Dünya gündemi haydut devlet ABD ve saplantılı başkanı Donald Trump sayesinde diken üstünde ve devamlı ateş hattında gergin bir süreci yaşıyor.
7 Ekim’den beri Gazze’de devam eden soykırım, açlık politikası, yıkıcı abluka sonucu yaşanan soğuktan ölümler sözde ateşkese rağmen devam ediyor. Buna rağmen 16 Ocak’ta Trump, Gazze barış anlaşmasının ikinci aşamasına geçildiğini açıkladı ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da yer aldığı Gazze Barış Kurulu’nu duyurdu. İnsanın, ‘ilk aşamada ne fayda oldu da ikinci aşamada ne olacak?’ diyesi geliyor.
Gazze sorunu ve Ukrayna savaşı bilinçli olarak uzatılırken, 3 Ocak’ta Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi büyük şeytan Amerika tarafından kaçırıldı. Bu olay sonrası siyon-emperyal düzenin baş aktörü ABD ve soykırımcı terör rejimi, İran’ı hedefe koydular. Bir taraftan iç karışıkları kışkırttılar, bir taraftan da İran’ı ağır bir saldırı ile tehdit ettiler. Sonra ne olduysa oldu ve bu planlarını ertelediler.
Sıcak gündem köyün delisi Trump’ın her gün farklı bir ülkeyi tehdit etmesi ile dünyada kaygı zirve yaptı. Tam bu sırada sırtını ABD ve siyonist terör rejimine dayayan Suriye PKK’sı YPG/SDG, “10 Mart Mutabakatı”nı imzalamalarına ve Türkiye’deki yeni sürece rağmen Halep’te Suriye ordusuna saldırılara başladı. Sürece dahil olmakta ayak direterek, ne sözde liderleri Abdullah Öcalan’ı dinlediler ne de imzaladıkları mutabakatın gereğini yerine getirdiler.
Şara yönetimi, YPG’yi önce Halep’in Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahallelerinden sonra da hafta sonu 48 saat içinde Suriye’nin batısından çıkardı. Demek ki neymiş; başkasının hele de emperyal-siyonistlerin silah ve vaatlerine güvenmeyeceksin.
Daha önce defalarca yazdık, söyledik; ABD ve terör rejimi başta olmak üzere emperyal güçlere güvenilerek bir şey yapılamaz. Projelerine faydalı olduğun sürece seni alıp kullanırlar, işleri bitince de ortada bırakırlar. Bunu daha kaç defa denemeyi düşünüyorsunuz acaba? İşte ABD de İTÖ (israil terör örgütü) de yine yeniden sizi yalnız bıraktı.
Başlatılan sürece rağmen PKK/HDP tarafında İlk günden beri hep aynı düşmanca tavır ve “kirli dil” anlayışı devam etti. Anlaşılan o tabanda Öcalan’ın ve İmralı heyetinin açıklamaları yerine, “Kandil Savaş Baronları”nın açıklamaları geçer akçe ediyor. Taban Abdullah Öcalan’ın yaptığı silah bırakma çağrısında Suriye kolunun olmadığına inandırılmış. Anlaşılan gerek Kandil Savaş Baronları olsun gerekse de şiddet sarmalından dolayı örgütün nüfuzunu kullanarak bir “paye” ve menfaat elde eden ve halka tepeden bakan konum sahibi kişiler bu sözde kazanımlarını bırakmak istemiyorlar. Bu yüzden yeni süreci savsaklamak ve baltalamak için ellerinden geleni yapıyorlar.
Bazen bir vesile ile o tabandan görüştüğümüz kişiler veya halktan biri, gazeteci olduğumuz için yeni süreci sorduklarında; önceki sürecin Suriye’de tıkandığını, şimdi de Suriye sorunun çözülmesi gerektiğini söylediğimde itiraz ederek, dediklerinde, ben de diye izahatta bulunmuştum. Şimdi gelinen noktada TSK olmadığı halde Arap aşiretler SDG oluşumundan ayrıldılar.
Yıllardır Kürtlere zulmeden, kan ve ölümden başka bir şey vermeyen bu zihniyet, büyük resmi ve büyük projeyi görmeden Suriye’de ABD ve İsrail Terör Örgütü’nün planına hizmet edip Kürt ve Arap gençlerini heba etmekten ders almıyor bir türlü.
Şunu da anlamıyorlar: Büyük şeytan haydut devlet Amerika’dan hiç kimseye dost olmaz. ABD’nin tek derdi kendi emperyal menfaatleri ve siyonist işgal rejiminin güvenliğidir. Size dost görünmesi onların emperyal projelerine hizmet ettiğiniz sürecedir. Daha önce defalarca sizi sattılar, yine satacaklar. Afganistan’dan çıktıklarında işbirlikçilerini nasıl da yem ettiler. Bundan da mı ders almadınız? Hâlâ Kürtlere hayal satmaya devam ediyorsunuz. Düşün artık Kürtlerin yakasından...