Güncel

Devlet hayalinden belediye encümenliğine: Öcalan çizgisinin çöküşü

Kırk yıl boyunca “devlet” vaadiyle silahı meşrulaştırmaya çalışan PKK çizgisi, İmralı’dan sızan son notlarda Suriye için "belediyecilik" formülüne indi; dağdan başlayan yolculuk encümen siyasetiyle noktalandı.

Abone Ol

40 yıl boyunca “devlet” vaadiyle Kürt gençlerini dağa süren PKK çizgisi, İmralı’dan sızan son notlarda Suriye için "belediyecilik" formülüne indi.

PKK’nın kuruluşundan bu yana Kürt halkına sunduğu temel vaatler; kimlik ve nihayetinde devletleşme hedefi oldu. On binlerce insanın hayatını kaybettiği, özellikle Kürt gençlerinin silahlı çatışmaların merkezine sürüklendiği yaklaşık 40 yıllık sürecin ardından, İmralı’dan yansıyan son notlarla PKK’nın Kürt halkına oynadığı oyunu ortaya koydu.

PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın, 24 Kasım’da Komisyon’la yaptığı görüşmeye ait İmralı notlarında, Suriye için önerdiği modelin “yerel demokrasi”, “komün” ve demokratik belediyecilik çerçevesiyle olduğu görülüyor.

İmralı notlarında yer alan ifadelerde Öcalan, Suriye için savunduğu modeli şu sözlerle tanımlıyor:

“Türkiye için istediğimi Suriye için de istiyorum. Bu da yerel demokrasi ve komündür (demokratik belediyecilik). Bu konuyu her gün düşünüyorum.” Hatta SDG’yi ikna etmek için diyaloga geçmeyi de öneriyor.

Öcalan’ın notlarında, SDG ile diyalog kurulabileceğine dair şu ifadeler yer alıyor:

“Bu kapsamda onlarla (SDG) diyalog kurabilirim. Beni dinleyeceklerini düşünüyorum. Ancak bu anlamda tek taraflı hareket etmezler.”

İmralı notlarında Öcalan, Suriye için etnik temelli bir yapıdan özellikle uzak durulması gerektiğini savunuyor:

“Suriye için ne mezhep ne etnik temelli bir yapı gerekir. Yerel bağlamda güçlendirilmiş bir demokrasi olmalıdır.”

Aslında Öcalan bunu daha önce de defalarca söyledi ama PKK ‘önderliğin’ sözlerinin aksine Kürt gençlerini masallarla uyutmaya devam etti.

Öcalan, 31 Mayıs 1999’daki duruşmasında açıkça “devletin hizmetindeyim” dedi.

2019’da avukatları aracıyla yaptığı açıklamalarda Kürtlerin ayrı bir devlete ihtiyacı olmadığını söyleyerek Kürt sorununu çözmek için hazır olduğunu ifade etti.

Yıllarca Kürt halkına anlatılan hikaye büyüktü . Önce “Kürdistan” dendi. Sonra “özerklik” dendi.

Ardından “demokratik konfederalizm” çıktı sahneye. Bir ara “Kürt ekolojisi” denildi, dağda ağaç kurtarılacaktı. Sonra küresel modaya uyuldu, Kürt LGBT’si, Kürt feminizmi, Kürt bilmem nesi eklendi.

Ve bugün… 40 yıl, on binlerce can, dağılan ailelerden sonra gelinen yer netleşti. Kürt belediyeciliği.

ABD “SDG artık gerekli değil” deyince tablo daha da berraklaştı.

Meğer yıllarca Kürt halkına dava diye anlatılan masal, büyük önderlikleri Washington’un ihtiyaç listesine göre şekillenen bir ajandaymış.

Yaşananlar PKK çizgisinin yaklaşık kırk yıllık pratiğinin, kültürel ve toplumsal bir mühendislik projesi olduğunu ispatladı. Silah toplumu dönüştürmek için kullanılan bir baskı ve mobilizasyon aracı olarak konumlandırıldı. “Kürt kimliği” söylemiyle yola çıkılan hat ideolojik bir yeniden inşa projesine evrildi.

Örgütün söylem ve pratikleri incelendiğinde, hedefin giderek toplumsal dokunun dönüştürülmesi, geleneksel yapıların aşındırılması ve yeni bir kültürel kimliğin inşa edilmesi olduğu açıkça görülüyor. Kürt halkının tarihsel, dini ve toplumsal kodları bu süreçte korunacak değerler olarak değil, dönüştürülmesi gereken engeller olarak ele alındır. Silah ise bu dönüşümün önünü açan bir “kart” işlevi gördü; itiraz edenler bastırılarak, farklı düşünenler ajanlık iddiasıyla tasfiye edildi.

Bu bağlamda yaşanan savrulma, semboller üzerinden de okunabilir. “Kürt kimliği” adına başlatıldığı iddia edilen yolculuk, zamanla Kürt toplumunun geniş kesimleriyle bağını kopardığı; özellikle geleneksel ve muhafazakar kesimlerin değer dünyasıyla derin bir çatışmaya girdi. Toplumsal tabanla ideolojik yönelim arasındaki bu kopuş, sahada giderek artan bir yabancılaşmaya yol açtı.

Kürt halkının meşru talepleri, örgütsel ve ideolojik ajandalar için araçsallaştırıldı. Kimlik, kültür ve toplumsal hassasiyetler örgütsel projeleri meşrulaştırmak için kullanıldı. Yani kimliğimiz diye çıkılan yol, tülbentli Kürt teyzelerin eline tutuşturulan LGBT bayrağıyla son buldu.