Dünya

Putin, Pezeşkiyan ve  Netanyahu ile görüştü!

Kremlin, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, Netanyahu ile bir telefon görüştü. Putin ayrıca İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile de ayrı bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

Abone Ol

Kremlin Sarayı’ndan yapılan resmi açıklamaya göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile işgal rejimin sözde Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında gerçekleştirilen görüşmede İran'ı görüşüldü. Moskova yönetimi, yükselen tansiyonu düşürmek adına devreye girmeye hazır olduğunun sinyalini verdi.

Görüşmenin detaylarında, Putin’in Orta Doğu’da kalıcı barışın tesis edilmesine yönelik şu vurguları yaptığı ifade edildi:

Siyasi çözüm önceliği: Bölgedeki istikrarsızlığın askeri yöntemlerle değil, yoğunlaştırılmış siyasi ve diplomatik çabalarla çözülebileceği hatırlatıldı.

Güvenlik garantisi: Rusya’nın, bölge ülkelerinin güvenlik kaygılarını anladığı ve istikrarın sağlanması için her türlü diplomatik desteği sunmaya devam edeceği vurgulandı.

Gerilimi düşürme çağrısı: Tarafların doğrudan temas kurmasının, yanlış anlaşılmaları önlemek adına hayati önem taşıdığı kaydedildi.

Açıklamada, Putin ile işgal rejimi yönetiminin farklı düzeylerde temasları sürdürme konusunda mutabık kaldıkları kaydedildi.

Putin ayrıca İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile de ayrı bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, gazetecilere yaptığı açıklamada, Putin’in bölgede tansiyonu düşürmeye yönelik çabalarını sürdüreceğini söyledi.

Rusya Devlet Başkanı, yaptığı açıklamada ise “uluslararası durumun kötüleştiğini ve dünyanın giderek daha tehlikeli hale geldiğini” ifade etmişti. Ancak Venezuela’daki gelişmeler, İran ile ilişkiler veya ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’a yönelik tehditleri gibi başlıca konular hakkında doğrudan yorum yapmamıştı.

Bölgesel Dengeler Açısından Önemi
Bu teklif, Rusya'nın hem Tel Aviv hem de Tahran ile olan yakın ilişkilerini kullanarak Orta Doğu'daki "dengeleyici güç" rolünü pekiştirme çabası olarak görülüyor. Kremlin’in bu hamlesi, uluslararası kamuoyunda bölgedeki askeri tırmanışın önüne geçebilecek bir "güvenlik supabı" arayışı olarak değerlendiriliyor.