Ramazan’a Hazırlık: Ömür Sermayesini Bereketlendirmek

Abone Ol

Ramazan’a günler kala insanın elinde kalan en kıymetli şey zamandır. Ya bereketlenir ya da tükenir. Rahmet, mağfiret ve bereket ayı olan Ramazan, mü’min için sadece takvimde yaklaşan bir ay değil; kalbin, niyetin ve hayatın istikametini yeniden gözden geçirme çağrısıdır. Bu sebeple Ramazan’a hazırlık ayı olarak bilinen Şâban’ın son günleri, gafletle değil şuurla geçirilmelidir.

Şâban ayının son günlerinde tutulacak nafile oruçlar hususunda Efendimizin ölçüsü bize rehberdir. Eğer âdet hâline getirilmemişse ve bedeni zayıflatıp Ramazan’a güçsüz girmeye sebep olacaksa, bugünlerde oruç tutmamak daha münasip görülmüştür. Zira asıl hedef, Ramazan’ı hem beden hem ruh itibarıyla güçlü karşılamaktır. Ramazan’a hazırlık, şekilden ziyade hikmete bakmayı gerektirir.

İnsana verilen en büyük sermaye ömürdür. Altınla, elmasla, yakutla satın alınamayacak bu sermayenin her anı emanettir. Bu emanet, Allah’ın rızasını kazandıracak vesilelerle değerlendirilmediğinde telafisi olmayan bir kayba dönüşür. Kur’an okumak, okutmak, manasını anlamaya çalışmak ve hayatın merkezine yerleştirmek; hadisleri okuyup anlamak ve Resûlullah’ın ahlâkıyla ahlâklanmak bu vesilelerin başında gelir. Nitekim kalplerin gerçek huzuru da bu irtibatla mümkündür: “Kalpler ancak Allah’ı zikretmekle mutmain olur.” (Ra’d, 28)

Zikir, kalbin gıdasıdır. Zikirle kalp dirilir, gönül huzur bulur. Ziyaretlerle gönüller kazanmak, bir mesaj, bir telefon yahut kısa bir hâl hatır sorma ile muhabbet köprüleri kurmak da ibadet niyetiyle yapıldığında büyük ecirler kazandırır. Buna mukabil, zamanı telefondaki oyunlarla, faydasız hatta zararlı dizilerle, saatler süren boş konuşmalarla tüketmek ömür sermayesini heba etmektir. Efendimizin uyardığı gibi, çoğu insanın kıymetini bilmediği iki nimetten biri de boş vakittir.

Aşırı uyku ve aşırı yemek, kalbi gaflete sürükler. Mü’minin hâli ise daima tefekkür ve tedebbür üzere olmalıdır. İlim meclislerinde bulunmak, sohbet ehliyle bir araya gelmek, ilim ve irfan sahiplerinin hâlinden istifade etmek maneviyatı güçlendirir. Çünkü Allah için bir araya gelen iki kişinin üçüncüsü Allah olur; kişi yalnız kaldığında ise şeytan vesvese için fırsat kollar.

Maddi imkânlar da bir imtihandır. İndirim ve kampanya adı altında israfa sürüklenmemek, ihtiyaç kadarını alıp iktisatlı davranmak, fazlasını İslâm ve Kur’an hizmetine yönlendirmek mü’mince bir duruştur. Sahip olunan imkânlar Allah yolunda kullanıldığında değer kazanır; aksi hâlde geçici bir rahatlık olarak kalır, hatta vebale dönüşür.

Telefonlar ve sosyal medya da böyledir. Zarara da hayra da açık araçlardır. Kur’an okunan, faydalı ilimlerin paylaşıldığı, ölçülü bir davet ve tebliğ vesilesi hâline getirildiğinde büyük bir nimete dönüşür.

Mevlâ’m! Ramazan’a sadece bedenlerimizi değil, kalplerimizi de ulaştır. Ömür sermayemizi ve imkânlarımızı İslâm ve Kur’an yolunda değerlendirebilmeyi nasip eyle. Hakkı hak bilip ona uyan, bâtılı bâtıl bilip ondan yüz çeviren kullarından eyle. Âmin.