Ortak Kader Doktrini

Abone Ol

İslam Ümmeti bünyesindeki bütün halkların ve devletlerin kaderi ortaktır.

Hatta biri birine rakip olan devletlerin de kaderi büyük ölçüde biri birine bağlıdır. Bu itibarla; herhangi bir ülke için şer olan, diğer ülke veya halklar için hayır olamaz. Kendi aralarındaki idari, siyasi, sosyal ve ekonomik hamleler hariç; dışarıdan ve icbari olarak zorlandıkları her pozisyon herkes için yıkım ve sorundur.

Dışarıdan bölgemize yapılan her müdahale, beraberinde, kapanması mümkün olmayan yaralar açmıştır. Her ne kadar bölgedeki ülkelerin sınırları yapay şekilde emperyalistler tarafından çizilmişse de bu sınırların değişmesi veya kalkması veya yapay devletlerin tağyir, tebdil ve ilgası ancak Müslüman halkların rızası ile olmalıdır.

Yine bölge devletleri kendi içlerindeki dahili sorunları veya komşu ülkeler ile olan sorunları, adalet temelinde ve diyalog ile çözmelidir. Öyle ki; dışardan yapılabilecek bütün müdahalelerin kapıları ve bahaneleri kapatılsın. Müstekbirlerin hasmane tutumları karşısında da ortak bir strateji ortaya konulmalıdır. Bu ortak strateji, emperyalistleri caydıracak keyfiyete sahip olmalıdır. Aksi takdirde, her gün, bir İslam devleti veya halkı, emperyalistlerin işret sonrasındaki meze olur.

Siyonistlerin yoğun lobi faaliyetlerinin de etkisi ile Amerika, Ortadoğu olarak adlandırdıkları İslam coğrafyasına büyük bir askerî yığınak yaptılar ve askeri harekâtın an meselesi olduğu ifade edilmektedir. Bu askeri yığınağın, Irak'a yönelik Körfez Savaşı'ndan sonra, Amerika'nın bölgeye yaptığı en büyük askeri sevkiyat olduğu konuşulmaktadır. Yine bir ramazanda Müslüman kanı dökmeye ant içmiş İslam düşmanları, İslam ümmetinin evlatlarını katletmek için hazır beklemektedir.

Amerika, bir yandan baskı unsuru olarak bu askeri unsurları konuşlandırırken, öte yandan olası bir savaşta büyük bir yıkım için devasa bir yığınak yapmış bulunmaktadır.

Gazze meselesinde birlik olamayan İslam Ümmeti'nin hali, siyonistleri çok cesaretlendirdi. Siyonistler de Gazze ile yetinmeyip birçok İslam ülkesini rahatlıkla bombaladı. İran da bombalanan ülkeler arasında idi. Ama İran'ın vermiş olduğu çetin karşılık siyonistlere geri adım attırdı. Siyonistler yeni bir saldırı için tekrar hazırlık yapmaktadır.

Olası İran saldırısını, terör devleti işgalci israil, Amerika'nın himayesinde gerçekleştirebilir.

Müslümanların ve özgür dünyanın bu saldırıya kayıtsız kalması, Müslümanların ve insanlığın kaybı anlamına gelecektir. Olası yıkıcı bir savaş, tüm bölge ülkelerini, özellikle de Türkiye'yi etkileyecektir. Siyonist ve emperyalistlerin burada herhangi bir şekilde kazançlı çıkması, İslam ümmeti ve halkları için büyük bir felaketin başlangıcı olur. İslam ümmetinin en güçlü aktörlerinden birisinin dize getirilmesi, diğer ülkeler için de büyük bir tehlike demektir.

Bu saldırı, aynı zamanda Filistin ve Gazze konusunu da derinden etkileyecektir.

Bu itibarla; yeryüzü şeytanlarını olası bir saldırganlıktan caydırmak için tüm bölge devletleri harekete geçmelidir. Diğer İslam ülkeleri de aynı tavrı ortaya koymalı ve küresel çelişkilerden de istifade ederek küresel aktörlerin desteği aranmalıdır.

Her Müslüman ülke endişe ile beklemek yerine, "ortak kader" gerçeğinden hareketle, ortak bir savunma doktrin ve stratejisi oluşturmalı ve tek kutuplu dünya düzeninin hegemonik yapısının bozulması için strateji üretmelidir.