Türkiye, Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde okulda yaşanan ve 16 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan silahlı saldırının şokunu yaşarken, bir acı haber de, Kahramanmaraş'taki Ayser Çalık Ortaokulu'ndan geldi. Okulun 8. sınıf öğrencilerinden olan İsa Aras Mersinli (16), 1. Sınıf Emniyet Amiri ve Polis Başmüfettişi olan babası Uğur Mersinli'ye ait 5 silah ve 7 şarjörle, iki sınıfa baskın düzenledi. Saldırıda, 1'i öğretmen ve 8'i öğrenci olmak üzere 9 kişi hayatını kaybederken 20 kişi de yaralandı.

Yapılan ilk incelemelerde İsa Aras Mersinli'nin WhatsApp profilinde, 2014 yılında ABD'de saldırı gerçekleştiren Elliot Rodger'e atıfta bulunan bir görsel kullandığı tespit edildiği belirtildi.

Okul saldırıları dünyada da yaygın sorunlardan. Özellikle ABD’de sık yaşanan bu tür olaylar, sadece güvenlik tedbirleriyle değil; psikoloji, eğitim politikası ve toplum yapısıyla birlikte ele alınması gereken çok katmanlı bir sorun olarak öne çıkıyor.

Uzmanlara göre bu saldırılar “anlık patlamalar” değil; çoğu zaman haftalar, hatta aylar öncesinden sinyal veren süreçlerin sonucu. Bu nedenle dünya genelinde alınan önlemler artık yalnızca “saldırı anına müdahale” değil, saldırıyı doğmadan engelleme üzerine kuruluyor.

Uluslararası veriler, okul saldırılarının en çok silaha erişimin kolay olduğu ülkelerde yaşandığını ortaya koyuyor. Silah edinmenin zor olduğu Avrupa ve Asya ülkelerinde bu tür saldırılar oldukça nadir.

Bu nedenle birçok ülke, doğrudan okul güvenliğinden önce şu soruya odaklanıyor: “Öğrenci silaha nasıl ulaşıyor?”

Bunun için de bazı yerlerde yasal uygulanan önleyici tedbirler var. Bunlardan bazıları;

Evde silahların kilitli tutulmasını zorunlu hale getiren yasalar
Ailelere hukuki sorumluluk yüklenmesi
Riskli bireylerin silahlarına geçici el konulması
Ruhsatsız silah denetimlerinin artırılması

Uzmanlara göre, saldırıların büyük kısmında kullanılan silahlar öğrencilerin kendi silahı değil; aileye ait silahlar. Maraş'taki saldırıda da şahıs babasının silahlarıyla bir katliam gerçekleştirdi.

OKULU KALEYE ÇEVİRME MODELİ

Özellikle ABD’de yaygın olan yaklaşım, okulları fiziksel olarak daha korunaklı hale getirmek.

Bu kapsamda bazı eyaletlerde okul girişlerinde metal dedektörler, tek giriş–çıkış sistemi, güvenlik görevlisi veya polis bulundurma, kamera sistemleri ve anlık izleme, ziyaretçi kontrol protokolleri uygulanıyor.

“Lockdown” tatbikatları (aktif saldırgan eğitimi) gerçekleştiriliyor ve tehdit değerlendirme ekipleri öğrenci takibi yapıyor.

Ancak bu model tartışmalı çünkü okul ortamını “güvenli alan” yerine “yüksek güvenlikli tesis”e dönüştürüyor.
Saldırgan öğrencinin zaten içeriden olması nedeniyle tek başına yeterli olmuyor.

EN KRİTİK NOKTA: ERKEN UYARI VE TEHDİT ANALİZİ

Son yıllarda öne çıkan en etkili yöntem, saldırganı önceden tespit etmeye yönelik sistemler.

Araştırmalar şunu gösteriyor; Okul saldırganlarının büyük çoğunluğu saldırıdan önce çevresine sinyal veriyor.

Bu sinyaller sosyal medyada tehdit içerikleri, şiddet takıntısı, okula veya belirli kişilere yönelik nefret söylemi, aşırı içe kapanma ve izolasyon ve daha önce disiplin sorunları olarak değerlendiriliyor.

Bu nedenle birçok ülkede okullarda “tehdit değerlendirme ekipleri” kuruluyor.

Bu ekipler öğretmen, psikolog, okul yönetimi ve gerekirse emniyet birimleri ile birlikte çalışıyor ve riskli öğrencileri erken aşamada tespit ediyor.

Uzmanlara göre saldırıların önemli bir kısmının arkasında zorbalık, dışlanmışlık, aile içi sorunlar ve psikolojik rahatsızlıklar yer alıyor.

Bu nedenle önleyici politikalar sadece güvenlik değil, aynı zamanda sosyal müdahaleleri içeriyor:

Okullarda psikolojik danışman sayısının artırılması
Akran zorbalığına karşı sıfır tolerans politikası
Riskli öğrenciler için bireysel takip programları
Aile ile sürekli iletişim

Yeni dönemde saldırı planlarının önemli kısmı dijital ortamda iz bırakıyor.

Bu nedenle sosyal medya taramaları, şüpheli içerik analizleri ve anonim ihbar sistemleri önem kazandı.

İngiltere: Silahı sistem dışına it, riski ortadan kaldır

İngiltere’nin yaklaşımı tamamen farklı bir zemine oturuyor. Burada odak noktası okul güvenliğini artırmak değil, saldırının gerçekleşmesini imkansız hale getirmek.

Bireysel silah edinimi son derece sıkı kurallara bağlı olduğu için öğrencilerin silaha ulaşması neredeyse mümkün değil. Bu nedenle okullarda ağır güvenlik önlemlerine ihtiyaç duyulmuyor. Güvenlik daha çok kamera sistemleri ve ziyaretçi kontrolüyle sınırlı tutulurken, psikolojik destek ve zorbalık karşıtı programlar ön plana çıkıyor.

Japonya: Disiplin ve kontrol

Japonya’da ise hem silah erişiminin neredeyse tamamen kapalı olması hem de toplumsal disiplinin yüksekliği belirleyici rol oynuyor.

Okullarda öğrencilerin davranışları yakından takip edilirken, aile ile okul arasındaki iletişim güçlü tutuluyor. Psikolojik sorunlar erken aşamada tespit edilerek müdahale ediliyor. Bu sistem sayesinde saldırı potansiyeli doğmadan bastırılıyor.

Bu nedenle Japonya, okul saldırılarının neredeyse hiç görülmediği ülkelerden biri olarak öne çıkıyor.

Fransa ve Almanya: Hibrit model ve erken tespit

Avrupa’nın büyük ülkeleri olan Fransa ve Almanya, daha dengeli bir model uyguluyor. Bu ülkelerde silah erişimi ABD’ye kıyasla oldukça sınırlı olsa da tamamen kapalı değil.

Bu nedenle okullarda hem fiziksel güvenlik önlemleri hem de psikolojik takip mekanizmaları birlikte yürütülüyor. Fransa’da özellikle güvenlik kontrolleri ve polis devriyeleri dikkat çekerken, Almanya’da daha çok psikolojik analiz ve riskli öğrencilerin takibi ön planda.

Avustralya: Radikal silah reformu

Avustralya, geçmişte yaşanan büyük bir saldırının ardından silah yasalarını kökten değiştiren ülkelerden biri.

Sivil silahlanma ciddi şekilde sınırlandırıldı ve geniş çaplı silah toplama programları uygulandı. Bu adımların ardından okul saldırıları neredeyse tamamen ortadan kalktı.

Kanada: Kontrollü serbestlik ve dengeli güvenlik

Kanada, ABD’ye coğrafi ve kültürel olarak yakın olmasına rağmen daha kontrollü bir sistem uyguluyor.

Silah edinimi belirli kurallara bağlı ve denetim altında. Okullarda ise hem güvenlik önlemleri hem de psikolojik destek programları birlikte yürütülüyor. Bu sayede saldırı vakaları tamamen ortadan kalkmasa da oldukça düşük seviyede tutuluyor.

Muhabir: Mehmet Yaman