Bilim insanları, deniz tabanını ani ve şiddetli şekilde karanlığa gömen, deniz yaşamını ciddi biçimde tehdit eden yeni bir olguyu tanımladı. “Denizel karadalga” (marine darkwave) olarak adlandırılan bu olayların, kısa sürede ekosistemlerde büyük tahribata yol açabildiği belirtildi.
Uluslararası bir araştırma ekibinin Communications Earth & Environment dergisinde yayımlanan çalışmasına göre, tortu akışı, alg patlamaları ve organik maddeler su altına ulaşan güneş ışığını neredeyse tamamen engelleyebiliyor. Bu durum, özellikle fotosenteze bağımlı olan kelp ormanları, deniz çayırları ve mercan resifleri için ciddi risk oluşturuyor.
Araştırmacılar, bugüne kadar bu tür ani kararma olaylarını karşılaştırmaya imkân veren ortak bir ölçüm sisteminin bulunmadığını vurgulayarak, ilk kez küresel ölçekte kullanılabilecek bir değerlendirme çerçevesi geliştirdi. Çalışmanın yazarlarından UC Santa Barbara Deniz Bilimleri Enstitüsü’nden Bob Miller, ışığın denizel üretkenliğin temel unsuru olduğunu belirterek, ani ışık kayıplarının ekosistemleri hızla zayıflatabildiğini ifade etti.
Araştırma kapsamında ABD ve Yeni Zelanda kıyılarında onlarca yıla yayılan ölçümler ile uydu verileri analiz edildi. Veriler, bazı denizel karadalga olaylarının yalnızca birkaç gün sürerken, bazılarının iki aydan uzun devam edebildiğini ortaya koydu. En uç örneklerde, deniz tabanına ulaşan güneş ışığının neredeyse tamamen kesildiği tespit edildi.
Bilim insanları, bu olayların çoğunun şiddetli fırtınalar ve büyük hava sistemleriyle bağlantılı olduğuna dikkat çekti. Kısa süreli olmalarına rağmen denizel karadalgaların, balıklar ve deniz memelilerinin davranışlarını etkileyebildiği, uzun sürmesi halinde ise ekosistemler üzerinde kalıcı hasarlara yol açabildiği vurgulandı.
Araştırmacılar, geliştirilen yeni çerçevenin denizel sıcak hava dalgaları, okyanus asitlenmesi ve oksijen azalması gibi diğer çevresel stres göstergeleriyle birlikte kullanılmasının, deniz ekosistemlerinin karşı karşıya olduğu riskleri daha erken tespit etmeye yardımcı olacağını belirtti.