Dünya

Radyolar, enkaz altından yeniden yayınlarına başladı!

İşgal rejimin yıkım politikalarına ve iki yıldır süregelen soykırıma rağmen, Gazze Şeridi’nde direnişin sesi olan yerel radyolar küllerinden yeniden doğuyor. Siyonist ordunun merkezlerini yerle bir ettiği ve teknik altyapısını felç ettiği radyolar, büyük bir kararlılıkla yayın hayatına kısmen dönüş yaptı.

Abone Ol

Bu onurlu direnişin son halkası olarak "Kudüs’ün Sesi Radyosu", işgal barbarlığının enkaza çevirdiği ve binlerce mazlumun sığındığı yıkıntıların arasından, internet imkanlarını kullanarak yeniden "merhaba" dedi.

Yıllardır halkın aşina olduğu sesiyle mikrofon başına geçen spiker İmad Nur, işgal saldırılarının ardından hayatta kalmaya çalışan Gazze halkının ağır yaşam mücadelesini dünyaya duyuruyor. Nur, bu yeni dönemde işgalin oluşturduğu devasa yıkımın ve soykırımın izlerini silmek adına, insanların dertlerini, maruz kaldıkları zulmü ve sıkıntılarını her zamankinden daha gür bir sesle dile getirdiklerini vurguladı.

Gazze halkının saldırı dönemlerinde yerel radyoları adeta bir can simidi gibi takip ettiğini hatırlatan Nur, ancak mevcut soykırım sürecinde teknik imkansızlıklar ve kuşatma nedeniyle halkın bu haber alma hakkından büyük ölçüde mahrum bırakıldığını belirtti. Bu zorlu tablonun, kendilerine halkın acılarına ortak olma ve seslerini duyurma noktasında tarihi bir sorumluluk yüklediğini ifade eden Filistinli radyo programcısı, sorumluluklarının bilincinde olduklarını dile getirdi.

Halkın parçalanmış çadırlarda, yoksulluk, işsizlik ve salgın hastalıklarla pençeleştiğini anlatan İmad Nur; çöken eğitim ve sağlık sisteminin programlarının ana odağını oluşturacağını söyledi. Nur, işgalin karanlığına karşı şu çarpıcı tabloyu çizdi: "İnsanlarımızın her şeye ihtiyacı var; biz de onların sesi olmak için enkazın içindeyiz."

Küllerinden ve sıfırdan doğuş

İçinde bulundukları kısıtlı imkanlara değinen tecrübeli spiker, tamamen sıfırdan ve son derece kısıtlı araçlarla yola çıktıklarını, ancak gazetecilik namusunu ve direniş misyonunu koruma konusunda sarsılmaz bir iradeye sahip olduklarını belirtti. Medyanın yeniden ayağa kalkması için uluslararası kurumlara destek çağrısı yapan Nur, şu an gündüz saatlerinde internetten sürdürdükleri yayını, en kısa sürede yeniden FM frekansına taşıyarak karasal yayına geçmeyi hedeflediklerini açıkladı.

Yıkılmış binaların ve hüzünlü çadır kentlerin orta yerinde, medyanın hakikat mesajını sürdürmek için herkesin desteğine ihtiyaç duyduklarını belirten Nur, kendilerinin de toplumun bir parçası olduğunu ve aynı kaderi paylaştıklarını hatırlattı. Filistin’in sesini boğmaya çalışan tüm girişimlere karşı bu sesin yükseltilmesinin hayati olduğunu vurgulayan programcı, hafızalara kazınacak şu sözlerle kararlılıklarını özetledi: "Özgür söz, yıkım ve kan görüntülerinden çok daha güçlüdür."

23 radyonun trajedisi

Filistin Gazeteciler Sendikası Üyesi Rami eş-Şerafi de işgal rejimin, soykırımda özellikle Filistin medyasını kasıtlı olarak hedef aldığını ve amacının hakikatin sesini ve görüntüsünü yok etmek olduğunu vurguladı.

İşgal rejimin Filistinli gazetecileri sistematik biçimde hedef aldığını, bu kapsamda 250’den fazla gazetecinin katledildiğini hatırlatan Şerafi, bunun da gerçeği ortaya koyan Filistin medyasının sesini susturma amacı taşıdığını kaydetti.

"Savaş öncesinde Gazze Şeridi’nde faaliyet gösteren 23 yerel radyonun tamamının merkezleri yıkıldı, bu nedenle yayınlar tamamen durdu" diyen Şerafi, söz konusu yıkımın yerel medya altyapısını tümüyle felç ettiğini dile getirdi.

Şerafi, 10 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının ardından, Gazze’de özellikle yerel radyolar başta olmak üzere medya imkânlarının yeniden toparlanmasına yönelik girişimlerin başlatıldığını belirtti.

Yerel medyanın yeniden inşasını mesleki bir öncelik ve toplumsal bir zorunluluk olarak gördüğünü belirten Şerafi, bunun kamuoyunun bilgiye erişim hakkı ve kriz dönemlerinde toplumun kendi içinde iletişim kurabilme kapasitesiyle doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı.

Şerafi, Gazze’nin yönetimine ilişkin ulusal komiteyi ve ilgili tüm kurumları, yerel medya dosyasını önümüzdeki dönemin öncelikleri arasına almaya çağırarak, bunun “Filistin sesinin sürekliliğini korumak için temel bir adım” olduğuna dikkati çekti.

Ayrıca medya kuruluşlarının yeniden ayağa kaldırılabilmesi için merkezlerin rehabilitasyonu, yayın ve üretim ekipmanlarının temini, iletişim araçları, alternatif enerji çözümleri ile medya çalışanlarının güvenli ve istikrarlı koşullarda görevlerine dönebilmesinin sağlanması gerektiğini ifade etti.