Güncel

Ölüm haberi çocuklara nasıl verilmeli? Mecazi anlatım doğru mu?

Mardin Artuklu Üniversitesi Araştırma Görevlisi Uzm. Psikolog Kasım Elalmış, ölüm ve benzeri olumsuz olayların çocuklara aktarılmasında yaşa uygun, dürüst ve doğrudan bir dil kullanılmasının önemine dikkat çekerek, yanlış yaklaşımların ilerleyen yaşlarda ciddi psikolojik sorunlara yol açabileceğini söyledi.

Abone Ol

Mardin Artuklu Üniversitesi Araştırma Görevlisi Uzm. Psikolog Kasım Elalmış, İLKHA mikrofonuna yaşanan olumsuzluklar ve özellikle ölüm gibi travmatik hadiselerde çocukların psikolojisinin nasıl korunması gerektiğine dair önemli değerlendirmelerde bulundu.

Elalmış, ölüm haberinin çocuklara aktarılmasında yaş gruplarına göre yaklaşımın belirleyici olduğunu vurguladı.

Ölüm haberinin çocuklara verilmesinde bazı temel psikolojik prosedürlerin izlenmesi gerektiğini belirten Elalmış, şu ifadeleri kullandı:

"Özellikle biz ölüm haberini çocuklara bildirmemiz gerektiğinde bazı temel prosedürleri izlememiz gerekir, bunlar psikolojik süreçlerle ilgilidir. Öncelikle, eğer vefat eden ebeveyn ya da çok yakın bir aile bireyi ise, 'Cennete gitti, melekler aldı, Allah'ın yanına gitti' gibi mecaz içeren cümlelerin söylenmesini tavsiye etmiyoruz. Nihayetinde çocuk olumsuz bir duygu yaşayacak ve bu duyguyu sebeplere taşıyabilir; örneğin gelecekte daha büyük bir yaşa geldiğinde Allah'a karşı ya da cennete karşı olumsuz duygular taşımaya başlayabilir. Bu temel durumumuzda, çocuğa en yakın ebeveyn ya da ebeveyn kaybı söz konusuysa ebeveyn dışında çocuğa en yakın olan akraba, haberi çok fazla dallandırıp budamadan doğrudan söylemelidir. 'Vefat etti, öldü' gibi kavramlar kullanılabilir; çünkü çocuğu kandırmamak bu anlamda en önemli husustur."

“2-6 yaş arasındaki çocuklar için ise direkt söylemenin gerektiğini uzmanlar ifade etmektedir”

Çocukların yaş gruplarına göre ölüm algısının farklılaştığını ifade eden Elalmış "0-2 yaş arası bebeklik döneminde yaşanan kaybı, çocuğun ölüm algısı olmadığı için ilerleyen süreçlerde söylemek daha uygundur. Çocuk, bu dönemde ölüm kavramını bilmediği için sadece eksiklik hissiyatını, özlem hissiyatını yaşar. 2-6 yaş arasındaki çocuklar için ise direkt söylemenin gerektiğini uzmanlar ifade etmektedir. Bu bağlamda, eğer birinci dereceden bir kayıp söz konusuysa, diğer ebeveyn tarafından anlaşılır kelimelerle anlatılması gerekir. Örneğin 'Babanı kaybettik, vefat etti. O artık bedensel olarak yaşamıyor, bizimle birlikte değil.' Çocuk bunu duyduğunda elbette tekrar düşünecek ve yas sürecini farklı bir biçimde yaşayacaktır." ifadelerini kaydetti.

“Haberi söyleyen ebeveynin kendisini bastırmaması gerekir”

Ölüm ve benzeri olumsuz haberlerin çocuklara mutlaka yakınları tarafından verilmesi gerektiğini vurgulayan Elalmış "Haberi söyleyen ebeveynin kendisini bastırmaması gerekir; ağlaması gerekiyorsa ağlamalı ve çocuğun ağlamasına da müsaade etmelidir. 2 ve 6 yaşındaki çocuklarda olayın şokundan dolayı durumu duymamış gibi davranıp tekrar oyununa dönme, sanki önemli bir şey olmamış gibi görünme gibi kaçınma savunma mekanizmasını kullandığını görüyoruz. Ailenin bu durumu çok ciddiye almadığı müddetçe müdahale etmemesini tavsiye ediyoruz. Çocuk tekrar oyununa dönebilir, bu aslında yasını erteler; bir hafta sonra bu acıyı daha yoğun yaşayabilir." şeklinde konuştu.

Bazı durumlarda mutlaka uzmana başvurulması gerektiğini ifade eden Elalmış "Eğer çocuk çok ağır uyku problemleri yaşıyorsa, uyuyamıyorsa veya uykusunda gördüğü rüyaların etkisiyle irkilip uyanıyorsa; okula başlamışsa okuldaki arkadaşları, hocaları veya dersleriyle ilgili büyük problemler yaşıyorsa; ya da aile tarafından saldırgan davranışlar fark ediliyorsa, bir uzmana danışmaları gerekmektedir." uyarılarında bulundu.

“Ailede çocuğa en yakın olan kişi ya da ebeveyn tarafından haberin söylenmesi daha sağlıklıdır”

Elalmış, uzmanların her zaman ulaşılabilir olmadığını dile getirerek "Hayat her koşulunda uzmanların bulunabileceği bir ortam değildir. Bundan dolayı, ailede çocuğa en yakın olan kişi ya da ebeveyn tarafından haberin söylenmesi daha sağlıklıdır. Çünkü kendisi için yakınlık hissini duyduğu kişi, çocukta oluşabilecek travmanın büyüklüğünü azaltabilir. Bir diğer önemli nokta da ne söylediğimiz değil, nasıl söylediğimizdir." dedi.

Dini referansların doğru ve yaşa uygun kullanılmasının önemine değinen Elalmış "6-7 yaş sonrası çocuklarda ise soyut düşünce geliştiği için ölüm kavramını idrak edebildiklerinden, 'Öldü' ya da 'Vefat etti' gibi kavramlar birinci derecedeki akrabaları tarafından söylenmelidir. Örneğin deprem, doğal afet veya buna benzer durumlarda çocuğa örnekleme yöntemiyle ya da başka bir sembolik anlatımla söylenilebilir. Maalesef modern psikolojinin bu tür manevi olaylar için kullanabileceği çok fazla cümlesi yok. Bundan dolayı biz din psikologları olarak, çocuğun birincil ebeveyn ya da yakın kişilerine durumu anlatırken dini referansları kullanmalarını öneriyoruz." değerlendirmelerde bulundu.

“Çocuklar da insandır ve yetişkinlerin yaşadığı bütün süreçlerden geçmek durumundadır”

Yas sürecinde çocukların ortamdan izole edilmemesi gerektiğini vurgulayan Elalmış, sözlerini şöyle tamamladı:

"Çocuk bulunduğu ortamdan yasın yapıldığı ortama getirilmeli, insanların ağlayış seslerini duymalıdır. Yas onun için normalleşmelidir. Eğer çocuğu steril bir ortama koyup bu süreçten alıkoyarsak, çocuk bunu belki hayatı boyunca mücadele edeceği bir durum olarak telakki edecek. Çocuklar da insandır ve yetişkinlerin yaşadığı bütün süreçlerden geçmek durumundadır. Onları fanus içerisinde bir oyuncak ya da robotmuş gibi yetiştirmemiz pedagojik olarak uygun değildir."