık bir örüntü ortaya koyuyor: Daha az hareketlilik, daha düşük iyilik hali anlamına geliyor. (…)</i></p>

<p><i>Fiziksel mekânlarda çocukların hareket özgürlüğünü kısıtlıyor, bizsiz oynamalarına ve keşfetmelerine izin vermiyoruz. Ancak bu, kaçış yolları aramayacakları anlamına gelmiyor. Nitekim son 20 yılda çocuklar, dolaşacakları yeni bir yer keşfettiler: İnternetin uçsuz bucaksız cangılını. (…)”</i></p>

<p>Yazar, çevrimiçi dünyanın yalnızca zorlayıcı yönlerine odaklanırsak, onun çocuklara yönelik daha derin çekiciliğini gözden kaçırabileceğimizi söylüyor: <i>“Tüm zamanların en çok satan video oyunu Minecraft örneğini ele alalım. 2017’de yapılan bir araştırmaya göre, Avustralya’da 6-12 yaş arası çocukların yarısından fazlası oyunu düzenli olarak oynuyordu. Peki neden bu kadar çekiciydi? Bunun oyunun bağımlılık yapan tasarımıyla pek ilgisi yok. Çocuklar Minecraft’ı sonsuz, karmaşık ve tamamen kendi yönlendirdikleri bir dünyayı keşfetme imkânı sunduğu için seviyorlardı.</i></p>

<p><i>Ortaokuldayken arkadaşlarımla sürekli Minecraft oynardık. Yoğun programlarımız çoğu zaman yüz yüze bir araya gelmeyi zorlaştırıyordu ve buluşabildiğimiz zamanlarda bile, yaşadığımız yerde dolaşabileceğimiz pek ilginç yer yoktu. Ama Minecraft bu sınırlamaları ortadan kaldırdı. Keşfedilecek ormanlar ve tundralar, gizli tapınaklarla doluydu. Çevrimiçi olarak fikir alışverişinde bulunabileceğimiz ve bir şeyler öğrenebileceğimiz, aynı derecede tutkulu oyuncularla dolu topluluklar keşfettik. Çocukluğumu farklı kılan anları düşündüğümde, Minecraft kesinlikle merkezde yer alıyor. Sıkı bir şekilde denetlenen bir hayatta bana gizli bir dünya vermişti.<br />
Gerçek tehditler</i></p>

<p><i>Elbette bu, dijital ortamların gerçek riskler içermediği anlamına gelmiyor. Bazı sosyal medya platformları özellikle tehlikeli: 2024 yılında X (eski adıyla Twitter), kullanıcılarına, kadınların ve bazı durumlarda çocukların müstehcen ve rızasız görüntülerini oluşturmak için yaygın olarak kullanılan bir yapay zekâ sohbet robotuna (Grok) erişim imkânı sağladı. Her gün 100 milyondan fazla kişi (çoğu çocuk) tarafından oynanan Roblox gibi popüler video oyunları da dijital öğeler karşılığında kullanıcılarından gerçek para almaya çalışıyor. (…) Roblox şu anda, platformları aracılığıyla genç kullanıcıları cinsel istismardan koruyamadığı iddiasıyla açılan davalarla karşı karşıya. Bunlar ciddi tehditler ve ebeveynler bunlara karşı kayıtsız kalmamalı.</i></p>

<p><i>Ancak çocukların tarihsel olarak keşfetmekten fayda sağladığı aktivitelerin ve yerlerin hiçbir zaman tamamen güvenli olmadığını da akılda tutmak lazım. Örneğin BaYaka çocukları, ağaçlardan düşme veya pala ile kendilerini kesme riskiyle karşı karşıya. Yine de ağaca tırmanmayı ve keskin bıçakları sallamayı gerektiren bir dünyada, bu riskler keşif özgürlüğünün faydalarıyla dengeleniyor. BaYaka ebeveynleri, çocuklarını kısıtlamak yerine tehlikeleri sınırlamanın yollarını buluyorlar. Dijital yaşamın görünen riskleri de gerçek, ancak özellikle dijital yetkinliğin mevcut ve gelecekteki önemi göz önüne alındığında, sunduğu keşif fırsatları ve faydalarını ciddiye almamız gerekiyor.</i></p>

<p><i>Kuzey Borneo Dusun halkından bir baba, palaların oyuncak olarak kullanılmasına dair durumu şu sözlerle en iyi şekilde özetliyor: ‘Bıçağı kullanmadan onu nasıl kullanmayı öğrenebilirsiniz?’</i></p>

<p><i>Çocukların dijital ortamla nasıl etkileşim kurduğuna dikkatlice baktığımızda, bağımsız keşif arzusunun gözden kaçması imkânsız. (…) Sosyal bilimciler Emily Weinstein ve Carrie James’in araştırmalarının da gösterdiği gibi, bağlantı kurmayı sağlayan platformlar ve uygulamalar, gençlerin birbirleriyle neredeyse sürekli iletişim halinde kalmalarına yardımcı olabiliyor. (…) Şu bir gerçek ki bazı şeyler geri alınamaz, en azından bu, doğrudan yapılamaz. Örneğin arabalara olan bağımlılığımızı ortadan kaldırmamız pek olası değil. Ancak daha iyi çevrimiçi dünyaları savunarak, hayal ederek ve yaratarak çocukluğun gerekli özgürlüklerine daha fazla zarar vermekten kaçınabiliriz. Kalan özgür yerler bir ekranın arkasındaysa, öyle olsun. En azından çocuklarımızın saklanabileceği son bir yer daha olacak.</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>Bazıları için, özellikle de sosyal medya ve çevrimiçi oyunların varlığıyla gerçekliğimizin yoksullaştığına inananlar söz konusu olduğunda, bu, karamsar bir sonuç gibi görünebilir. Ancak dijital dünya her zaman doğası gereği daha aşağıda görülmemelidir. Sanal alanlar, daha önce hayal bile edilemeyen yeni keşif ve sosyal oyun biçimleri için fırsatlar sunabilir.”</i></p>

<p>Eli Stark-Elster’in Psyche internet sitesinde yayımlanan “Have online worlds become the last free places for children?” başlıklı yazısından öne çıkan bazı bölümler Nevra Yaraç tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline ve tamamına aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: <u><strong><a href="https://psyche.co/ideas/have-online-worlds-become-the-last-free-places-for-children" rel="nofollow"><span style="color:#c0392b">https://psyche.co/ideas/have-online-worlds-become-the-last-free-places-for-children</span></a></strong></u></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Fikir Turu</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/cocuklar-neden-dijital-ortamlara-yoneliyor-yasaklamak-cozum-mu</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 05:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2025/05/dijital-cocuk-kavrami-5.jpg" type="image/jpeg" length="46166"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünya tarihinin en büyük akrebi ortaya çıkarıldı]]></title>
      <link>https://dogruhaber.com.tr/bilim-dunyasini-sasirtan-kesif-dunya-tarihinin-en-buyuk-akrebi-ortaya-cikarildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogruhaber.com.tr/bilim-dunyasini-sasirtan-kesif-dunya-tarihinin-en-buyuk-akrebi-ortaya-cikarildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere ve Galler’de bulunan 415 milyon yıllık fosiller üzerinde yapılan yeni analizler, uzunluğu bir metrenin üzerinde olabilen "Praearcturus gigas" adlı dev bir akrebin varlığını ortaya koydu. Araştırma, bu canlının bilinen en büyük akrep olabileceğini gösteriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanları, paleontoloji alanında dikkat çekici bir keşfe imza attı. "Palaeontology" dergisinde yayımlanan yeni bir çalışmada, yaklaşık 415 milyon yıl öncesine ait fosillerin, şimdiye kadar bilinen en büyük akrep türüne ait olabileceği ortaya kondu.</p>

<p>"Praearcturus gigas" olarak adlandırılan bu soyu tükenmiş türün, bir metreden daha uzun olabileceği ve yaklaşık 16 santimetreye ulaşan büyük kıskaçlara sahip olduğu tespit edildi.</p>

<p>Söz konusu fosiller yeni bir saha kazısında bulunmadı. Aksine, 19. yüzyıldan bu yana müzelerde korunan örneklerin modern görüntüleme ve karşılaştırmalı anatomi teknikleriyle yeniden incelenmesi sonucu yeniden değerlendirildi.</p>

<p>Uzun yıllar boyunca bilim dünyasında tartışma konusu olan fosiller, ilk kez 1871 yılında farklı bir canlı grubuna ait sanılmış, daha sonra dev bir akrep olabileceği ihtimali gündeme gelmişti. Ancak eksik parçalar nedeniyle kesin sınıflandırma yapılamamıştı.</p>

<p>Yeni araştırmada ise yüksek çözünürlüklü görüntüleme ve kesitsel analiz yöntemleri kullanılarak, canlıya ait kıskaç yapısı ve gövde anatomisi yeniden incelendi. Bulgular, bunun erken dönem bir akrep türü olduğuna dair güçlü kanıtlar sundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Suda yaşayan ya da yarı suda yaşayan dev bir yırtıcı</strong></p>

<p>Araştırmaya göre Praearcturus gigas’ın bazı anatomik özellikleri, bu canlının tamamen karasal değil, suya yakın ya da yarı suda yaşayan bir yaşam tarzına sahip olabileceğini gösteriyor. Fosillerin nehir ortamlarında korunmuş olması da bu görüşü destekliyor.</p>

<p>Bilim insanları, canlıda günümüz kabuklularına benzeyen bazı uzantıların bulunduğunu, bunun da türün kara ile su arasında hareket edebilen bir yapıya sahip olabileceğini düşündürdüğünü belirtiyor.</p>

<p>Bu dev akrep, yaşamın karada henüz çok yeni olduğu Devoniyen döneminin başlarında yaşamıştı. O dönemde Dünya’da sadece ilkel bitkiler ve basit canlılar bulunurken, karmaşık ekosistemler henüz oluşmamıştı.</p>

<p>Bu nedenle bir metreden uzun bir yırtıcının varlığı, erken kara yaşamı hakkındaki bilinenleri yeniden tartışmaya açtı. Uzun süredir dev eklembacaklıların yalnızca Karbonifer döneminde ortaya çıktığı düşünülüyordu.</p>

<p>Ancak bu keşif, büyük vücut yapısının yalnızca atmosferdeki oksijen oranıyla değil, aynı zamanda av bolluğu ve çevresel koşullarla da ilişkili olabileceğini ortaya koyuyor.</p>

<p>Bilim insanları, bu bulgunun erken dönem ekosistemlerin sanılandan çok daha karmaşık ve dinamik olduğunu gösterdiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://dogruhaber.com.tr/bilim-dunyasini-sasirtan-kesif-dunya-tarihinin-en-buyuk-akrebi-ortaya-cikarildi</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 05:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogruhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-05-083526.png" type="image/jpeg" length="36305"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
