Ölümün de hayatın da Rabbi O`dur

Abone Ol
Allah (cc) her şeye kendisinin hükmettiğini değişik vesilelerle mümin kullarına gösteriyor. Bu, zayıflayan, aşınan bazı duyguları, inançları güçlendirdiği gibi monotonlaşmış bazı inançları da daha bir üst makama taşıyor. Bazen de sekeratta olan ümmete verilen bir şok oluyor.
Bizler kadere iman eden bir milletin evlatlarıyız. Yaradılışta asıl olanın hüsn olduğunu, Allah`ın kullarına olan merhametinin bir neticesi olduğunu Seydalarımızdan talim almışız. Eğer bu olaylarda insanı üzen, onu yaralayan, inciten bir şey varsa bu her şeyde bir yan etki olduğu gibi o rahmet olan olayın bir yan etkisidir. Yani Büyük Seyda Bediüzzaman`ın veciz bir şekilde ifade ettiği gibi; 'Hulkiyette asıl olan hüsndür. Kubh ise tebeidir.'
Deprem de Allahu Teala`nın yaratıklarından bir yaratıktır. Ve o da bir rahmettir. Belki geniş kapsamlı düşünemediğimiz için sadece yan etkileri gözümüze geliyor. Acılarını, kayıplarını ancak görebiliyoruz.
Depremin müminler için bir rahmet, kafirler içinse bir azap olduğunu Allah Resulü, ta kadim zamandan beri bize ders vermiş ve biz bu dehşetengiz olayı hep bu şekilde değerlendiriyor, olaya bu gözle bakıyoruz.
Evet, gerçekten deprem gibi insanların nazarında bir felaket olan olay bile bizim için rahmettir. Rahmettir çünkü toplum içinde aşınmaya yüz tutmuş, yardımlaşma, acıları paylaşma, dayanışma duygularını yeniden diriltiyor, güçlendiriyor.
Rahmettir çünkü depremde vefat eden insanlarımızın Allah katında şehit sayıldığını Allah Resulü bize haber veriyor. Savaşın hengamesinin bütün acı ve zorluklarını tattıktan sonra ancak bu büyük mükafatı hak eden Allah (cc) yolunun şahitlerinin ulaştığı büyük makama, kazandığı büyük mükafata onlar da nail oluyor. Allah (cc)`ın seçkin kulları olan; peygamberler, sıddikler, şehitler ve salihlerle beraber haşroluyor. Cennette ise onların kaldığı konaklarda kalıyor.
Kafir için ise azaptır, çünkü eziyetine katlanmak zorunda kalıyor ama mü`minin kazandığı kazanımlardan da mahrum oluyor.
Hepimizin yüreğini titreten Van depreminde ise ayrıca Allah (cc)`ın bize olan rahmetini gördük. Zira bu deprem meydana gelen diğer depremler gibi gecenin zifiri karanlığında, herkesin uykunun en derin vaktinde olduğu bir saatte meydana gelmedi ki bu vesile ile Allahu Teala kayıplarımızın katlanmasını dilemedi. Ayrıca deprem hafta içi değil de pazar günü meydana geldi. Bunu da ciğerparelerimizin moloz yığınlarına dönüşün okul binalarının altında kalmamasına vesile yaptı Allahu Teala.
Halden anlamayan birinin, babasının açlıktan öldüğünü söyleyene; 'E babana bir pirinç pilavı yapsaydın ya' türü, evlerini niye sağlam yapmıyorlar, şeklindeki eleştirilere ise Allah (cc) akıl versin diyoruz. Hangi insan evini en güzel, en sağlam, en mükemmel ve rahat şekilde yapmak istemez. Ama fakirlik ve bilmemezlik gibi bir bela ile müptelayız.
Ama sırf daha fazla para kazansın diye evleri çürük ve bozuk yapan istifçi, gözü doymaz, insan hayatına hiç önem vermeyen insanlar ise bütün bu ölümlerden Allah (cc) katında mesul olduğundan kimsenin şüphesinin olduğunu zannetmiyorum. Evet, kaderdir ve Allah`tandır. Nitekim değişik örneklerle Allahu Teala bunu bize gösteriyor. Ölüm için bütün sebeplerin birleştiği en korunaksız bebeği hayatta tutmakla ve deprem dolayısı ile ölmemesi gereken insanları ise basit bir sebeple deprem mağduru yapmakla bunu bize gösteriyor. Ama öldürülen kişinin durumu da kaderdir fakat öldüren insanlığın en büyük cürmünü işleyen suçlu biri olarak Allah (cc) huzuruna getirilir.
Allahu Teala`dan ölülerimize rahmet, mağdurlarımıza ise teselli ve sabır vesileleri dileğiyle…