MUZ CUMHURİYETİ

Abone Ol

İçerideki ihanetten dolayı Venezuela devlet başkanı Maduro’yu alıkoyup aşağılamak için şehirde gezdirdiklerinde kibri tavan yapmıştı.

Bir taraftan Grönland’ı alacağını söylüyor, Kanada’yı tehdit ediyor, Panama ve Kolombiya’ya parmak sallıyordu.

“Dünyanın en güçlü ordusuna sahibiz” diyordu. “Kimsenin bilmediği silahlara sahibiz” diyordu.

Amerika’dan ve başkanından söz ediyoruz.

İran’a yönelik saldırıların ilk anında da yine kibirle konuşmuş, birkaç günde “işi bitireceğini” iddia etmişti.

Küçük çocukların olduğu okulu bombalamak, silahsız gemiyi batırmak, sivil alanları vurmak gibi ahlaki değerlerden yoksun bir savaşı başlattığını biliyordu ve kısa sürede İran’ın diz çökeceğini, “rejimin değişeceğini” öngörüyordu.

“Benim tasvip etmediğim birini getirirseniz onu da vururum” diyordu.

Savaşta 2 hafta geçti; ama hiçbir şey bitmedi, rejim değişmedi.

Aksine İran daha sert vurmaya başladı.

Amerikan üslerinin bulunduğu yerler “en güvensiz” yerler olarak kodlandı.

Dünyaya petrol arzı azaldı ve ekonomik kriz başladı. Hürmüz Boğazından sadece İran’ın izin verdiği gemiler geçebildi. Amerika’nın çok övündüğü uçak gemileri yedikleri darbelerden dolayı bölgeden ayrılmak zorunda kaldı.

Trump ilk birkaç gün içinde İran donanmasının büyük bir kısmını yok ettiklerini iddia etmişti; ama yine de Hürmüz Boğazından gemilerin geçişini sağlayamadı.

“Dünyanın en büyük gücü” dünyadan yardım istemeye başladı.

“Kuduz köpek” israilin peşine takılmış; ama içine girdiği savaştan nasıl çıkacağını bilmeyen süper güç!

Fransa talebi reddetti, İngiltere “değerlendiriyoruz” dedi, Almanya kabul etmedi, Çin sessiz kaldı, Japonya sessiz kaldı, Norveç reddetti.

Yüzde 90’ını imha ettiğini iddia ettiği İran donanmasına karşı aciz kalan ve dünyadan yardım isteyen Amerika…

Tunuslu siyasetçi Rafik Abdesselam olayın röntgenini çekti:

“Amerikalılar, yüzde 90'ını ortadan kaldırdıklarını iddia ettikleri İran deniz kuvvetlerinin geri kalanına karşı koymak için geniş çaplı bir uluslararası askeri seferberlik istediklerini söylediler. Amerika Birleşik Devletleri, İran'ın kalan %10'luk güçleriyle yüzleşmek için tüm dünyayı etrafına toplamayı hedefleyen bir muz cumhuriyetine mi dönüştü?”

Sürekli küçük gördüğü ve “güvenliğinizi sağladığımız için bedelini ödemeniz gerekir” dediği Avrupa’dan, artık miadını doldurmuş dediği NATO’dan tardım istedi Trump ve olumsuz cevap alınca tehditlere başladı:

“Eğer Avrupa ve diğer müttefiklerimiz Hürmüz Boğazı'nı açmak için bize destek vermezse NATO'yu çok kötü bir gelecek bekliyor.”

Kendi başlattığı; ama istediğinde içinden çıkamadığı savaşa başkalarını dahil ederek daha fazla rezil olmaktan kurtulmak istiyor.

Körfez’in durumu ve israil kentlerine düşen füzeler göz önünde bulundurulduğunda birçok ülke bu savaşa dahil olmak istemeyecektir. İran füzelerinin tahmin edilenden çok daha etkili ve uzun menzilli olduğu ortaya çıkmışken ve İran tarafının ateşkese yanaşmadığı açıkça ortada iken Epstein çetesinin Amerika’yı içine çektiği savaşa kim müdahil olmak isteyebilir ki? Herhalde yine ipleri MOSSAD’ın elinde olan bazı ülke yöneticileri ülkelerini bu maceraya sürüklemek isteyecektir; ama bu onların da siyasi gelecekleri açısından tam bir yıkım olacaktır.

Herhalde bu savaş en fazla Amerika’nın hedefindeki ülkeleri rahatlatmıştır. Çünkü herkes aslında gerçek bir direniş ve karşı koyma olduğunda Amerika’nın hiç de öyle sanıldığı kadar güçlü olmadığını anlamıştır.

Körfez ülkeleri de Amerika’ya güvenmenin sonucunu gördüler ve Amerikan üslerinin bulunduğu ülkelere sadece bela getirdiğini fark ettiler.

Rabbim bu mübarek ramazan ayını Amerika’nın ve israilin çöküşünün başlangıcı yapsın ve zalimlerin zelil olmasıyla mazlumların yüzünü güldürsün.