Ankara Filistin Dayanışma Platformu (ANFİDAP) öncülüğünde bir araya gelen çok sayıda sivil toplum kuruluşu, NATO'nun Ankara'da düzenleyeceği toplantı öncesinde basın açıklaması düzenleyerek ittifakın politikalarına tepki gösterdi. Açıklamada NATO, "küresel işgal sisteminin bekçisi" olarak nitelendirilirken, ittifakın güvenlik anlayışının dünya barışına değil savaşların derinleşmesine hizmet ettiği belirtildi.
Açıklamada, Türkiye'nin son yıllarda savunma sanayisinde attığı yerli adımlar ile bağımsız dış politika anlayışının NATO'nun stratejik yaklaşımıyla örtüşmediği ifade edildi. NATO'nun, Türkiye'nin kendi güvenlik politikalarını bağımsız şekilde belirlemesine, askeri üslerini egemenlik anlayışı doğrultusunda denetlemesine ve çıkarlarını esas almasına sıcak bakmadığı belirtildi.
Terörle mücadele konusunda da NATO ülkelerinin çifte standart uyguladığı belirtilen açıklamada, Türkiye'nin ittifak yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen sınır güvenliği ve terörle mücadele söz konusu olduğunda aynı dayanışmayı göremediği ifade edildi. Irak, Suriye ve Doğu Akdeniz'deki gelişmelere değinilen açıklamada, bazı NATO üyesi ülkelerin Türkiye'nin tehdit olarak gördüğü yapılara siyasi, askeri ve diplomatik destek verdiği belirtildi.
Soykırımcı israil NATO üyesi olmamasına rağmen ittifakla geliştirdiği askeri ve diplomatik ilişkiler nedeniyle Batı güvenlik mimarisinin ayrıcalıklı aktörlerinden biri haline geldiği belirtildi. NATO'nun, israilin Gazze'deki operasyonları karşısında sessiz kaldığı ve bu ülkeye desteğini sürdürdüğü belirtilerek, ittifakın insan hakları ve uluslararası hukuk söylemleriyle çeliştiği ifade edildi.
Gazze'de yaşananların insanlık tarihinin en büyük vicdani sınavlarından biri olduğu belirtilen açıklamada, çocukların, kadınların, yaşlıların, hastanelerin, okulların ve ibadethanelerin hedef alındığı öne, NATO'nun bu süreçte ortaya koyduğu tutumun "ahlaki iflasın göstergesi" olduğu ifade edildi.
Açıklamada ayrıca NATO zirvelerinin yalnızca güvenlik toplantıları olmadığı, aynı zamanda silah sanayisinin, savaş ekonomisinin ve militarizmin büyütüldüğü platformlar olduğu dadile getirildi. Savunma harcamalarının artırılmasının halkların refahı yerine silah şirketlerinin çıkarlarına hizmet ettiği belirtilirken, eğitim, sağlık ve sosyal politikalardan kesilen kaynakların savunma sektörüne aktarıldığı ifade edildi.
Açıklamanın sonunda ise adalet ve bağımsızlık temelinde şekillenen yeni bir uluslararası düzen çağrısı yapılarak, "Adil, bağımsız ve insan onurunu esas alan yeni bir dünya mümkündür. Biz bu dünyanın tarafındayız." ifadelerine yer verildi.