“RİBAT MEYDANLARINDA BÜYÜDÜLER”

Abone Ol

Gazze’nin kahraman evlatları sancağı yere düşürmeden birer birer toprağa düştü.

Gazze’nin sembolü Ebu Ubeyde, Abdullah bin Revaha’nın şehid olmadan önce Mute’de söylediği sözlerin bir benzerini bu zor günlerde bir daha dile getirdi: “Bu bir cihaddır; ya zafer ya şehadettir.”

Yiğit savaşçılar, Gazze’nin fedakâr halkı biraz rahat nefes alsın diye ateşkese razı olduklarında masada “ateşkesin garantörü” denilen ülkelerden verdikleri sözlerin arkasında durmalarını beklediler; ama maalesef bu gerçekleşmedi.

Gazze’ye gıda girecekti, ilaç girecekti, temiz suya erişilecekti; ama herkes Gazze’yi soykırımcı Siyonistlerin ve Amerika’nın o olmayan merhametine terk etti.

Bir şey yapamadığı için içi yanan insanların gönderdiği gıda malzemeleri araçlarda çürüdü; ama Gazze’ye girişine izin verilmedi.

Öyle ya izin vermesi için soykırımcı teröristlere başvuruyorlardı ve onlarda da insanlığın zerresi bulunmadığı için kendilerinden bekleneni yapıyorlardı.

“HAMAS silah bıraksın” diyor Amerika.

Amerika’nın masadaki dostları ve ateşkesin garantörleri bir koro oluşturuyor ve “HAMAS silah bırakmalı” diyor.

Soykırımcı teröristler işgal ettikleri bölgelerden çekilmedi; ama bu konuda Amerika’dan bir ses çıkmadığı için koro sessiz kalmaya devam ediyor. Hatta gözlemciler işgalin genişlediğini ve “barış kurulunun “ buna hiç ses çıkarmadığını söylüyor.

HAMAS anlaşmaya uyarak elindeki esirleri serbest bıraktı ve tarafların tümüne açıkça silah bırakmayı “Filistin hükümetinin kurulması” şartına bağladığını söyledi; ama koro “sarı domuz”un ağzından çıkacak kelimelere odaklandığı için bu konuya hiç değinmiyor.

Güya bir ateşkes var; ama bu 10 aylık süre içerisinde soykırımcı teröristlerin saldırılarında binden fazla Gazzeli şehid oldu.

Bin şehid var; ama “barış kurulu” denilen lanet olasıca kurumun raportörü “ihlaller olsa da ateşkes devam ediyor” açıklamasında bulunuyor.

İhlallerde Kassam’ın komutanlarından Selim İmad, İzeddin el Haddad, Muhammed Avde gibi önemli isimler şehid edildi, Kassam bunları not etti; ama sabırla bekledi.

Şimdi anlaşılıyor ki, ateşkes adı altında Gazze’de işgali derinleştirme, ihaneti palazlandırma, ablukayı devam ettirerek halkın direncini kırmaya çalışıyorlar. Körfez’in şeytanları finansman desteğiyle Siyonistlere yardımcı oluyorlar.

Emirler, krallar, diktatörler, Allah’tan değil de Netanyahu’dan korktukları için bırakın adım atmayı ses çıkarmayı bile düşünmüyorlar.

Ve böyle bir ortamda ses yine Gazze’den geldi.

Gazze’nin Ebu Ubeyde’si haykırdı:

“Müjdeler olsun size ey Allah’ın düşmanları! Sizi perişan edecek günler kapıda!

Geriye; size karşı Kur’an ve Sünnet pınarından beslenmiş, büyük şehit önderlerin ellerinde yetişmiş yeni liderler kaldı. Onlar, ribat meydanlarında büyüdüler; savaşlar onları öyle bir biledi ki bugün karşınıza keskin birer kılıç olarak çıktılar. Allah’ın izniyle onlar vaadinden zerre kadar dönmezler.

Resulullah’ın (s.a.v.) kaldırdığı bir sancak asla yere düşmeyecektir. Gazze’nin tanık olduğu günlük katliamlar, tüm suçlar ve ateşkes ihlalleri, garantörleri tarihi bir gerçekle ve sorumluluklarıyla karşı karşıya bırakmaktadır!

Peki, siz neredesiniz, rolünüz nerede, garantileriniz nerede?

Biz, Amerika’yı ayrı tutarak garantörlere seslenirken, aslında halkımıza ve ümmetimizin evlatlarına sesleniyoruz: Kurban ile celladı bir tutmayın ve Gazze'deki kardeşlerinizin yanında onurlu bir duruş sergileyin!

İslam coğrafyasının dört bir yanındaki ümmetimizin mücahitlerine diyoruz ki: Bugün kanın velisi sizsiniz. Zamanın vacibi, hak ile batıl arasındaki bu savaşa fiilen dahil olmaktır. Artık tarafsız kalmak kabul edilemez. Önce Aziz ve Celil olan Allah’a olan sarsılmaz inancımız, sonra da size olan umudumuz asla tükenmeyecektir.”