Ramazan ve İnsanlık

Abone Ol

Ramazan ayı… Yalnızca takvim yapraklarında yer değiştiren bir ay değil; insanın kalbine dokunan, ruhunu arındıran, vicdanını uyandıran ilahi bir mevsimdir. Belki de bu yüzden, sadece Müslümanların değil, bütün insanlığın Ramazan ruhuna ihtiyacı vardır.

Geçtiğimiz Ramazan ayında Afrika’ya giden bir gönüllünün anlattıkları, bu hakikati daha da belirginleştiriyordu. Sözü şimdi onun hatırasına bırakalım:

Yanımızdaki koliyi çadırın bir köşesine bıraktık. Fakat kadın, tercümana ısrarla bir şeyler söylüyordu. Merak edip sorduk:

Tercüman bir an duraksadı, sonra mahcup bir sesle cevap verdi:

O an içimize bir sessizlik çöktü. Hepimiz donup kalmıştık. Bu sorunun ardındaki acıyı anlamak için tercümana neden böyle düşündüğünü sormasını istedik. Gelen cevap yüreğimizi dağladı:

Birkaç hafta önce bölgeye gelen bazı yabancılar, kolileri indirip fotoğraf çektikten sonra tekrar geri almışlardı…”

İnsan, o an anlıyor ki açlık sadece mideyi değil, güven duygusunu da kemiriyor. Yoksulluk yalnızca ekmek eksikliği değil; merhametin eksikliği, samimiyetin eksikliği, insanlığın eksikliğidir.

Ramazan ise tam da bu eksikliğe şifa olmak için gelir. Oruç, sadece aç kalmak değildir; nefsin dizginlenmesidir. Kibirden, gösterişten, bencillikten arınmadır. İnsanı maddeye esir olmaktan kurtarıp mana âlemine yönelten bir terbiyedir.

Bugün dünyanın çeşitli yerlerinde ortaya saçılan kötülük dosyaları, insanın ilahi değerlerden uzaklaştığında ne kadar vahşileşebileceğini gösteriyor. Güç, para ve şehvetin peşinde savrulan insan, ruh terbiyesinden mahrum kaldığında başkalarının hayatını hiçe sayabiliyor. Oysa Ramazan, insanın içindeki merhameti diriltir. Ona sorumluluğunu hatırlatır. Sadece kendine karşı değil; komşusuna, yetime, mazluma ve tüm insanlığa karşı…

Aslında Batı da Doğu da zengin de fakir de bu ilahi terbiyeye muhtaçtır. Çünkü oruç, insanın içindeki karanlığı aydınlatan bir kandildir. Nefsi terbiye eder, kalbi yumuşatır, eli cömertleştirir. Bir ay boyunca tutulan oruç, aslında kalan on bir aya yayılan bir bilinç inşa eder.

Ramazan başlar ve bir ay sonra takvimden çekilir. Fakat geride bıraktığı iz, müminin kalbinde yaşamaya devam eder. Tutulan oruçlar, verilen fitreler, paylaşılan sadakalar sadece bir ibadet değil; insanı insan yapan değerlerin yeniden inşasıdır.

Ve belki bir gün, bir çadırın ortasında oturan bir anne, kendisine uzatılan bir yardım kolisine şüpheyle değil; güvenle bakacaktır.

İşte o zaman Ramazan, sadece bir ay değil; bütün bir insanlık için diriliş olacaktır.