Peygamber Sevdalıları Vakfı, Nisan ayı boyunca ‘Mevlid-i Nebi’ etkinlikleri çerçevesinde Batman, Diyarbakır, Adana, Van ve İstanbul’da yüz binlerin katılımıyla programlar düzenledi. Peygamber efendimizin sünnetini anlama ve yaşatma heyecanı ve hedefiyle geleneksel olarak her yıl, Nisan ayında bu güzel programlar tertip edilmektedir.
Bu yıl ‘Vahdet ve Kurtuluş Önderimiz Hz. Muhammed’ temalı programlar olması dikkat çekti. İçinde bulunduğumuz bu karanlık çağda, ümmetin dağınıklığı, Müslümanların parçalanmışlığı ve küfre karşı direnemeyecek hale getirilişine şahitlik ediyoruz. Ümmeti idare eden kimi vasıfsızların; korkaklıkları, bilinçsizlikleri, halklarından kopuklukları ve hatta ihanetleri bir tarafa, Müslüman halkların sinmiş ve gaflet uykusuna bu derece dalmış olmaları vebal olarak bize yeterdir.
Yıllardır işgalin, talanın, katliamın eksik olmadığı bu ümmet coğrafyasında; vahdete ne kadar da ihtiyacımız var. Gazze ve bütün Filistin’deki soykırım, açlık, kimsesizlik ve çaresizlik yetmezmiş gibi; küfür cephesi şimdi de Lübnan ve İran’a en vahşi saldırılarını gerçekleştirmektedir. Daha bir İslam beldesindeki kan ve gözyaşı dinmeden başka bir İslam beldesi işgal ve soykırıma tabi tutulmaktadır.
Yüz yıldır, istisnasız bu vahşi döngü İslam ülkelerine sıra ile uygulanmaktadır. Ümmetin basiretsiz, korkak ve maalesef batı/küfür cephesi işbirlikçisi kimi yöneticilerin açık ihanetleri sonucu, bu saldırılara mümince karşı koyabilecek bir iradenin ortaya çıkmasına müsaade edilmemektedir. Ortaya çıkan kimi cemaatler ve yapılar; MOSSAD ve CIA beslemesi yerli işbirlikçi basın ve etkili kuruluşlar eliyle ötekileştirilmekte, düşmanlaştırılıp terörize edilmektedir.
Ümmet birliğinin ve İslam kardeşliğinin ayaklar altına alınarak, etnik milliyetçilik hastalığının ve ‘ulusal çıkarlar’ safsatasının içimize yerleştirilmesiyle Peygamber efendimizin en büyük sünnetlerinden olan ‘Vahdet’ de ortadan kalkmış oldu. Etnik milliyetçiliğin olduğu yerde İslam kardeşliği olmaz, kardeşliğin olmadığı yerde birlik olmaz, birliğin ve dayanışmanın olmadığı yerde Vahdet olmaz. Vahdet’in olmadığı yerde de küfre lokma olma zilletinden başka seçenek kalmaz.
İşte Peygamber Sevdalıları Vakfı, Peygamber efendimizin en büyük sünnetlerinden olan Vahdet’in, İslam ümmeti içerisinde sağlanması için her yıl nisan ayında büyük etkinlikler organize etmektedir. Sadece yurt içindeki insanlarımız değil, yurt dışında da âlim, STK ve vakıf temsilcileri kişiler de bu organizasyonlara davet edilmekte ve ümmetin içerisinde vahdetin oluşması için önemli adımlar atılmaktadır.
Ümmetin kurtuluşu için Vahdet’ten başka çıkar yolumuzun olmadığını görüyoruz. Peygamber efendimizin Medine’de oluşturduğu Asr-ı Saadet, Müslümanların vahdeti üzerine bina edilmişti. Şimdi de etnik milliyetçilik ve ulusal çıkarlar değil, İslam kardeşliği esaslı bir Vahdet anlayışı ile yeniden tıpkı Asr-ı Saadet’te olduğu gibi ayağa kalkabiliriz. Allah(cc) ve Resulü(sav)’nün de müminlerden istediği budur. Müminlerden kabul edecekleri yegâne yol ve yöntem de ancak Vahdet’tir.
Peygamber Sevdalıları Vakfı’nın ortaya koymuş olduğu ‘Peygamber efendimizi anlama ve sünnetini yaşama’ heyecan ve hayalinin bütün Müslümanlar arasında bir kardeşlik köprüsü görevi görmesi en büyük duamızdır. Bu duanın somut bir Vahdet anlayışına dönüşmesi noktasında çaba sarf eden, engellere rağmen hedefe varmak için mücadeleden vazgeçmeyen, gece gündüz çalışarak bu etkinlikleri yaygınlaştıran ve ‘ümit olma noktasında bir ışık yakan’ tüm güzel insanlara selam olsun.