Nekbe’den Aksa Tufanı’na Hüzün…

Abone Ol

Siyonist işgalciler, sistematik vahşetlerini Filistin’in tamamında uygulamaya devam ediyorlar. 1948’den beri devam eden bu Yahudi vahşeti; 7 Ekim’den sonra soykırıma dönüştü. Bu vahşet bir gün, bir ay, bir yıl değil neredeyse yüz yıldır, kesintisiz bir şekilde siyonist Yahudiler tarafından en vahşi bir şekilde sürdürülmektedir.

1948’de İşgal edilmiş Filistin topraklarının % 10’unda terör faaliyetlerine başlayan Yahudiler, bugün işgal edilmiş Filistin topraklarının % 95’inden fazlasını gasp etmiş durumdadırlar. Bu topraklarda yaşayan Müslümanları sistematik bir katliama tabi tutan, ABD ve Avrupa’nın desteğiyle bunu sürdüren işgal çetesi, şimdiye kadar yüz binlerce Filistinli Müslümanı katletti. Milyonlarca Filistinli Müslümanı yerinden etti. Neredeyse yerinden, yurdundan edilmeyen ve mülteci durumuna düşmeyen tek bir Filistinli kalmadı.

Mescid-i Aksa’ya baskın düzenlemeyi sistematik bir saldırı olarak devam ettiren sözde siyonist bakan, Mescid-i Aksa camisi avlusunda, siyonist paçavrasını açarak şöyle bağırıyor: “Herkesi susturduk, artık bu tepeye tapınak yapma zamanı geldi” diyebilmektedir. Bu aşağılık maymun, bütün Müslümanların gözünün içine bakarak ‘herkesi susturduk’ diyebilmekte, necis varlığıyla ilk kıblemize baskın düzenlemekte ve bütün Müslümanlara hakaret edebilmektedir.

1917’de barbar İngilizlerin Kudüs ve çevresini işgal ederek siyonist Yahudilere alan açmaya başlamasıyla, Filistinli Müslümanlara yönelik katliam başlamış; Yahudi terör örgütleri Haganah, İrgun, Stern İngilizlerin himayesi ve korumasıyla bu vahşeti devir almıştır. Daha sonra ABD’nin daha büyük ve kesintisiz yardımlarıyla, günümüze kadar Filistin’de Müslüman katliamı çok vahşi bir şekilde sürdürülmüştür.

7 Ekim Aksa Tufanı harekâtı; işte yüzyıldan fazladır, işlenen bu vahşetlere, katliamlara, sürgünlere ve talanlara karşı bu mazlumların adeta bir çığlığı oldu. Ama ne hazindir ki, batı küfür cephesi katil siyonistlere yüz yıldan fazladır kesintisiz ve sınırsız bir şekilde yardımlarını aksatmadan sürdürürken ve Müslümanların katliamında siyonistlerden daha fazla bir acımasızlık sergilerken; İslam ümmetinin adeta ölü taklidi yaparak, bu katliamlara ve vahşetlere seyirci kalması utanç vericidir.

Hele bazı sözde İslam ülkelerinin siyonistlerle işbirliği yapacak kadar alçalması ve zillet içerisinde siyonist katillerin yanında yer alması gösteriyor ki, siyonist sözde bakan “herkesi susturduk” diyebilmektedir. Ve pervasız bir şekilde, Mescid-i Aksa’ya baskın düzenleyerek “buraya tapınak yapma zamanı gelmiştir” diyebilmektedir. Ve ‘susturulanların’ tamamı, Mescid-i Aksa’yı ilk kıble olarak kabul eden aciz Müslümanlardan oluşmaktadır.

Siyonist katillerin, ABD ve Avrupa’nın desteğiyle işledikleri zulümleri, katliamları, yerinden etmeleri ve şimdi de bütün bir Filistin’i harabe haline getirmeleri o kadar normalleştirildi ki, artık Müslüman çocukların açlıktan ölmesi bile biz Müslümanları harekete geçirmiyor. SUMUD filoları bir umut olarak yola çıkıyor, ama daha bin kilometre uzaklıkta işgalci katiller tarafından engelleniyor, yok ediliyor, bir Müslüman ülke onurlu bir şekilde çıkıp da bu vahşete dur diyemiyor.

Filistinli Müslümanlar için Nekbe (Büyük felaket) şimdiye kadar hiç durmadı. Aksa Tufanı’ndan sonra ise açık bir soykırıma dönüştü. Hepimiz büyük bir utanç ile bu soykırımı izliyoruz. Büyük bir zillet içerisinde siyonist işgal çetesiyle normalleşmeye çalıyor, zulme ortak olma vebaline giriyoruz. Ümmetin az sayıda onurlu evlatları hariç, bu zulüm ve soykırımın suç ortakları olarak Kahhar olan Allah’a hesap vereceklerdir.