Namus ve iffet bazen dinden önce gelir

Abone Ol

Tarihin bütün dönemlerinde Müslüman toplumların namus ve iffet hassasiyetleri bütün canlılığıyla sürmüştür, hatta dinlerinin zayıfladığı dönemlerde dahi.

Müslüman bir erkek zinakâr bir kadınla evlenmemiştir. Hatta tövbe etmiş olsa bile böyle bir kadınla Müslüman bir erkeğin evlendiği kolay kolay görülmemiştir. Çünkü namus ve iffet lekelendiği zaman toplum gözünde artık eski haline dönmesi imkânsızdır.

Bunun aksine, Müslüman insanımız, daha önceleri kafir iken, müşrik iken veya bugünkü sapık ideolojilerden birisinin mensubu iken Müslüman olmuş bir bayanla evlenmekte hiçbir sakınca görmez ve görmemiştir.

Fakat Müslüman bir erkek Hristiyan bir kadınla evlenebilir, Yahudi bir kadınla evlenebilir, yeter ki bu kadınlar namuslu ve iffetli olsun, nikah dışı dost edinmemiş, metres hayatı yaşamamış olsun. (Bkz. 5/ 5)

Maalesef Müslüman bir kadının zinakâr bir erkeğe aynı tavrı gösterdiği söylenemez, fakat bu İslam’dan kaynaklanan bir tolerans olmayıp ataerkil yapılardan miras kalan bir sapıklıktır. İslam’ın bu konudaki tavrı çok nettir. "Kötü kadınlar kötü erkekler içindir, kötü erkekler kötü kadınlar içindir. İyi kadınlar iyi erkekler içindir, iyi erkekler iyi kadınlar içindir..." (Nûr: 26)

Kısacası bir Müslüman için dinde ruhsat vardır ama iffet ve namusta ruhsat yoktur. Bir Müslüman, dinini yaşarken Ruhsat ve Azimet diye iki çizgi arasındadır. Azimet, dini hayata geçirmede en ideal çizgiyken, Ruhsat bir Müslümana tanınan en son tolerans çizgisidir. Şeriatın geçerli saydığı zaruretlerden dolayı Müslüman bazen bu çizgiye kadar gerileyebilir.

Fakat namus ve iffetin ruhsat çizgisi yoktur. Yine bilindiği üzere, ikrah-ı mülci, yani bir insanın hayatının veya uzuvlarından birisinin yok olma tehlikesi karşısında kalbi iman ile dolu olmak şartıyla diliyle küfür telaffuz edebilir. Fakat böyle bir durumda iffetinden ve namusundan taviz veremez.

Şeytan ve onun dostlarının hedefi, insanımızın iffetidir, namusudur. Bugün yeryüzünün büyük bir bölümünde hükümranlığını sürdüren iblis ve onun dostlarının en temel ilkesinin, fuhşiyatı emrediyor olmaları hepimizce malumdur.
İblis ve dostları, Müslümanın iffetinden, namusundan ve hayâsından rahatsızlık duyduğu gibi daha hiçbir şeyden rahatsızlık duymaz.

Müslümanların bu konudaki duyarlılıkları yeterli midir? Namus ve iffet mevzilerinde direnmeyip o mevzii terk edenler başka hangi mevzilerde tutunabilecekler söyler misin? Namusları adına, iffetleri adına duyarlılıkları tükenen bir toplumun kendisi de bitmiştir, tükenmiştir ve Allah Teala ile olan, vahiy ile olan bütün ilişkileri kesilmiştir.

Cumanız mübarek olsun!