NATO Toplantısı ve Asrın Cenaze Merasimi Üzerine

Abone Ol

Gazze’nin katilleri, Gazze ve mukaddes Filistin topraklarında yüz binlerce masum kadın, erkek ve çocuğun katliamdan geçirilmelerinin en büyük müsebbipleri, Siyonist rejimin en büyük destekçileri ülkemizde, başkentimizde bir araya gelip daha başka şeytani projeleri için toplantı yapacaklar.

Komşumuz, Müslüman kardeşimiz, yarısına yakını ırkdaşımız olan İran İslam Cumhuriyetine haksız bir saldırı dayatıp vahşice rehberini, en üst düzey liderlerini, komutanlarını, erkek, kadın ve çocuklarını katleden, şehirlerini füze yağmuruna tutup alt yapısını harap eden haydut Amerika’nın cani lideri ellini kolunu sallayarak ülkemize gelecek ve görkemli bir törenle karşılanacak. Hem de komşumuz ve kardeşimiz İran halkının en acılı en matemli günlerinde… Milyonlar halinde, gözyaşları içinde rehberlerini uğurlarlarken…

Lübnan’da dindaşlarımıza, kardeşlerimize kan kusturan Siyonist vahşilerin en büyük destekçileri, hamileri başkentimizde görkemli törenlerle karşılanacak…

Bütün bunlar ne için? Ne uğruna?

Allah için bu ülke NATO’dan kötülükten başka ne gördü? NATO bu ülkeye darbelerden, sömürüden, talandan, zilletten başka ne getirdi? NATO, Amerika’nın çıkarları için, Avrupa’nın çıkarları için, sömürgeci emelleri için bu ülkenin evlatlarını Kore’de paralı asker olarak kullanıp binlerce evladımızı kirli bir savaşa kurban vermekten başka; Afganistan’da, Irak’ta ve daha birçok yerde ordumuzu çıkarları ve kirli, sömürgeci emelleri için kullanmanın dışında bize ne verdi?

15 Temmuz hain darbe girişiminin arkasında, merkezinde NATO yok muydu? Bu ülkenin seçilmiş hükümetini yıkmak için, bu ülkeyi bir muz cumhuriyetine dönüştürmek için İncirlik Fesat Üssünden hain darbeyi yöneten Amerika ve NATO değil miydi?

Türkiye’nin dışında NATO üyesi olan bir tek Müslüman ülke var mı? NATO’nun bir Hıristiyan kulübü olduğunu, Batının ve Amerika’nın çıkarlarına hizmet eden şeytani bir askeri oluşum olduğunu, büyük ve güçlü, bağımsız Türkiye’nin önündeki en büyük engel olduğunu ne zaman anlayacak ve bu şeytani oluşumdan bağımsızlığımızı ilan edeceğiz?

Bu şeytani oluşumun sebep olduğu katliamlar, acılar daha tazeliğini korurken, din kardeşlerimiz, komşularımız hala acılar içinde kıvranıp kanlı gözyaşları döküp matemlere bürünürken bari bu katiller sürüsünü ülkemizde toplatmasaydık. Ne acı bir durum! Bizim için, ülkemiz için ne büyük bir zillet!

Hâlbuki bu şeytani oluşumlardan kurtulmak, izzet ve onurla ayağa kalkmak için bu gün en uygun zaman… Önce Gazze’nin, sonra İran İslam Cumhuriyeti’nin ve diğer direniş güçlerinin destansı direniş ve cihadı sonrası dünya mazlumları yüzlerini İslam’a, İslam dünyasına, İslam ümmetine çevirmiş durumda… Amerika’nın, Siyonist soykırımcıların yenilmezlik efsanesi yerle bir oldu. Amerika korkusu, israil korkusu yerlerde sürünüyor. Bunun en büyük delillerinden biri de İmam Hamaney’in tarihi cenaze merasimi…

Amerika’nın, Siyonist rejimin tüm tehditlerine, bombalarız söylemlerine, gitmeyin çağrılarına rağmen İran’ın ve dünyanın dört bir tarafından milyonlarca insan Tahran’a akın etti. Ve belki de tarihin en büyük cenaze merasimi gerçekleşiyor. Milyonlarca insan hep bir ağızdan Amerika’ya ölüm, israile ölüm diye haykırıyor! Hemen hemen tüm İslam ülkelerinden, Afrika ve Asya ülkelerinden, Latin Amerika ülkelerinden binlerce lider, siyasetçi, kanaat önderi, STK temsilcileri, aydın, yazar ve her kesimden insan Amerika’nın, israilin tehditlerine aldırmadan bu tarihi cenazeye katıldı. Bu sadece bir cenaze merasimi olarak kalmadı, ezilmiş, mazlum halkların dünyanın zalim, emperyalist güçlerine karşı bir meydan okumasına, bir gövde gösterisine dönüştü. Ve bu meydan okuma büyüyerek devam ediyor. Mahşeri kalabalıklar Amerika’dan, Siyonist Haçlılardan korkmadıklarını, onlarla hesaplaşmaya hazır olduklarını haykırıp barbar Batı çağının çatırdadığını müjdeliyor.

Böyle bir ortamda İslam dünyasının, mazlum halkların hamisi olması gereken, direniş bayrağını yükseltip Osmanlının mirasını onurluca sahiplenmesi gereken bu büyük ülkeye bu katilleri bağrına basması yakışıyor mu? Bu zillete bir son vermenin ve dünya mazlumlarının büyük Türkiye umut ile beklentilerini hayata geçirmenin zamanı gelmedi mi?