Özlenen Bayram…

Abone Ol

Gönül heybemizi açtık yine bir bayram sabahına... Kapı eşiklerinde bekleyen ayakkabılar, mutfaktan sızan o bildik telaşlı koku ve gökyüzünde parlayan o kadim sevinç. Ama durup bir sormak gerekmiyor mu kendimize; sahiden bayram mı içimizdeki, yoksa sadece takvimdeki bir işaret mi?

Gazze’de ki yetim çocukları, bir lokma ekmeğe muhtaç mazlumları, bağrı yanık anaları unutmamaktır.

En çok da kendi içimizde unuttuğumuz o çocuksu merhameti hatırlama vaktidir Bayram...

Rahmetli büyüklerimizin dediği gibi; "Gönül ne kahve ister ne kahvehane, gönül ahbap ister kahve bahane." İşte bayram da tam bu "bahane"lerin en güzeli, en latifidir.

Heybemizde Ne Biriktirdik?

· Bir elin ve yüreğin sıcaklığını hissetmektir.

· Gözün göze değip, dilin "eyvallah" demesidir.

· Kırgınlıkları, egonun o devasa duvarlarının arkasına gömüp "merhaba" diyebilme cesaretidir.

"bayram" olur.

Özlenen O "Eski"ler

Demem o ki; bayram, sadece gidenin ardından bakmak değil, gelenin gönlüne yer açmaktır. Gönül kapılarınızı sonuna kadar açın ki; içeriye rahmet girsin, sevgi girsin, huzur girsin.

Bayramınız mübarek, gönlünüz hep bayram yeri olsun.